14. Hukuk Dairesi 2013/4294 E. , 2013/6327 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.04.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı vekilince kesin süre içerisinde davalıların adreslerini bildirmediğinden HMK"nın 150 ve devamı maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 13.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacı dava dilekçesinde bir kısım davalıların adreslerini bildirmediğinden, 6100 sayılı HMK"nın 119/1-b ve 2. maddesi gereğince davacı vekiline bir haftalık ihtarlı kesin süre verilmesine rağmen, davalıların adreslerini 1 hafta içerisinde bildirmediğinden HKM"nın 150 ve devamı maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili, dava dilekçesinde adresleri gösterilmeyen davalıların adreslerini mahkemece verilen kesin süre içerisinde mahkemeye bildirdiklerini, bildirdikleri adreslerine tebligat yapılamayan davalılara Tebligat Yasası uyarınca adres araştırması yapılıp tebligat yapılması gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hakkında bir davanın bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı, adresi meçhul olanlara nasıl tebligat yapılacağı, adres araştırması ve tespiti yöntemi 7201 Sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48 ve devamı maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
Somut olayda, tebligat yapılamayan davalıların adresleri dava dilekçesinde belirtilmemiş, Mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 119/1-2. maddeleri uyarınca davacıya eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmiş, mahkemece verilen kesin süre içerisinde davalıların adresleri mahkemeye bildirilmiştir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında, dava konusu taşınmaz maliklerinin veya mirasçılarının tamamının davada taraf olarak yer alması gerekir. Mahkemece, HMK’nın 124. maddesi uyarınca davacılara belirtilen malik veya mirasçılarının davaya katılması için süre verilerek taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılamaya devam olunmalıdır.
HMK’nın 119/1-2. maddeleri dava dilekçesinde eksiklik bulunması durumunda uygulanacak usul kurallarını düzenlemektedir. Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde bir kısım davalıların adreslerini bildirmemiş olsa da verilen kesin süre içerisinde bu eksiklik giderildiğinden bu maddenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Kaldı ki; diğer dava konusu 150 ada 7 parselin gittisi olduğu anlaşılan 150 ada 9 sayılı parselin tapu kayıt örneği dosyaya getirtilmediği gibi davaya paydaş sıfatıyla dahil edilmesi gereken kişiler belirli bulunmadığından, davacı vekiline davalıların adresini bildirmek için kesin süre verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, 7201 sayılı Tebligat Kanunundaki düzenlemeler gözetilerek öncelikle davalıların MERNİS"e kayıtlı adresleri araştırılarak buradaki adreslerine tebligat yapılması sağlanmalıdır. MERNİS adresleri bulunamadığı takdirde adres araştırması yapılarak adres tespiti yoluna gidilmeli ve tespit edilecek adreslerine tebligat yapılmalıdır. Tüm bu araştırmalar ile de bir sonuca varılamadığı takdirde davalılara ilanen tebligat yapılmalıdır. Ayrıca davacı 22.10.2012 tarihli dilekçesinde bir kısım paydaşların açık kimlik bilgilerinin ve adreslerini tespit edemediğini beyan ettiğine göre gerekirse bu paydaşlara 3561 sayılı Malmemurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun Hükümlerine göre kayyım tayin edilerek taraf teşkili sağlanıp işin esası hakkında bir karar vermesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.