8. Hukuk Dairesi 2010/3395 E. , 2011/613 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ve ..., dahili davacılar ... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Orta Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.12.2008 gün ve 48/88 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacılar ve bir kısım dahili davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar ... ve ... vekili, tarafların ortak miras bırakanları olan babaları ...i"ye ait olan 261 ada 64 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmalarında yalnızca mirasçılardan davalı ... adına tespit ve tapuya tescil edildiğini ileri sürerek davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile ...i mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş; dava dilekçesinde katılan davacı olarak gösterilen ...,...ve ... yargılama sırasında davacılar vekiline vekâletname vermişler; bu kişilerden ..., 12.09.2008 tarihli dilekçesi ile babaları..."nın yaşlı ve mağdur olduğu sırada ona davalı ..."in bakması nedeniyle babalarının dava konusu taşınmazı bir miktar para da alarak davalıya verdiğini ve bunu kendilerine söylediğini, bu nedenle taşınmazda kendilerinin hisselerinin bulunmadığını bildirmiş iken daha sonra dosyaya sunduğu 24.10.2008 havale tarihli dilekçesinde ise, sonradan yaptığı araştırmada davalının babalarına bakmadığını öğrendiğini, bu nedenle de taşınmazda kendilerinin de hak sahibi olduklarını ifade etmiş, diğer katılan davacı ... de davaya onay vermiştir.
Davalı ... vekili, miras bırakan..."nın kadastro çalışmaları sırasında müvekkili ile birlikte köyde yaşadığını, çalışmalardan haberdar olduğunu ve tespitin kesinleşmesinden 7 yıl sonra vefat ettiğini, öncesinde tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın 22.01.1990 tarihli senetle muris tarafından bedeli karşılığında vekil edenine satılarak zilyetliğinin devredildiğini ve halen de onun zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, öncesinde tapusuz olan dava konusu taşınmazın 22.01.1990 tarihli senetle miras bırakan tarafından davalıya satılarak zilyetliğinin devredildiği, yapılan kadastro tesbitinde bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar ve ... hariç diğer katılan davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, 26.11.1998 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında belgesizden, 1937 tarih, 1050 tahrir no"lu vergi kaydına dayanılarak 1889.05 m2 yüzölçümü ile ahşap ev ve arsası vasfında davalı adına tespit edilerek tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile de 17.12.1999 tarihinde tapuya tescil edilen dava konusu 261 ada 64 parsel sayılı taşınmazın öncesinde tarafların ortak miras bırakanları olan ve dosya içerisinde mevcut ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.08.2007 tarih, 2007/1597 E-1438 K. sayılı mirasçılık belgesine göre 05.07.2006 tarihinde vefat eden babaları ...i"ye ait iken tutanak içeriğinde de belirtildiği gibi 22.01.1990 tarihli senet ile bedeli karşılığında davalıya satıldığı, senette davalının ölünceye kadar babasına bakacağı hususunun da yer aldığı, taşınmaz başında 09.09.2008 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen davalı tanıkları... Kuvvetliışık ve ..."nin beyanlarında muristen birkaç kez evi davalıya verdiğini duyduklarını bildirdikleri, davacı yan tanığı Ali Güngörmüş"ün de murise ölünceye kadar davalının baktığını, köylüye sorulsa dava konusu yerin davalıya ait olduğunu söyleyeceklerini ifade ettiği, 22.01.1990 tarihli satış senedinin dava konusu taşınmaza ait olduğu yapılan uygulamadan ve Fen Bilirkişisi Halil Volkan Dalaslan"ın dosyaya sunduğu 23.09.2008 havale tarihli rapordan anlaşıldığına göre mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından redde ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davacılar ve ... hariç katılan davacılar vekilinin hükmün vekâlet ücretiyle ilgili bölümüne yönelttiği temyiz itirazlarına gelince; kural olarak dava konusu taşınmazın gerçek değeri üzerinden avukatlık ücreti takdir ve tayin edilmelidir. Taşınmazın gerçek değeri, yapılacak keşifte usulen belirlenen değerdir. Keşifte belirlenen değer üzerinden eksik harç tamamlanmışsa harcı alınan değer üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücreti karar altına alınmalıdır. Buna karşılık, harç tamamlatılmamış ise, dava dilekçesindeki değer üzerinden davalı yararına avukatlık ücreti belirlenmelidir. Dava dilekçesinde dava değeri 6.000,00 TL olup, dava açılırken bu değer üzerinden peşin harç alınmıştır. Yapılan keşifte taşınmazın değerinin daha fazla olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiş ise de, belirlenen bu yeni değer üzerinden peşin harcın yatırıldığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle dava dilekçesindeki değer yerine peşin harcı yatırılmadığı halde bilirkişi raporunda belirtilen değer üzerinden ve üstelik o değere göre de yanlış hesaplama ile davalı yararına avukatlık ücreti tayin edilmesi doğru olmamıştır.
Davacılar ve İsmail hariç katılan davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan avukatlık ücretine ilişkin hüküm bölümünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 17,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,25 TL"nin temyiz edenlerden alınmasına 10.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.