Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2020/465
Karar No: 2021/122

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/465 Esas 2021/122 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2020/465 E.  ,  2021/122 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    Sayısı : 252-292


    Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna azmettirmeyi oluşturduğu kabul edilerek sanığın TCK’nın 81, 29, 53, 63 ve 54/1-4. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.04.2017 tarih ve 265-95 sayılı, hükmedilen ceza miktarına göre resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafisi, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından da istinaf talebinde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 12.10.2017 tarih ve 711-759 sayı ile;
    "...Maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan herhangi bir eylem bulunmadığı hâlde, gerekçesi gösterilmeden sanık ... hakkında verilen cezadan TCK"nın 29. maddesine göre haksız tahrik indirimi yapılarak eksik cezaya hükmedilmesi," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince 13.07.2018 tarih ve 346-279 sayı ile bu kez; sanığın kasten öldürme suçuna azmettirmeden TCK’nın 81, 58, 53/1, 63 ve 54/1-4. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye hükmedilmiştir.
    Hükmedilen ceza miktarına göre resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafisi tarafından da istinaf talebinde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 26.02.2019 tarih ve 252-292 sayı ile;
    “...Sanık ... hakkında TCK"nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından kaldırılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine,” karar verilmiştir.
    Bu karara karşı da sanık müdafisince temyiz talebinde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.06.2020 tarih, 494-1472 sayı ve oy çokluğuyla;
    “... hakkındaki hüküm fıkrasının mahsus bölümünde yer alan ‘TCK"nın 81. maddesi gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına’ ibaresinin ‘TCK"nın 38. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 81. maddesi gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına’ ibaresi ile değiştirilmesine karar verilmesi suretiyle düzeltilen hükme yönelen temyiz başvurusunun esastan reddine” karar verilmiş;
    Daire Başkan.... ve Daire Üyesi....; "...sanığa atılı suçun sabit olmadığı," gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.09.2020 tarih ve 40046 sayı ile;
    "...Hükümlüler ..., ... ve ..."ün fail sıfatıyla birlikte işledikleri kasten öldürme suçuna, azmettiren, fail veya yardım eden sıfatıyla katıldığına dair, mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmayan ..."ın, üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle ve CMK"nın 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.11.2020 tarih, 3813-3049 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü, kasten yaralama suçundan verilen beraat kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri, bu hükümlere yönelik istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi suretiyle; sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece düzeltilmek suretiyle onanarak kesinleşmiş olup, inceleme itirazın kapsamına göre sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten öldürme suçuna azmettirmenin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    13.11.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi Piyalepaşa Mahallesi, Osmanoğlu Sokak, 5/b sayılı binanın önünde ateşli silahla bir kişinin öldürüldüğünün bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, etrafta bulunan kişilerden alınan ilk bilgilere göre, belirtilen adresteki ...isimli iş yerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan maktul ...’ın saat 21.30 sıralarında iş yerinin önünde beklediği sırada ...’ta bulunan ve kimliği tespit edilemeyen şahıs tarafından açılan atış sonucu yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğinin öğrenildiği, ...’ta yapılan inceleme sonucu 6 adet 7,65 mm çapında boş kovan bulunduğu, ...’ın yanında bulunan Gazi Çiğ Köfte isimli iş yerinin reklam panosunda, camekan orta kısmında, giriş kapısında ve iş yeri içerisinde 4 adet mermi isabet izi ile reklam panosunda 1 adet mermi sekme izinin olduğu, iş yerinin bulunduğu binanın girişini kapatan metal kepenkte eskiye ait çok sayıda mermi isabet izi olduğu, kepengin üst kısmında 1 adet sekme izi bulunduğu, olay sırasında kepengin açık olduğu ancak sonradan kapatıldığının öğrenildiği, kepenk açıldıktan sonra 13 metre uzunluğundaki koridorda 2 adet deforme çekirdek, 1 adet mermi gömleği parçası ile binanın önünde 1 adet deforme mermi çekirdeği bulunduğu bilgilerine yer verildiği,
    Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 30.11.2015 tarihli otopsi tutanağında; 163 cm boyunda, 69 kg ağırlığında, 45-50 yaşlarındaki cesedin sırt kısmında, arka aksiller katlantı bölgesinin 6 cm arka tarafında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, boyun orta hatta, juguler çukurun 4 cm üstünde, altında yabancı cisim palpe edilen ekimoze alan görüldüğü, sağ akciğer üst lobda, boyunda vena jugularis ekstarnada ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması bulunduğu, kanda etanol ve metanole rastlanılmadığı, kişinin vücuduna 1 adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olduğu, bu yaranın tek başına öldürücü nitelik taşıdığı, cesetten makroskopik görünüme göre muhtemelen 7,65 mm çapında forme gömlekli, üzerinde yiv ve set izleri bulunan 1 adet mermi çekirdeği elde edildiği, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin belirtildiği,
    İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 19.11.2015 tarihli uzmanlık raporunda; maktul ...’ın el svap numuneleri ile mukayese flaster bant numunesi üzerinde atış artıklarına rastlanılmadığı, maktulün üzerinden çıkarılan kapüşonlu montun sağ arka üst kısmındaki 0,5x0,5 cm ebadındaki 1 adet delik üzerinde atış artıklarının bulunduğu, bu deliğin uzak atış sonucu meydana gelen bir giriş deliği olduğu; olay yerinde bulunarak incelemeye gönderilen 6 adet 7,65 mm çaplı Browning tipi silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş fişeklere ait kovanın 4 + 2 şeklinde 2 ayrı silahtan atılmış olduklarının ifade edildiği,
    11.01.2016 tarihli ev arama tutanağında; İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2016 tarihli ve 2016/116 değişik iş sayılı kararı uyarınca sanık ...’ın Beyoğlu ilçesi, Halıcıoğlu Mahallesi’ndeki konutunda yapılan aramada salondaki vitrinin üstünde 1 adet boş tabanca şarjörü bulunduğunun belirtildiği,
    18.01.2017 tarihli olay yeri inceleme raporunda; hakkında mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ...’ın suçta kullandıklarını belirttiği tabancaları Hasköy Mezarlığındaki mezarlara gömdüğünü, mezarları eşinin gösterebileceğini belirtmesi üzerine, ...’ın eşi Duygu Hande Yazman’ın gösterdiği 1. ada, 3. sırada bulunan Gülüzar Dil’e ait mezarın ayak ucunda, yüzeydeki toprağın 25-30 santimetre altında banda sarılmış hâlde bir poşet bulunduğu, poşetin içerisinde sol yanında Beretta-Nano Cal 7,65 mm USA, sağ yanında ise U 561265 ibaresi yazılı bir adet tabanca, bu tabancaya ait şarjör ile şarjörde 4 adet MKE 7,65 ibareli fişek bulunduğunun ifade edildiği,
    19.01.2017 tarihli savcı görüşme tutanağında; ikinci silahın bulunduğu mezarın Duygu Hande Yazman tarafından gösterilememesi üzerine bu silahın temin edilemediğinin belirtildiği,
    28.02.2017 tarihli uzmanlık raporunda; Gülüzar Dil isimli şahsın mezarına gömülerek gizlendiği yerden çıkarılıp incelenmek üzere gönderilen tabancanın çapına uygun ses ve gaz fişeği istimal etmek üzere imal edilmişken sonradan yivli, setli bir namlu takılmak suretiyle 7,65 mm çaplı Browning tipi ateşli silah fişeklerini atar hâle dönüştürülmüş yarı otomatik bir tabanca olduğu, ateş etmesine mani mekanik bir arızasının bulunmadığı, tatbiki atışlarda 7,65 mm çaplı Browning tipi fişekleri patlattığı, bu silahın şarjöründe bulunan 4 adet fişeğin de mukayese atışlarında patladıklarının görüldüğü, 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliğini taşıdığı, maktulün cesedinden çıkarılan 1 adet 7,65 mm çaplı Browning tipi mermi çekirdeğinin incelemeye konu tabancadan atılmamış olduğu tespitlerine yer verildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... Kollukta; maktulün eşi olduğunu, olayı görmediğini, 12.11.2015 akşamı saat 21.55 sıralarında eşinin bir iş arkadaşının eve telefon ederek maktulün yaralandığını ve hemen hastaneye gelmelerini söylemesi üzerine hastaneye gittiğini, kalp hastası olduğu için 13 yaşındaki oğlunun alıştırarak kendisine söylemesiyle eşinin vurularak öldürüldüğünden haberdar olduğunu, olayın sorumlularından şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; şikâyetinin akıbetini önce Allah"ın adaletine sonra Türk adaletine bıraktığını, sanıkların içtikleri üç kuruşluk içki için bir aileyi söndürdüklerini,
    Tanık İsmet Eskin Kollukta; Bingöl ilinin Kiğı ilçesinde doğduğunu, 2008 yılında Mahmut Şahin isimli şahısla birlikte ortak olarak olayın meydana geldiği ...isimli iş yerini açtıklarını, iş yerinin belediyeden çalışma ruhsatının bulunmadığını, 7-8 sigortalı işçi çalıştırdıklarını, ...’da içki ve yemek servis ettiklerini, müşterilerinin daha çok Sivaslı ve Karadenizlilerden oluştuğunu, mekâna gelen insanların birbirlerini tanıdıklarını, olay sırasında iş yerinde bulunmadığını, garsonlardan Erdal Almas’ın kendisini telefonla araması üzerine olaydan haberdar olduğunu, olaydan 5-6 gün kadar önce iş yerlerinde iki ayrı masada oturan müşteriler arasında sözlü bir tartışma olduğunu ancak aralarına girerek bu tartışmayı yatıştırdıklarını, maktul ...’in iş yerinde çalıştığını, maktulü kimin hangi sebeple öldürdüğünü bilmediğini,
    Tanık Erdoğan Almas Kollukta; ...’da garson olarak çalıştığını, iş yerini ortaklardan İsmet Eskin’in işlettiğini, ...’ın ise hesap işleriyle ilgilenen mesul müdür olduğunu, saat 22.00 sıralarında açılıp saat 02.00 sıralarında kapanan ...’ın bir pasajın içerisinde 3 kattan oluştuğunu, bara gelen sanatçılarca genellikle arabesk müzik icra edildiğini ve müşterilerinin çoğunlukla Karadenizli olduğunu, ara sıra yan bakma gibi önemsiz nedenlerle kavga çıktığını ancak çalışanlar tarafından bu tartışmaların yatıştırıldığını, olay günü saat 19.30 sıralarında bara gelerek bir süre çalıştığını, ardından yorgun olduğu için üst kattaki kısma gidip yattığını, saat 21.30 sıralarında gürültülere uyanarak aşağı indiğini, ...’ın bulunduğu binanın önünde Çetin isimli arkadaşı ve güvenlik elemanı olarak çalışan maktul ... ile bir süre konuştuklarını, yanlarından ayrılan maktulün pasajın önündeki aracın yanına doğru gittiğini, 3-4 dakika sonra karşıdaki sokağın içinden 4-5 el silah sesi geldiğini, Çetin ile pasaja girerek üst kata kaçtıklarını, sesler kesilince aşağı indiklerini, maktulün tam karşıda bulunan hastaneye kaldırılmış olduğunu duyarak hastaneye gittiklerini, maktulün buradan Okmeydanı SSK Hastanesine sevk edildiğini, orada da hayatını kaybettiğini, kimin nereden silahla ateş ettiğini görmediğini, maktulün kiminle hasım olduğunu bilmediğini, ...’da olaydan 5-6 gün kadar önce bir tartışma olduğunu ancak tartışan kişileri tanımadığını,
    Tanık ... Kollukta; olay akşamı saat 21.30 sıralarında ...’ın yanında bulunan Rehber İnternet isimli iş yerine gittiği sırada silah sesi duyduğunu, sesin geldiği ..."a doğru baktığında 180 cm boylarında, kapüşonlu bir erkeğin bulunduğu tarafa doğru silah doğrulttuğunu, hemen internet kafeye girdiğini, girdikten sonra da 6 el silah sesi duyduğunu, 4-5 dakika sonra dışarı çıktığında ...’ın önünde bir şahsı vurulmuş yerde yatarken gördüğünü, bu şahsı etraftakilerin yardımıyla yakındaki bir hastaneye götürdüklerini,
    Tanık Sedat Karaman Kollukta; yaklaşık 6 yıldır ...’da müzisyen olarak çalıştığını, maktulü tanıdığını, maktulün düzenli olmamakla beraber bar kapısında kahya olarak çalıştığını ve sevilen birisi olduğunu, bildiği kadarıyla maktulün bir hasmının bulunmadığını, 07.11.2015 tarihinde saat 03.00 sıralarında ...’da barın müdavimlerinden sanık ... ile bir başka müşteri arasında tartışma çıktığını, sahnede olduğu için tartışmanın detaylarına vakıf olmadığını ancak duyduğuna göre sanık ... ile “...” lakaplı müşteri arasında yaşanan kavgada sanık ...’ın bar çalışanlarını sorumlu tutarak ateş ettiğini, ancak olayın yatıştırıldığını, bunları başkalarından işittiğini, 12.11.2015 akşamı saat 21.30 sıralarında bara geldiğinde barın kurşunlanmış olduğunu, yaralanan ...’ın kaldırıldığı hastanede öldüğünü öğrendiğini, çalışanlar olarak hep birlikte cesedin bulunduğu SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittiklerini, hastane önünde bekledikleri sırada ...’da garson olarak çalışan Nail Sepetçioğlu’nun telefonunun sürekli çaldığını, Nail’i arayan inceleme dışı sanık ...’in Nail’den bilgi istediğini, Nail’e sorması üzerine Nail’in kendisine “...’in olaydan yaklaşık iki-üç dakika kadar önce arayıp bar çalışanlarından Yunus ve diğer garsonların aşağıya inmesini istediğini” söylediğini, olaydan sonraki gün yani 13.11.2015 tarihinde saat 18.00 sıralarında gizli bir numaradan arandığını, arayan şahsın “O ...’ı başınıza yıkacağız” dedikten sonra telefonu kapattığını,
    Tanık Nail Sepetçioğlu Kollukta; yaklaşık 2 yıldır ...’da garson olarak çalıştığını, sanık ...’ı “Rizeli” olarak tanıdığını, bu şahsın Halıcıoğlu’nda oturup kahvehane işlettiğini, olaydan birkaç gün önce sanık ... ile “Malatyalı” olarak tanıdığı inceleme dışı sanık ... ve yanlarındaki iki kişinin barda eğlenirken tatsızlık çıkardıklarını, ..., ... ve diğer çalışanların bunlara müdahale ederek dışarı çıkardıklarını, dışarıda kavga çıkması üzerine sanık ...’ın belinden çıkardığı tabancayla çalışanlara ateş etmek isterken yanlışlıkla kendi arkadaşı ...’ı çenesinden yaraladığını, ...’ın bu olay sırasında darbedildiğini, bar dışındaki bu olayları kendisinin görmediğini ancak arkadaşlarından bu şekilde işittiğini, olay tarihinde yani 12.11.2015 akşamı saat 21.20 sıralarında kullanmış olduğu 531 519 44 06 numaralı telefonunun inceleme dışı sanık ... tarafından arandığını, ...’ın kendisine, Yunus’un nerede olduğunu sorduğunu, Yunus’un iş yerinde olduğunu söylemesi üzerine ...’ın Yunus’un aşağı inmesini, 2-3 dakikaya kadar kendisiyle konuşmak istediğini söylediğini, Yunus’a durumu anlattığını, Yunus’un önceki hafta yaşanan olayı tatlıya bağlamak maksadıyla aşağı ineceği sıra Yunus’a beklemesini lavabodan çıkınca birlikte inebileceklerini söylediğini, Yunus’un da kabul ederek kendisini beklemeye başladığını, birden 5-6 el silah sesi işittiklerini, hemen aşağı indiklerini, maktul ...’i yaralanmış şekilde gördüğünü, olay yerinde ...’ı veya başkasını görmediğini, maktulü etraftakilerle beraber hastaneye götürdüklerini, hastanede bulunduğu sırada ...’ın telefonla yeniden aradığını, ...’a konuşma fırsatı vermeden “Bu olayı sen mi tasarladın, kapıcı Alaattin vuruldu” deyip telefonu kapattığını, ...’ın kendisini tekrar aradığını, telefonu açmadığını, 1 saat sonra ...’ın kendisini bir kez daha aradığını, telefonu bu kez açtığını Alaattin’in öldüğünü söylediğini, ...’ın da kendisine “Ne oldu, kim vurdu, gördün mü” dediğini, Alaattin’in öldüğünü söyleyince ...’ın bu kez “Vay be yazık oldu” deyip telefonu kapattığını,
    Mahkemede; ...’da garson olarak çalıştığını, barın iki katlı olduğunu, orta katta oturduğu sırada ...’ın telefonla kendisini aradığını ve Yunus"la görüşmek istediğini söylediğini, “Aşağıya gelsin” dediğini, ...’ın “aşağıdan” demekle muradının aşağıdaki salon olduğunu düşündüğünü, Yunus"a haber vermek için yukarı çıktığını ve ..."ın aşağı inmesini istediğini Yunus"a söylediğini, o sırada ihtiyacı olduğu için tuvalete girdiğini, daha tuvaletten çıkmadan aşağıdan silah sesleri gelmeye başladığını, silah sesleri duyunca hemen aşağıya indiklerini, iş yerinin kapısının önüne çıktıklarında maktul ...’i yerde gördüklerini, hemen yolun karşısındaki hastaneye götürdüklerini, ...’ın kendisini bir daha aradığını, kendisine “Alaattin vuruldu, bu olayı sen mi tezgâhladın” dediğini, ...’ın da "Vah vah Alaattin mi vuruldu yazık oldu" diye sözler sarf ettiğini, ...’ın o akşam kendisini 2-3 sefer daha aradığını ve konuştuklarını, kendisinin ... "ı o akşam hiç aramadığını, ...’ın telefonda sadece “Yunus aşağı insin” dediğini, “Garsonlar da aşağı insin” demediğini, bir hafta önceki olaydan dolayı Yunus "a husumet duyulup duyulmadığını bilmediğini,
    Tanık ... Kollukta; 3 yıldır ...isimli iş yerinde garson olarak çalıştığını, maktul ...’ın aynı yerde yaklaşık 3 yıldır kahya olarak çalıştığını, olay tarihinden yaklaşık bir hafta önce 06.11.2015 akşamı saat 22.30 sıralarında barın sürekli müşterilerinden sanık ...’ın yanında ganyan bayisi işleten ... isimli arkadaşı ile bara eğlenmeye geldiklerini, bunlardan kısa bir süre sonra ...’ın arkadaşı olan inceleme dışı sanık ...’ın yanında Elazığlı Hasan olarak bildiği kişiyle bara geldiğini, ayrı masalara oturduklarını ve içki içmeye başladıklarını, saat gece yarısını geçip 03.00 sıralarına geldiğinde sanık ... ve ...’in yan masada oturan “...” lakaplı kişi ve Ali isimli birisiyle tartışmaya başladıklarını, müdahale ederek kavga çıkmasını önlediklerini, ... ve Ali’nin masasını başka bir yere taşıdıklarını, ancak ortamın yatışmaması üzerine ...’dan gitmesini istediklerini, ..., ...’ın ardından gitmek isteyince kendisine engel olduklarını, bu sırada ...’ın arkadaşı ...’ın oturduğu masadan kalkıp yanlarına geldiğini ve “Bırakın bana, tamam bir şey olmaz” diyerek ...’ın aşağı inmesini sağladığını, sonradan duyduğuna göre ...’ın ... lakaplı kişinin ardından giderek ...’a tekme attığını, ...’ın da eline geçirdiği sandalye ile sanık ...’ın başına vurup alnından yaraladığını ve olay yerinden kaçarak gittiğini, yaralanan ...’ın ise barın sorumlu müdürü ... ile barın ortağı İsmet Eskin’e hitaben yarasını da göstererek “Bunun hesabını kim verecek?” diye sorduğunu, Yılmaz’ın ise sanığa olanlardan kendilerinin sorumlu olmadığını ifade ederek sanığı sakinleştirmeye çalıştığı ancak sanığın tabanca çıkararak Yılmaz ve İsmet’in ayaklarına doğru ateş ettiğini, açılan bu ateş sonucu seken mermi ile ...’ın dudağından yaralandığını, etrafta bulunan birkaç kişi ile birlikte ...’ı Özel Okmeydanı Hastanesine götürdüklerini, ...’ın buradan Okmeydanı SSK Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, boğuşma sırasında sanık ...’ın elindeki silahın yere düştüğünü gördüğünü, olayı polise bildirmediklerini, bu olaydan üç gün sonra 3 kişinin gelerek ... ve maktul ... ile görüştüklerini görüşme sırasında Alaattin’in sanık ...’a teslim edilmek üzere ...’ın tabancasını bu kişilere verdiğini, bu olaydan 3 gün sonra ...’ın Nail’i telefonla aradığını, Nail’in de telefonu kendisine verdiğini, telefonda ... ile yaralanması konusunda konuştuklarını, muhtemelen ...’ın açtığı ateş sonucu yerden seken mermi ile yaralandığını ...’a ifade ettiğini, ...’ın da sanık ... hakkında söylenmesi üzerine görüşmeyi sonlandırdıklarını, 12.11.2015 tarihinde saat 19.30’da ...’a çalışmak için geldiğini, maktul ...’ın ölümü ile sonuçlanan silahlı saldırıdan yaklaşık 2 dakika önce ...’in garson Nail Sepetçioğlu’nu arayıp kendisini kastederek “2 dakikaya oradayım, Yunus ve garsonlar aşağı insin” dediğini bu konuşmayı kendisine Nail’in aktardığını, aşağı ineceği sırada Nail’in “Bir dakika bekle lavaboya gideceğim çıkınca birlikte ineriz,” demesi üzerine Nail’i beklemeye başladığını, bu sırada silah seslerini işittiğini, hemen aşağıya indiğinde maktulü kan içinde yerde gördüğünü, etraftakilerin yardımıyla maktulü Özel Okmeydanı Hastanesine götürdüklerini, ilk müdahaleden sonra maktulü SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk ettiklerini, maktulün burada hayatını kaybettiğini, olaydan 15 dakika sonra ...’ın yeniden Nail’i telefonla aradığını, ve ne olduğunu sorduğunu, Nail’in de “Sen bize tuzak kurdun, Alaattin öldü” diye cevap verdiğini, ...’ın ise “Hadi” dedikten sonra telefonu kapattığını, ...’ın bu aramadan sonra da Nail’i telefonla aradığını ancak Nail’in telefonu açmadığını, görevli polis memurlarınca güvenlik kamerası görüntülerinin izlettirilip sorulmasından sonra; görüntülerdeki iki kişinin sanık ...’la önceden ...’a gelerek eğlenen kişiler olduklarını, açık kimliklerini bilmediğini, maktulün ölümü ile neticelenen olayı sanık ... ve ...’in yaptırdığını düşündüğünü,
    Mahkemede; ...’daki kavgadan sonra Nail’in gelerek “... seni telefona istiyor” dediğini, ...’ın kendisini kimin vurduğunu öğrenmek istediğini, kendisine bilmediğini söylediğini, maktulün öldüğü olaydan 2-3 dakika önce ...’ın Nail"i kendisi ile görüşmek için aradığını, bu sırada kendisinin yazıhanede olduğunu, Nail’in cep telefonu ile yanına gelerek arayan ..."ın, kendisini kastederek “Aşağıya insin, Yunus ile görüşeceğim,” dediğini aktardığını, kendisini beklemesini isteyen Nail"in tuvaletten çıkmasını beklediği sırada dışarıdan silah sesleri geldiğini, aşağıya indiklerinde maktul ..."in yerde yattığını gördüğünü, ...’ın kendisi ile yüz yüze görüşmek için aşağı çağırdığını düşündüğünü, ...’la aşağıda telefonla konuşma maksadıyla aşağı inmediğini, aşağı inip hanın kapısının önüne çıkıp ...’ı bekleyeceğini, ... ile husumetinin bulunmadığını, 4-5 aydan beri tanıştıklarını, Nail tuvalete girmese onunla birlikte hemen aşağı inseler, hanın kapısının önüne gelip orada ..."ı bekleyecek olduğu yerin tam da mermilerin isabet ettiği yer olduğunu, ... ve ..."ı tanımadığını, kendisini dışarıya çağırdıklarına göre ... ve ...’ın bu işi planladıklarını, hedefin kendisi olduğunu,
    Tanık ... Kollukta; yaklaşık 8 yıldır ...isimli iş yerinde personel müdürü olarak görev yaptığını, maktul ...’ın düzenli olmamakla beraber yaklaşık 3 yıldır barda kahya olarak çalıştığını, gelen müşterileri karşılayıp ilgilendiğini, olay tarihinden yaklaşık bir hafta önce 06.11.2015 akşamı saat 22.30 sıralarında barın sürekli müşterilerinden sanık ...’ın yanında ganyan bayisi işleten ... isimli arkadaşı ile bara eğlenmeye geldiklerini, bunlardan kısa bir süre sonra ...’ın arkadaşı olan inceleme dışı sanık ...’ın yanında Elazığlı Hasan olarak bildiği kişiyle bara geldiğini, ayrı masalara oturduklarını ve içki içmeye başladıklarını, saat gece yarısını geçip 03.00 sıralarına geldiğinde sanık ... ve ...’in yan masada oturan “...” lakaplı kişi ve Ali isimli birisiyle tartışmaya başladıklarını, müdahale ederek kavga çıkmasını önlediklerini, ... ve Ali’nin masasını başka bir yere taşıdıklarını, ancak ortamın yatışmaması üzerine ...’dan gitmesini istediklerini, ... ...’ın ardından gitmek isteyince kendisine engel olduklarını, bu sırada ...’ın arkadaşı ...’ın oturduğu masadan kalkıp yanlarına geldiğini ve “Bırakın bana, tamam bir şey olmaz” diyerek ...’ın aşağı inmesini sağladığını, iş yerinin girişindeki koridorda ...’ın ...’a yetişerek tekme attığını, ...’ın da eline geçirdiği sandalye ile ...’ın başına vurup ...’ı yaraladığını, sanık ...’ın başındaki yarayı iş yeri sahibi İsmet Eskin’e göstererek “Bunun hesabını kim verecek” dediğini, kendilerinin ise, müşteri ile kavga çıkararak yaralandığını, bu işten kendilerini sorumlu olmadığını, ...’a ifade ettiklerini, sanığı sakinleştirmeye çalıştıklarını, bu sırada sanık ...’ın elindeki silahla kendisi ve İsmet Eskin’in ayaklarına doğru yere ateş ettiğini, isabet almadıklarını ancak seken kurşunun ...’i dudağından yaraladığını, bunun üzerine sanık ...’ın üzerine atladığını, yere düşürüp elindeki tabancayı aldığını, ..., ... ve ...’a silahı getiren ...’ın olay yerinden araçla uzaklaştıklarını, ...’dan aldığı tabancayı maktul ...’e teslim ettiğini, bu olaydan 3 gün sonra önceden tanımadığı 3 kişinin bara geldiklerini, “Olay kapansın,” dediklerini, kendisinin de olayla ilgilerinin bulunmadığını, kimseyle hasım olmadıklarını ifade ettiğini, ...’ın elinden aldığı ve hatırladığı kadarıyla metalik renkli siyah kabzalı 7,65 mm çapında mermi kullanan silahı maktul ...’in ...’a verilmek üzere bu şahıslara teslim ettiğini, olay günü saat saat 21.00 sıralarında kendisine telefon edilmesi ile barın kurşunlandığını öğrendiğini, ...çalışanı tanık Nail Sepetçioğlu’ndan öğrendiğine göre ...’ın Nail’i telefonla arayarak “İki dakikaya oraya geliyorum, Yunus aşağıya insin” dediğini, Nail’in Yunus’a “Bekle, tuvaletten çıkınca birlikte ineriz” dediği esnada silah sesleri duymaya başladıklarını kendisine Nail’in aktardığını, olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin kendisine görevli polislerce izlettirildiğini, görüntülerdeki kişilerin sanık ... ile birlikte ...’a gelerek eğlenen şahıslar olduğunu, başında kapüşon bulunan sanığın önceki olayda sanık ...’a tabanca getiren şahıs olduğunu, bu olayı sanık ...’ın yaptırdığını düşündüğünü, ...’ın Nail’e telefon ederek Yunus’u aşağı çağırmasının ve olaydan sonra bilgi almak için tekrar Nail’i aramasının da bu düşüncesinin kuvvetlendirdiğini,
    Mahkemede; olayı gerçekleştiren kişiler ... ve...ise de onların kendi başlarına böyle bir olay yaptıklarına ihtimal vermediğini, olayı ..."ın yaptırdığını düşündüğünü,
    Tanık ... Kollukta; ...’da maktul ... gibi kahya olarak görev yaptığını, maktulün öldürülmesinden yaklaşık 1 hafta önce sanık ...’ın ... isimli bir arkadaşı ile bara eğlenmeye geldiğini, inceleme dışı sanık ...’in de Hasan isimli arkadaşı ile bara gelerek, ayrı masalarda içki içmeye başladıklarını, gece saat 03.00 sıralarında sanık ... ile yanında bulunan ... isimli şahsın yan masada oturan ve “...” lakaplı Yaşar ve Ali isimli kişilerle tartışmaya başladıklarını, aralarında itişme başlayınca tartışmaya müdahale edip ortalığı yatıştırdıklarını, ardından maktul ile aşağı inip barın kapısında beklemeye devam ettiklerini, bu sırada ticari bir taksiden inen kapüşonla başı örtülü, 175 cm boylarında bir şahsın bara girmek isteğini, bu şahsın belinde metalik renkte silah olduğunu görünce şahsa içeriye tabancayla giremeyeceğini söylediklerini, üsteleyen şahsa maktul ile birlikte engel olduklarını, şahsın bunun üzerine diklenerek “Ben içeri girerim, ben ...’ın adamıyım, ...’ın yanına geldim.” dediğini, bu şahsa “Kimin adamı olursan ol, içeri silahla giremezsin” diye cevap verdiklerini, maktul ...’in söylemesi üzerine yukarı çıkarak sanık ...’ı kapıya çağırdığını, aşağı inen ...’ın gelen şahsa elini uzatarak “... hoş geldin” demesi üzerine ...’ın ise sanığa “Bu nasıl mekân abi, beni silahla içeri almıyorlar.” dediğini, sanık ...’ın kendilerine dönerek “Tamam, bu benim adamım, sorun yok” demesi üzerine, sanık ...’ın ...’dan silahı alarak kendi aracına koyup geri geldiğini, silahı bırakmalarından sonra ... ve ...’ın birlikte bara girmelerine izin verdiklerini, kısa süre sonra sanık ... ve yanındakiler ile ... lakaplı Yaşar arasında tartışma çıktığını, tartışmayı yatıştırmaya çalıştıklarını, başarılı olamayınca ... lakaplı Yaşar’dan gitmesini istediklerini, sanık ...’ın da Yaşar’ın ardından gitmek istediğini ancak ...’a engel olduklarını, tam bu sırada inceleme dışı sanık ...’in yanlarına gelerek kendilerine “Tamam, bir şey olmaz” diyerek sanık ...’ın mekândan çıkmakta olan Yaşar’ın ardından gitmesini sağladığını, merdivenlerde ...’ın Yaşar’a tekme attığını, Yaşar’ın da eline geçirdiği bir iskemle ile sanık ...’ın başına vurduğunu, kavgaya müdahale ettiklerini, Yaşar isimli şahsı tutarak olay yerinden uzaklaştırdıklarını, sanık ..., ..., ... ve ... isimli şahısları sakinleştirmeye çalıştıklarını, sanık ...’ın aracındaki tabancayı eline alarak küfretmeye başladığını ve “Yılmaz ve İsmet buraya gelecek” diye bağırdığını, İsmet ve Yılmaz’ın olay yerine geldiklerini, ...’ın başındaki yarayı göstererek “Bunun hesabını kim verecek, beni burada eksiye düşürdünüz, beni niçin tuttunuz,” dedikten sonra Yılmaz’ın önüne doğru yere 1 el ateş ettiğini, bu esnada yerden seken mermi ile ...’in dudağından yaralandığını, ...’ı karşıdaki hastaneye götürdüklerini, sanık ..."ın yanında bulunan ... ve ...’in saldırgan tavırlarını sürdürmeleri üzerine, bu şahıslara karşılık verdiklerini, etkisiz hâle getirdiklerini, ...’ın bu sırada sanık ...’ın elindeki tabancayı aldığını, ..., ... ve ...’in olay yerinden ...’ın kullandığı araçla uzaklaştıklarını, olayı polise bildirmediklerini, ... ve ...’ın da durumu polise söylemediklerini düşündüğünü zira olaydan sonra kendilerine bu konuda kimsenin ulaşmadığını, bu olaydan yaklaşık üç gün sonra tanımadığı 3 kişinin ...’a gelerek konuyla ilgili olarak ... ile görüştüklerini, maktul ...’ın sanık ...’a ait tabancayı bu şahıslara ...’a verilmek üzere teslim ettiğini, 12.11.2015 tarihinde olayın meydana geldiği saatlerde evde bulunduğunu, olaydan 21.10 sıralarında telefon edilmesiyle haberdar olduğunu, olaya ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarının gösterilerek sorulması üzerine; görüntülerdeki koyu renkli pantolonlu, beyaz ayakkabılı ve kapüşonlu mont giyen şahsın ... olduğunu, bu şahsı yürüyüş şeklinden, kıyafetinden ve fiziksel özelliklerinden teşhis ettiğini,
    Tanık Ali Rıza Bilgiş Kollukta; inceleme dışı sanık ...’in kardeşi olduğunu, kardeşinin 5 yıl süren evliliğini 2 yıl kadar önce sonlandırdığını, bu evliliğinden 4 yaşında bir kızının bulunduğunu, boşandıktan sonra düzenli bir hayat sürmeyen kardeşinin soy ismini bilmediği Elazığlı Hasan, Murat, Selçuk, ... ve ...’ın kardeşleri ile samimi olduğunu ve bu kişilerle zaman geçirdiğini,
    Hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ... Kollukta; 1980 yılında Arapkir’de doğduğunu, eşinden boşandığını ve bir çocuğunun bulunduğunu, seyyar manavlık yaparak geçimini sağladığını, maktul ...’ı ...’da güvenlik görevlisi olarak çalışması nedeniyle tanıdığını, maktulün öldürüldüğünü, ...’da garson olarak çalışan Nail Sepetçioğlu’nu araması sonucu öğrendiğini, sanık ...’ı aynı mahallede oturmaları nedeniyle yaklaşık 30 yıldan beri tanıdığını, sanık ... ile çocukluk arkadaşı olduklarını, 07.11.2015 tarihinde saat 03.00 sıralarında arkadaşı Hasan Kılıç ile ...’a gittiklerini, içeride sanık ...’ı ... isimli kişi ile içki içerken gördüğünü, selamlaşıp başka masaya oturduklarını, bir süre sonra sanık ...’ın garsonlar ve tanımadığı bazı kişilerle tartıştığını, bu sırada ...’ın çağırdığı ...’ın da olay yerine geldiğini, tartışmayı yatıştırmaya çalıştığını, ...’ı dışarı çıkarmaya çalıştığı sırada merdivenlerde ... ile tartıştığı kişi arasında kavga çıktığını, kavganın sokağa taştığını, ...’ın kavga ettiği şahsın eline geçirdiği bir tabure ile ...’ın başına vurup olay yerinden uzaklaştığını, ...çalışanlarından maktul ... ile ...’in ellerinde silah gördüğünü, bunun üzerine ...’ın da aracına giderek tabanca alıp geldiğini, bar çalışanlarını ellerine sopa alarak gelmeleri üzerine sanık ...’ın yere doğru 1 el ateş ettiğini, seken merminin dudağına gelerek kendisini yaraladığını, yaralanınca bayılıp yere düştüğünü, kendisine geldiğinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bulunduğunu anladığını, arama kaydı bulunduğu için polis gelmeden hastaneden ayrıldığını, ertesi gün bir başkasının sağlık karnesi ile Şişli Etfal Hastanesine giderek burada 4 gün tedavi gördüğünü ve 12.11.2015 tarihinde saat 16.00 sıralarında hastaneden taburcu olduğunu, aynı gün saat 18.00 sıralarında... Kıraathanesine gittiğini, sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile başka kişilerin de kahvehanede bulunduklarını, oturup nasıl yaralandığını konuştuğunu, kahvehaneden ayrılıp eve gittiğini, saat 21.00 sıralarında yeniden... kahvehanesine gittiğini, kahvehanede yine sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... yanı sıra ..., Selçuk Aksoy ve Cem Çaygöz’ün de bulunduklarını, sanık ...’a hitaben “Ben bu işin aslını öğreneceğim, karşı tarafı da tanıyorum, ...’ı arayacağım” diyerek Nail Sepetçioğlu’nu telefonla aradığını ve garsonlardan ...’ı telefona istediğini, Nail’in “Yunus’un işi var, ben seni aramasını söylerim” diyerek telefonu kapattığını, aradan 10 dakika geçtiğini, bu arada yanlarında ... ile ...’ün bulunmadığını, Yunus aramayınca tekrar Nail’i aradığını, Nail’in telefonu açar açmaz “...’ı vurdular,” deyip telefonu kapattığını, bu görüşme sırasına sanık ... ile Selçuk Aksoy ve ...’nın kendisinin yanında bulunduklarını, “Alaattin’i vurmuşlar,” diyerek kahvehaneden ayrılıp seyyar manavının başına gittiğini, güvenlik kamerası görüntülerinin gösterilerek sorulması üzerine; görüntülerdeki (2) numaralı kişinin ... olduğunu, bunu net olarak teşhis ettiğini, 1 numaralı kişinin ise ...’a benzediğini, bu kişilerin neden ...’ı öldürdüklerini bilmediğini, olay sırasında... Kahvehanesinde bulunduğunu, kimseyi bu suça azmettirmediğini, Nail’i, yaralanması ile ilgili olarak bilgi almak için aradığını, Nail’e “Yunus ve garsonlar aşağı insin” demediğini, bar çalışanlarıyla arasında husumet bulunmadığını,
    Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde; olay günü tedavi gördüğü hastaneden çıkınca saat 18.30 sıralarında... Kahvehanesi’ne gittiğini, burada bir müddet oturduğunu, mahalleden arkadaşlarının kendisine geçmiş olsun dediklerini, sonra evine gittiğini, akşam saat 20.00 sıralarında tekrar kahvehaneye geldiğini, saat 20.00"den sonra Alaattin"in öldürüldüğü ana kadar kahvehanede veya kahvehane dışında diğer sanıklar ..., ... ve ... ile bir araya gelmediğini, aynı masada yan yana oturup konuşmadığını, Nail Sepetçioğlu"na “Yunus’la görüşmek istiyorum,” derken yüz yüze değil de telefonla görüşmek istediğini ifade ettiğini, ... Kahvehanesi ile ...isimli iş yerinin arasında yaklaşık 600 metre mesafe bulunduğunu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini,
    Mahkemede; olay günü taburcu olup önce iş yerine ardından... Kahvehanesi’ne gittiğini, saat 20.00 sıralarında kahvehanenin kalabalık olduğunu, önce sanık ...’ın ardından ... ve ..."in de kendisine geçmiş olsun dediklerini, ... ve ..."ın kahveden beraber çıkıp çıkmadıklarını görmediğini, sanık ..."a “Beni kaza ile sen vurmuşsun,” dediğini, ...’ın da “Sen onlara mı inanıyorsun,” dediğini, Nail "i telefonla arayıp “Yunus nerede” diye sorduğunu, Nail’in “Yukarıda” demesi üzerine “Aşağı yanına geldi mi beni arasın” deyip telefonu kapattığını, Nail’in olayın şoku ile söylenenleri yanlış yorumladığını, Nail ve Yunus’un kendisi ile ilgili söylediklerini kabul etmediğini, zaten Yunus ile konuşmadığını, Nail’e “Yunus aşağı insin, 2-3 dakikaya kadar konuşmak için oraya geleceğim kendisi ile konuşacağım” gibi sözler söylemediğini, Nail ya da Yunus’la herhangi bir husumetinin bulunmadığını, Yunus"a karşı bir eylem gerçekleştirilmesini sağlamak için bir herhangi bir teşebbüste bulunmadığını, Nail"e “... beni arasın” dedikten sonra Yunus’un kendisini Nail"in telefonuyla aradığını ama telefona yetişemediğini, Nail’i tekrar aradığında telefon açılır açılmaz “Ateş ediyorlar” diye Nail’in bağırdığını ve telefonu kapattığını, yanındaki kişilere ateş ediyorlarmış dedikten 10 dakika sonra Nail’i tekrar aradığını ancak telefonunun açılmadığını, 40 dakika sonra ... ile beraber kahvenin dışında iken ..."ı gördüğünü, olay anında ...’ın kahvede olmadığını, ..."a “...kurşunlanmış, senin haberin var mı,” diye ...’la beraber soru sorduğunu, ...’ın ise olayla ilgisinin bulunmadığını söylediğini, ayrılıp dükkânına geçtiğini ve Nail"i bir daha aradığını, ne olduğunu sorduğunu, "Alaattin’i vurdular" deyince üzüntüsünü dile getirip telefonu kapattığını, maktulün öldürülmesi ile ilgisinin bulunmadığını,
    Hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ... Kollukta ve tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde benzer şekilde; 1981 yılında İstanbul’da doğduğunu aslen Tirebolulu olduğunu, yeni evlendiğini, çocuğunun bulunmadığını ve düzenli bir işinin olmadığını, ablasının yanında kaldığını, sanık ...’a ait Halıcıoğlu’ndaki kahvehanede haftanın belirli günleri yevmiye usulü çalıştığını, kasten öldürme, kasten yaralama, yağma ve uyuşturucu suçlarından sabıkasının bulunduğunu, yaklaşık 17 yıl hapis yattıktan sonra olay tarihinden 6 ay kadar önce şartla tahliye olduğunu, maktul ile olay tarihinden 5 gün önce ...isimli iş yerinin kapısında görüştüğünü, sanık ...’ı ise çocukluğundan beri tanıdığını, ...’ın kardeşi Hasan... ile aynı suça iştirakten uzun yıllar hapis yattıklarını, ... ile mahalleden çocukluk arkadaşı olduğunu, ...’ü ise cezaevinden tahliye olduktan sonra... Kahvehanesi’ne geldiği zamanlarda görüp tanıdığını, ... de denetimli serbestlikle dışarıda bulunduğundan, zaman zaman birlikte Haliç Polis Merkezine giderek imza attıklarını, 07.11.2015 tarihinde saat 02.00 sıralarında kendisine telefon eden sanık ...’ın, “Kimseye ulaşamadığını, ...’dan kendisini almasını” istemesi üzerine, kendisine ait 9 mm çapında mermi kullanan ruhsatsız, üzeri nikelajlı tabancasını yanına alarak bir ticari taksi ile ...’a gittiğini, maktul ... ile ismini bilmediği bir şahsın barın kapısında kendisini durdurduklarını ve üzerini aramak istediklerini, bu şahıslara üzerini aratmadığını, şahısların içeri silahla giremeyeceğini söyleyip kendisine silah teşhir etmeleri üzerine, ...’ın içeriden çağrılmasını istediğini, elindeki silahı alan ...’ın tabancayı kendi aracının sağ ön koltuğunun altına yerleştirdiğini ve “Gel daha içkimiz bitmedi, 5 dakika sonra gideriz” dediğini, bara girince içeride bir gerginlik yaşandığını anladığını, garsonların masalarına gelerek ... ile ...’ın yanındaki ...’i sakinleştirmeye çalıştıklarını, 5 dakika sonra ...’a “Hadi kalkalım” dediğini, ... ve ... ile birlikte barın çıkışına doğru ilerlemeye başladıklarını, çalışanların kendilerine engel olduğunu bu esnada ...’in gelerek “Ben hallederim, ...’ı götürürüm, bir şey olmaz” dediğini, merdivenlerden indikleri sırada ...’ın tartıştığı kişilerden biri ile karşılaştığını ve ...’ın şahısla yumruklaşmaya başladığını, kavganın sokağa taştığını, bu şahsın eline geçirdiği bir tabure ile ...’ın başına vurarak olay yerinden kaçtığını, ...’ın da bunun üzerine ...çalışanlarına ve bar sahibine sitem ederek, “Bu şahsı niye burada beklettiniz, bana teşkilat kurdunuz” dediğini, mekân sahipleri ve çalışanlarla ... ve ... arasında kavga çıktığını, ... ve ...’ın sopalarla darbedildiğini, kendisine ise vurulmadığını, maktul ..., Alaattin’in yanındaki kapı görevlisi, Yılmaz isimli kişi ile barın ortağı olan şahsın tabanca çıkardıklarını, ...’ın da aracına bıraktığı tabancayı alarak geri geldiğini, bir anda silahların patladığını, maktul ...’in kendisine silah doğrulttuğunu ancak silahın ateş almadığını, Alattin’in yere ve havaya ateş ettiğini, Yılmaz ile ...’ın boğuştuklarını, ... yere düşünce elindeki tabancayı Yılmaz’ın aldığını, bu esnada yaralanan ...’ın yürüyerek olay yerinden uzaklaştığını, ... ve ... ile birlikte kendisinin de ...’ın kullandığı araca binerek olay yerinden ayrıldıklarını, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine giderek ...’ın tedavisini yaptırdıklarını, hastanede yere seken kurşundan yaralanan ...’ı da gördüklerini, daha sonra evlerine dağıldıklarını, olayı polise bildirmediklerini, Yılmaz’ın ...’ın elinden aldığı kendisine ait silahın kendisine iade edilmediğini, olaya müdahil olmadığını, 12.11.2015 tarihinde öğle saatlerinde... Kahvehanesi’ne gittiğini, temizlik yapan Murat’a yardım ettiğini, daha sonra buradan ayrılarak eniştesine ait atölyeye gittiğini, saat 18.00 sıralarında... Kahvehanesi’ne döndüğünü, gittiğinde içeride ..., ... veya ...’ın bulunmadığını, tekrar kahvehaneden ayrılarak Adıyamanlı Menzil Cemaatine ait vakıf şubesine giderek sohbete katıldığını, saat 22.00 sıralarında kahvehaneye geri geldiğini, bu kez ..., ... ve ismini hatırlayamadığı bazı arkadaşlarının kahvehanede olduklarını, ... ve ...’ın kendisine ...’ın kurşunlandığını, bu işi kendisinin yapıp yapmadığını sorduklarını, dergâhta olduğunu, olayla ilgisinin bulunmadığını söylediğini, ilerleyen vakitte ...’ın “Ben ...’da çalışanları arayıp öğrendim, ...kurşunlanmış, birkaç kişi vurulmuş” dediğini, hatta telefonla aradığında çalışanların ...’a “Sen bizimle dalga mı geçiyorsun, hem kurşunlatıyorsun, hem de soruyorsun” diye tepki gösterdiklerini, bunu ...’dan duyduğunu, saat 23.00 sıralarında herkesin kıraathaneden ayrıldığını, güvenlik kamerasına ait görüntülerin kendisine izlettirilerek sorulması üzerine; görüntülerdeki kişilerin kim olduklarını bilmediğini, kendisinin görüntülerde yer almadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini,
    Mahkemede; ... "in kendisi ile ilgili söylediklerinin doğru olmadığını, ... ile beraber... Kıraathanesinde buluşup sonra Ercan adlı kişinin arabası ile Okmeydanı"na gidip oradan karakola imza atmaya...ile beraber gitmediklerini, ...’ın önüne geldiği sırada silah çekip “Ben bunlara göstereceğim” diye ateş etmediğini, sanık ... ile bu şekilde bir olayı hiç konuşmadıklarını, ..."ın veya ...’in kendisini bu suçu işlemeye azmettirmediklerini, olayın meydana geldiği zaman evde bulunduğunu, Kolluktaki ifadesinde olay sırasında her ne kadar Menzil Cemaatine ait dergahta bulunduğunu söylemiş ise de bu hususun doğru olmadığını,
    14.12.2016 tarihli oturumda; mezarlıkta belirttiği yerde bulunan siyah silahı olay sırasında ...’in kullandığını, kendisinin kullandığı silahın ise bulunamadığını, dışarıda olduğu her gün... Kahvehanesi’ne gittiğini, olay günü de kahvede olduğunu, ...’ın hastaneden çıkıp kahvehaneye geldiğini, kendisine geçmiş olsun dediğini, ve kahvede ayrı bir bölüme geçtiğini, telefon görüşmelerinden haberinin olmadığını,
    ... ile birlikte imza atmaya gitmeleri gerektiğini, Ercan’ın teklifi üzerine, ona ait araçla yola çıktıklarını, ...’ın karşısındaki sokakta arabadan indiklerini, mekân sahipleri kendisini tanımasınlar diye yüzünü kapatıp kapüşonu başına çektiğini, yaklaştıklarında 2-3 kişinin camdan kendilerini izlediklerini gördüğünü, bu kişilerden birinin camdan aşağıya seslenip “Geliyorlar lan” demesi üzerine silahını çektiğini, aynı anda ...’in de silahını çıkardığını, ... "e “Yanımdan uzaklaş” dediğini, ...’in ateş açtığını, kendisinin de ...’ın olduğu tarafa doğru geri geri giderek 5 el ateş açtığını, karşı taraftan da ateş edenler olduğunu, ... "in kaç el ateş ettiğini bilmediğini, barın giriş bölümündeki boşluğa doğru ateş açtığını, ilk ateşi kendisinin açtığını, maktulü görmediğini, öldürme kastı ile ateş açmadığını, boşluğa doğru ateş açtığı zaman, o yöne giden maktulün isabet almış olabileceğini,
    Hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ... Kollukta ve tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde benzer şekilde; 1981 Kahramanmaraş doğumlu olduğunu, evli ve 1 çocuğunun bulunduğunu, şoförlük yaparak geçimini sağladığını, çeşitli suçlardan hapse girip çıktığını, sabıkasının bulunduğunu, maktulü tanımadığını, maktulün öldürülmesi ile ilgisinin bulunmadığını, ... ile cezaevindeyken tanıştığını, tahliye olduktan sonra da kendisiyle görüşmeyi sürdürdüğünü, sanık ... ile aynı mahallede ikamet ettiklerini, ...’ı 6-7 yıldır tanıdığını, ...’ın kardeşi ile cezaevinden arkadaş olduklarını, ... ve ailesinin işlettiği... Kahvehanesi’ne gelip gittiğini, ...’i Halıcıoğlu Mahallesinde tekel bayisi işletmesi nedeniyle tanıdığını, 12.11.2015 tarihinde saat 18.00 sıralarında... Kahvehanesi’ne gittiğini, içeride sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... Bilgiç, ...’ı da gördüğünü, ...’ın 10 dakika kadar kalıp sonra ayrıldığını, saat 21.00 sıralarında denetimli serbestlik gereği Haliç Polis merkezine imza atmak için ... ile birlikte kahvehaneden çıktıklarını, mahalleden tanıdıkları Erdal isimli şahsın aracına bindiklerini, Halıcıoğlu Mahallesi"ndeki Çıksalın Meydanı"na gittiklerini, burada ... ile beraber araçtan indiklerini, Fatih Sultan Minberi Caddesi"ne geldiklerinde ...’ın kendisinden ayrılıp yolun sağ tarafına geçtiğini ve karşıdaki ...çalışanlarıyla münakaşaya girdiğini, kısa süre sonra silahların patladığını, ...’ın elinde vasfını göremediği bir tabanca bulunduğunu, silah sesleri gelince kendisini korumak maksadıyla yanında taşıdığı tabancayı belinden çıkardığını ancak ateş etmediğini, ... üzerinden geri kaçtığını, ...’ın da ardından geldiğini, polis merkezine imza atmaya gidemediklerini, ardından ...’ın yanından ayrıldığını, tabancayı Sütlüce mevkisinde bir yere attığını, güvenlik kamerası görüntülerinin gösterilerek kendisinden sorulması üzerine; görüntülerdeki (2) numaralı şahsın kendisi, (1) numaralı şahsın ise ... olduğunu, olay yerinde tesadüfen bulunduğunu, kimsenin kendisini olay yerine göndermediğini, olayda silah kullanmadığını,
    Mahkemede; sanık ..."ın kardeşi Zafer... ile cezaevinde kaldıklarını, sanık ..."ı yaklaşık 6 aydan beri tanıdığını kendisi ile fazla bir samimiyetinin bulunmadığını, ancak yaşça büyük olduğu için bir abi olarak saygı duyduğunu, ... Kıraathanesi’nin işletmesini olaydan 2 ay önce noter senedi ile devraldığını, olayın meydana geldiği sırada da bu kıraathaneyi fiilen kendisinin çalıştırdığını, olay günü saat 19.00 sıralarında... Kıraathanesi’ne geldiğini, ..."ın da kıraathanede bulunduğunu, ...’in kısa bir süre uğrayıp sonra ayrıldığını, kendisi ...’la beraber kahvehaneden ayrılırken ...’ın kahvede bulunmadığını, ..."ın da kendisi gibi denetimli serbestlik nedeniyle imza atması gerektiği için Ercan isimli şahsın arabasına binerek Okmeydanı"na gittiklerini, burada araçtan indiklerini, polis karakolunun bulunduğu istikamete doğru yürüdüklerini, ... üzerinden Fatih Sultan Minberi Caddesi üzerine çıktıkları esnada ...’ın kendisine "Dur, ben bunlara bir hadlerini bildireyim" diyerek sağa doğru yöneldiğini, silahını çevirip ...’a doğru ateş açtığını, silahlar patlayınca köşede durduğunu, olayın aniden geliştiğini, ...ile ..."ın ateş açtığı yer ile arasında yaklaşık 20 metre mesafe bulunduğunu, o ana kadar böyle bir olay olacağını bilmediğini, ...’ın bu olayı gerçekleştireceğini daha önce kendisine söylemediğini, yine kıraathanede de ..., ... ve ... ile bu hususu önceden konuşmadıklarını, ... ve ..."den herhangi bir talimat almadığını, ...’ın kıraathanede ... ile ya da ... ile olay hakkında konuşup konuşmadığını da bilemediğini, karşılıklı silahlarla ateş açılmaya başlandığı sırada kendisinin bir köşede durduğunu, üzerinde bulunan ruhsatsız silahı çekip 1-2 el havaya ateş ettiğini, 1-2 elden fazla da ateş etmiş olabileceğini, korku ve panik hâlinde bu şekilde davrandığını, geldiği sokak üzerinden kaçmaya başladığını, ..."ın da kendisi ile beraber kaçtığını, daha sonra ...’ın başka yöne gittiğini, silahını yolda giderken Sütlüce bölgesinde bir yere attığını, silahının ruhsatsız olduğunu, ...’a bir kere bile olsun gitmediğini, maktulü hiç görmediğini, ismini duymadığını, kendisiyle bir husumetinin bulunmadığını, bu gibi yerlerde eğlenecek maddi imkânının olmadığını, cezaevinden yeni çıktığını, mezarlıkta bulunan silahın kendisine ait olduğunu, silahı ...’ın nasıl ele geçirdiğini bilemediğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... Kollukta ve tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde benzer şekilde; 1975 yılında Rize’de doğduğunu, evli ve 2 çocuklu olduğunu, NTC Medya isimli şirkette şoför olarak çalıştığını, kumar oynatmak için yer temin etmek ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından sabıkasının bulunduğunu, maktul ...’ı ...isimli iş yerinin kapısında görevli olması nedeniyle tanıdığını, inceleme dışı sanık ... ile aynı mahallede oturduklarını, ...’ı 20-25 yıldır tanıdığını, ...’ı da mahalleli olmaları nedeniyle yaklaşık 25 yıldır tanıdığını, Halıcıoğlu Mahallesi, ...’ta bulunan ve kendi adına kayıtlı olan... Kıraathanesine geldiği zamanlarda ...’ı gördüğünü, ...’ü ise kahvehaneye kardeşi Hasan...’ın yanına gelip gitmesi nedeniyle yaklaşık 5-6 aydır tanıdığını, bildiği kadarıyla Hasan ile ...’in cezaevi arkadaşı olduklarını, 07.11.2015 tarihinde Okmeydanı’nda bulunan ...isimli yere tek başına eğlenmeye gittiğini, 2-3 duble rakı içtikten sonra mahalleden arkadaşı ...’i görünce onunla birlikte bir masaya oturduklarını, sohbet ederek birkaç bira içtiklerini, bu sırada yan masada oturan kişilerin kendilerini rahatsız ettiğini, aralarında tartışma çıktığını, barda o sırada bulunan arkadaşı inceleme dışı sanık ...’in müdahalesi ile olayların yatıştığını, bu sırada bir garsonun yanına gelerek “Abi kalabalık bir grup dışarıda seni bekliyor” demesi üzerine önce Murat Abay isimli arkadaşını telefonla aradığını, kendisine ulaşamayınca bu kez inceleme dışı sanık ...’ı arayarak sarhoş olduğunu, ...’a gelerek kendisin almasını istediğini, bu görüşmeden 6-7 dakika sonra ...’ın kapıya geldiğini, ...’a, üzerinde bir şey varsa arabaya bırak, dediğini ...’ın da aracın sağ ön koltuğuna oturup geri geldiğini, bara birlikte çıktıklarını, merdivenlerde tartıştığı şahsın ... ile konuştuğunu görünce bu şahsı ittiğini, çalışanlar tarafından bardan dışarı çıkarıldıklarını, bu sırada darbedildiğini, başına sandalye ile vurulduğunu, yere düştüğünü, mekân sahibi ..., maktul ... ve maktul ile birlikte çalışan kısa boylu bir şahsın silahlarıyla havaya ateş ettiklerini, barın önündeki korsan taksicinin sopayla ...’ın başına vurduğunu, ...’ın yere düştüğünü, ...’ın sopa ile ...’i darbettiğini, ...’ın yüzünü kan içinde gördüğünü, Yılmaz’ın kendisine hitaben “Onu sen yaraladın,” demesi üzerine “Ne ile yaralayayım, silahım yok ki,” diye cevap verdiğini, şuurunu kaybettiğini, sonrasını hatırlamadığını, olayda silah kullanmadığını, 12.11.2015 tarihinde 20.30 sıralarında işten çıktığını, saat 21.00 sıralarında kardeşi Hasan’ın işlettiği... Kahvehanesi’ne geldiğini, burada ...’ı gördüğünü, ... ve ...’i ise görmediğini, ... ile yaklaşık 10 dakika kadar konuştuktan sonra eve gittiğini, kendisine gösterilen güvenlik kamerası görüntülerindeki şahısları tanımadığını, maktulün öldürülmesi ile ilgisinin bulunmadığını,
    Mahkemede; olayın meydana geldiği bara 07.11.2015 tarihinde tek başına gittiğini, daha sonra ... Özçan ve ...’ın da geldiklerini, burada oturup sohbet ettiklerini, içki içtiklerini, diğer masadaki bir müşterin kendisine hakaret edince bu şahıs ile tartıştıklarını, garsonların bu şahsı dışarı çıkaracaklarını söylediklerini, bu şahsın dışarı çıkarılırken oturduğu sandalyeye tekme attığını, hesabı ödeyip bir kat alta indiklerini, ..., ..., ... ile mekândaki görevli Ali ile hep birlikte aşağı indikleri sırada, tartıştığı şahısla koridorda karşılaştıklarını, bu şahsın küfrederek üzerine yürümesi nedeniyle karşılık verdiğini, ..., ... ve ...’in araya girdiklerini, biraz ileri gittiklerinde bu şahsın arkalarından gelerek tahta tabure ile başına vurup kendisini yaraladığını, yere düştüğünü, başının yarıldığını, etrafın birden kalabalıklaştığını, tüm garsonların aşağı indiklerini, Ali ile iş yeri sahibi İsmet"in elinde silah görünce, daha önce ..."ın arabaya koyduğu silahı eline aldığını, silahın kendiliğinden patladığını, merminin namluda olduğunu bilmediğini, silahı hedef alarak ateşlemediğini, zaten kimsenin yaralanmadığı, silah patlayınca İsmet, Yılmaz, Ali ve maktul ... ile Yunus’un silahlarla kendilerine saldırdıklarını, silahlarla ateş ettiklerini, ancak isabet almadıklarını, sopalarla darbedildiği için suratının kan içerisinde olduğunu, maktulün inceleme dışı sanık ..."a ateş etmeye çalıştığını ancak silahın patlamaması üzerine yere doğru ateş edip sonra havaya doğru 4-5 el ateş ettiğini hatırladığını, Ali"nin de havaya doğru ateş ettiğini gördüğünü, sopalarla kendilerine vuran garsonların ellerinden kurtulup arabaya bindiklerini ve hastaneye gittiklerini, ilk olayın bu şekilde sonuçlandığını, ..."in dudağından yaralanmasına kendisinin neden olmadığını, görevlilerin ve garsonların darbettikleri sırada ...’ın yaralandığını, 12.11.2015 tarihindeki olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, olay meydana geldiği sırada kahvede oturmakta olduğunu, kahvede oturduğu sırada ..., Cem Saygöz, Selçuk Aksoy, Murat Abay ve İdris İncekara"nın yanında bulunduklarını, bu kişilerin ..."e geçmiş olsun demeye geldiklerini, ...’in kendisine “Garsonlardan biriyle daha doğrusu ... ile görüştüğünü ve bize ne oldu,” diye soru sorduğunu, Yunus"un da kendisine “... seni vurdu,” dediğini, kendisinin ise ..."e böyle bir şey olmadığını, tabancasından ateşlenen merminin sekmesi sonucu yaralanmadığını ..."e açıkça söylediğini, ağabeyi ve kardeşinin gönderdiği aracılarla 10.11.2015 tarihinde önceki olayın konuşulup tatlıya bağlandığını ve barış sağlandığını, 07.11.2015 tarihinde Yılmaz isimli şahsın aldığı silahı teslim almadığını, silahın kendisine gönderildiği hususunu kabul etmediğini, ...’a yönelik silahlı saldırı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kimseye talimat vermediğini, kimseyi azmettirmediğini,
    Savunmuştur.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nda, 765 sayılı Kanun"daki “asli iştirak-feri iştirak” ayrımı terk edilerek suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
    Kanun’un 37. maddesinde;
    "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
    (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
    Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
    Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
    1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
    2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
    Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
    "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK"nın 39. maddesinde;
    "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
    (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
    a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
    b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
    c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,
    "Bağlılık kuralı"da aynı Kanun’un 40. maddesinde;
    "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
    (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
    (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde,
    Düzenlenmiştir.
    Ancak belli sıfata sahip olan kişilerce işlenebilen suçlara özgü suç denmektedir. Örneğin, zimmet ve rüşvet gibi suçlar ancak kamu görevlisi sıfatını haiz kişilerce işlenebileceğinden özgü suç niteliğindedir.
    Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olabilecektir.
    “Azmettirme” 5237 sayılı TCK"nın 38. maddesinde;
    "(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
    (2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi hâlinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
    (3) Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hâllerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir" şeklinde düzenlenmiştir.
    Azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise bu takdirde azmettirme değil, artık aynı Kanun"un 39/2. maddesi kapsamında manevi yardım söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın, eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur.
    TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
    1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
    a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
    b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
    Olarak sayılmış,
    2- Manevi yardım ise;
    a) Suç işlemeye teşvik etmek,
    b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
    c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
    d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
    Şeklinde belirtilmiştir.
    Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ...’ın İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, Halıcıoğlu Mahallesi, ...’ta bulunan... Kıraathanesi isimli iş yerinin sahibi olduğu ancak bu kıraathaneyi sanığın yağma, nitelikli öldürme gibi çeşitli suçlardan sabıkaları bulunan kardeşlerinin işlettiği, sanığın ise dizi ve sinema yapım şirketinde şoför olarak çalıştığı, 07.11.2015 tarihinde işten çıkan sanık ...’ın Beyoğlu ilçesi Piyalepaşa Mahallesi’nde bulunan ...isimli içkili lokantaya eğlenmek maksadıyla gittiği, burada karşılaştığı ... isimli arkadaşıyla oturup bir masada alkol almaya başladığı, sanığın ve arkadaşı ...’in bir süre sonra aldıkları alkolün tesiri ile yan masada oturan başka bir grupla tartışmaya girdikleri, tartışmanın garsonlar tarafından yatıştırılmaya çalışıldığı, sanık ...’ın, kardeşi Hasan... ile cezaevinden arkadaş olan ve yaklaşık 17 yıl hapiste kaldıktan sonra olay tarihinden 6 ay önce şartlı tahliye edilen inceleme dışı sanık ...’a gece saat 02.00 sıralarında telefon ederek ...’ı ...’a çağırdığı, yanına tabanca alarak ...’ın kapısına gelen ...’ın üzerinde silah taşıdığını fark eden ...’ın kapısında görevli ... ile maktul ...’ın ...’a içeri silahla giremeyeceğini söyledikleri, maktule ve ...’e diklenen ...’ın silahla içeri girmekte ısrar ettiği ve kendisinin sanık ...’ın adamı olduğunu ifade ettiği, sanık ...’a haber verilmesi üzerine ...’ın ...’ın kapısına inerek ... ile görüştüğü ve kapıdaki görevlilere ...’ın kendisinin adamı olduğunu ifade ettiği, görevlilerin içeri silahla girilemeyeceği yönündeki ısrarlı tutumları üzerine sanık ...’ın ...’dan aldığı tabancayı kendi arabasına koyarak, ...’ın kapısına geri geldiği ve yanına ...’ı da alarak bara girdikleri, ...’ın burada yan masada alkol alan “...” lakaplı kişi ve yanındakilerle yeniden tartışmaya başladığı, garsonlar tarafından bardan çıkarılan “...”ın peşinden gitmeye kalkıştığı, kavga çıkmasına engel olmaya çalışan bar çalışanlarının sanık ...’ın ...’ı takip etmesine engel oldukları, ...’da bir başka masada oturarak içki içen ve ...’ın mahalleden arkadaşı olan inceleme dışı sanık ...’in garsonların yanına giderek, ...’ın dışarı çıkmasına engel olmamalarını sağladığı, ..., ..., ... ve ...’ın merdivenlerden indikleri sırada sanık ...’ın arkasından yetiştiği ...’a saldırması ile kavga çıktığı, bu şahsın eline geçirdiği bir iskemle ile sanık ...’ın başına vurarak olay yerinden kaçtığı, başı yarılan sanık ...’ın bu kez, yaralanmasından dolayı sorumlu tuttuğu bar sahibi ve bar çalışanlarıyla tartışmaya başladığı, tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile aracından silahını alan sanık ...’ın tabancayla yere doğru ateş ettiği, iş yeri çalışanlarının da tabancalarıyla havaya doğru ateş etmeye başladıkları, bu esnada kimin silahından çıktığı tespit edilemeyen seken bir kurşunun isabet etmesi sonucunda inceleme dışı sanık ..."ın ağız bölgesinden yaralandığı, yaşanan kavga sırasında darp edilen ...’ın tabancasının da bar çalışanlarınca elinden alındığı, bunun üzerine sanığın inceleme dışı sanık ... ve arkadaşı ... ile birlikte, kullandığı araçla olay yerinden kaçtığı, yaralanıp tedavisi yapıldıktan sonra taburcu olan ...’in olay günü olan 12.11.2015 tarihinde sanık ...’ın sahibi olduğu, inceleme dışı sanık ...’ün devralma sürecinde olduğu, ...’ın ise yevmiye usulü zaman zaman çalıştığı ...’taki... Kıraathanesi’ne geldiği, yanında sanık ... bulunduğu hâlde saat 21.00 sıralarında ..."da garson olarak çalışan tanık Nail Sepetçioğlu"nu telefonla aradığı, telefonu açan Nail’e “2-3 dakikaya kadar konuşmaya geleceğim, Yunus aşağıya insin, garsonlar da aşağıya insin" diyerek ...çalışanlarını iş yerinin önüne çağırdığı, ancak bar çalışanlarının aşağı inmedikleri, bu arada inceleme dışı sanıklar ... ve ..."ün barın tam karşısındaki ...’ta mevzilenerek hedef aldıkları ...’ı çarpraz ateşe tuttukları, açılan bu ateş sonucu ...kapısında kahyalık yaparak müşterileri karşılayan, bir çocuk babası, 46 yaşındaki maktul ...’ın sırtına isabet eden kurşunun yol açtığı iç organ ve büyük damar yaralanması sonucu hayatını kaybettiği, olay yerinde iki ayrı silahtan atılmış toplam 6 adet 7,65 mm çapında kovan bulunduğu, olaydan sonra sanık ... tarafından mezarlığa gizlenen ve ...’ın tarifi üzerine bulunan 7,65 mm çaplı tabancanın ... tarafından kullanılan silah olduğunun sanık ... tarafından ikrar edildiği anlaşılan olayda; sanık ..."ın inceleme dışı sanıklar ... ve ... üzerinde onları suç işlemeye yönlendirebilecek düzeyde etkin oluşu, sanık ..."ın 07.11.2015 tarihinde gece saat 02.00 sıralarında telefon ile çağrılması üzerine hiç tereddüt etmeden, yanına ruhsatsız tabanca da alarak sanık ..."ın bulunduğu alkollü ortama girmeye çalışması, kapıdaki görevlilere kendisinin ...’ın adamı olduğunu beyan ederek diklenmesi, ...’ın yaşanan kavga olayından sonra olay yerinden sanık ...’la birlikte ayrılması, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ...’ın olay sonrası davranışlarının koşutluk göstermesi, yakın irtibatlarını kesmemeleri ve vakitlerini çoğunlukla sanık ..."ın çevresinde geçirmeleri, ... Kahvehanesi"nin işletmesi üstlendiğini belirten sanık ...’ün, sanığın azmettirmesi dışında maktulün ölümü ile neticelenen silahlı saldırıya katılmasını makul gösterecek hiçbir sebebin mevcut olmaması, hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...’ın 07.11.2015 tarihinde ...’da karıştığı kavganın yarattığı fiziksel ve psikolojik travmanın tesiri ile yağma, nitelikli öldürme gibi suçlardan ceza evine girip çıkmış olan ve sürekli çevresinde bulundurduğu ... ile ...’ü ...’a yönelik silahlı saldırıyı yapmaları yönünde azmettirdiği, bu şekilde sanığa atılı kasten öldürme suçuna azmettirmenin sabit olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "12.11.2015 tarihinde ...çalışanı ..."ın haklarında mahkûmiyet hükmü kesinleşen müşterek failler ... ve...tarafından silahlı ateş edilmek suretiyle öldürülmesine ilişkin maddi olayın oluşuna dair, yerel mahkeme, özel daire ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun çoğunluk görüşüyle tarafımızca görüş farklılığı yoktur. Uyuşmazlık konusu eylemi gerçekleştiren faillerin sanık ... tarafından azmettirilmeleri sonucu işleyip işlemedikleri noktasında toplanmaktadır.
    Kural olarak olay mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda yüz yüzelik ilkesi doğrultusunda, hukuka uygun şekilde toplanan deliller hâkim tarafından serbestçe takdir edilerek maddi olayın oluşuna dair vicdani kanaate varılacaktır. Temyiz denetiminde ise vicdani kanaate erişim için yapılan yargılamada usule ilişkin kurallara uyulup uyulmadığı, hadisenin tam olarak aydınlatılabilmesi için soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin eksiksiz yapılıp yapılmadığı, maddi olaya ilişkin kabulün akla, mantığı, bilimsel kurallara ve hayat tecrübelerine aykırı olup olmadığı denetlenecektir. Özet olarak vicdani kanaate "sezgilerle mi" yoksa akıl yoluyla mı ulaşıldığı değerlendirilmelidir.
    Geçmişte olup biterek tarihe mal olmuş bir olayın, ya da olaylar bütününün, onun belli parçalarını temsil eden vasıtalar, yani deliller aracılığıyla bugün ortaya konulmuş hâline maddi gerçek diyoruz.
    Mutlak gerçek ise artık aksinin kabulü için hiçbir şekilde mümkün olmayan, her türlü değişik ihtimalin bertaraf edildiği gerçektir. Oysa zaman geri alınmaz, her olay kendine özgüdür ve geçmişin canlandırılması ancak yaklaşık olarak mümkündür.
    Çoğu zaman maddi gerçeğin, mutlak gerçekle aynı olması beklenebilir. En azından bu konudaki şüphelerin yenilmesi her iki gerçek arasındaki şüphelerin ortadan kaldırılması gereklidir. Maddi gerçek, o konudaki en doğru bilgilere dayanmakla birlikte, tasavvur edilebilecek her türlü şüphe bertaraf edilemez. Ortadan kaldırılması gereken şüphe gerekçeye dayanılarak ileri sürülmesi mümkün olanlardır. Bu nedenledir ki ceza hukukumuzda maddi olguların ispatındaki amaç, mutlak değil maddi gerçeğe erişebilmek, dolayısıyla gerekçeye dayanan şüpheyi bertaraf etmektir. Zaten tasavvuru mümkün olan her türlü şüphenin yenilmesi mümkün olmadığına göre vicdani kanaatte maddi gerçeğe ilişkindir. Dolayısıyla bertaraf edilen şüphe akla, mantığa uygun gerekçeye dayanan şüphedir. Şüpheyi yenebilmek ve gerçeğe ulaşabilmek için kullandığımız verilerin sayısı ve nitelikleri arttıkça varılan sonuçların da gerçeğe uygun olma ihtimali artacaktır. "Diğer taraftan akıl ve mantığı hiçe sayarak aşırı şüpheciliğe dayanan bir vicdan asla rahata kavuşamayacaktır." (Sahapiro"ya atfen Feyzioğlu, Vicdani Kanaat.sf.16)
    Araştırma yapmamıza rağmen maddi gerçeğin ne olduğundan şüphe ediyorsak henüz ona ulaşmamışız demektir. Ancak şüpheyi yenerek vicdani kanaate sahip olabiliriz.
    Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanık ile maktül arasında geçmişte yaşanan olaylar sebebiyle husumet olduğu, kabule göre, eylem öncesinde sanık ... tarafından ...çalışanlarının, bar dışına çıkmaları için telefon edildiği sırada sanık ..."ın haberdar olduğu,
    Sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediği, olayda kullanılan silahın sanık tarafından temin edildiğinin sabit olmadığı, eylemi gerçekleştirenlerin hiçbir aşamada sanıkla ilgili beyanlarının bulunmadığı, olayın geçmişi, oluşu ve aralarındaki husumet nedeniyle genel hayat tecrübelerinden hareketle sanığın azmettirici olduğunun kabulüne varıldığı görülmektedir. Yani mahkûmiyete somut delillerden ziyade genel hayat tecrübelerinden hareketle ulaşılmıştır.
    Ceza yargılamasındaki amaç maddi gerçeğin her ne şekilde olursa olsun değil, insan onuruna yakışır yöntemlerle erişmektir. Bu nedenle masumiyet karinesi kabul edilmiş maddi gerçeğe erişmekte kullanılacak, emredici usul hükümlerine yasalarda yer verilmiştir. Evrensel olan kurallardan birisi de "şüpheden sanık yararlanır." ilkesidir. Bu husus birçok Ceza Genel Kurulu kararında; "Ceza Usul Hukukunun genel prensiplerinden olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca bir suçtan cezalandırmanın genel koşulunun, suçun kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispat edilmesine bağlı olduğu, kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, yine ceza mahkûmiyetinin yargılanması sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanıp, bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin açık bir ispata dayanması, bu ispatın hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksekte olsa bir olasılığa dayalı olarak sanığın cezalandırılmasının, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı karar vermek anlamına geleceği, bu durumda ceza yargılamasında mahkûmiyetin büyük veya küçük olasılığa değil, her türlü şüpheden uzak kesinliğe dayanmasının şart olduğu, adli hataların önüne geçebilmenin başka da bir yolu olmadığı" şeklinde ifade edilmiştir.
    Sanığın işlenen suçu biliyor olması suça iştirak anlamına gelmeyecektir. Ancak suçu ihbar etmemekten doğacak sorumluluk söz konusu olabilir. Tüm açıklanan bu nedenlerden dolayı sanığın,haklarında verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşen hükümlüleri kasten öldürme suçuna azmettirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği" düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.03.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi