14. Hukuk Dairesi 2020/35 E. , 2020/6439 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki temliken tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 14.02.2019 gün ve 2018/5478 Esas- 2019/1283 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı temliken tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Köyü 120 ada 2 parsel sayılı taşınmazı davalıdan 2000 yılında harici olarak satın aldığını, davalıya elden 1.800,00TL ödediğini, güven ilişkisinden dolayı belge almadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerine 2002 yılında bina inşaa ettiğini, 2002 yılından itibaren 12 yıldır davacının bu binada oturduğunu, davalının muhtarın eşi olduğunu, davacının yasal ikametgahının bu taşınmaz olduğunu, bu durumun bütün köy ve muhtarlık tarafından bilindiğini belirterek, Türk Medeni Kanunun 724. maddesi uyarınca taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacıya satılmadığını, zilyetliğin devredilmediğini ve davacı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, taşınmazın 2010 yılından sonra dava dışı ...’na devri hususunda anlaşıldığını ve zilyetliğin bu kişiye devredildiğini, taşınmaz üzerindeki binaların zilyetliğin ...’na devrinden sonra inşaa edildiğini, binaların davacı tarafından inşaa edilip edilmediği hususunda müvekkilinin bilgisinin olmadığını, satış bedelinin ... tarafından ödenmesi veya onun beyanı ve talebi doğrultusunda satış bedelinin her iki tarafça ödenmesi halinde, müvekkilinin taşınmazı devredeceğini beyan etmiş, aksi halde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.02.2019 tarih, 2018/5478 Esas ve 2019/2283 Karar sayılı ilamıyla, “Davacının kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapmasını haklı kılacak neden ispatlanamamıştır. Davacının iddiaları herhangi bir belgeye dayanmamakta ve soyut kalmaktadır. Temliken tescil talebinin kabul koşulları oluşmamış olmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerekmesine karşın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına karşı, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 14.02.2019 tarih, 2018/5478 Esas ve 2019/2283 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği gibi, malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı şartların varlığına bağlıdır;
a) Birinci şart, malzeme sahibinin iyi niyetli olmasıdır.
b) İkinci şart, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır.
c) Üçüncü şart, yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olaya gelince; dosya içeriğinden, davacının davalının maliki olduğu 120 ada 2 parsel sayılı taşınmaza 2002 yılında kendi malzemesi ile bina inşa etmesine ve bu binada oturmasına dava tarihine kadar davalının itiraz etmediği, davalının taşınmazın bedelinin ödenmesi halinde taşınmazı devredeceğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar iyi niyetli olduğunun ve ileride taşınmazda malik olacağı inancıyla hareket ettiğinin kabulü gerekir.
Diğer taraftan, mahkemece yapılan keşif sonunda bilirkişilerden alınan raporlara göre 578,96 m² miktarlı 120 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (arzın) değerinin 40.527,20TL, üzerindeki davacıya ait 104 m² alana sahip yapının değerinin ise 60.000,00TL olduğu belirlenmiştir. Davacı, 13.05.2015 tarihli makbuzla arzın değeri olan 40.527,20TL’yi mahkeme veznesine depo etmiştir. O halde, somut uyuşmazlıkta davanın kabulü için aranan sübjektif ve objektif şartlar gerçekleşmiştir.
Yukarıda değinilen üç şartın yanı sıra davacıya ait yapının bulunduğu arazi parçasının davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsadığı belirlendiğine ve tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından, mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümünün ifrazı konusunda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemece davacının tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, hükümde taşınmaz bilgileri belirtilmeksizin dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmek suretiyle, infazda tereddüde yol açacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken; temliken tescil talebinin kabul koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yönündeki önceki bozma kararının maddi hataya dayandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 14.02.2019 tarihli ve 2018/5478 Esas 2019/1283 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıdaki gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının yatırana iadesine, 20.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İlk derece mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.02.2019 tarihli kararı ile yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymadığından reddine karar verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.