Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/16146
Karar No: 2020/6402
Karar Tarihi: 20.10.2020

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/16146 Esas 2020/6402 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Aslıye Hukuk Mahkemesi'nde açılan bir davadan bahsedilmekte ve dava, mirasçılık belgesinin iptali isteğiyle açılmıştır. Davacı, murisin annesinin ikinci evlilik yapıp soyadını değiştirdiği iddiasıyla, belgenin iptalini talep etmiştir. Davalılar ise davacının sahte nüfus kayıtları ile veraset ilamı aldığını iddia etmişlerdir.
Mahkeme öncelikle davacının duruşmaya katılmaması sebebiyle davanın HMK'nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Ancak, davacı tekrar dava açmak istemiş ve yenileme talebinde bulunmuştur. Bu talep, yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Kararda, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak yapılan tebligatın mahkeme kararında hatalı sonuca sebep olduğu belirtilmiştir. Mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin davada, hak sahibi olarak gösterilen kişilerin yanı sıra, davalılardan ölmüş olanların mirasçıları da dahil edilmelidir. Tarafların varsa diğer delilleri de saptandıktan sonra, bir karar verilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi, tarafların duruşmaya katılmaması durumunda davanın açılmamış sayılması konusunu düzenlemektedir
14. Hukuk Dairesi         2016/16146 E.  ,  2020/6402 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16/09/2014 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali istenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 19/11/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

    _ K A R A R _

    Dava, mirasçılık belgesinin iptali isteğine ilişkindir.
    Davacı, murisi ... oğlu ..."un 09.09.1943 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, murise ait Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/279 Esas 1998/489 Karar sayılı mirasçılık belgesinde murisin annesi ... ...’un ikinci evlilik yaparak “...” soyadını aldığının kabulüyle ... ... isimli kişinin mirasçılarının da ...’un mirasçısı olarak tespit edildiğini, murisin annesi ... ... ikinci evlilik yapmadığından ve bu nedenle de ... soyadını kullanmadığından, nüfusa sehven işlenmiş bulunan ... ..."un ikinci evlilik kaydının iptali talebiyle Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/941 Esas sayılı davayı açtığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını belirterek Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/279 Esas, 1998/489 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davacının sahte nüfus kayıtları ile İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/380 Esas 1996/278 Karar sayılı dosyası ile veraset ilamı aldığını, söz konusu ilam ile ... oğlu ... oğlu ..."dan olma ..., ... ... (...) ve ... oğlu ... ..."un mirasçılarının ... ..., ... ... ve ... olduğunun belirtildiğini, bu nedenle ... ..., ... ve ... ... (...)"in mirasçılarının ve miras hisse paylarının tespiti ve veraset ilamlarının alınması için Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/278, 279 ve 280 Esas sayılı dosyaları ile veraset ilamları talep edildiğini, davacı tarafından alınmış bulunan sahte nüfus kayıtlarına dayalı verasetin iptaline ilişkin Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin 1998/488 Esas sayılı dosyası ile açmış oldukları davanın 14.03.2001 tarihinde 2001/97 sayılı Karar ile sonuca bağlandığını, bu karar ile İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş olan veraset ilamı iptal olunarak Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/278- 279- 280 Esas sayılı dosyalarında verilmiş bulunan veraset ilamlarının yeni veraset belgeleri olarak kabul olunmuş ve bu kararın davalılara tebliğ edilerek 19.06.2001 tarihinde kesinleştiğini, veraset ilamının iptalinin iptalinin mümkün olmadığını, kötü niyetli ve sahte evrak tanzimi ile veraset ilamı alarak murisin gayrimenkullerini satmış olan davacının iş bu tapuların iptali hususunda Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/315 Esas sayılı dosyasının karara bağlanmasını geciktirmek için iş bu davayı açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, HMK"nin 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
    Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasanın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK"nin 27. maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesinde "Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması"" düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK"nın 150/1 maddesinde, ""Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir"" denilmiş, devamında da "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine,yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez" hükmüne yer verilmiştir.
    7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesine, 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile eklenen 2. fıkraya göre; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Yine Tebligat Kanunu"nun aynı Kanun ile değişik 35/2. maddesine göre; adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde bu maddeye göre tebligat yapılır.
    Somut olayda; mahkemece 17.09.2014 tarihinde düzenlenen tensip zaptında herhangi bir duruşma günü belirlenmeden resen 14.10.2014 günü duruşma günü olarak tayin edilmiş ve davacıya duruşma günü tebliğe çıkartılmıştır. Ancak, davacı adına çıkartılan duruşma gününü bildiren tebligat, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. 14.10.2014 tarihli birinci duruşmaya davacı katılmamış, davalılar ise davanın takibi konusunda avukatlarıyla görüştükten sonra beyanda bulunacaklarını bildirmişlerdir. Mahkemece de, iki numaralı ara karar ile davalılara beyanda bulunmaları için bir sonraki celseye kadar süre verilmiştir. 23.06.2015 tarihli ikinci duruşmaya davacı katılmıştır. Davalılar vekili davacı tarafından bir önceki celse dosya takip edilmediğinden dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece ara karar ile; “Davacı asilin 14.04.2015 tarihli duruşma gününden haberdar olduğu halde çağrılmakla gelmediği mazeret bildirmediği kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği gibi davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceğini bildirdiğinden iş bu davanın HMK"nun 150/1 maddesi gereğince yasal süresi içerisinde yenileninceye kadar 14.04.2015 tarihi itibariyle dosyanın işlemden kaldırılmasına” karar verilmiştir. Davacı tarafından 22.07.2015 tarihli yenileme dilekçesi verilmiş, bunun üzerine mahkemece belirlenen 19.11.2015 tarihli üçüncü duruşmada dosyanın 14.04.2015 tarihi itibariyle işlemden kaldırıldığı ve yenileme talebinin 22.07.2015 tarihinde mahkemeye sunulduğu anlaşıldığından, yenileme talebi 3 aylık yasal süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle HMK"nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    Davacıya, 14.10.2014 tarihli birinci duruşma gününü bildiren tebligat, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi sebebiyle sonraki bir tarihte dosyanın HMK’nın 150/1. maddesi gereğince yasal süresi içerisinde yenileninceye kadar 14.04.2015 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
    Kabule göre de, mirasçılık belgesinin iptali halinde, hukuksal durumlarının etkilenmesi söz konusu olabileceğinden iptali istenilen mirasçılık belgesinde hak sahibi olarak gösterilen kişilerle, davadan önce ölmüş ise bunların tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi, yine davalılardan herhangi birinin yargılamadan sonra ölmesi halinde de davanın mirasçılarına yönlendirilerek mirasçılar aleyhine sürdürülmesi, hükmün de mirasçı oldukları gösterilerek mirasçılar hakkında verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Yargılama aşamasında vefat eden davalı ...’un da mirasçıları davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa başkaca da delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    Mahkemece, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi