
Esas No: 2015/15873
Karar No: 2015/15873
Karar Tarihi: 7/3/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
IPS İLETİŞİM VAKFI BAŞVURUSU (2) |
(Başvuru Numarası: 2015/15873) |
|
Karar Tarihi: 7/3/2019 |
R.G. Tarih ve Sayı: 26/4/2019-30756 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU |
Raportör Yrd. |
: |
Derya ATAKUL |
Başvurucu |
: |
IPS İletişim Vakfı |
Vekili |
: |
Av. Oya Meriç EYÜPOĞLU |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere
erişimin engellenmesi kararı verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal
ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
9. Başvurucu, www.bianet.org
adresindeki Bağımsız İletişim Ağı isimli web sitesi üzerinden internet
haberciliği yapmaktadır.
10. Bahse konu internet haber sitesinde 17/10/2011 tarihinde "Aradaki Farkı Bulun" başlıklı
bir haber yayımlanmıştır. Haber şöyledir:
"Eğitim Bakanlığı gibi bir görevde bulunan
kişinin, böyle bir suçla anılıyor olması kabul edilemez. ..."nın ya intihal yapmadığını
kanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg’le
tanışması gerekiyor.
Bilgi Üniversitesi Medya İletişim
Sistemleri"nin ilk dersiydi; Bölüm Başkanı ... sınıfa girdi. Yanılmıyorsam
söylediği ilk şeydi: "Plagiarism will
not be tolerated." Bizim dilde "İntihale tolerans
gösterilmeyecektir" oluyor.
Çünkü intihal, "hırsızlık" demektir;
başkasının fikrini, tezini, çalışmasını alıp kendininmiş gibi sunmaktır.
Akademik bir suçtur. Cezası vardır, ağırdır. Kariyerinizi bitirebilir,
itibarınızı sıfırlayabilir. Olması gereken budur.
Mesela Almanya"da böyle olur. 39 yaşındaki
Savunma Bakanı Karl-Theodor zu
Guttenberg, 475 sayfalık doktora tezinin bazı
bölümlerinde intihal yaptığı ortaya çıkınca 2010 Mart"ında görevinden istifa
etmişti.
Kararını açıklarken, doktora teziyle ilgili
yapılacak araştırmaya kendisinin de katılacağını söyledi ve daha fazla
Almanya"da kalamayarak Amerika"ya yerleşti.
Şimdi Guttenberg"in
siyasetteki hızlı yükselişi ve doktora tezindeki intihal nedeniyle yaşadığı
düşüş bir filme konu oluyor.
Peki, Türkiye"de ne oluyor?
Hakkında intihal suçlamaları olan ...,
Türkiye"de Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapıyor.
Üniversite Konseyleri Derneği, geçtiğimiz gün
..."nin "İşletme Yönetimine Giriş (1995)" ve "İşletme
Yönetimi (1996)" kitaplarındaki intihal iddialarını karşılaştırma yaparak
raporladı ve yayımladı. Sonuç olarak da, Milli Eğitim Bakanı"nın akademik
unvanlarının geri alınması çağrısında bulundu.
İroninin boyutuna bakar mısınız?
Aslında, 2005"te intihal ortaya çıktığında
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), ..."ye "üniversite öğretim mesleğinden çıkarma
cezası" verdi.
Çünkü Yükseköğretim Kurumları Yönetici,
Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği"nin 11/3 maddesi açık: "Bir
başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak
belirtmeden kendi eseri gibi göstermek" üniversite öğretim mesleğinden çıkarma
cezasını gerektiren bir fiildir.
Ama beş yıl sonra, 29 Aralık 2010 tarihli "YÖK
Müşterek İnceleme Raporu"nda ..."nin eserinde "tam olarak" intihal yapılmadığına karar
verildi. Danıştay, YÖK Disiplin Yönetmeliği"nde değişiklik yaptı ve ..."nin "Profesör" unvanı geri alınmadı.
..., iddiaları reddetti. Hakkındaki iddiaların
"Ergenekon"un bir parçası olduğunu ve bunları organize edenin de emekli
Tuğgeneral ... olduğunu söyledi.
"İntihal iddiası, tam bir faciadır. İntihal
beni en çok yaralayan bir olaydır. Ergenekon"un benim müsteşarlıktan alınmam
için hazırladığı özel bir projedir. Kendini devlet yerine koyanları korumadığım
için bunlar başıma geldi. Benimle ilgili operasyonu başlatan şu anda içeride,
Ergenekon"dan tutuklu olan bir paşa" dedi.
Burada ..."nin
intihale konu olan kitabının ilgili sayfaları, intihal yapıldığı söylenen ..."nın kitabıyla karşılaştırmalı olarak sunuluyor. Kendiniz
bakıp karar verebilirsiniz.
Kimler intihalle suçlanmıştı?
Daha önce, ÖSYM (Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme
Merkezi) Başkanı Prof. Dr. ..."nin 1990"da Teknik ve
Tekstil Dergisi"nde dokuz bölüm süren yazı dizisinde intihal yaptığı ortaya
çıkmıştı. ..., özür diledi ve görevinde kaldı.
2007 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Onur
Ödülü"ne layık görülen, ilk YÖK Başkanı Prof. Dr. ..."nin
intihal yaptığı iddiasını gazeteci ... gündeme getirmişti. Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu, uzun zaman sonra ..."nin imzasını taşıyan
"Annenin El Kitabı" adlı eserde intihal olmadığına, 8"e karşı 39 oyla karar
vermişti. Kitabın aslı Amerika Birleşik Devletleri"nin en ünlü çocuk
hastalıkları uzmanlarından Benjamin Spock"ın "Baby and Child Care" adlı çok bilinen çalışmasıydı.
İstanbul Üniversitesi Rektörü ..."nın da adı uzun süre intihalle anıldı. "Laparoskopik
Cerrahi" eserinde intihal yaptığı için rektörlükten alındı; Türk Tabipler
Birliği ..."yı iki ay süreyle "meslekten men" etti.
Danıştay 8. Dairesi ise meslekten men cezasına ait kararın yürütmesini
durdurdu.
Türkiye, intihale alışkın. Ancak Milli Eğitim
Bakanlığı gibi bir görevde bulunan kişinin, böyle bir suçla anılıyor olması
kabul edilemez. ..."nin ya intihal yapmadığını
kanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg"le
tanışması gerekiyor. (IC)"
11. Haberde bahsi geçen Bakan (müşteki), haberin yayımlandığı www.bianet.org sitesinin de aralarında
bulunduğu birçok internet haber sitesinde yer alan haber içerikleri nedeniyle
kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek internet içeriğine erişimin
engellenmesi talebinde bulunmuştur.
12. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 8/7/2015 tarihinde haber
içeriğine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Gerekçeli karar şöyledir:
"Talep konusu içeriklerin, yayınla
talepte bulunan hakkında bırakılan intiba ve saik de dikkate alındığında, basın
özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı
sınırlarında değerlendirilemeyecek, talepte bulunanın kişilik haklarını ihlal
edici nitelikte olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, bu nedenle talebin
kabulü yönünde aşağıdaki karar tesis edilmiştir."
13. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 10. Sulh Ceza
Hâkimliğinin 3/8/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
14. Ret kararı başvurucuya 14/8/2015 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
15. Başvurucu 11/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için bkz. Ali Kıdık (B.
No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu, şikâyet konusu haberin akademik bir suç olan
intihalle ilgili olduğunu belirtmiş; haberde eğitim öğretim alanından sorumlu
bir bakanın da intihal yapanlar arasında yer aldığı bazı örneklere yer verilerek
Türkiye"deki durumun aktarıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, millî eğitimden
sorumlu bir bakanın intihal yapmasının akademik dünyadaki yansımalarının ve
toplumsal karşılığının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucuya
göre başvuruya konu haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır; haber
gerçek, günceldir, özle biçim arasında denge kurularak verilmiştir. Başvurucu,
gerekçesiz olarak verilen erişimin engellenmesi kararının adil yargılanma hakkı
ile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü ile bireyin şeref ve itibarının
korunmasını isteme hakkının dengelendiği bir dizi kararı zikredilmiş;
başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarının korunmasını
isteme hakkı arasında demokratik bir toplumun gerekleri dikkate alınarak adil
bir dengenin kurulması gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tüm iddiaları ifade ve basın
özgürlükleri kapsamında incelenmiştir.
21. Anayasanın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.
maddesi ve “Basın hürriyeti” kenar
başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(26)
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına
veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi
makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek
serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının
şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini
sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın
26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade
ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir
olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
23. İnternet üzerinden yayın yapan bir haber sitesinde
yayımlanan habere, erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusu
mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir
müdahalede bulunulmuştur.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup
Oluşturmadığı
24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde
belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin
ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen
ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın
ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin
gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
26. Kanunilik ölçütüne ilişkin bir şikâyette bulunulmamıştır.
Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen
Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı
sonucuna varılmıştır. .
ii. Meşru Amaç
27. Başvuruya konu habere erişimin engellenmesine ilişkin
kararın başkalarının şöhret veya haklarının
korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç
taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Demokratik Toplum
Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel
İlkeler
28. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı için
Anayasa Mahkemesinin Ali Kıdık
(aynı kararda bkz. §§ 41-67) kararına bakılabilir.
(2) 5651
Sayılı Kanun"un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı
Tespitler
29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından
çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı
bir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul kanun
koyucunun internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin
yapılabilmesi, özel hayat ile kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde
korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir
koruma tedbiri kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §
55).
30. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişimin
engellenmesi tedbirinin alınmasını ancak görünüşte haklılık veya ilk bakışta (prima facia)
haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancak internet yayınının
kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta
anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. Anayasa Mahkemesine
göre bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin yayımlanması
gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme yapılmaya
gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı Kanun"un 9.
maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§
62, 63).
(3) Şeref
ve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar
31. Anayasa Mahkemesi Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun"un 9.
maddesine göre ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarının
korunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucuna
ulaşmıştır (Ali Kıdık,
§§ 66, 67).
(4) Genel
İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
32. Somut olayda erişimin engellenmesine karar verilen haber
17/10/2011 tarihinde www.bianet.org
isimli internet haber sitesinde yayımlanmıştır. Haber, bir başkasının bilimsel
eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden, kendi
eseri gibi göstermek olarak nitelendirilebilecek intihal fiiliyle ilgilidir.
Haberde, müştekinin de aralarında bulunduğu, kamuoyunca tanınan bazı
akademisyenlerin intihal yaptığı iddia edilmiştir. Haberin yayımlandığı dönemde
millî eğitim bakanlığı görevini yürüten müşteki hakkında 2005 yılında Yüksek
Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından intihal nedeniyle üniversite öğretim
mesleğinden çıkarma cezası verildiği ancak 2010 yılında YÖK"ün bu konuyu tekrar
incelediği ve müştekinin intihal yapmadığına karar vererek profesör unvanını
geri almadığı iddia edilmiştir. Haberde eski bir Alman bakanın akademik
çalışmasında intihal yaptığı ortaya çıkınca görevinden istifa ettiği hatta
yaşadığı ülkeyi terk ettiği bilgisine yer verilmiş, Alman bakanla aynı mevkide
bulunan müşteki karşılaştırılarak Türkiye"deki durum ortaya konulmaya
çalışılmıştır.
33. Habere göre Üniversite Konseyleri Derneği (Dernek),
müştekinin iki eserinde intihal yaptığına ilişkin rapor yayımlamış ve
müştekinin akademik unvanlarının geri alınması çağrısında bulunmuştur. Haber
ile millî eğitim bakanlığı görevinde bulunan bir kişinin intihal fiiliyle
anılıyor olmasının kabul edilemez olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle müşteki
hakkında geçmiş yıllarda ortaya atılan iddialar ve Derneğin yayımladığı rapor
da ortadayken müştekiye ya intihal yapmadığını kanıtlaması ya da Alman mevkidaşı gibi hareket etmesi tavsiyesinde bulunulmaktadır.
34. Söz konusu haberin olayların meydana geldiği tarihte millî
eğitim bakanı olan müştekinin akademik alandaki faaliyetlerinin keşfedilmesi ve
bunlara ilişkin kanaat oluşturulması işlevini gördüğü, dolayısıyla kamu
menfaatine ilişkin bulunduğu ve bilgilendirme değerinin yüksek olduğu
tartışmasızdır. Ülkenin eğitim politikasını tayin eden bakanlığın başına atanan
bir bakanın eserlerinde intihal yaptığının tespit edilmesi ile ilgili bazı
iddiaların yer aldığı haberin yayımlanmasının kamusal faydası yüksek bir
tartışmaya katkı sunduğunda kuşku bulunmamaktadır.
35. Müşteki, haber nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini
ileri sürerek 5651 sayılı Kanun"un 9. maddesine göre internet içeriğine
erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği
müştekinin talebini kabul etmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde yayın
içeriğinin -müşteki hakkında bıraktığı intiba ve saik de dikkate alındığında-
haber verme ve eleştiri hakkı sınırlarında değerlendirilemeyecek nitelikte
olduğu, müştekinin itibarını zedelediği ve kişilik haklarını ihlal ettiği
belirtilmiştir.
36. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin
engellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına
müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratle
giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §
30). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi yayımlanmasının üzerinden
yaklaşık dört yıl geçen haber ile şeref ve itibara yapıldığı ileri sürülen
saldırının çelişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle
bertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş değildir. Haber içeriklerinin
incelenmesinden de 5651 sayılı Kanun"un 9. maddesine göre içeriğe erişimin
engellenmesi tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum
bulunmadığı görülmektedir.
37. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamaları
nedeniyle bireylerin şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarak
gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafi
edilmesi olduğu nazara alındığında özellikle somut başvuruya konu benzer
uyuşmazlıklar açısından, koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha
yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları
olduğu anlaşılmaktadır. Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasında
içeriğe erişimin engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zaman
sahiptir (Ali Kıdık,
§ 86).
38. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönünde
tutulduğunda 5651 sayılı Kanun"un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılama
olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin
engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli
kabul edilemez.
39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence
altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa"nın 28. maddesinde güvence altına
alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı
fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından
kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama
yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya
genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama
yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir.”
41. Anayasa Mahkemesinin
Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal
sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi
hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
42. Mehmet Doğan
kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle
ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin
mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin
(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün
79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın
bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
43. Mehmet Doğan
kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece
mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece
mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna
göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden
yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen
yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi
sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece
mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı
verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir
derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine
bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği
doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla
yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
44. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken
şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından
bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali
gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,
kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit
edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.
Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir
işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa
söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha
önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık ihlalin
idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan veya
yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının sonucundan
kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği hâllerde derece
mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğunca
dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını
ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan,
§ 60).
45. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
46. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberin
içeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplum
düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basın
özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda
ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
47. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.
Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin
(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına
yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle
ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal
sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir
örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine
karar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan
ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Sulh Ceza
Hâkimliğine (2015/1873 Değişik İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya
ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.