
Esas No: 2014/13062
Karar No: 2014/13062
Karar Tarihi: 29/3/2016
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
SİNAN CİHAN AKSOY BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/13062) |
|
Karar Tarihi: 30/3/2016 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
|
|
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
Alparslan
ALTAN |
Raportör |
: |
Akif
YILDIRIM |
Başvurucu |
: |
Sinan Cihan
AKSOY |
Vekilleri |
: |
Av. Bilge
AY, Av. Onur ALPASAL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir iddiaya ayrı ve
açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/8/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine Burhaniye 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin
idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına
engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Brinci Komisyonunca
14/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 28/12/2015 tarihinde, başvurunun
kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar
verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2016 tarihli yazısında Anayasa
Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen
başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucunun cinsel istismar suçunu işlediği konusunda
yeterli şüpheye ulaşan Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığı, cezalandırılması
talebiyle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine hitaben 12/102009 tarihli ve
E.2009/1030 sayılı iddianameyi düzenlemiştir.
8. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi 21/10/2010 tarihli ve
E.2009/375 K.2010/347 sayılı kararıyla başvurucuyu, cinsel istismar suçundan 8
yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
9. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"(...) mağdure
ile sanığın arkadaş oldukları ve aralarında duygusal bir bağ oluştuğu, sanığın
askerlik hizmetini yapmakta iken izne geldiği bir dönem olan suç tarihinde
tarafların rızası ile birden fazla kez ilişkiye girdikleri ve neticesinde bu
birliktelikten birçocuk dünyaya geldiği, her ne kadar
beden sağlığında bozulma olduğu yönünde 9 Eylül Üniversitesinden rapor verilmiş
ise de müşteki veya mağdurun şikayetçi olmamaları ayrıca Üniversitenin raporunu
Unicef kriterlerini göz önüne alarak verdiği ancak
mağdurun gerçek anlamda beden sağlığının bozulduğu yönünde somut bir tespit
yapmadığı- yapılamadığı, bu sebeple sanık lehine şüpheli bir durumun oluştuğu
ve evlenme istekleri de göz önüne alındığında takdiren
aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. "
10. Başvurucunun temyizi üzerine anılan hüküm, Yargıtay 14. Ceza
Dairesinin 3/6/2014 tarihli ve E.2012/10139, K.2014/7422 sayılı ilamıyla
onanarak kesinleşmiştir.
11. Başvurucu, onama kararından 21/7/2014 tarihinde haberdar
olmuştur.
12. Bireysel başvuru 5/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
B. İlgili Hukuk
13. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 30.
maddesi ile 103. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları.
14. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 19/9/2013 tarihli ve
E.2013/7082, K.2013/9381 kararı şöyledir:
"...
Nüfus kaydına göre 03.08.1992 doğumlu olup suç
tarihinde 15 yaşı içerisinde olan ve bu yaşını tamamlamayan mağdure
ile sanığın anlaşarak birlikte kaçtıkları ve cinsel ilişkiye girdikleri, çocuk
sahibi oldukları ve daha sonra resmi olarak evlendikleri anlaşılmış olup,
sanığı, mağdurenin babası ile barışmaları için
bulunduğu yere götüren tanık B. T."nin mağdurenin görünüm itibarıyla 18 yaşından büyük göründüğünü
ve Adli Tıp Kurumunun uygulamalarına göre de bazen kişinin kemik yaşının hormonal gelişimi, beslenme gibi nedenlerle gerçek yaşa
göre farklılık gösterebileceğinin bilinmesi karşısında, mağdurenin
suç tarihi itibarıyla 15 yaşından büyük gösterip göstermediği, sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup
olmadığı mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit
ederek ve gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle
belirlendikten sonra TCK.nın 30. maddesi gözetilerek
sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı
şekilde hüküm kurulması, ...
(bozmayı
gerektirmiştir)".
15. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/6/2014 tarihli ve
E.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı şöyledir:
"...
Suçun maddi unsurlarından birisi de mağdur
olup, kanun koyucu 5237 sayılı TCK"nun 103.
maddesinde üç grup mağdura yer vermiştir. Birincisi onbeş
yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi onbeş
yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama
yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise onbeş
yaşını tamamlayıp onsekiz yaşını tamamlamamış
çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit,
hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen
her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere
karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan
maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir.
Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için
gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi
etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın onbeş yaşını
bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan kanunun 103.
maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikayet
üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan
cezalandırılacaktır.
Fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı halde, 15 yaşını
doldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla cinsel
ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurenin yaşı
konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa,
bu takdirde fail 5237 sayılı TCK"nun 30. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına ilişkin
bu hatasından yaralanacak, bunun
sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve
bu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda cezalandırılmadığından 5271 sayılı CMK"nun 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi
gereğince beraatına karar verilmesi gerekecektir.
Suçun maddi unsurlarında hata hali faile
ilişkin bir durum olduğundan, bu hususun fail veya müdafii
tarafından ileri sürülmesi gerekmekte olup, kural olarak mahkemece suçun maddi
unsurlarında hataya düşülüp düşülmediğine ilişkin bir araştırma
yapılmayacaktır.
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, mağdurenin suç tarihi
itibarıyla görünüm olarak on beş yaşından büyük olduğunu zannettiğini belirtmesine
ve bu hususta adli raporlar olmasına rağmen bu yöndeki savunmasının neden kabul
edilmediğine ilişkin olarak gerekçeli kararda bir ibareye yer verilmediğini, mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup
olmadığının araştırılmadığını belirterek Anayasa"nın 36. maddesinde belirtilen
adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın
yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun mağdureyi
suç tarihi itibarıyla görünüm olarak büyük zannettiğini belirtmesine ve
beyanını doğrulayan adli raporlar olmasına rağmen gerekçeli kararda bunların
değerlendirilmediği konusundaki şikâyetinin gerekçeli karar hakkı kapsamında
incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar
verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli
karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna
karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
20. Başvurucu, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
21. Anayasa"nın "Hak
arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası
şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve
savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
22. Anayasa"nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli
olması" kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Bütün mahkemelerin her türlü kararları
gerekçeli olarak yazılır."
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) "Adil
yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile
ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar
konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak
görülmesini isteme hakkına sahiptir."
24. Gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi
adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa"nın
36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü
Sözleşme"nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı
ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme"nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM
içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar
hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa"nın 36.
maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,
2/7/2013, §38).
25. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin
yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu
olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.
Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak
niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
birisidir. Bu bağlamda Anayasa"nın bütün mahkemelerin her türlü kararlarının
gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama
hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat
Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
26. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma
hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen
her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği
şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın
niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir
yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız
bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin
Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §26).
27. Yargıtay uygulamasına göre fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin on beş yaşını doldurmadığı hâlde on beş yaşını
doldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla cinsel
ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurenin yaşı
konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa,
bu takdirde failin hukuki durumu belirlenirken 5237 sayılı Kanun"un 30.
maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan
mağdurun yaşına ilişkin bu hatası gözönünde
bulundurulmaktadır. Bunun sonucu olarak fail yüklenen suç açısından kasten
hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hâli kanunda
cezalandırılmadığından 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu"nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay Ceza Genel
Kurulunun 17/6/2014 tarihli ve E.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı)
28. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesince 25/3/2010
tarihinde düzenlenen adli raporda mağdurenin yaşından
büyük gösterdiği belirtilmiştir.
29. Başvurucu, mağdurenin yaşının on
altı olduğunu söylemesine inanarak ilişkiye girdiğini beyan etmiştir.
30. Başvurucu, mağdurenin suç tarihi
itibarıyla görünüm olarak on beş yaşından büyük olduğunu zannettiğini ifade
etmesine ve bu hususta adli raporlar olmasına rağmen bu yöndeki savunmasının
neden kabul edilmediğine ilişkin olarak gerekçeli kararda bir değerlendirmeye yer
verilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu tarafından, mağdurenin
yaşı konusundaki esaslı hatanın kastı kaldıracağı yönünde itirazda bulunulmuş
olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında bu hususa ilişkin
bir gerekçeye yer verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu konuda bir
değerlendirme yapılmadığı görülmektedir (bkz. § 9).
31. Bu durumda başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini
gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan mağdureyi
suç tarihi itibarıyla görünüm olarak on beş yaşından büyük zannettiği ve bu
beyanının adli raporla doğrulandığı iddiası tartışılmamış ve karşılanmamıştır.
Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun
gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
32. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa"nın 36.
maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine
karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından
kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama
yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya
genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama
yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir.”
34. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
35. Anayasa"nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna
varılmıştır.
36. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundankararın
bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine
gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa"nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere
Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.006,10 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede
gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar
geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
30/3/2016 tarihinde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.