3. Hukuk Dairesi 2013/11644 E. , 2013/13981 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1990 yılında evlendiklerini, müvekkiline düğünde 10 adet bilezik, 5 adet çeyrek altın ve yonca olarak tabir edilen hediye altınlar takıldığını; müvekkilinin düğünden sonra yonca altınları bozdurarak 13 gramlık altın zincir satın aldığını, evlilikleri sırasında doğum günü gibi özel günlerde davalının müvekkiline 5 bilezik daha hediye ettiğini, tüm bu ziynetlerin davalı adına alınan arsa için bozdurulduğunu, davalının daha sonra bu ziynetleri ya da bedelini müvekkiline iade etmediğini ve tarafların 2008 yılında boşandıklarını belirterek; 15 adet 22 ayar 15 gramlık bileziğin, 5 adet çeyrek altının, 22 ayar 13 gramlık altın boyun zincirinin aynen iadesini, aynen iade mümkün olmadığı takdirde toplam 10.775,00 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def"inde bulunmuş, müvekkilinin davacıya düğünde 10 adet her biri 10"ar gramlık düz bilezik taktığını, davacının bu bilezikleri babasına ödünç verdiğini, müvekkilinin arsayı kayınbiraderinden satın alıp, bedelini taksitler halinde 1997 -1998 yılları arasında ödediğini, altınların arsaya yapılan ödemeler için bozdurulmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; altınların davalının satın almış olduğu arsa için verildiği kanaatine varılarak; 10 adet her biri 11 gram ağırlığında 22 ayar altın bileziğin aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde 4.840,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı kadın dava konusu ziynet eşyalarının davalı adına alınan arsa için bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı ise ziynetleri, davacının babasına ödünç verdiğini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu"nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Dosyadaki tüm delillerden altınların davalı adına alınan arsa için verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının miktarını ispat yükü altındadır. Davacı miktara yönelik iddiasını ispat için dosyaya düğün fotoğrafları ile stüdyoda çekilmiş fotoraflar sunmuş, tanık dinletmiştir.
Her nekadar mahkemece, davacının, davalının kabulü dışındaki altınların varlığını ispatlayamadığı gerekçesi ile yalnızca davalının kabulünde olan 10 bilezik yönünden hüküm tesis edilmiş ise de; davacının dosyaya sunduğu düğün fotoğraflarından, düğünde bilezik dışında davacıya altın da takıldığı görülmektedir. Diğer taraftan davacı tanıkları ile davalı tanığı ...; düğünde davacıya küçük kolye tarzı takılar ile küçük altınlar da takıldığını ifade etmişlerdir. Tarafların stüdyo fotoğraflarında davacının boynunda zincir ve kolunda çok sayıda bilezik bulunduğu görülmektedir. Kuyumcu bilirkişi 04.08.2010 tarihli raporunda; düğün ve sonraki tarihte çekilmiş fotoğraflardan davacının üzerinde 15 taneden daha fazla baklavalı tabir edilen bilezik bulunduğunu, bileziklerin 22 ayar olup, ortalama 11 gram olduğunu, davacının boynunda baklavalı tabir edilen 10 gram zincir olduğunu, tüm ziynetlerin değerinin dava tarihi itibariyle 8.075,00 TL olduğunu rapor etmiş, itiraz üzerine tanzim ettiği 23.03.2011 tarihli ek raporda da rapordaki tespitlerini tekrar etmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; bilirkişi raporu, fotoğraf ve tanık beyanları değerlendirilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca davalının varlığını ikrar ettiği 10 bilezik yönünden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.