9. Hukuk Dairesi 2014/22961 E. , 2015/35693 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 16. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2011/664-2014/109
Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, resmi tatil, dini bayram tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 1998 yılı Ekim ayında davalı işyerinde şoför olarak çalışmaya başladığını, 2011 yılı Temmuz ayında emeklilik için yasal şartlarının oluştuğunu ve bu nedenle emeklilik işlemleri prosedürünün başlatılması için davalı işverenden talepte bulunduğunu, davalı işverenin yasal haklarının ödeneceğini, emeklilik işlemlerini başlatması ve 07/07/2011 tarihinden sonra artık işe gelmesine gerek kalmadığını söylemesi üzerine bu tarihten sonra işyerine gitmediğini, kötü niyetli davalı işverenin 07/07/2011 - 08/07/2011 ve 09/07/2011 tarihlerinde işe gelmediğinden bahisle iş akdini İş Kanunu 25/II-g bendi gereğince iş akdini feshettiklerine dair Küçükçekmece 7. Noterliğinin 12/07/2011 tarihli 2... yevmiye nolu ihtarnamesini gönderdiğini, davacının da bunun üzerine Beyoğlu 38. Noterliğinin 21/07/2011 tarih 2.... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verdiğini, davalı işverenin bu kez Beyoğlu 11. Noterliğinin 01/08/2011 tarihli 2.... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek davacıyı yeniden işe alabileceğini beyan ettiğini, iş akdi haksız olarak feshedilen davacının ödenemeyen kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücret alacağı ve resmi tatil-dini bayram ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş akdinin İş Kanunu 25/II- g bendi gereğince devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davacının fesih öncesinde kıdem tazminatı ödenmesine hak kazandığına dair SGK dan alınmış bir yazı ibraz etmediğini, iş akdi haklı nedenle feshedilen davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacıya tüm haklarının ödendiğini, davacının kullandığı aracın çalışma süresinin Karayolları Trafik Yönetmeliği uyarınca belirlendiğini ve fazla mesai yapmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,....’den gelen cevabi yazı ile davacının yaş hariç emeklilik koşullarını taşımadığı bu nedenle emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini feshe ve kıdem tazminatına hak kazanmadığı davacının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle haklı nedenle feshedip etmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.
4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan 11.03.2014 havale tarihli Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 27.02.2014 tarihli yazısında davacının sigorta girişinin 01.08.1991 olduğu emeklilik şartlarının 25 yıl 53 yaş 5600 prim ödeme gün sayısı ile tamamladığı, yaş hariç 25 yılını tamamlamadığı, 07.07.2011 tarihi itibariyle davacının prim ödeme gün sayısının ise 6198 gün olduğu bildirilmiştir. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasının 5. bendindeki düzenleme ile yaşlılık aylığı bağlanması şartları farklı düzenlemelerdir. Davacının 07.07.2011 tarihi itibariyle 3600 prim ödeme gün sayısı ile 15 yıl sigortalılık süresini (506 sayılı Kanun Geçici 81. madde C bendi) doldurduğu açık olduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekirken hatalı değerlendirmeyle reddi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.