(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2017/6809 E. , 2020/2214 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Köy Tüzel Kişiliği ile dahili davalılar Hazine, ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy tüzel kişiliği, 31.10.2003 tarihli dava dilekçesinde ... mevkiinde kadimden beri köylerinin yararlandığı meradan yararlanmalarının davalı köy tarafından engellendiğini ileri sürerek, muarazanın önlenmesi ve meranın kendilerine ait olduğunun tespiti istenmiş; yargılama sırasında 101 parsel sayılı 31887,05 m2 yüzölçümlü ham toprak niteliğinde Hazine adına, 117 parsel sayılı 60728,74 m2 yüzölçümlü tarla niteliğinde ... Köyü Tüzelkişiliği adına kadastro tutanakları düzenlenmiş; mahkemece, yargılama sırasında kadastro tutanağı düzenlendiği ancak mera vasfı belirlenmediği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.06.2008 gün ve 6883 - 7888 E.-K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Taşınmazlara kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi ve meranın aidiyeti talebi yönünden davanın tefrik edilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, taşınmazlara 2006 yılında yapılan kadastro sırasında ... Köyü 101 ada 1, 101, 117 ve 120 ada 1 parsel numaraları verilerek tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 101 ve 117 parsellerin mera niteliğiyle özel siciline yazılmasına, 101 ada 1 ve 120 ada 1 parseller dava konusu olmadığından ve tesbitleri kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 16.04.2013 tarihli ve 2012/14365 – 2013/4450 E.-K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle “Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna uygun değildir. Şöyle ki; öncelikle çekişmeli taşınmazların kadastro mahkemesinin 2006/70 Esas sayılı dosyasında da davalı olduğu ve temyize konu dosyada tutanak asıllarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kadastro hâkimleri infaza elverişli doğru sicil oluşturmakla görevli ve yetkilidirler. Aynı parsel hakkında açılmış davaların HUMK’nın 45. maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi zorunludur. Aksi takdirde, infaz kabiliyeti olmayan birbiriyle çelişkili kararlar verilebilecektir.
Bundan ayrı; 101 ada 101 parsele kadastro sırasında 31887 m2 ham toprak; 117 parsele ise, 60728 m2 tarla niteliğiyle belgesizden tutanak düzenlenmiş olup, her iki parsel dört
yönden Çataloluk Devlet ormanına sınırdır. Asliye hukuk mahkemesinde yapılan keşif sonucunda uzman orman bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda çekişmeli taşınmazların eski tarihli resmî belgelerde orman içi açıklık niteliğinde olduğu; kadastro mahkemesinde yapılan keşif sonucu hazırlanan raporda ise metin kısmında orman içi açıklık, sonuç kısmında ise orman sayılmayan yer olduğunun açıklanmış olması karşısında rapor hem kendi içinde hem de asliye hukuk mahkemesinde hazırlanan raporla çelişmektedir. Mahkemece çelişkili rapora göre karar verilmiştir. Ayrıca, meraya ilişkin uyuşmazlıklarda davada taraf olmayan komşu köylerden seçilecek yaşlı ve yansız yerel bilirkişilerin dinlenilmesi gerektiği halde, taraf köyler halkından yerel bilirkişilerin beyanları esas alınarak karar verilmiştir. Ayrıca, yargılama sırasında yörede 4342 sayılı Kanuna göre çalışan Mera Komisyonu 18.07.2008 tarihli kararla 101 ada 101 parselin mera niteliğinde olmadığına karar vermiştir. Davalı köy, temyiz dilekçesinde, daha sonra 101 parselin Hazine tarafından ... isimli kişiye satıldığını bildirmiştir. O halde mahkemece; öncelikle, kadastro mahkemesinin 2006/70 Esas sayılı dava dosyasının sonucu araştırılarak halen derdest ise temyize konu dosya ile birleştirilerek yargılama yapılmalı, çekişmeli taşınmazların kadastro öncesinde davalı olmaları nedeniyle tespitlerinin kesinleşmeyeceği, tutanağın malik hanesinin boş olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesine göre mahkemece re"sen de toplanabilecek delillere göre doldurulacağı gözönünde bulundurularak gereğinde Hazine ve 101 parsel sayılı taşınmazı sonradan satın aldığı bildirilen kişi davaya dahil edilmeli, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik orman parseline kadastro tesbit tutanağı düzenlenmişse bu tutanak getirtilmeli, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile (üç) uzman orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, orman sayılan ya da orman içi açıklık niteliğindeki yerlerden olup olmadığı, mera niteliğinde olup olmadığı ve bu amaçla kullanılıp kullanılmadığı komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle belirlenmeli, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 101 parsel ve 101 ada 117 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile; taşınmazların mera vasfı olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına, dahili davalı ..., ..., ..."ün davalarının reddine, birleşen dosya yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı ... Köy Tüzelkişiği ile dahili davalılar Hazine,... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılmıştır.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, eksik, çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Şöyleki, 2015 tarihli keşifte dinlenen ziraat bilirkişi 101 ada 101 parselin bazı kısımlarının 1961 hava fotoğrafında geleneksel tarım yöntemiyle ekilip biçilen yer olduğu sonra tarımın bırakıldığı, 4-5 yıldır ekilip biçilen yer olduğunu bildirmiş, 2016 tarihli keşifte dinlenen ziraat bilirkişi ise dava konusu taşınmazlarda 25-30 yıldan beri tarım yapıldığını bildirmiş, her iki rapor arasında çelişki oluşmuştur. Yine 2015 tarihli keşifte dinlenen orman bilirkişi kurulu raporunun içeriğinde ve netice bölümünde taşınmazın orman içi açıklık vasfını taşıdığını, ancak orman sayılmayan yer olduğunu bildirmişler, 2016 tarihli orman bilirkişi kurulu raporunda ise taşınmazın orman içi açıklık olmadığı bildirilmiştir. Yukarıda değinildiği gibi bilirkişi raporları arasında çelişki
oluşmuş, çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Mahkemece yapılan uygulama, araştırma ve inceleme taşınmazların öncesi ve eylemli durumu ile orman olup olmadığı veya orman içi açıklık olup olmadığı hususlarını belirlemeye yeterli değildir. Ayrıca kadastro tespitinden önce taşınmazlar davalı olduğuna, eldeki davada 3402 sayılı Kanunun 30/2 maddesi gereğince resen araştırma yapılması gerektiğine, taşınmazların niteliği ve maliki yapılacak araştırma sonucu belirleneceğine ve taşınmazlar dört bir yönden ormanla çevrili olduğuna göre Orman Yönetiminin davaya dahil edilmesi gerekirken, Orman Yönetimi dahil edilip delilleri toplanmadan hüküm kurulmuştur.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle Orman Yönetimi davaya dahil edilerek göstereceği delillerle birlikte lüzum görülen diğer deliller toplanmalı, dahili davalılar ... ve arkadaşlarının müdahale taleplerini harçlandırıp harçlandırmadıkları araştırılmalı, uygulama ve araştırmada kullanıldığı bildirilen 1961 tarihli hava fotoğrafından daha eski tarihli hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve 1980-1983"lü yıllara ait hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ile kadastro paftasının orijinal renkli fotokopi örneği ilgili yerlerden getirtilmeli, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, ... ve ... köylerine komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve bir ziraatçı bilirkişi, bir harita ve bir kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, getirtilecek hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile birlikte inceleme ve uygulamada kullanıldığı bildirilen 1961 ve 1991 tarihli hava fotoğrafları ile 1962 ve 1992 tarihli memleket haritaları ölçeğini kadastro paftası ölçeğine kadastro paftası ölçeğini de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita dava konusu taşınmaz ve çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak bilirkişilere incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, niteliğinin ne olduğu üzerinde varsa bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ve kullanım durumu ayrıntılı bir şekilde izah edilmeli, 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazın orman veya orman içi açıklık olmadığı belirlenirse, bu defa mera araştırması için, çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı; taşınmazın, kadastro tespit tarihine kadar ve halen mera olarak kullanılıp kullanılmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı saptanmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılması yöntemiyle giderilmeli, ziraî bilirkişiden bu yönde inceleme yaparak önceki ziraat bilirkişisi raporlarını irdeleyeceği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... Köy Tüzelkişiği ile dahili davalılar Hazine, Mesut Özüm ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 29/06/2020 günü oy birliği ile karar verildi.