Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/5336
Karar No: 2014/8757

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2014/5336 Esas 2014/8757 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2014/5336 E.  ,  2014/8757 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını bildirdiği ... Kasabası, ... Mevkiinde, bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır. Daha sonra çekişmeli yer yargılama devam ederken yapılan imar uygulaması sonunda ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... ada ... parsel sayılı 2155.64 m2 yüzölçümü ve arsa niteliği ile ... adına tescil edilmiştir. Davacı vekili, davasını bu nedenle tapu iptali tescil davası olarak ıslah etmiştir.
    Mahkemece davanın kabulü ile ... İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan ve tapuda Maliye Hazinesi adına kayıtlı bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.01.2011 gün ve 2010/14642 - 2011/122 sayılı kararı ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Hükme dayanak alınan fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 01.04.2008 rapor ile 01.07.2009 tarihli ek rapor ve krokide tescile karar verilen dava konusu yerin yörede 1961 yılında kadastro yapılıp, 17.09.1961 tarihinde kesinleşen kadastro sırasında sadece eski ev yerlerinin kadastroya tabi tutulduğunu ve dava konusu yerle birlikte çevresinin (TH) tapulama harici bırakılan yerlerden olduğunu ve evrakı müsbitesinden hangi sebeple tapulama harici bırakıldığının belirlenemediğini, tapulama harici bırakılan dava konusu taşınmaz ve çevresinin 26.12.2008 tarihinde ... parsel olarak ve 480.284,58 m2 yüzölçümü ile Maliye Hazinesi adına ihdasen tescil edilmiş olduğunu, daha sonra yapılan imar planı uygulaması ile birden çok parsellere ifraz edilerek ... ada ... parsel olarak ... adına 29.01.2009 tarih ve 1598 yevmiye ile tescil edildiğini bildirmiştir. Mahkemece 1961 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresi için düzenlenen 27, 28, 29 ve 30 numaralı kadastro paftasının orijinal aslından çekilmiş fotokopi örneği getirilmediği gibi, bölgeye ait daha sonraki yıllarda fotogrametri yöntemiyle düzenlenen ve mülkiyet sınırını gösteren kadastro paftası da getirtilmemiştir. Çekişmeli taşınmazın hangi nedenle kadastro harici bırakıldığı mahkemece araştırılmamış ve çekişmeli taşınmaz gibi 1960 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan, ancak daha sonra 1999 yılında yapılan orman kadastrosunda orman kadasro sınırı içine alınan taşınmazlarla aynı konumda olduğu gibi dava konusu taşınmazın eğim durumu kesin olarak bilimsel yöntemlerle saptanmamıştır. Çekişmeli taşınmaza en yakın komşu kadastro parselleri paftasından tespit edilerek bu parsellere revizyon gören varsa tapu ve vergi kayıtları getirtilip taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği üzerinde durulmamıştır. Keza imar uygulaması sonucu ... adına ihdasen tescil edilen ... parsel ile bu parselden imar uygulaması sonunda ifrazen oluşturulan davaya konu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ... adına tescil sebebi olan iktisap nedeni üzerinde durulmamış, ... lehine bir ecrimisil uygulamasının olup olmadığı sorulup araştırılmamıştır.
    Dava özünde, 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi bağlamında imar-ihyaya dayalı olarak Medenî Kanunun 713. maddesine göre açılmış tescil davası olup, yörede 1982 ve 2008 tarihlerinde yapılan yapılan imar planı uygulamalarıda, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17/2. maddesine göre tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Davanın kabulü veya reddi diğer olgular yanında somut olayda bu konuda odaklanmaktadır. Zira; dosya içersinde bulunan Belediye Başkanlığı İmar Dairesi ile mahkemenin yaptığı muhtelif tarihlerdeki yazışmalara verilen cevaplarda; 27.01.2009 tarih 123-78 sayılı yazısında; (... İli, ... İlçesi ... Kasabası (Beldesi)"nın 1993 yılında belediyelik olduğu ve belediyenin 2007 yılı içersinde konut alanına (AT) imar revizyon planı yapıldığı) yine 22.09.2008 tarh ve 861-503 sayılı yazısında; (... İli, ..., ... Kasabası, ... Köyünde imar planının 03.12.1982 tarihinde İller Bankası tarafından onaylanarak kesiştiği, ancak, yerleşim yerleri revizyon imar planı uygulamasının 04.09.2007 tarih 06 numaralı belediye encümen kararı ile yapıldığı) yine 27.04.2009 tarih ve 2649 sayılı yazısında; (İlimiz ..., ...Mahallesinde bulunan ve kadastroda tapulama harici bırakılan alanların belediye encümeninin 11.09. 2008 tarih ve 88 sayılı kararı ile imar uygulamasına tabi tutulduğunu ve davaya konu olan yerin ... ada ... nolu parsel olarak Maliye Hazinesi adına tescil edildiği) bildirilmiştir. Ne var ki; çekişmeli taşınmaz ve çevresinin net olarak hangi tarihte nazım imar planı içersine veya uygulama imar planı içersine alındığı tam olarak saptanamamıştır. Bu husus davanın niteliğine göre esasını etkilemektedir, zira 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddsine göre; orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde ... adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz. denilmektedir. Kural olarak; kadastroda taşlık-kayalık ve çalılık gibi nedenlerle tespit harici bırakılan bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılabilmesi için, imar-ihya edildiği tarihten imar planı içerisine alındığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süreyle ekonomik amacına uygun çekişmesiz ve aralıksız ve mülk edinmek amacı ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla; para ve emek sarfedilerek yapılan imar ihya olgusunun taşınmazın imar planı kapsamına alınmadan önce gerçekleşmiş olması ve imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten taşınmazın imar planı içersine alındığı tarihe kadar da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin dolmuş olması zorunludur. Taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihten sonraki zilyetliğe de değer verilemez. Somut olayda; Yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1981 yılındanberi süregeldiği söylenmiştir. Bu durumda taşınmazın 1982 yılında imar planı kapsamına alındığının saptanması halinde zilyetliğin başladığı tarihten taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar az bir süre geçtiği ve 20 yıllık kazanım süresinin dolmadığı açıktır. Şayet taşınmazın 1982 yılı nazım imar planı dışında iken 2008 yılında yapılan revizyon imar planı kapsamına alındığının saptanması halinde ise, taşınmazda imar-ihya çalışmalarının hangi tarihte başladığı ve hangi tarihte tamamlandığı imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten taşınmazın imar planı içersine alındığı 2008 tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin dolduğunun kabulü ile diğer koşullarında varlığı halinde, ancak, gerçek kişi lehine tescile karar verilebileceğinin düşünülmesi, aksi takdirde 3402 sayılı Kanunun 17/2. maddesindeki engel nedeniyle davacı yararına tescile karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf
    sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece yeniden keşif yapılarak, yukarıda açıklanan hususların araştırılması, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları incelenerek, çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde zilyetlikle kazanma koşulları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi"ne değinilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyularak, davanın kabulü ile, dava konusu ..., ..., ... Köyü (... Kasabası) ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapulama harici bırakılan yerde imar-ihyaya dayalı olarak Medenî Kanununn 713/1. maddesi hükmüne göre açılan tescil ve imar uygulaması nedeniyle ... adına olşturulan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 19.04.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. ... İlçe, ... Kasabası, ... Köyünde genel arazi kadastrosu 1960 yılında yapılmış ve sonuçları 17.09.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu çalışmalarda dava konusu yer (TH) tapulama harici alan olarak bırakılmıştır.
    Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak uzman orman tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/10/2014 günü oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi