21. Hukuk Dairesi 2016/9962 E. , 2018/684 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01.01.2013 tarihinde hak kazandığı yaşlılık aylığının yeniden tespiti ile fark aylık alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacıya 01.01.2013 tarihinden itibaren tahsis edilen yaşlılık aylığının yeniden tespiti ile fark aylık alacağının her ay için yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile “1- davacının 01.01.2013 tarihindeki yaşlılık aylığının 1.941,40 TL Aylık, 77,66 TL. Ek ödeme olmak üzere 2019,06 TL. olduğunun, 2-Davacıya 01.01.2013 tarihinden itibaren ödenen ek ödeme dahil 2019,06 TL. arasındaki fark 1116,32 TL. aylığın, aylık başlangıç tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen dönemdeki aylık artış oranları ile artırılarak her ay için yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının yurt dışında 28.08.1979-22.08.1991 ve 22.06.1992-31.12.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarını borçlanmak için 20.09.2012 tarihinde davalı Kuruma müracaat ettiği, borçlanma talep dilekçesinde sadece borçlanmak istediği gün sayısını "9000 gün" olarak belirttiği, davalı Kurumun 01.01.1987-30.12.2011 tarihleri için seçilen günlük 31,35 Liradan olacak şekilde borç tahakkuk müzekkeresi düzenlediği, davacının borçlanma bedelini 03.12.2012 tarihinde ödediği ve aynı gün yaşlılık aylığı talep ettiği, davalı Kurum tarafından son basamak 8.basamak olarak kabul edilerek 01.01.2013 tarihinden itibaren Bağ-Kur kapsamında yaşlılık aylığı tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacının yurt dışı borçlanmasının hangi tarihlere mal edilmesi gerektiği hususu üzerinde durulması gerekmektedir.
Bu bakımdan davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun"un 5.maddesine 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun"un 79.maddesi ile eklenen (yürürlük tarihi 08.05.2008) 1.fıkraya göre; "Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır."
Buna göre davalı Kurum tarafından yurt dışı borçlanmasının mal edileceği tarihlerin yukarıda sözü edilen yasal mevzuata uygun olarak değerlendirildiği; borçlanılacak gün sayısının yurt dışındaki çalışmanın sona erdiği tarihten geriye doğru gidilmek sureti ile belirlendiği, davalı Kurum işleminin bu bakımdan yerinde olduğu açıktır.
Somut olayda uyuşmazlığın bir diğer tarafını da yaşlılık aylığının hangi basamak üzerinden tahsis edilmesi gerektiği oluşturmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın 50.maddesine göre; “Bu Kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların hesabında, yirmidört basamaklı gelir tablosu uygulanır...”.
1479 sayılı Yasa’nın 51.maddesinde ise; “Sigortalı bu Kanuna göre sigortalılığın başladığı tarihte 50.maddede belirtilen aylık gelir basamaklarının ilk oniki basamağından dilediğini seçer ve en geç üç ay içinde Kuruma vereceği giriş bildirgesi üzerinde veya dilekçesinde yazılı olarak bildirir.
Üç ay içinde basamak seçilmemesi halinde birinci basamak seçilmiş sayılır.
Ancak diğer ... kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamında girenlerin basamakları, diğer ... kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir
Bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer ... kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer ... kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basmak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.
Basamağın yanlış seçilmesi, aynı bildirgede değişik basamak seçilmiş olması, basamak seçiminin yazılı olarak bildirilmemiş olmasına karşın prim ve kesenek yatırılmış olması ve diğer hallerde hangi basamağın seçilmiş sayılacağı ve bu madde hükmü ile ilgili diğer işlemler bir yönetmelikle düzenlenir”.
1479 sayılı Yasa’nın 52.maddesinden de söz etmek gerekir. Buna göre; “Sigortalının bu Kanuna göre seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk oniki basamakta bekleme süresi bir yıl, onüçüncü basamaktan itibaren her bir basamakta bekleme süresi iki yıldır.
İlk onbir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılır. Onikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olması şarttır.
Sigortalılar Kurumca yükseltildikleri tarihten veya yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren, basamak yükseltme farkı ile yükseltildikleri basamak üzerinden primlerini öderler.”
5510 sayılı Kanunun Geçici 7. Maddesinin 4. Fıkrasında “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilen 1/10/2008 tarihinden önceki yurt dışı borçlanma sürelerine göre tespit edilen basamaklar, 2008 yılı Eylül ayında yürürlükte bulunan gelir tablosunda, 41 inci maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre belirlenen prime esas aylık kazanca yakın gelire karşılık gelen basamağı geçemez.” hükmü düzenlenmiştir.
Sigortalıların yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı sürelerin, borçlanılan dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde yurtdışı borçlanmasına esas sürenin niteliği gereği basamak yükseltmek için sigortalının yazılı talepte bulunma imkanı olmadığından bu şart aranmaksızın, bekleme süreleri gözetilerek basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.
Dolayısıyla sigortalının borçlandığı sürenin başlangıç tarihini takip eden aybaşından itibaren yukarıda sayılı yasa maddeleri uyarınca 13.basamağa kadar her yıla bir basamak, 13.basamak dahil bu basamaktan sonra her iki yıla bir basamak olacak şekilde intibak ettirilmesi gerekir.
Ancak sigortalı tarafından borçlanma sırasında seçilen günlük prime esas kazancın borcun ödendiği tarihteki günlük prime esas kazanca oranı belirlenerek, bu oranın 30.09.2008 tarihindeki günlük prime esas kazancın alt sınırının 30 katı alınarak bulunacak aylık prime esas kazanç tutarı, 2008 yılı ikinci altı aylık dönem gelir tablosundaki en yakın aylık gelirin karşılığı basamağı geçmeyecek şekilde belirlenmeli, belirlenen bu basamağın 5510 sayılı Kanunun Geçici 7. Maddesinin 4. Fıkrası gereğince davacının 31.12.1999 tarihindeki ve sonrasında tahsis talep tarihine kadar geçerli basamağı olduğu kabul edilmeli ve yaşlılık aylığının buna göre hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının sigorta primine esas kazancının alt sınırı olan günlük 10.03 Lira üzerinden borçlandığı, bunun 1479 sayılı Yasa’ya göre gelir basamaklarını ve prim miktarlarını gösteren tabloda 14.gelir basamağına yakın olduğu tespit edilmiş ve davacının hem 31.12.1999 tarihindeki hem de son basamağının 14.basamak olduğu kabul edilerek yaşlılık aylığının hesaplanmış olduğu dolayısıyla 5510 sayılı Yasa’nın geçici 7.maddesi hükmünün hatalı değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Davacının seçtiği prime esas kazanç 31.35 Lira olup borcun ödendiği tarihteki prime esas kazancın alt sınırıdır. Buna göre (31,35/31,35) x (30.09.2008 tarihindeki günlük prime esas kazancın alt sınırı) 21.29 x 30=638,70 Liranın, 2008 yılı 2.dönem aylık gelir tablosunda en yakın olduğu aylık gelirin karşılığı basamak ise “8”dir. Dolayısıyla davacının yurt dışı borçlanmasının mal edildiği tarihlerde ve davalı Kurumca belirlenen basamağında bir hata bulunmadığı açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 05.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.