(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2021/380 E. , 2021/3618 K.
"İçtihat Metni"
Dolandırıcılık suçundan sanık ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 4 yıl hapis ve 120.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2018/421 esas, 2018/813 sayılı kararı aleyhine, Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10/11/2020 gün ve 94660652-105-34-9601-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/12/2020 gün ve 2020/105065 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya aslının, diğer sanıklar yönünden ... 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/11 esasına kayden yargılamanın derdest olması sebebiyle mahallinde bulunmakla, onaylı sûret üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1-... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli kararı ile dolandırıcılık suçundan sanık ... ile birlikte diğer sanıklar ..., ... ve ..."in iştirak halinde hareket ettiğinden bahisle cezalandırılmalarına karar verildiği, sanıklar ... ve ..."nin karar aleyhine istinaf yoluna başvurmaları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 04/03/2020 tarihli ve 2019/549 esas, 2020/561 sayılı kararı ile, "...Katılanın aracını satın almak istediğini söyleyen sanıkların aracı kendilerine ait ... Ticaret AŞ"ye alacaklarını söyleyip bu şirkete aldıklarına dair sözleşme imzaladıklarını ancak sözleşmenin diğer şahsi eşyaları ile birlikte sanıkların kullandığı araç içinde götürüldüğü ancak sanıkların kendilerinin şirketi olduğunu söyledikleri şirkete ait olduğunu söyledikleri şirket kartı kendisine verdiklerini söyleyip kartın dosyaya delil olarak sunulması da nazara alınarak sanıkların eylemlerinin ağır ceza mahkemesinin görevine giren TCK"nın 158/1-h maddesi kapsamında Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirmek görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm" kurulduğu gerekçesiyle hükmün diğer sanıklar ... ve ... hakkında bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
İnceleme konusu dosyada da sanık ..."ın diğer sanıklara ait şirkette çalıştığı ve aracın devri için müşteki ile birlikte ... 5. Noterliğine gittiği, noterde satış işlemi yapıldıktan sonra aracın bedelinin kendi hesabına geleceğini belirterek müştekiyi oyaladığı, daha sonra ise müştekiye aracı kötü yere park ettiğini başka yere park edeceğini söyleyerek bankadan ayrılıp geri dönmediği nazara alındığında, sanığın fiilinin 5237 sayılı Kanun"un 158/1-h maddesinde belirtilen şirket adına hareket eden sıfatıyla dolandırıcılık suçuna vücut verip vermeyeceğine ilişkin delilleri takdir ve değerlendirmek görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre de, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun"un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun, sanık hakkında 17/11/2014 tarihinde açılan kamu davasından sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaştırma kapsamına alındığı, yine aynı Kanun"un "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde olması karşısında, sanığın işlediği dolandırıcılık suçu bakımından uzlaştırma işlemleri yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli kararı ile dolandırıcılık suçundan sanık ... ile birlikte diğer sanıklar ..., ... ve ..."in iştirak halinde hareket ettiğinden bahisle cezalandırılmalarına karar verildiği, sanıklar ... ve ..."nin karar aleyhine istinaf yoluna başvurmaları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 04/03/2020 tarihli ve 2019/549 esas, 2020/561 sayılı kararı ile, "...Katılanın aracını satın almak istediğini söyleyen sanıkların aracı kendilerine ait ... Ticaret AŞ"ye alacaklarını söyleyip bu şirkete aldıklarına dair sözleşme imzaladıklarını ancak sözleşmenin diğer şahsi eşyaları ile birlikte sanıkların kullandığı araç içinde götürüldüğü ancak sanıkların kendilerinin şirketi olduğunu söyledikleri şirkete ait olduğunu söyledikleri şirket kartı kendisine verdiklerini söyleyip kartın dosyaya delil olarak sunulması da nazara alınarak sanıkların eylemlerinin ağır ceza mahkemesinin görevine giren TCK"nın 158/1-h maddesi kapsamında Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirmek görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm" kurulduğu gerekçesiyle hükmün diğer sanıklar ... ve ... hakkında bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
İnceleme konusu dosyada da sanık ..."ın diğer sanıkların kendilerine ait olduğunu müştekiye belirttikleri şirkette çalıştığı ve aracın devri için müşteki ile birlikte ... 5. Noterliğine gittiği, noterde satış işlemi yapıldıktan sonra aracın bedelinin kendi hesabına geleceğini belirterek müştekiyi oyaladığı, daha sonra ise müştekiye aracı kötü yere park ettiğini başka yere park edeceğini söyleyerek bankadan ayrılıp geri dönmediği nazara alındığında, şirketin gerçek şirket ve sanıkların gerçek şirket yetkilisi ve şirket adına hareket eden kişi olmaları durumunda fiilin 5237 sayılı Kanun"un 158/1-h maddesinde belirtilen şirket adına hareket eden sıfatıyla dolandırıcılık suçuna vücut verebileceği, gerçek bir şirket olmaksızın ya da gerçekte bu şirketin yetkilisi olmadıkları halde yetkiliymiş gibi hareket etmeleri halinde ise TCK"nın 157. maddesindeki suçun oluşacağı nazara alındığında; dosya kapsamından kartvizitteki şirketin var olup olmadığı, var ise suç tarihindeki yetkililerinin ve adına hareket eden çalışanlarının kimler olduğu hususunun anlaşılamadığı ve ticaret il müdürlüğünden bu hususun araştırılması gerektiğinden, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirmek görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabule göre de, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun"un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun, sanık hakkında 17/11/2014 tarihinde açılan kamu davasından sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaştırma kapsamına alındığı, yine aynı Kanun"un "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde olması karşısında, sanığın işlediği dolandırıcılık suçu bakımından uzlaştırma işlemleri yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği dikkate alındığında; kanun yararına bozma isteyen düşünce yerinde görülmekle ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2018/421 esas, 2018/813 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK"nın 309. Maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde merciince yerine getirilmesine, 29/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.