1. Ceza Dairesi 2018/5521 E. , 2019/631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli yağma
HÜKÜM : a)TCK.nin 82/1-h, 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezası,
b)TCK.nin 149/1-a-d, 53. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezası.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..."in maktul ..."a karşı nitelikli kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç nitelikleri tayin edilmiş, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, bozma üzerine kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin eksik incelemeye, bozma kararının tam olarak yerine getirilmediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, re"sen de temyize tabi olan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi, Sn. ... ve Sn. ..."nın, suç vasfının TCK"nin 81, 29 ve 142/2-a maddeleri olması gerektiğine yönelik karşı oyu ve oyçokluğu ile ONANMASINA, sanık ... hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 11/02/2019 gününde kısmen oy çokluğu, kısmen oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık ... hakkında, üveybabaannesini nitelikli kasten öldürme, nitelikli yağma suçlarından verilen 5237 sayılı Yasanın 82/1-h maddesi uyarınca ağırlaşmış müebbet hapis ve TCK 149/1-a-d maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmasına ilişen sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz.
ŞÖYLE Kİ;
Maktulün otopsi raporuna göre künt kafa travmasına bağlı kafa ve yüz kemiği kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve komplikasyonları sonucu öldüğü anlaşılmaktadır.
Olay anında, sanık ... maktul dışında olay yerinde görgü tanığı bulunmadığından, sanığın savunması ile maddi deliller birlikte irdelenmek suretiyle neticeye ulaşmak gerekmektedir.
Sanık ise ilk aşamalarda suçu inkara yönelik savunmalarda bulunmakla birlikte, bozma sonraki aşamada ayrıntılı olarak verdiği savunmasından aynen alıntı ile, “...olay günü dedemin evine gittim, arabamı jandarmanın yanında Tedaş hizasında birkaç dakika bekleme yaptım, beklememin nedeni sigaramın tamamını içip öyle eve girmekti, eve girdiğimde maktüle ... ile karşı karşıya geldik, bana neden geldiğimi sordu, ona dedemden para istemeye geldiğimi söyledim, oda bana şuan tam hatırlayamadığım (ağza alınmayacak küfürler etti). Dayınla sen bizi bitirdiniz dedi ve mutfağa gitti, bende arkasından gittim. Beni görmediği biranda saçlarından tutup mutfaktaki lavabo mermerine defalarca kafasını vurmak suretiyle yaraladım. Maktule yere düştü ve kendini kaybetti, paraya ihtiyacım olduğu için kulağındaki küpeleri ve kolundaki bilezik ile parmağındaki yüzüğü de alıp, kuyumcuya sattım. “ demek suretiyle olayı ayrıntısı ile anlatmıştır.
Bunun dışında sanığın olay yerine gaspa yönelik olarak geldiğine ilişkin maddi bir delil yada bulgu bulunmamaktadır. Amacının dedesinden para istemek olduğunu,onu beklediği sırada maktülun kendisine karşı söylediği sözler yüzünden ona vurmaya başladığını, ölmesi sonrasında da olay yerinden ayrılmadan, paraya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle maktulün üzerindeki ziynet eşyalarını aldığını beyan etmektedir.
Hal böyle olunca, sanığın başlangıçtaki kastının yağma olduğuna ilişkin kesin bir saptama yapmak mümkün olmadığı gibi, bu kast ile maktulü öldürdüğünü de kesin olarak belirlemek mümkün olamamaktadır. Sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçe gösterilerek olaydaki kastı belirlenemez.
Bu durumda, dosyaya yansıyan tek delil, sanığın ikrara yönelik savunması olup, Ceza Hukukunun evrensel “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği TCK 81 ve 142/2-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gereklidir.
Bu nedenler ile sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.