16. Hukuk Dairesi 2014/11536 E. , 2014/9538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 2 parsel sayılı 8.551,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonunun 43 nolu parseli içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde ... ve ...’lerin işgalinde olduğu belirtilmiştir. Davacılar .... ve ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 2/10"ar payının davacılar Tahir, Nurettin, Abdülaziz ve ..., 1/10"ar payının davacılar .... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazine tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davacılar yararına zilyetlik ile edinme koşullarının başka bir deyişle 3402 sayılı Kanun"un 14 ve 46. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu bir kısım taşınmaz 1963 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında 22/31 parsel olarak çay yatağı ve çakıllık olduğu belirtilerek sahipsiz olarak bırakılmış olup mahkemenin gerekçesinde belirttiği şekilde Hazine adına tapuya bağlanmamıştır. Bu durumda 3402 sayılı Yasa"nın 46. maddesi koşulları aranmayarak uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun"un 14 ve 17. maddeleri gereğince çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Başka bir anlatımla imar ve ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren kadastro tespit tarihine kadar 14. maddede belirtilen zilyetlik süresinin dolup dolmadığı üzerinde durulması gerekir. Ne var ki, toprak tevzi çalışmaları sırasında taşınmazın çay yatağı, çakıllık olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece jeolog bilirkişiden bu konuda rapor alınmamış, ayrıca bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olduğu halde Mahkemece, uyuşmazlığın çözüme
kavuşturulabilmesi için gerekli hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait 3 ayrı dönemde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları, ziraat mühendisi, jeolog, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır. Teknik bilirkişi heyetine yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın tamamı üzerinde ekonomik amaca uygun şekilde zilyetlik bulunup bulunmadığını, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi ve niteliğini açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, jeolog bilirkişiden taşınmazın aktif dere yatağı olup olmadığı, derenin etkisinde bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine de keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 03.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.