
Esas No: 2016/7077
Karar No: 2021/959
Karar Tarihi: 17.02.2021
Danıştay 8. Daire 2016/7077 Esas 2021/959 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/7077
Karar No : 2021/959
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekilleri : Av. …, Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Üniversitesi Rektörlüğü/…
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca davacının duruşma istemi kabul edilmeyerek işin gereği görüşüldü:
Dava, … Üniversitesi'nde hukuk doçenti ve öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 01/09/2011 başlangıç tarihli sözleşmesinin yenilenmeyerek sözleşme bitim tarihi olan 31/08/2012 tarihinde kanuni haklarının ödenmesi suretiyle sözleşmesinin ve görevinin sona ermesinden dolayı uğramış olduğu zararlar karşılığında (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 10.136,53- TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın 31/08/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; dava konusunun, davacının davalı kurumdan alacağı olduğunu iddia ettiği maaş alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, yaz okulu ücret alacağı ve diğer alacaklardan kaynaklandığı; davacının, bu alacaklara manevi tazminat alacağını da eklediği, davacı ile davalı kurum arasında 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir iş sözleşmesi imzalandığı; davacı ve davalı idare iddialarının ancak İş Mahkemesinde gerekirse tanık dinlenerek çözümlenebileceği; zira karşılıklı iddiaların çözüm yerinin, taraflar arasındaki iş akdi de nazara alınarak İş Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Anayasamızın 'Yükseköğretim kurumları' başlıklı 130. maddesinde; "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.
..Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir." hükmüne yer verilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 5. maddesinde; "Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür." hükmü, ek 8. maddesinde ise; "Vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar." hükmü yer almıştır.
31/12/2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 'Öğretim elemanları' başlıklı 23. maddesinde; "Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; … Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde görev yapan davacının, üniversite ile yapmış olduğu sözleşmesinin 31/08/2012 tarihinde sona ereceğinden bahisle 28/06/2012 tarih ve 46102 sayılı davalı idare işlemi ile görevine son verildiği; davacı tarafından, sözleşmenin feshiyle ilgili olarak İş Mahkemesi'nde açılan davada verilen kararın Yargıtay tarafından, davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, akabinde Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine ... İdare Mahkemesi'nde dava açıldığı, anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; davacı tarafından, davalı idareye başvurularak anılan Mahkeme kararının uygulanması ve zararlarının ödenmesinin istenilmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle sözleşmesinin ve görevinin sona ermesinden dolayı uğramış olduğu zararlar karşılığında (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 10.136,53-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın 31/08/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı Yeditepe Üniversitesi 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 39. maddesi ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.
İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum oluşturabilirler. Bu nedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.
Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın yanı sıra, Devlet üniversitelerinde olduğu gibi vakıf üniversitelerinin de Anayasal güvence altına alınmış olan bilimsel özerkliğe sahip olmaları bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretimin çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisinin dışında tutarak, bilimsel amaç, hedefler ve gereksinimlerine bağlı olmalarını sağlamaktır. Bu nedenle de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının, görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri gibi özlük haklarının kanunla düzenleneceği konusu, anayasal teminat altına alınmıştır.
Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının; statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açık olup sözleşmesinin feshine ilişkin davalı idare işleminin İdare Hukuku anlamında bir idari işlem olduğu hususunda kuşku bulunmamakla birlikte; davacının sözleşmesinin feshine ilişkin idari işlemden kaynaklanan tazmin isteminin de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı' başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim; benzer nitelikteki bir başka davada, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 26/10/2020 tarih ve E:2020/479, K:2020/626 sayılı kararı da bu yöndedir.
Diğer taraftan; davacının sözleşmesinin feshine dair açtığı davada … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, davalı idarenin temyiz istemi Dairemizin 22/11/2019 tarih ve E:2015/9415, K:2019/10546 sayılı kararıyla reddedilerek Mahkeme kararı onanmış; davalı idarenin karar düzeltme istemi ise Dairemizin 17/02/2021 tarih ve E:2020/2915, K:2021/960 sayılı kararıyla reddedilmiş olup İdare Mahkemesince verilen karar kesinleşmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/02/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.