
Esas No: 2017/6598
Karar No: 2021/1984
Karar Tarihi: 17.02.2021
Danıştay 6. Daire 2017/6598 Esas 2021/1984 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2017/6598
Karar No : 2021/1984
DAVACI : 1- … 2-…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :Mülkiyeti TEDAŞ adına kayıtlı İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin “teknik altyapı alanı” olan kullanım kararının, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun … tarihli, … sayılı kararı ile onaylanan ve 10.02.2017 tarihli 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen 400ki/ha, ayrık nizam, max. TAKS: 0.25, max. KAKS: 1.25, 5 kat irtifalı “gelişme konut alanı”, kısmen “park alanı”, kısmen “yol alanı” olarak düzenlenmesine yönelik plan değişikliğinin iptali v istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu taşınmaz için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2009 tarihli planlarının iptali istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, ve Bakırköy Belediye Başkanlığınca açılan davalarda; Danıştay Altıncı Dairesi’nin 11.06.2013 tarihli, E:2009/7639, K:2013/4090 sayılı kararı ve Danıştay Altıncı Dairesi’nin 26.10.2011 tarihli, E:2009/2437, K: 2011/3992 sayılı kararları ile 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinin iptaline karar verildiği, kararların henüz kesinleşmediği, yeni imar planı değişikliğinin anılan kararlar göz ardı edilerek iptal edilen planla aynı doğrultuda yapıldığı, 14.01.2009 onanlı 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerinde teknik altyapı alanı olarak ayrılmış alanın ticaret alanına ayrılmasının plan bütünlüğünü bozucu, donatı alanını azaltıcı nitelikte olması nedeniyle bölgede yürürlükte bulunan planlarla uyumlu olmadığı, ticaret fonksiyonunun yapı ve trafik yoğunluğunu artırıcı nitelik taşıdığı ve artan yoğunluğun ihtiyacı olan teknik altyapı alanlarının ayrılmadığı, şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı nitelik taşıdığı dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
SAVUNMANIN ÖZETİ : … tarih ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile onaylanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptali istemi ile Bakırköy Belediye Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından açılan davalarda Danıştay Altıncı Dairesinin 26.10.2011 tarihli ve E:2009/2437, K:2011/3992 sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesinin 11.06.2013 tarihli ve E:2009/7639, K:2013/3992 sayılı kararı sonucunda söz konusu imar planlarının askıya çıkarılmamasının mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresince yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alanda yapılan imar planı değişikliğinde bu alanda sosyal teknik altyapı alanı ayrılmasının mutlaka gerekli ve zorunlu olmadığı, çevre imar bütünlüğünü bozmadığı ve üst ölçekli plan kararlarıyla aykırılık içermediği ileri sürülerek dava konusu plan değişikliğinin mevzuata, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ:“Mülkiyeti TEDAŞ’a ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın “gelişme konut alanı (Ayrık Nizam, 5 Kat, TAKS:0.25; KAKS:1,25), park alanı ve yol” kullanım kararlarının getirilmesine ilişkin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar Planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle;
"- Davaya konu planların üst ölçekli planın bu bölgesine ilişkin arazi kullanım kararı kapsamında bir uyumsuzluk ve aykırılık barındırmadığı; ancak
- İçinde yer aldığı Ataköy konut bölgesinin planlarıyla bütünleşemeyen, bu planlarla uyumlu olmayan ve bu planların kurgusunu bozan nitelikte olduğu; bu yönüyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu gibi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Genel Planlama Esasları başlığı altındaki 7-l maddesi “Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır” koşulunu da yerine getirmediği;
- Getirilen nüfusun ihtiyaç duyduğu sosyal altyapı alanlarının ve otopark gereksiniminin parsel içerisinde çözülemeyeceği ve plan bütünü için ek bir yük teşkil ettiği;
- Davaya konu plan işleminde donatı alanları açısından bu bölgenin durumuna ilişkin hiçbir irdelemenin yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu; yine yukarıdaki maddede belirtildiği üzere çevresinde ve bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile ilişkilendirme yapılmadan hazırlandığına işaret ettiği;
- Davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının bölgedeki kentsel yaşam kalitesine katkı veren bir kullanım olmadığı; gerek metro istasyonuna yakınlığı gerekse 1. Derece deprem bölgesindeki konumu nedeniyle burada (taşınmazın planlama geçmişi ve mevcut durumu dikkaate alındığında) teknik altyapı alanı yönündeki arazi kullanımının sürdürülmesinde kamu yararı olduğu ve bu kullanımın şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından tutarlı ve doğru bir yaklaşım olacağı;
- Söz konusu taşınmaz özelleştirmeye konu olsa bile, açık alan – yapılı çevre dengesini, koruma – kullanma dengesini, nüfus – donatı alanları dengesini gözeterek bir planlama yapılmasının olanaklarının aranması gerektiği;
-Rapor boyunca ayrıntılı biçimde anlatıldığı üzere çevresiyle bütünleşemeyen, çevredeki planlar ile uyumsuz olan, bu yaşam alanındaki donatı dengesini bozan özellikler taşıdığı için taşınmazın planlama geçmişi ve konumu dikkate alındığında, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ilkesiyle bağdaşmadığı,
-Davaya konu işlemin plan değişikliği kapsamında değerlendirilmesi durumunda ise, yukarıda sıralanan tüm bu olumsuzluklar da geçerli olmak üzere, bunlara ek olarak ana plan kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozan; kamu yararı ilkesiyle çelişen özellikleri nedeniyle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu; Yönetmeliğin “imar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır; yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz” maddesine; ayrıca “imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz; zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir” biçimindeki Yönetmelik maddelerine aykırılık taşıdığı, bu koşulları barındırmadığı saptanmıştır."
tespitlerine yer verilmiştir.
Bu durumda bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; “imar planlarının çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olması” ilkesine uygun olarak hazırlanmayan ve üst ölçekli plana aykırı olan dava konusu plan değişikliklerine ilişkin işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ : Dava, Mülkiyeti TEDAŞ adına kayıtlı İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin “teknik altyapı alanı” olan kullanım kararının, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 28.12.2016 tarihli, 2016/111 sayılı kararı ile onaylanan ve 10.02.2017 tarihli 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen 400ki/ha, ayrık nizam, max. TAKS: 0.25, max. KAKS: 1.25, 5 kat irtifalı “gelişme konut alanı”, kısmen “park alanı”, kısmen “yol alanı” olarak düzenlenmesine yönelik plan değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 - 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler." kuralı yer almış; anılan Yasaya 5398 sayılı Yasanın 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen Ek 3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, davaya konu planların üst ölçekli planın bu bölgesine ilişkin arazi kullanım kararı kapsamında bir uyumsuzluk ve aykırılık barındırmadığı; ancak İçinde yer aldığı Ataköy konut bölgesinin planlarıyla bütünleşemeyen, bu planlarla uyumlu olmayan ve bu planların kurgusunu bozan nitelikte olduğu; bu yönüyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu gibi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Genel Planlama Esasları başlığı altındaki 7-l maddesi “Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır” koşulunu da yerine getirmediği, getirilen nüfusun ihtiyaç duyduğu sosyal altyapı alanlarının ve otopark gereksiniminin parsel içerisinde çözülemeyeceği ve plan bütünü için ek bir yük teşkil ettiği; davaya konu plan işleminde donatı alanları açısından bu bölgenin durumuna ilişkin hiçbir irdelemenin yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu; yine yukarıdaki maddede belirtildiği üzere çevresinde ve bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile ilişkilendirme yapılmadan hazırlandığı, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının bölgedeki kentsel yaşam kalitesine katkı veren bir kullanım olmadığı; gerek metro istasyonuna yakınlığı gerekse 1. derece deprem bölgesindeki konumu nedeniyle burada (taşınmazın planlama geçmişi ve mevcut durumu dikkate alındığında) teknik altyapı alanı yönündeki arazi kullanımının sürdürülmesinde kamu yararı olduğu ve bu kullanımın şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından tutarlı ve doğru bir yaklaşım olacağı, söz konusu taşınmaz özelleştirmeye konu olsa bile, açık alan – yapılı çevre dengesini, koruma – kullanma dengesini, nüfus – donatı alanları dengesini gözeterek bir planlama yapılmasının olanaklarının aranması gerektiği; çevresiyle bütünleşemeyen, çevredeki planlar ile uyumsuz olan, bu yaşam alanındaki donatı dengesini bozan özellikler taşıdığı için taşınmazın planlama geçmişi ve konumu dikkate alındığında, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ilkesiyle bağdaşmadığı yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte irdelenmesinden, dava konusu imar planı değişikliklerinde mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
“Karar veren Danıştay Altıncı Daire since duruşma için taraflara önceden bildirilen 17.02.2021 tarihinde, davacıların gelmediği, davalı idare vekili Av....'nin geldiği, Danıştay Savcısı ...'ın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Mülkiyeti TEDAŞ adına kayıtlı İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, 01.04.2003-23.10.2003 onaylı 1/5000 ölçekli Bakırköy Merkez ve Ataköy’e İlişkin Revizyon Nazım İmar Planı’nda “teknik altyapı alanı” kullanımına ayrılmıştır.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun 2.04.2004 tarihli, 2004/22 sayılı kararı ile davaya konu taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmıştır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin kuzeyinde TEDAŞ’a ait bir kısımda teknik altyapı alanı sürdürülürken, önceki (2003 yılı onaylı) planda da teknik altyapı kullanımına ayrılmış olan davaya konu kısmı Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun … tarihli, … sayılı kararı ile onaylanıp, 16.01.2009 tarihli, 27112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinde kısmen E=2.00, Hmax=15.50mt. irtifalı “ticaret alanı”, kısmen “yol alanı” olarak ayrılmış, anılan imar planlarının iptali istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, ve Bakırköy Belediye Başkanlığınca açılan davalarda; Danıştay Altıncı Dairesi’nin 11.06.2013 tarihli, E:2009/7639, K:2013/4090 sayılı kararı ve Danıştay Altıncı Dairesi’nin 26.10.2011 tarihli, E:2009/2437, K: 2011/3992 sayılı kararları ile imar planı değişikliğinin imar planlarında askı süreci ve itiraz sürecinin işletilmemiş olması gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla planın esasına ilişkin değerlendirmeye tabi olmadan usul yönünden imar planlarının iptaline karar verilmiştir.
Yukarıda anılan Danıştay Altıncı Dairesince verilen iptal kararları sonucunda plansız kalan alana yönelik plan yapılmış ve mahkeme kararının gereğini yerine getirmek amacıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planı onaylanmış; 10.02.2017 tarihli ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bakırköy Belediyesi tarafından askıya çıkarılmıştır.
Davaya konu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planında, uyuşmazlık konusu taşınmaz 400kişi/ha nüfus yoğunluğu ile, ayrık nizam, max. TAKS 0.25, max. KAKS (emsal) 1.25, 5 kat “gelişme konut alanı” ve kısmen “park alanı” olarak planlanmıştır.
İstanbul Belediye Meclis üyesi olan davacılar tarafından yukarıda anılan imar planlarındaki değişikliğe askı süresi içinde yapılan itirazın zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:" Bu Kanunun amacı;A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu
iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. "kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrada: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasaya 5398 sayılı Yasanın 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." kuralı bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Yasanın 6.maddesinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Yasanın 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu imar planlarındaki değişikliklerinin; dava konusu taşınmazın hangi planlama bölgesinde olduğu belirlenerek ilgili planlama bölgesinde bulunan imar planları bütünlüğüne, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine, İmar Mevzuatına, emsal değer, yükseklik ve planlama alanındaki fonksiyonlar açısından şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının incelenmesi amacıyla 18.01.2018 tarihli Dairemiz kararı üzerine 28.09.2018 tarihinde Naip Üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, Dr. …'nın katılımıyla oluşan bilirkişi kurulunca yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle şu tespitler yer almaktadır:
"-Dava konusu taşınmaz, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın ve Dünya Ticaret Merkezi’nin doğusunda, Ataköy konut alanının batı ucunda, Yeni Bosna Metro İstasyonu’nun komşuluğunda yer almaktadır. Taşınmaz konumu itibariyle Ataköy yerleşiminin çeperinde kalmakta, batısında son 5 yıllık süreçte gelişmiş olan yüksek katlı konut komplekslerinden yol, metro hattı ve durağı ve topografik eşikler ile ayrılmaktadır.
-Bu bölge bilindiği gibi 1. Derece deprem bölgesidir. Ataköy yerleşiminin bu açıdan riskler barındıran bir konut alanı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bu bölgede planlama yapılırken, depremsellik konusunun planlama ve tasarım yaklaşımlarını belirleyen başlıca unsur olarak plan sürecinde dikkate alınması gereği bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, davaya konu alanın bu bölgedeki bir dere yatağına da yakın konumda olduğunu belirtmek gerekir.
-Dava konusu taşınmazın Bakırköy Merkez ve Ataköy’e ilişkin 1/5000 ölçekli Revizyon İmar Planı planlama bölgesi sınırları içerisinde kaldığı görülmektedir. Plan paftasından okunamamakla birlikte planın onay tarihinin 01.04.2003-23.10.2003 olduğu dava dilekçesinden anlaşılmaktadır. Bahsi geçen planda dava konusu taşınmazın Teknik Altyapı Alanı (TAY) kullanımı olarak ayrıldığı anlaşılmaktadır.
-Bölgedeki temel arazi kullanım kararlarının, ulaşım sisteminin, ayrıca yeşil ve açık alan sistemlerinin bütünlük ve süreklilik içinde planlandığı bir plan ölçeği olarak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı incelendiğinde, dava konusu taşınmazın bir parçası olduğu Ataköy konut alanının çevredeki yüksek kapasiteli taşıt yollarından az etkilenecek ve onları da en az etkileyecek biçimde kendi içinde bir dağıtıcı/toplayıcı yol ile erişiminin sağlandığı; ana toplayıcı yolun 25 metre genişliğinde olup, diğer yolların konut alanında trafik hızını düşük tutmayı sağlayacak biçimde 15 metre genişliğinde sokaklar biçimde tasarlandığı görülmektedir. Bu genişlik düşük kapasiteli bir yola denk gelmektedir ve yol kademelenmesi içinde anlamlı bir kurgunun oluşturulduğu görülmektedir. Konut alanlarının otoparklarına ilişkin kurgu ise her konut alanı içinde otopark alanının tasarlanması biçimindedir. Bu yaklaşım uygulama imar planında daha net görülmektedir. Böylece 15 metre genişliğindeki yolların yol üstü otopark baskısıyla karşılaşmaması amaçlanmıştır.
-2003 onaylı nazım imar planındaki bir diğer önemli kurgu yeşil ve açık alana ilişkindir. Ataköy konut alanının sonlandığı doğudaki kısım kuzey-güney yönü boyunca bir sosyal ve teknik donatı alanları koridoru olarak, çoğunlukla yeşil ve açık alan sistemi içinde planlanmıştır. Bu plan kurgusu hem konut bölgesinin sonlanmasını sağlamakta, hem dere yatağına, hem de metro hattına yaklaşımı denetlemekte, yerleşimin son bulduğu hattı tariflemekte, ayrıca yukarıda bahsedilen 15 metre genişliğindeki taşıt yolu boyunca her iki taraflı bir kullanım yoğunluğundan ziyade, yolun bir tarafında konut alanları diğer tarafında yeşil ve açık alanlar ile yerleşimi sonlandırmakta ve bir geçiş bölgesi yaratmaktadır. Bu geçiş bölgesi, konut alanında olması gereken daha korunaklı ve mahremiyeti olan iç mekanlar ile, kentin ana metro hatlarından birinin istasyonunda oluşacak yoğunluk arasında da bir geçiş bölgesidir.
-Davaya konu taşınmaz bu geçiş bölgesinde ve bahsedilen yeşil alan – soyal donatı – teknik donatı alanı içinde yer almaktadır. 2003 onay tarihli nazım imar planında davaya konu taşınmaza verilen işlev Teknik Altyapı Alanıdır. Plan bütünlüğü içinde bu konum ve işlev yukarıda anlatılan plan kurgusu içinde önem taşımaktadır ve planda ve taşınmaz üzerinde yapılan değişiklikler ve yeni plan kararlarını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
-2003 yılındaki bu planlama sonrasında davaya konu taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmış; bölgenin kuzeyinde TEDAŞ’a ait bir kısımda teknik altyapı alanı sürdürülürken, önceki (2003 yılı onaylı) planda da teknik altyapı kullanımına ayrılmış olan davaya konu kısımda plan değişikliği yapılmıştır:
Başbakanlık Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 14.01.2009 gün ve 2009-3 sayılı kararı ile onaylanıp, 16.01.2009 gün ve 27112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselle ilgili 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişikliklerinde kısmen E=2.00, Hmax=15.50mt. irtifalı “Ticaret Alanı”, kısmen “Yol Alanı” olarak ayrılmıştır.
Bu planların iptali istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına karşı açılan davada, Danıştay 6. Dairesi’nin 11.06.2013 gün, 2009-7639 E. ve 2013-4090 sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir. Bu iptal kararının gerekçesi söz konusu planlarda askı süreci ve itiraz sürecinin işletilmemiş olmasıdır. Dolayısıyla planın esasına ilişkin değerlendirmeye tabi olmadan usul yönünden planların iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare mahkeme kararları sonucunda davaya konu alanın plansız kaldığını ve mahkeme kararının gereğini yerine getirmek için bu davanın konusu olan planın yapıldığını belirtmektedir. Bu doğrultuda Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı onaylanmış; 10.02.2017 tarihli ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bakırköy Belediyesi tarafından askıya çıkarılmıştır.
Davaya konu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı’nda, uyuşmazlık konusu taşınmaz 400kişi/ha nüfus yoğunluğu ile, ayrık nizam, max. TAKS 0.25, max. KAKS (yani emsal) 1.25, 5 kat “Gelişme Konut Alanı” ve kısmen “Park Alanı” olarak planlanmıştır.
-Davaya konu taşınmaz 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ‘meskun alan’ olarak görünmektedir.Plan bütünlüğü, kamu yararı, planlama ilke ve esasları açısından değerlendirmeler saklı kalmak kaydıyla salt plan kademelenmesi açısından bir değerlendirme yapıldığında hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinin üst ölçek planlar ve planların kademeli birlikteliği bağlamında, üst ölçek planlarda verilen kullanım kararları ile davalı İdare tarafından önerilen kullanımlar birbiriyle çelişmemektedir. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yerleşik alan olarak belirtilmiş bir bölgede, teknik altyapı alanları da yer alabilmektedir; sosyal donatı alanları kapsamında yeşil ve açık alanlar da yer alabilir; konut, ticaret, ofis, kültürel tesis gibi yapılı çevre oluşturan alanlar da bu kapsamdadır. Dolayısıyla üst ölçekli plana aykırılık söz konusu değildir.
-2009 yılında Özelleştirme İdaresince yapılan plan değişikliğinde, teknik altyapı alanı küçültülmüş ve davaya konu parsel elde edilerek bunun üzerinde E:2.00 olarak, 5 katlı Ticaret Alanı (ve br kısmı yol) planlanmıştır. 2009 yılında onanarak öngörülen bu plan değişikliğinin bölgedeki nüfus-donatı dengesini bozacağı, ilave taşıt trafiği yaratarak ulaşım altyapısını olumsuz etkileyeceği açıktır; ve daha önce anlatılan donatı alanlarıyla oluşturulan koridoru yok ettiği, konut alanının bittiği yerde oluşturulan geçiş bölgesi stratejisini ortadan kaldırdığı için, 2003 yılındaki nazım planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozan niteliktedir. Dolayısıyla gerek o dönemde yürürlükte olan yönetmelik kapsamında, gerekse şu anda yürürlükte olan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında plan değişikliğini zorunlu kılan koşullar (kamu yararının zorunlu kıldığı, teknik ve nesnel gerekçeler) oluşmadan (sadece bu parselden elde edilecek kazanç ön plana çıkmakta olup çevredeki konut alanlarına olan olumsuz etkiler ise gözardı edilmektedir), teknik altyapı tesisinin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir teknik altyapı alanı ayrılmadan yapıldığı için de ilgili mevzuata aykırıdır. Söz konusu plan değişikliği bu davanın konusu değildir ancak davaya konu parselin planlama sürecinin anlaşılması ve değerlendirilmesi açısından önemlidir.
Bilindiği gibi bu plan değişikliği mahkeme kararlarıyla usul yönünden iptal edilmiştir. Bunun ardından davaya konu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları yapılarak bu sefer E:1.25, 5 katlı Gelişme Konut Alanı önerilmiştir. Konut alanı önerilen davaya konu parselin teknik altyapı olarak bırakılan alan ile arasında ince bir şerit olarak yeşil alan planlanmış; parselin diğer tarafında yani güneybatısında ise 15 metre genişliğinde yol planlanmıştır.
-Dava dosyasında yer alan tartışmalardan biri davaya konu işlemin plan değişikliği olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yönündedir. Davalı idare önceki Mahkeme kararı ile iptal edilen plan sonrasında bu parsel plansız kaldığı için burada yapılan planın plan değişikliği değil, yeni bir plan olduğunu iddia etmektedir. Hukuki süreç açısından böyle bir kabul söz konusu olsa bile, buradaki plan süreci bir bütün olarak irdelendiğinde, bu parselde geçmiş planlarda teknik altyapı alanı bulunurken, parsel bazında plan değişikliği yapılarak (2009 yılında) parsel ticaret alanına (ve bir miktar yol kullanımına) dönüştürülmüş; ardından bu plan değişikliği iptal edilince, söz konusu plan değişikliğiyle aynı noktada yine bu parsel bazında gelişme konut alanı (ve bir miktar yeşil alan ve yol) planlanmıştır. Süreç içinde buradaki teknik altyapı alanı konut alanına dönüştürülmüş, ve 2003 yılındaki plan değiştirilmiştir.
-Teknik altyapı alanı olan parselde E:1.25 emsal ile gelişme konut alanı planlandığında bu komşuluk birimindeki nüfus-sosyal donatı alanı dengesi bozulmaktadır. Hem teknik altyapı alanının büyük kısmı ortadan kaldırılmıştır; hem de yeterli sosyal donatı alanı ayrılmadan bölgeye ilave nüfus getirilmiştir. Burada ince bir şerit olarak yeşil alan öngörülmüştür, ancak bu yeşil alanın yüzölçümü 735 metrekaredir; ve öngörülen konut alanında davalı idarenin iddia ettiği gibi 92 kişinin yaşaması durumunda kişi başına 10 m2 yeşil alan koşulu sağlanmamaktadır. Kaldı ki sosyal donatı yeşil alandan ibaret değildir. Plan değişikliği işleminde diğer donatı alanları açısından bu komşuluk biriminin ve bölgenin durumuna ilişkin hiçbir irdelemenin yapılmamış olması önemli bir eksikliktir.
- Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan “yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz” biçimindeki yönetmelik maddesi dikkate alınırsa işlem mevzuata açıkça aykırıdır.
-Yeni konut alanı burada ilave taşıt trafiği yaratacaktır; buradaki 15 metre genişliğindeki yol bunu çözmek için işlevsel değildir; buradaki taşıt yollarının kapasitesi ve yeterliliğine ilişkin irdeleme bulunmamaktadır.
- Ayrıca daha önce 2003 onaylı nazım imar planı için anlatılan plan stratejileri ve kurguları kapsamında, donatı alanlarıyla oluşturulan yeşil koridoru yok ettiği, konut alanının bittiği yerde oluşturulan geçiş bölgesi stratejisini ortadan kaldırdığı için, bu işlem de 2003 yılındaki nazım planın ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozan niteliktedir.
-2003 yılına ait olan ve bu bölgenin kapsamlı nazım imar planı olarak dikkate alınması gereken plan bölgesinde Ataköy konut alanının batısında bitiş bölgesi olarak bir yeşil alan ve donatı alanları koridoru yaratılmıştır. Süreklilik arz eden bu koridor Ataköy konut alanının sonlandığı yerde hem bir bitiş ve geçiş bölgesi yaratmakta, hem dere yatağına ve metro hattına yaklaşımı denetlemekte, hem, yerleşimin son bulduğu hattı tariflemekte, hem sosyal ve teknik donatı alanlarını buradaki yaşayan nüfusun hizmetine sunmakta, hem de kentin bu alt bölgesi genelinde bir havalandırma koridoru yaratma işlevi görmektedir. Aslında alt bölge ve kent genelinde buradaki en önemli yeşil koridor daha önce bahsedilen dere boyunca oluşturulan koridordur. Bu koridorun 1/100.000 ölçekli planda da yer alması kent için yeşil sürekliliğinin ve havalandırma koridorlarının stratejik önemini vurgulamaktadır. Davaya konu alandaki yeşil süreklilik de güneyde bu koridorla birleşmektedir. Hem bu strateji açısından hem de Ataköy konut alanındaki koruma-kullanma dengesi açısından burada oluşturulan denge davaya konu bu plan ile ortadan kalkmıştır. Burada bahsedilen koruma-kullanma dengesi, plandaki konut/ticaret gibi kullanım alanları ile bunlara hizmet eden donatı alanlarını ve bu kapsamdaki açık alanları içermektedir. 2003 yılında onanmış olan nazım imar planındaki sosyal donatı koridoru ve konut alanının sonlandırıldığı geçiş bölgesi kurgusu şehircilik ilkeleri kapsamında anlamlı ve doğru bir planlama yaklaşımıdır. Davaya konu imar planları oluşturulurken bu kurgunun tamamen göz ardı edilmesi şehircilik ilkeleri ve planlama esasları kapsamında önemli bir sorundur.
-Dava konusu taşınmaz için getirilen kullanım kararı ile bu alana yeni bir nüfus getirileceği açıktır. Bu nüfusun verilen yapılaşma koşulları altında kaba bir hesapla 80-100 kişi civarında olacağı hesaplanabilir. (Davalı idare 92 kişi olarak belirtmiştir.) Getirilen nüfusun ihtiyaç duyduğu sosyal donatı alanlarının parsel içerisinde çözülemeyeceği ve plan bütünü için ek bir yük teşkil ettiği açıktır. Daha önce belirtildiği gibi burada önerilen yeşil alanın yüzölçümü 735 metrekaredir; ve öngörülen konut alanında davalı idarenin iddia ettiği gibi 92 kişinin yaşaması durumunda, hatta yukarıdaki hesaptaki en alt düzey olan 80 kişinin yaşaması durumunda bile kişi başına 10 m2 yeşil alan koşulu sağlanmamaktadır. Bilindiği gibi sosyal donatı yeşil alandan ibaret de değildir. Dolayısıyla davaya konu plan işleminde diğer donatı alanları açısından bu bölgenin durumuna ilişkin hiçbir irdelemenin yapılmamış olması önemli bir eksikliktir, yine yukarıdaki maddede belirtildiği üzere çevresinde ve bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile ilişkilendirme yapılmadan hazırlandığına işaret etmektedir.
-Geçmiş planlar ile teknik altyapı alanı olarak geliştirilmiş olan, mevcutta teknik altyapı alanı olarak ayrılmış olan bir kullanımın bölgeye teknik donatı hizmeti vermek için sunduğu potansiyel tamamen gözardı edilmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinden alıntı yapılarak daha önce yukarıda verildiği üzere Teknik Altyapı Alanları altında elektrik tesisleri dışında pek çok altyapı hizmet alanı geliştirilmesi mümkündür. Örneğin, alanı teknik altyapı kullanımından çıkarmadan açık otopark olarak kullanmak metro istasyonuna yakın olan bu alanda otopark ihtiyacını karşılamak, kentin merkezi bölgelerine yapılan yolculuklarda “park et-bin” sistemini özendirerek otomobil kullanımını azaltıp metro kullanımını arttırmak anlamlı bir plan yaklaşımıdır; ve metro istasyonuna bu derece yakın bir noktada yer alan uyuşmazlık konusu yer için doğru ve tutarlı bir plan kararı olacağı değerlendirilmektedir. Böyle bir kullanım hem bu bölgede yaşayanlara sunduğu metro-otomobil entegrasyonu ile erişim olanakları hem de kent geneli için yaratabileceği otomobil-toplu taşıma dengesi açısından şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kapsamında bir konut gelişimine kıyasla daha doğru bir planlama yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir.
-Bunun yanısıra tamamı 1. Derece deprem bölgesi olduğu bilinen planlama alanında acil durumlarda kullanılmak üzere açık alan yaratmak seçeneğinin de bu bölge için dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bu durum alanın yine teknik altyapı olarak kullanılması ile buranın otopark olması durumunda geçerli olabilir. Ancak bir yeşil ve açık alan olarak da, acil durumlarda toplanma alanı olarak hizmet eden bir bölge yaratılması şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından bir konut gelişimine kıyasla daha doğru bir planlama yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir.
-Dava konusu taşınmazın arazi kullanım kararında elbette taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmış olmasının belirleyici olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla burada taşınmazdan en fazla getiriyi getirecek kullanım türleri olarak, 2009 yılı plan değişikliğinde ticaret kullanımı önerildiği, bu plan değişikliğinin usul yönünden iptal edilmesini takiben davaya konu plan ile konut kullanımının önerildiği görülmektedir. Taşınmaz kaynakların en etkin biçimde ve ekonomik açıdan verimli kullanılması planlamada elbette göz ardı edilmemesi gereken bir konudur; ancak öngörülen konut gelişme alanının bulunduğu taşınmazın mevcut kullanımı olan teknik altyapı işleviyle sürdürülmesi durumunda bu bölgenin konumu ve depremsellik durumu da dikkate alındığında kentsel yaşam için sunabileceği (yukarıda sayılan) olanakların dava konusu plan ile göz ardı edildiği de açıktır. Özelleştirmeye konu olsa bile, açık alan – yapılı çevre dengesini, koruma – kullanma dengesini, nüfus – donatı alanları dengesini gözeterek bir planlama yapılmasının olanaklarının aranması gerektiği kanısındayız. Davaya konu plan, bahsedilen bu dengeleri bozan, bölgedeki kentsel yaşam kalitesine katkı veremeyen, ve yukarıda ayrıntılı biçimde anlatıldığı üzere çevresiyle bütünleşemeyen, çevredeki planlar ile uyumsuz bir plandır. Bu nedenlerle de taşınmazın planlama geçmişi ve konumu dikkate alındığında, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ilkesiyle bağdaşmadığı görüşündeyiz."
Tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı idare tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulmuştur.
Özelleştirme ile ilgili olarak önce 4046 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, daha sonra da 4446 sayılı Yasayla Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır.
Özelleştirme uygulamaları idari işlemler yoluyla gerçekleştirildiğinden, bu işlemlere karşı açılan iptal davalarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetime tabi tutulmaları gerekmektedir.
Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde;
Davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, davaya konu edilen imar planı yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, Çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme Yüksek Kurulunca yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, çevresinde 14-15 katlı yüksek yoğunluklu konut alanlarının bulunduğu bir alanda dava konusu uygulama imar planıyla taşınmaza Ayrık Nizam, 5 Kat, TAKS:0.25; KAKS:1,25 yapılaşma koşulları getirilerek çevredeki yüksek yoğunluklu konut alanlarından daha az yapılaşma şartları getirildiği, otopark ihtiyacının parsel içerisinde çözümlenebileceği, diğer taraftan özelleştirme programına alınan kuruluşa ait olması nedeniyle 3194 sayılı Yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresince yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alanda yapılan imar planı değişikliğinde bu alanda sosyal teknik altyapı alanı ayrılmasının mutlaka gerekli ve zorunlu olmadığı gibi, yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek oranda olmadığı, bu nedenlerle üst ölçekli çevre düzeni planı kararlarına, şehircilik ve planlama esasları ile kamu yararına uygun ve çevre imar bütünlüğü ile uyumlu olan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan … TL avanstan harcanan …-TL'nin davacıdan alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'ne tebliğine, keşif avansından artan …- TL'nin Maliye Bakanlığı'na iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY(X): Dava, mülkiyeti TEDAŞ’a ait İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın “gelişme konut alanı (Ayrık Nizam, 5 Kat, TAKS:0.25; KAKS:1,25), park alanı ve yol” kullanım kararlarının getirilmesine ilişkin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar Planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 - 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler." kuralı yer almıştır.
Anılan Yasaya 5398 sayılı Yasanın 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen Ek 3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır.
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
Dosyada bulunan bilirkişi raporunda; davaya konu planların üst ölçekli planın bu bölgesine ilişkin arazi kullanım kararı kapsamında bir uyumsuzluk ve aykırılık barındırmadığı; ancak İçinde yer aldığı Ataköy konut bölgesinin planlarıyla bütünleşemeyen, bu planlarla uyumlu olmayan ve bu planların kurgusunu bozan nitelikte olduğu; bu yönüyle şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu gibi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Genel Planlama Esasları başlığı altındaki 7-l maddesi “Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır” koşulunu da yerine getirmediği getirilen nüfusun ihtiyaç duyduğu sosyal altyapı alanlarının ve otopark gereksiniminin parsel içerisinde çözülemeyeceği ve plan bütünü için ek bir yük teşkil ettiği; davaya konu plan işleminde donatı alanları açısından bu bölgenin durumuna ilişkin hiçbir irdelemenin yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu; yine yukarıdaki maddede belirtildiği üzere çevresinde ve bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile ilişkilendirme yapılmadan hazırlandığı, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının bölgedeki kentsel yaşam kalitesine katkı veren bir kullanım olmadığı; gerek metro istasyonuna yakınlığı gerekse 1. derece deprem bölgesindeki konumu nedeniyle burada (taşınmazın planlama geçmişi ve mevcut durumu dikkate alındığında) teknik altyapı alanı yönündeki arazi kullanımının sürdürülmesinde kamu yararı olduğu ve bu kullanımın şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından tutarlı ve doğru bir yaklaşım olacağı, söz konusu taşınmaz özelleştirmeye konu olsa bile, açık alan – yapılı çevre dengesini, koruma – kullanma dengesini, nüfus – donatı alanları dengesini gözeterek bir planlama yapılmasının olanaklarının aranması gerektiği; çevresiyle bütünleşemeyen, çevredeki planlar ile uyumsuz olan, bu yaşam alanındaki donatı dengesini bozan özellikler taşıdığı için taşınmazın planlama geçmişi ve konumu dikkate alındığında, davaya konu plan ile getirilen arazi kullanım kararının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ilkesiyle bağdaşmadığı yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Bu durumda, bilirkişi raporundaki tespitler ışığında dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.