Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/14433
Karar No: 2020/2502
Karar Tarihi: 10.06.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/14433 Esas 2020/2502 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2016/14433 E.  ,  2020/2502 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.03.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asil davalı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine ilişkindir
    Davacılar, 1344 ve 1345 parsel sayılı taşınmazlarının ifraz ve taksimi için kardeşleri olan davalı ..."yi vekil tayin ettiklerini, ancak davalının vekâlet görevini kötüye kullanarak, ifrazen taksim suretiyle oluşan 1734 ada 6 parselin tamamını adına, 1734 ada 7, 8 ve 9 parsellerde ise kendi payını iki katına çıkararak tescilini sağladığını ileri sürerek, 1734 ada 6 parselin 3. kişiye satılması nedeniyle paylarına düşecek bedelin tahsiline, 1734 ada 7, 8 ve 9 parsellerin ise payları oranında davalı adına fazla tescil edilen kısmın iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
    Davalı, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1344 parsel sayılı taşınmaz 38976/3870720 paylarla davacı ..., davacı ..., tarafların kardeşi Döne ve Dilber; 1345 parsel sayılı taşınmaz 38976/3870720"şer paylarla davacı ..., davacı ..., davalı ..., tarafların kardeşi Döne, Sevim ve Dilber adlarına kayıtlı iken, davalı ...’nin Elbistan 2. Noterliği"nin 14.08.2003 ve 6823 yevmiye nolu vekâletnamesi ile davacı ...’a, Üsküdar 4. Noterliği"nin 30.07.2007 tarih ve 2656 yevmiye nolu vekâletnamesi ile davacı ...’e vekaleten, adına asaleten, tarafların kardeşi Döne ve Dilber’in bizzat yer aldığı 21.01.2011 tarihli ifrazen takim senedi ile 1734 ada 6 parselin davalı ... adına, 1734 ada 7, 8 ve 9 parsellerin 78/448 payının davacılar Fazıl, Sevim ve tarafların kardeşi Döne ve Dilber adına, 136/448 payının da davalı ... adına tescil edildiği, davalı ...’nin 1734 ada 6 parseli 02.05.2013 tarihinde dava dışı Aslan Hadi Çetin’e devrettiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsuründan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) sadakt ve özen borcu, vekilin vekil edene karış en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunun bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
    Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK7de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumlulu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilimiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince, 1344 parsel sayılı taşınmazın 63.323,17 m2, 1345 parsel sayılı taşınmazın 54.338,86 m2 büyüklüğünde olduğu, imar uygulaması neticesinde birleştirilmesi ile toplam alanın 117.662,03 m2 olduğu, 21.01.2011 tarihli ifraz taksim senedinde bu alan üzerinden yola ve parka terk edilen kısmın 37.019,30 m2 olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan 08.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise yola ve parka edilen toplam alanın 43.881,59 m2 olduğunun belirtildiği, 1344 ve 1345 parsel sayılı taşınmazların tedavüllü tapu kaydının ve anılan parsellerdeki bir kısım payların temlik edildiği 07.08.2009 tarihli resmi senedin ikinci sayfasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    Hal böyle olunca, 1344 ve 1345 parsel parsel sayılı taşınmazların tüm geldileriyle birlikte tedavüllü tapu kayıtlarının ve akit tablolarının temini, 1344 ve 1345 parsellerin yola ve parka terkine dair tespit belgelerinin getirtilmesi, hüküm vermeye elverişli, ayrıntılı, denetlenebilir rapor alınması, vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiası bakımından yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davalının temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
























    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi