19. Hukuk Dairesi 2018/3207 E. , 2019/5565 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı banka vekili ve asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacı banka ile davalı ... arasında 21.04.2000 ve 31.07.2000 tarihli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğini, davalı ..."in de 31.07.2000 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıların kredilerin ana borcunu ödemelerine rağmen dönem sonunda tahakkuk eden faizini ödemediklerini, davacı banka tarafından alacağını tahsili için başlatılan icra takibinin ise davalıların haksız itirazları ile durduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ..., dava devam ederken müddeabihi ... Yönetim A.Ş."ne temlik etmiştir.
Davalı ... vekili, davalının davacıdan kredi kullanmadığını, davacı bankanın olay tarihindeki müdürü olan dava dışı ..."ın davalı ile kişisel ilişkisinden faydalanarak davalı adına devir yetkili bir kredi sözleşmesi düzenlediğini, daha sonra bu kredi hesabını çalıştırarak kendi hesabına kullandığını, davalının tüm bu işlemlerden haberinin olmadığını, ... "ın görünüşte repo, yenileme vb. amaçla kullanılmak üzere davalıya boş dekont imzalattığını ve daha sonra bu dekontları kullanarak hesabın davalı tarafından işletildiği izlenimi verdiğini, ..."ın Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2001/210 esas sayılı dosyasında yargılandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..."in davaya cevap vermemiştir.
Birleşen dosya davacısı ... vekili, ... T.A.Ş. ... Şubesi müşterisi olduğunu, davalı ..."ın da bu bankanın müdürü olduğunu, davacı ile banka arasında imzalanan 31.07.2000 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanarak davacının rızası ve izni olmaksızın davalı ..."nin kredi çektiği ve kullandığını, vadesi dolan kredi miktarlarını yatırdığını, ancak vadeli mevduat hesabındaki 51.455 TL"yi vadesi dolan kredi borcunu yatırmak için kullandığını, bir kısım dekontların boş olarak hile ile davacıya imzalatıldığını, soruşturmanın başlatılması üzerine davalı ..."nin 51.455 TL"nin 35.000 TL"sini havale ile ödediğini, geriye kalan 16.455 TL"sini bu güne kadar ödemediğini ileri sürerek mevduat hesabından kalan ve ödenmeyen 16.455 TL"nin 04/05/2001 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava yönünden davalı banka vekili davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dava davalısı ... , davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2006/417 esas ve 2006/502 karar sayılı dosyasında ..."ın üzerine atılı Bankacılık Kanunu"na muhalefet suçunu işlediğinden ve suçun basit zimmet niteliğinde olduğundan bahisle hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dosyadan banka müdürü olan ..."ın ..."ın bilgi ve talimatı olmaksızın ... adına kredi kullandığı, kredinin ana parasının 51.455-TL"lik kısmını ..."ın vadeli hesabından ödediği, daha sonra ..."a 35.000-TL havale yaptığı, bakiye 16.455 TL"yi ise ödemediğinin anlaşıldığı, ..."ın kullandığı kredilerden dolayı asıl davanın davalıları ... ve ..."in sorumlu olmadıkları gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 16.455 TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, asıl ve birleşen davaya ilişkin hüküm, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı ... T.A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Hüküm Dairemizin 2014/15957 esas ve 2015/5340 karar ve 13/04/2015 tarihli ilamında;
“Dosya içeriğine göre davalı ..."ın dava konusu kredi sözleşmesinde imzasının bulunduğu ve sözleşmeye istinaden yine imzası ... tarafından inkar edilmeyen 6 adet dekontun bulunduğu sabittir. Mahkemece bu veriler nazara alınarak davacı banka alacağının hesaplanması gerekirken, dava konusu maddi vakıaya değinmeyen Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2006/417 esas 2006/502 karar sayılı kararı gerekçe yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Asıl dava davacısı ... T.A.Ş. bozmadan sonra temlik ettiği müddeabihi ... Yönetim A.Ş"den tekrar geri temlik almıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, birleşen dava yönünden karar kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile; Denizli 5. İcra Müdürlüğü"nün 2001/7447 esas sayılı dosyasına konu itirazların kısmen iptali ile, takibin borçlu ... yönünden 3.432,27 TL asıl alacak, 1.368,62 TL gecikme ve işlemiş faiz, 68,43 TL BSMV olmak üzere toplam 4.869,32 TL alacak üzerinden, Borçlu ... yönünden, 3.432,27 TL asıl alacak, 1.506,86 TL işlemiş ve gecikme faizi, 75,34 TL BSMV olmak üzere toplam 5.014,47 TL alacak üzerinden ve asıl alacak kalemlerine takip tarihinden itibaren %195 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla takibin devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak kalemi olan 3.432,27 TL"nin %40"ı olan 1.372,90 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı bankaya ödenmesine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş hüküm, davacı banka vekili ve asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ... vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen ilk kararda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı ... T.A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir. Dairemizce bozma ilamında asıl ve birleşen davalar ayrımı yapılmaksızın mahkeme hükmü bozulmuştur. Bu nedenle mahkemece birleşen dava yönünden verilen kararın kesinleşmiş olduğu için onun hakkında yeniden hüküm kurulmasına gerek görülmediği gerekçesiyle yanılgılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bozma ilamında açıkça verilen hükmün onanmasına karar verilmediği sürece hüküm kesinleşmiş sayılmaz ve yeniden her bir dava için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece bu nedenlerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden temlik alan ve asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ..."a iadesine, 16/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.