
Esas No: 2013/19250
Karar No: 2015/6671
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/19250 Esas 2015/6671 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.03.2015 Salı günü davacı vekili Av. ...ile davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Esas ve birleştirilen davanın davacısı vekili, davalı borçlu ..."nın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla 3.862.276,50 TL nominal değerli ...hisselerini 14.7.2009 ve 31.7.2009 tarihlerinde aralarında organik bağ bulunan davalı ... ....."ne devrettiğini belirterek davalılar arasındaki hisse devrine ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu ... savunma yapmamıştır.
Davalı ... ..... vekili, dava konusu hisseleri 11.3.2010 tarihli icra takibinden önce 14.7.2009 ve 31.7.2009 tarihlerinde rayiç bedelle aldıklarını, davacı ile davalı borçlunun 2002 yılında boşandıklarını, boşanan çiftlerin birbirine borç vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, takip konusu senetlerin evlilik birliği içinde verildiğini, tarihlerinin sonradan doldurulduğunu, borçlunun elyazısıyla yazdığı belgenin 2008 tarihini içermesine rağmen senetlerin 2009 yılında düzenlendiğini, senetlerde tahrifat yapıldığını, borcun ve takibini danışıklı olduğunu, alacağın gerçek olmadığını, borçlunun boşanmasından sonraki büyük harcamaları nedeniyle dava konusu hisseleri aldıklarını, bedelini banka aracılığıyla ödediklerini, icra dosyasındaki tebligatların yasaya uygun yapılmadığını, aciz belgesinin iptali için dava açacaklarını, davacının takip konusu borcu verecek ekonomik durumunun olmadığını, müvekkili şirketin SPK denetiminde halka açık şirket olduğundan yapılan işlemlerin yasal olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, dava konusu hisse devrine ilişkin işlemlerin benzer işlemlerle uygunluk gösterdiği, davacı lehine olabilecek delil elde edilmediği, hisse senetlerinin nominal değeri üzerinden satılmasında aykırılık olmadığı, davalı ... ....."nin dava konusu hisse senedi bedellerini borçluya banka aracılığıyla ödediğini ispatladığı, davacı tarafından dayanılan ispat vasıtalarının davacı delilleri ile desteklenmediği, bilirkişi incelemesinin yeterli ve tutarlı olması nedeniyle içeriğine itibar edilmesi gerektiği, incelenen ticari defter kayıtları, banka ödeme kayıtları ve hesap bilgileri detayları, yönetim kurulu kararları ve içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu neticesinde davacının iddiasının desteklenmediği, davalı borçlu tarafından açılan ve feragat nedeniyle sonuçlanan nafaka ve muhtelif şirket aleyhine açtığı davaların davacı lehine sonuç elde edilmesine olanak sağlamadığı, eldeki davalarda sübut bulmuş hisse senetleri ödemeleri karşısında diğer usulden sona eren davalarda ileri sürülen olgulardan da davacı lehine sonuç çıkarılamayacağı, davacı tarafından davalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle esas ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından hernekadar dava konusu hisse senetlerinin rayiç bedelle borçlu tarafından davalı ... ....."ne devredildiği bilirkişi raporu ile belirlenmiş ise de gerek davalı ... .....vekilinin savunması, gerekse davalı ... .....nin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri (borçlunun ailesine ait şirket)ile borçlu arasındaki yakın akrabalık bağının varlığı nedeniyle davalı 3.kişi ... ....."nin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi
olduğunun kabulü gereklidir. Ancak dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 9.3.2009- 21.7.2009 tarihleri arasında düzenlenen altı adet bonoya dayalı olduğu, borçlu hakkındaki 2010/6470 ve 2010/6471 sayılı takip dosyalarının kesinleştiği, kati aciz belgelerinin sunulduğu, iptali istenen tasarrufların takip konusu borçtan sonra yapıldığı anlaşılmakla birlikte davalı 3.kişi ... ..... vekili takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını savunduğundan mahkemece adı geçen davalının bu yöndeki savunmasının mevcut delillere göre değerlendirilmesi, alacağın gerçek olduğunun belirlenmesi halinde dava konusu tasarrufların davacının takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı olarak İİK 280/1 madde gereğince iptaline; aksi takdirde yani takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığının belirlenmesi halinde ise davanın önşart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yerolmadığına, 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.5.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.