Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/6480
Karar No: 2014/10461

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2014/6480 Esas 2014/10461 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2014/6480 E.  ,  2014/10461 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ve asli müdahil ... mirasçıları ... vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı ... 01.11.1999 tarihli dava dilekçesinde, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkiindeki, dilekçesinde sınırlarını bildirdiği yaklaşık 50 dönümlük arazisinin tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu, babasından kalan tarlayı kendisinin kullanmaya devam ettiğini, ancak, ..., ..., ... ve ... isimli şahısların hiç bir hakları olmadığı halde, 10/10/1999 tarihinde dava konusu araziyi sürmek suretiyle tecavüz ettiklerini beyan ederek, dava konusu taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini ve müdahalenin men"ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Müdahil ...18.05.2001 tarihli harçlı katılım dilekçesi ile, taşınmazların dedesinden kalan tapulu yerleri olduğunu, adına tescili istemi ile davaya katılmıştır.
    Müdahil ... 01.12.1999 tarihli harçlı katılımı ile, dava konusu taşınmazların kendisine dedesi ve babasından kaldığını davanın reddine karar verilmesi istemi ile davaya katılmıştır. Daha sonra dilekçe ile tapu kaydı sunmuştur.
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda; bölgede kadastro paftalarının 22/12/1983 tarihinde kesinleştiği, açılan davanın ise, Kadastro Kanununun 12/3. maddesine belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığı ve Medenî Kanunun 713. maddesine göre tescil isteyebilmesi için ise; bölgede kadastro paftalarının kesinleştiği 22/12/1983 tarihinden itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmesi gerektiği, davacı yönünden dava tarihinde 20 yıllık sürenin de dolmadığından tescil şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... mirasçıları, asli müdahil ... mirasçıları ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
    Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyünde genel arazi kadastrosu 22/12/1983 tarihinde kesinleşmiş, yörede orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmamaktadır.
    1) Müdahil ... vekilinin temyiz itirazları bakımından;
    Dava konusu taşınmazın kendi adına tescili istemiyle davaya katılımı olmayıp, müdahale dilekçesinde sadece davanın reddini istemiştir. Dava reddedildiğine göre, hükmü temyiz etmekte hukukî yararı da bulunmadığından temyiz itirazlarının reddine,
    2) Davacı ... mirsçıları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
    Kadastro çalışmaları sırasında tesbit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı Kanunun 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı Kanunun 7/4. maddesinde belirtilmiş olup, anılan maddelerde öngörülen süreler içersinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tesbit dışı bırakılan bir yerin, Medenî Kanunun 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için tesbit dışı bırakma işlemine ilişkin paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile taşınmazın kanunda belirtilen koşular altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 22.12.1983 tarihi ile davanın açıldığı 01.11.1999 tarihleri arasında 20 yıllık kanunî edinme süresi dolmamıştır.
    Bu açıklamalara göre, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
    Açıklanan hususular gözönünde bulundurularak açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna uygun olduğundan, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
    3) Müdahil ..."ın temyiz itirazları bakımından; davacı müdahale dilekçesinde dava konusu taşınmazın muris dedesi ..."dan kaldığını, tüm mirasçıları gösteren veraset ilâmını dosyaya sunacağını, dedesi adına tapulu olduğunu iddia ettiği yerin, adına tescilini istediğine göre, bu durumda miras bırakan ...’nun mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti mevcuttur. Elbirliği mülkiyetinin varlığı halinde, ya tüm mirasçılar birlikte dava açmalı, ya dava açan mirasçıya diğer mirasçıların muvafakatı bulunmalı, ya da terekeye atanacak temsilci vasıtasıyla dava açılmalıdır.
    Somut olaya gelince, miras bırakan ... mirasçısı olduğunu iddia eden, müdahil davacı ..., diğer mirasçılarından muvafakat almadan dava açtığı ve taşınmazın kendi adına tescilini istediği anlaşılmaktadır.
    Dava konusu taşınmazın miras yoluyla intikal ettiği, taksim yapılmadığı ve başka mirasçılar da bulunduğu anlaşıldığına göre, TMK’nun 701. maddesi gereğince tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olur. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın halde bulunur. TMK’nun 640 ve 702. maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufu işlemlerde oy birliği aranır. Yani tüm mirasçıların katılımıyla tasarrufi işlemler yapılabilir. Kural olarak, dava da; tasarrufi bir işlem olduğundan mirasçılardan biri tek başına adına tescil isteyemeyeceğinden, temyiz isteminin reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Hacca Vural"a yükletilmesine 11/12/2014 günü oy birliğiyle karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi