Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/18
Karar No: 2021/100

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/18 Esas 2021/100 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/18 E.  ,  2021/100 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 336-347


    Davacı ... vekilinin, müvekkili hakkında 5607 sayılı Kanun"a aykırılık suçundan açılan kamu davasında beraatine karar verildiği ve müvekkilinin bu suçtan dolayı yapılan soruşturma sırasında uygulanan el koyma tedbiri nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek 50.000 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden tahsili talebiyle açtığı davanın reddine ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.04.2013 tarihli ve 73-92 sayılı hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 24.06.2014 tarih ve 1878-15527 sayı ile;
    "...Davaya konu eşyaların 25.12.2012 tarihinde davacıya iade edildiği ve el konulan eşyaların makul sürede geri verilmediği anlaşılmakla; davacıya ait el konulan eşyaların iade edildiği tarihe kadar geçen süre içinde, ekonomik olarak yıpranmaya uğrayıp uğramadıkları, model ve kullanım yönünden değer kaybedip kaybetmedikleri uzman bilirkişi aracılığıyla incelenip belirlenerek, sonucuna göre davacının tazminat talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı gerekçeye dayanılarak davanın reddine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 04.11.2014 tarih ve 336-347 sayı ile;
    "5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu"nun 11. maddesinde kaçak şüphesi ile el konulan eşyaların miktarı, cinsi, markası, tipi, modeli, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir tutanakla gümrük idaresine teslim edileceği, idarenin bu eşyanın muha- fazası için gerekli görülen yerlerde depo temin edileceği öngörülmüş, keza 16. maddesinde de bu Kanun"da tanımlanan suçların konusunu oluşturması dolayısıyla müsaderesi veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği, eşyanın sahibine iade edilemeyeceği, hatta bu eşyanın kamu davasının açıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması hâlinde derhal tasfiye edileceği, ancak eşyanın zarara uğraması, değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde 3 gün muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde 15 gün içinde numune alınması mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması hâlinde ise gerekli tespitler yaptırılarak soruşturma evresinde hâkim kovuşturma evresinde mahkeme tarafından tasfiyesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
    Hâl böyle iken her ne kadar davacı vekili aracılığıyla, söz konusu parçaların haksız olarak el konulduğunu, yaklaşık 3,5 yıl sonra kendilerine teslim edildiğini, ekonomik değer- lerinin %50 sini yitirdiklerini, kazanç kaybına uğradıklarını, sermayeden yoksun kaldıklarını bildirerek toplam 50.000 TL maddi tazminat talep etmiş ise de, mevcut şüphe nedeniyle yetkili makamlarca davaya konu eşyalara el konulup kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dü- zenledikten sonra gümrük idaresine teslim edildiği, burada muhafaza edildikleri dönemde eşyaların hasara uğramadığı, herhangi bir yerde kullanılmadığı gibi bu yönde bir iddia da ol- madığı, gümrük idaresince zamanında tasfiye işlemlerinin başlatıldığı, ancak alıcı çıkmadı- ğından 2 kez tasfiyenin sonuçsuz kaldığı, 1 kez de teklif edilen miktarın söz konusu eşyanın değerinin çok altında bir miktar olması nedeniyle yetkili komisyonca kabul edilmediği, eşya- larla ilgili olarak verilen kararın kesinleşmesine müteakiben de süresinde eşyaların sahibi olan davacıya geri verildiği gibi hususlar dikkate alındığında, kanun ve nizamlara uygun şekilde yapılan bu koruma tedbirleri nedeniyle davacı lehine tazminat verilemeyeceği, CMK" nın 141. ve devamı maddelerindeki şartlar oluşmadığı hukuki ve vicdani kanaatine varılarak tazminat talebinin reddine karar verildiği," gerekçesiyle bozma kararına direnmiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2015 tarihli ve 416464 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 26.12.2016 tarih ve 12834-13705 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacıya, 5271 sayılı CMK uyarınca koruma tedbiri nedeniyle tazminat verilmesi gerekip gerekmediği ve bu bağlamda eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Kolluk görevlilerine yapılan ihbar üzerine Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2009 tarihli ve 2009/127 sayılı kararına istinaden 18.06.2009 tarihinde davacı ..."ın... Yenimahalle/Ankara adresinde bulunan iş yerinde arama yapıldığı, burada bulunan ve kaçak olduğu iddia edilen 35 adet klima motoru, 20 adet turbo ve 20 adet hava yastığına el konularak muhafazası için Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğüne teslim edildiği, soruşturma sonucunda davacı hakkında kaçakçılığa konu eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla kabul edip satma suçunu işlediği iddiasıyla 5607 sayılı Kanun"un 3/1-5 ve 13. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve kaçakçılığa konu eşyanın müsaderesine karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Ankara 1. Asliye Mahkamesince 26.01.2010 tarihinde suça konu eşyanın kaçak olmadığı gerekçesiyle davacı sanığın beraatine ve suça konu edilen eşyanın iadesine karar verildiği, hükmün davalı katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.02.2011 tarihinde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulduğu, bozmaya uyan Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 27.12.2011 tarihinde atılı suçun yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle davacı sanığın beraatine ve davaya konu olan malların karar kesinleştiğinde sanığa iadesine karar verildiği, bu hükmün de davalı katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.11.2012 tarihinde onanmak suretiyle kesinleştiği ve davaya konu eşyanın 25.12.2012 tarihinde davacıya iade edildiği,
    Gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında davaya konu olan eşyanın iadesi yönündeki taleplerin Yerel Mahkemece reddedildiği,
    Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre; 35 adet klima motorunun 70.000 TL , 20 adet turbonun 20.000 TL, 20 adet hava yastığının ise 34.000 TL olduğu,
    Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünün 07.03.2013 tarihli yazısına göre; davacıya ait eşyada eksilme, paslanma olmadığı, eşyanın Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğünce 09.03.2012 tarihinde tasfiye amacıyla satışa sunulduğu ancak alıcının çıkmadığı, 08.05.2012 tarihinde yapılan satışta verilen 15.300 TL teklifin de Bölge Müdürlüğü Teklif Değerlendirme Komisyonunca kabul edilmediği, yine 20.11.2012 tarihinde eşyanın tekrar satışa sunulduğu ancak bu satışta da alıcının çıkmadığı,
    Davacı vekilinin, 05.02.2013 tarihli dilekçesi ile; davacının iş yerinde 18.06.2009 tarihinde yapılan aramada 20 adet hava yastığı, 20 adet turbo ve 35 adet klima motoruna kaçak olduğu iddiasıyla el konulduğunu, bu eşyanın bir kısmının ithal olduğu, bir kısmının da sigorta şirketlerinden veya faturalı olarak alındığı belirtilmesine rağmen malların iade edilmediğini, eşyanın iadesi için yaptıkları müracaatlarının sonuçsuz kaldığını, Mahkemece taleplerinin reddedildiğini, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin beraatine ve elkonulan eşyanın iadesine karar verildiğini, bu kararın da Yargıtay tarafından onandığını, 25.12.2012 tarihinde haksız olarak zaptedilen bu eşyanın iade edildiğini ancak yaklaşık 3,5 yıl haksız olarak el konulan bu eşyanın ekonomik değerinin %50" sini yitirdiğini, bu konuda idare tarafından herhangi bir tedbir alınmadığını, el koyma tarihi itibariyle klima motorlarının 70.000 TL, turboların 20.000 TL, hava yastıklarının ise 34.000 TL olduğunu, ekonomik değerini yitirmelerinden dolayı 30.000 TL zararın, bir kısım siparişleri yerine getiremedikleri için 10.000 TL maddi kazanç kayıplarının, zaptedilen bu eşyaya bağladıkları sermayeden yoksun kalmaları nedeniyle de 10.000 TL zararlarının olduğunu, bu nedenle toplam 50.000 TL maddi zararlarının haksız el koymanın gerçekleştiği 18.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Ceza muhakemesinin yapılmasını veya yapılan muhakemenin sonunda verilecek kararın kâğıt üzerinde kalmamasını ve muhakeme masraflarının karşılanmasını sağlamak amacıyla, kural olarak ceza muhakemesinde karar verme yetkisini haiz olan yetkililer tarafından, gecikmede sakınca bulunan durumlarda geçici olarak başvurulan ve hükümden önce bazı temel hak ve hürriyetlere müdahaleyi gerektiren kanuni çarelere "koruma tedbiri" denir (Bahri Öztürk, Behiye Eker Kazancı, Sesim Soyer Güleç, Ceza Muhakemesi Hukukunda Koruma Tedbirleri, Seçkin, 2013, 1. Bası, s.1). Hukuka aykırı şekilde uygulanan koruma tedbiri nedeniyle zarara uğrayan kişi her türlü maddi ve manevi zararını isteme hakkına sahiptir.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun"un 18. maddesiyle 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı Kanun"un Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ila 144. maddelerinde tazminat isteme şartları ve sonuçları yeniden ele alınmış, 141. maddesinde hangi durumlarda tazminat talep edilebileceği, 142. maddesinde tazminat isteminin şartları, 143. maddesinde tazminatın geri alınması, 144. maddesinde de tazminat isteyemeyecek kişiler düzenlenmiştir.
    466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun"da, yalnızca kanun dışı yakalanan ve tutuklanan kişiler için tazminat hakkı öngörülmüşken, 5271 sayılı CMK’da yapılan düzenlemeyle arama ve el koyma koruma tedbirleri nedeniyle mağdur olanlara da tazminat isteme hakkı tanınmıştır.
    5320 sayılı Kanun"un 6. maddesinde yer alan;
    "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.
    (2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü uyarınca, 01.06.2005 tarihinden itibaren gerçekleşen işlemler yönünden 5271 sayılı CMK hükümleri uyarınca uygulama yapılacağı hususu tartışmasızdır.
    5271 sayılı CMK"nın "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası el koyma işleminin gerçekleştirildiği tarih itibarıyla;
    "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
    a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
    b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
    c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
    d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
    e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
    f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
    g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
    h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
    i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
    j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
    Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
    Şeklinde düzenlenmiş, koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın hangi hâllerde isteneceği on bent hâlinde sayılmış, 30.04.2013 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun"un 17. maddesiyle anılan fıkraya “k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,” bendi eklenmiş, fıkranın son cümlesinde de kişilerin koruma tedbirleri nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten talep edebilecekleri belirtilmiştir.
    Koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davasında mahkemece işin esasına ilişkin olarak öncelikle, tazminatı gerektirecek türden bir işlem yapılıp yapılmadığı ve yapılan işlem ile oluşan zarar arasında nedensellik bağı olup olmadığı araştırılacaktır. Tazminat davasına bakan mahkeme, beraat kararının doğruluğunu sorgulayamaz. Nitekim, 466 sayılı Kanun"un yürürlükte olduğu dönemde verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 02.05.1977 tarihli ve 1-1 sayılı kararında da; tazminat istemine esas olan beraat kararının, delil yönünden incelenmesine yasal olanak bulunmadığı, buna karşılık beraate ilişkin dosyada 466 sayılı Kanun"un 4. maddesinde belirtilen "sanığın, ihmali veya kusurlu hareketleri" olup olmadığı hususlarının ve diğer maddelerde yer alan unsurların incelenmesi gerektiği, kesinleşmiş beraat hükmünde dayanılan delillerin tazminat davasında bir başka mahkeme tarafından yeniden ele alınıp takdire tabi tutulması durumunda kesin hükme karşı saldırının söz konusu olacağı, somut olayda tazminat davasına bakan mahkemenin, Yargıtay"dan geçmeden kesinleşen beraat kararını sübut yönünden incelemeye yetkili olmadığı belirtilmiştir.
    Maddi tazminat ile davacının malvarlığında meydana gelen somut bir azalma ya da kazanç kaybı, ödediği avukatlık ücreti gibi masrafların karşılanması amaçlanırken, manevi tazminat kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden mahrum kalması nedeniyle duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yöneliktir.
    Bu aşamada uyuşmazlık konusuyla ilgisi nedeniyle CMK’nun 141. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendindeki “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı hâlde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,” kişilerin Devletten tazminat isteme hakkına ilişkin düzenleme üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.
    Anılan bentte el koyma nedeniyle uğranılan zararın tazmininin talep edilebileceği dört farklı duruma yer verilmiş olup bu hâller;
    a) Koşulları oluşmadığı hâlde el koyma: Koruma tedbirleri genel itibarıyla 5271 CMK"da düzenlenmiştir. CMK"nın Birinci Kitabının Dördüncü Kısmı “Koruma Tedbirleri” başlığını taşımakta olup el koyma tedbirine de bu kısmın 123 ila 134. maddeleri arasında yer verilmiştir. Kanun"un bu açık düzenlemesine göre el koyma bir koruma tedbiridir.
    El koyma, ceza muhakemesinde delil olabilecek veya ileride müsadere edilebilecek eşya üzerinde zilyedin sahip olduğu tasarruf yetkisinin kaldırılmasıdır.
    Anayasa"nın 20. maddesinde, belli koşullarda kişilerin özel belge ve eşyasına el konulabileceği; 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği düzenlenmiştir.
    CMK"nın 123. maddesine göre, ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri muhafaza altına alınırken, yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya el konulabilmektedir.
    Aynı Kanun"un 127. maddesinde, hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerinin el koyma işlemini gerçekleştirebileceği, hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işleminin, yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağı, hâkimin, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklayacağı; aksi hâlde el koymanın kendiliğinden kalkacağı belirtilmiştir.
    Ayrıca CMK"nın 126. maddesinde, şüpheli veya sanık ile CMK"nın 45 ve 46. maddelerine göre tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere el koyma; 128. maddesinde, suçtan elde edildiği değerlendirilen taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma; 129. maddesinde, postada el koyma; 130. maddesinde, avukat bürolarında arama, el koyma ve postada el koyma; 134. maddesinde de bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirinin uygulanma koşullarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
    Kanunda öngörülen koşullar oluşmamasına rağmen eşya veya malvarlığı değerlerine el konulması durumunda, ilgili kişiler açısından koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep etme hakkı doğacaktır.
    b) El konulan eşyanın korunması için gerekli tedbirlerin alınmaması: El konulan eşyanın geçici olarak Devletin kontrolü altında kalması nedeniyle, değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler yetkili merciler tarafından alınmalıdır. CMK"nın 132. maddesinde de; el konulan eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı hâlinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabileceği, değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirlerin alınacağı, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebileceği, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması hâlinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebileceği hüküm altına alınmıştır. El konulan eşyanın, uygun şekilde muhafaza edilmemesi sonucunda yıpranması, eskimesi, kullanılamaz hâle gelmesi veya zayi olması gibi durumlarda, meydana gelen bu zarar, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine konu olabilecektir.
    c) El konulan eşyanın amaç dışı kullanılması: El koyma tedbirinin amacının genel olarak; delil elde edilmesi ve buna bağlı olarak sağlıklı bir ceza yargılaması yapılmasının ve maddi gerçeğe ulaşılmasının sağlanması ya da müsadere konusu olabilecek eşyanın güvence altına alınması suretiyle ileride verilebilecek bir müsadere kararının kâğıt üzerinde kalmasının önlenmesi olduğu söylenebilir. El konulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, el koyma amacı doğrultusunda kullanılmalıdır. Aksi durumda ilgililer bu nedenle tazminat isteyebileceklerdir.
    d) El konulan eşyanın zamanında geri verilmemesi: CMK"nın 131. maddesinde; şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması hâlinde, resen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verileceği, 128. madde hükümlerine göre el konulan eşya veya diğer malvarlığı değerlerinin, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması hâlinde, sahibine iade edileceği düzenlenmiştir. Bu itibarla, el koyma amacının ortadan kalması hâlinde, makul derecede ivedilikle el konulmuş eşya veya diğer malvarlığı değerlerinin ilgilisine iadesi gerekmektedir. Aksi hâlde Devletin tazminat sorumluluğu söz konusu olacaktır.
    Bu aşamada, somut olayda tazminat talebine konu el koyma işleminin gerçekleştirildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun ilgili hükümlerine ilişkin de açıklama yapılması gerekmektedir.
    Tazminat talebine konu el koyma tedbirine dayanak olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu"nun işlem tarihinde yürürlükte olan;
    "Arama ve el koyma" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrası; "Kaçak eşya, her türlü silâh, mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğundan şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlar ile kişilerin üzerlerinde yapılacak arama ve elkoymalar, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yerine getirilir.",
    "El konulan eşyanın muhafazası" başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrası; "Kaçak şüphesiyle elkonulan eşya ile 10 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan her türlü taşıt ve araç; miktarı, cinsi, markası, tipi, modeli, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla gümrük idaresine teslim edilir.", ikinci fıkrası; "Gümrük idaresi, kaçak eşya ve taşıtların muhafazası için gerekli görülen yerlerde depo temin eder.", dördüncü fıkrası "Birinci ve üçüncü fıkralar uyarınca elkonulan her türlü eşya ve taşıma araçlarının muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması ve nakliyesi gibi nedenlerle yapılan masraflar, gümrük idaresince karşılanır.",
    "Müsadere" başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi; "Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır.",
    "Tasfiye" başlıklı 16. maddesi de;
    "(1) Bu Kanunda tanımlanan suçların veya kabahatlerin konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği eşya, sahibine iade edilemez. Bu eşya, kamu davasının açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması halinde derhal tasfiye edilir. Ancak eşyanın;
    a) Zarara uğraması, değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde üç gün,
    b) Muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde onbeş gün,
    İçinde, eşyadan numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması halinde ise gerekli tespitler yaptırılarak, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından tasfiyesine karar verilir.
    (2) Satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının satış bedeli emanet hesabına alınır. Yargılama sonucunda;
    a) Tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının, müsadere edilmeyip iadesine karar verilmesi,
    b) Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına konu teşkil eden eşyanın ilgilisine iadesine karar verilmesi,
    Hâllerinde; satış bedeli, satış tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte hak sahibine ödenir...
    (3) Elkonulan eşyanın iadesine karar verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte olan gümrük ve dış ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılır.
    (4) Bu Kanunun uygulamasında tasfiye, tasfiye idaresi tarafından Gümrük Kanunu hükümlerine göre yapılır."
    Şeklinde düzenlenmiştir.
    5607 sayılı Kanun"un 9. maddesinin birinci fıkrasında; kaçak eşya, her türlü silah, mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğundan şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlar ile kişilerin üzerlerinde yapılacak arama ve el koymaların 5271 sayılı CMK uyarınca yerine getirileceği, 13. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde de; bu Kanun"da tanımlanan suçlarla ilgili olarak 5237 sayılı TCK"nın eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
    5607 sayılı Kanun"un 11. maddesinin birinci fıkrasında; kaçak şüphesiyle el konulan eşya ile 10. maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan her türlü taşıt ve aracın, eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla gümrük idaresine teslim edileceği, ikinci fıkrasında; gümrük idaresinin kaçak eşya ve taşıtları muhafazası için gerekli görülen yerlerde depo temin edeceği, aynı maddenin el koyma işleminin uygulandığı tarih itibarıyla yürürlükte olan dördüncü fıkrasında; birinci ve üçüncü fıkralar uyarınca el konulan her türlü eşya ve taşıma araçlarının muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması ve nakliyesi gibi nedenlerle yapılan masrafların gümrük idaresince karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun"un el koyma tarihi itibarıyla yürürlükte olan 16. maddesinde ise bu Kanun"da tanımlanan suçların veya kabahatlerin konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği eşyanın, sahibine iade edilemeyeceği, bu eşyanın, kamu davasının açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması hâlinde derhal tasfiye edileceği, ancak eşyanın; zarara uğraması, değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı hâlinde üç gün, muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde ise on beş gün içinde, eşyadan numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması hâlinde ise gerekli tespitler yaptırılarak, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından tasfiyesine karar verileceği, satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının satış bedelinin emanet hesabına alınacağı ve yargılama sonucunda; tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının, müsadere edilmeyip iadesine karar verilmesi veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına konu teşkil eden eşyanın ilgilisine iadesine karar verilmesi hâllerinde; satış bedelinin, satış tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte hak sahibine ödeneceği belirtilmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Yapılan ihbar üzerine Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince 17.06.2009 tarihinde verilen karara istinaden 18.06.2009 tarihinde davacı ..."ın iş yerinde arama yapıldığı, iş yerinde bulunan 35 adet klima motoru, 20 adet turbo ve 20 adet hava yastığına el konularak muhafazası için Ergazi Tasfiye İşletme Müdürlüğüne teslim edildiği, soruşturma sonucunda davacı hakkında kaçakçılığa konu eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla kabul edip satma suçunu işlediği iddiasıyla 5607 sayılı Kanun"un 3/1-5 ve 13. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve kaçakçılığa konu eşyanın müsaderesine karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Ankara 1. Asliye Mahkamesince 26.01.2010 tarihinde suça konu eşyanın kaçak olmadığı gerekçesiyle davacı sanığın beraatine ve suça konu edilen eşyanın iadesine karar verildiği, hükmün katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.02.2011 tarihinde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulduğu, bozmaya uyan Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 27.12.2011 tarihinde atılı suçun yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle davacı sanığın beraatine ve davaya konu olan eşyanın karar kesinleştiğinde davacı sanığa iadesine karar verildiği, bu hükmün de davalı katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.11.2012 tarihinde onanmak suretiyle kesinleştiği ve davaya konu eşyanın 25.12.2012 tarihinde davacıya iade edildiği olayda;
    5607 sayılı Kanun"un 16. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kamu davasının açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması hâlinde el koyma işlemine konu eşyanın derhal tasfiye edileceği ve akabinde tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesinden sonra satış bedelinin emanet hesabına alınacağı, kovuşturma sonunda ortaya çıkan sonuç itibarıyla tasfiye edilen eşyanın satış bedelinin, satış tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi ve zarara sebebiyet verilmemesi mümkün iken, Kanun"da öngörülen şekilde tasfiye işlemlerinin yerine getirilmediği, el konulan eşyanın makul sürede geri verilmemesi nedeniyle zamanla değerini kaybedebileceği ve söz konusu eşyada meydana gelen maddi zararın Devletten talep edilmesi hakkının bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait el konulan eşyanın iade edildiği tarihe kadar geçen süre içinde, ekonomik olarak yıpranmaya uğrayıp uğramadığı ile model ve kullanım yönünden değer kaybedip kaybetmediği konusunda bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre davacının tazminat talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 336-347 sayılı direnme kararına konu hükmünün, davacının 5271 sayılı CMK"nın 141. maddesi uyarınca tazminat talep etme hakkının bulunduğu ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre saptanacak maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle ve eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 11.03.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi