Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/3333
Karar No: 2020/6438
Karar Tarihi: 20.10.2020

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2020/3333 Esas 2020/6438 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2020/3333 E.  ,  2020/6438 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14/11/2012 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 25/04/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi"nce istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın ve temyiz talebinin reddine dair ek kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

    KARAR

    Davacılar vekili, dava konusu ... İli, ... Köyü 22, 23,24 ve 80 parsel sayılı taşınmazların, ... Tapulama Mahkemesinin 01.09.1989 tarih, 1989/2 E-37 K. sayılı kararı ile davacılar ve davalılar adına tescil edildiğini, bahse konu kararın gerekçesinde hisselerin ... Noterliğinin 13.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi dikkate alınarak düzenlendiğinin belirtilmesine rağmen, hükümde satış vaadinde bulunan davalılara da hisse verilmiş olduğunu, kararın tapuda infaz edilmesi nedeniyle tavzih talebinde bulunulamadığını belirterek, satış vaadi sözleşmesine rağmen davalılar murisi adına tescil edilen hisselerin müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalılar vekili, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlarda davalıların hisselerinin olmadığının belirtildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, ... Tapulama Mahkemesinin 01.09.1989 tarih, 1989/2 E-37 K sayılı ilamının taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği, satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının olmadığı ve dava konusu taşınmazlarda davalıların hisselerinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.10.2019 tarih, 2019/954 E-1074 K sayılı ilamıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-i maddesi uyarınca aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmış olması nedeni ile verilen ret kararının netice olarak dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi uyarınca kesin olarak karar verilmiştir.
    Davacılar vekilinin temyiz talebi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi"nin 15.01.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 366. maddesinin yollaması ile, aynı Kanunun 346. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
    Davacılar vekili, temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararı temyiz etmiştir.
    1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesinde;
    “(1)Öninceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
    a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:” hükmüne yer verilmiştir.
    Somut olayda; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.10.2019 tarihli kararıyla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin verilen kararlar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesinde sayılan kesin olarak verilebilecek kararlar arasında yer almadığından, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15.01.2020 tarihli ek kararı kaldırılarak hükmün esastan incelenmesine geçilmiştir.
    2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
    Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
    Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm Hukuk Muhakemeleri Kanununun 303. maddesinde düzenlenmiştir.
    Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
    1)Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
    2) Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
    3) Davanın taraflarının aynı olması, gereklidir.
    Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;
    Dava konusu 22, 23, 24 ve 80 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin 1953 yılında davacılar murisi ... adına yapıldığı, davalılar murisi ... ve arkadaşlarının kadastro tespitine itiraz etmesi üzerine, kadastro müdürlüğünce kadastro tutanaklarının ... Tapulama Mahkemesine gönderildiği, 22 parsel sayılı taşınmaza yönelik yapılan itirazın ... Tapulama Mahkemesinin 1953/1559 Esas sayılı dosyasına, 23 parsel sayılı taşınmaza yönelik yapılan itirazın ... Kadastro Mahkemesinin 1953/1560 Esas sayılı dosyasına, 80 parsel sayılı taşınmaza yapılan itirazın ise ... Tapulama Mahkemesinin 1953/1476 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, daha sonra 1959 yılında ... Kadastro Mahkemesinin 1953/1559 ve 1953/1560 Esas sayılı dosyalarında görülmekte olan davaların ... Tapulama Mahkemesinin 1953/1476 Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verildiği, 14.02.1977 tarihinde ise birleştirilen bu davaların tefrik edilerek, 22 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ... Tapulama Mahkemesinin 1977/51 Esas sayılı dosyasına, 23 parsel sayılı taşınmaz yönelik davanın ... Tapulama Mahkemesinin 1977/52 Esas sayılı dosyasına, 80 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise ... Tapulama Mahkemesinin 1977/54 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bu dosyalarda verilen 14.02.1977 tarihli kararların Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.04.2978 tarih, 1978/4240 E-4848 K, 1978/4238 E-4857 K ve 1978/4236 E-4850 K sayılı ilamları ile bozulduğu ve bozmadan sonra davaların ... Tapulama Mahkemesinin 1978/61, 1978/62 ve 1978/63 Esas sayılı dosyalarına kaydedildiği, 1979 yılında 1978/61 ve 1978/62 Esas sayılı dosyalarda görülen davaların, 80 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın görülmekte olduğu 1978/63 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve 21.03.1982 tarihinde 21, 22, 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davaların tekrar bu dosyadan tefrikine karar verildiği görülmüştür.
    Tefrik kararından sonra, 22 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ... Tapulama Mahkemesinin 1982/20 Esas sayılı dosyasına kaydedilerek yapılan yargılaması sonucunda; 05.06.1985 tarih, 1982/20 E-1985/29 K sayılı karar ile dava konusu taşınmazın 24300/453600 hissesinin ..., 24300/453600 hissesinin ... ve 45360/453600 hissesinin ise davalıların murisi olduğu belirtilen ... kızı ...’nın oğlu ... adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 05.06.1987 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından bu aşamaya kadar ... Noterliği 13.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine dayalı talepte bulunulmadığı, bu nedenle de mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
    23 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ... Tapulama Mahkemesinin 1982/21 Esas sayılı dosyasına kaydedilerek yapılan yargılaması sonucunda; 05.06.1985 tarih, 1982/20 E-1985/28 K sayılı karar ile dava konusu taşınmazın 24300/453600 hissesinin ..., 24300/453600 hissesinin ... ve 45360/453600 hissesinin ise davalıların murisi olduğu belirtilen ... kızı ...’nın oğlu ... adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 08.06.1987 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından bu aşamaya kadar ... Noterliği 13.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine dayalı talepte bulunulmadığı, bu nedenle de mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
    80 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise; ... Tapulama Mahkemesi, 05.06.1985 tarih, 1978/63 E-1985/26 K sayılı karar verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, 17.02.1987 tarih, 1986/6169 E-1987/1669 K sayılı ilamı ile ilamda yazılı gerekçeyle hükmün kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verildiği, 10.11.1988 tarih, 1988/7164 E-1988/10718 K sayılı ilamı ile de karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, bozulmasına karar verilen kısım yönünden davanın ... Kadastro Mahkemesinin 1989/2 Esasına kaydedildiği, davacıların 01.06.1989 tarihli dilekçeleri ile ... Noterliği 13.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazda 1/2 hisse satın aldıklarını ve 27.01.1981 tarih, 181 yevmiye numaralı tapu kaydı ile de ferağını almış olduklarını beyan ederek, babalarından kalan hisseye ilaveten bu hissenin de adlarını tescilini istedikleri, mahkemece verilen 01.09.1989 tarih, 1989/2 E-1989/37 K sayılı ilamın gerekçesinde davacıların bu istemlerinin değerlendirildiği ve bu doğrultuda hüküm kurulduğu, kararın temyiz edilmeden 22.01.1990 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde ise, taşınmazda davalıların murisi olduğu belirtilen ... kızı ...’nın oğlu ...’in hissesinin olmadığı tespit edilmiştir.
    24 parsel sayılı taşınmazın tesciline esas mahkeme dosyası, dava dosyası içinde olmadığından incelenememiş, ancak dosyada yer alan tapu kaydında davalıların murisi olduğu belirtilen ...’in hissesinin olduğu görülmüştür.
    Bu durumda, 80 parsel sayılı taşınmazın tesciline esas ... Tapulama Mahkemesi’nin 1989/2 E-37 K sayılı ilamında, ... Noterliği 3.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi değerlendirilerek hüküm kurulduğundan, bu taşınmaz yönünden önceki hükmün, eldeki dava için kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, 24 parsel sayılı taşınmazın tesciline esas mahkeme kararı getirtilerek incelenmediği; 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazların tesciline esas mahkeme kararlarında ise, bu davanın konusunu teşkil eden ... Noterliği, 13.03.1972 tarih, 2244 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin değerlendirilmediği halde önceki davaların, eldeki dava için satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan haklar nedeniyle kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı tespite dayanmaktadır.
    Öte yandan kayıt maliki ...’in davalılar murisi olup olmadığı yeterince araştırılmadan ve davacıların dava konusu taşınmazlarda paydaş olduğu gözetilmeden, bilirkişi raporuna göre davalıların dava konusu taşınmazlarda hissesinin olmadığı ve satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı olmadığı yönündeki mahkemenin gerekçesi de dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
    O halde mahkemece, dava konusu 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar yönünden işin esasına girilerek, dava konusu 24 parsel sayılı taşınmazın ise tesciline dayanak mahkeme dosyası getirtilip incelenerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15.01.2020 tarihli temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının KALDIRILMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 20.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi