14. Hukuk Dairesi 2014/12018 E. , 2014/12159 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava TMK"nın 725. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 18.06.2014 gün ve 2014/4151-8199 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava ise Türk Medeni Kanunu"nun 725. Maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, tescil davasının kabulüne karar verilmiş, karşı dava kabul edildiği için asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, her iki taraf vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 18.06.2014 tarihli ve 2014/4151-8199 sayılı bozma ilamında belirtilen nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Bozma ilamında davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ya da reddine ilişkin olarak bir karar oluşturulmadığı bu defa yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılarak tarafların temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı-karşı davanın davacısı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
4-Davacı- davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı-karşı davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
b)Diğer temyiz itirazlarına gelince; Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2. maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup anılan hüküm;
"Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir" şeklindedir.
Böylece, muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine aşağıdaki koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Ancak bunun için yasada öngörülen diğer koşulların yanında taşkın kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşturacak şekilde veya ait olduğu taşınmazla birleştirilerek ifrazen tescilinin mümkün olması da şarttır.
Somut olayda; ... ilçesi,... mahallesi, 26 ada 4 no"lu parselin maliki davacılar, komşu 42 sayılı parselin maliki davalıların yıkım ve tadilat işleri yaparken kendilerine ait taşınmaza müdahale ederek tecavüzde bulunduklarını, davalıların müdahalelerinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/149 D. iş sayılı dosyası ile tespit olunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar karşı davada ve davaya karşı beyanlarında; her iki taşınmazın öncesinde bütünlük arzeden tek bir parsel olup mülkiyetinin tek bir kişiye ait olduğunu, taşınmazların önceki sahibinin parsellerde birleştirme yapmaksızın müşterek temelli çift katlı bir bina olarak projelendirmek suretiyle 17.05.1972 tarihinde inşaat ruhsatı aldığını ve bu haliyle binanın yapıldığını, binalar dikkate alınmaksızın iki ayrı parsele bölünerek şimdiki parsel numaralarını aldığını, her iki parselin ifrazı sırasında tapu kayıtlarına davacıların parseli olan 4 no"lu parselin müvekkiline ait bulunan 42 no"lu parsele tecavüzlü olduğu şerhi konulduğunu, ifraz sonrası oluşan parseller aynı kişiye ait olduğundan binaların zeminde oturdukları alan dikkate alınmaksızın ifraz işlemi yapıldığını, mülkiyet tecavüzüne sebebiyet verecek nitelikte bir taşkın yapının varlığından bahsetmenin mümkün olmadığını, iyiniyetli olarak var olan tapu kütüğündeki kayda ve fiili duruma göre taşınmazı satın aldıklarını, projeye göre her iki bina için tek merdiven çıkışı bulunduğunu, müvekkillerinin binasına çıkışın ancak bu merdivenlerden mümkün olabileceğini, merdivenler açısından TMK"nın 725. maddesinin uygulanması gerektiğini, bu nedenle davacıların
.müdahalenin men"i ve kal talepli davalarının reddine, karşı davalarının kabulü ile TMK"nın 725/2. maddesi gereğince müvekkillerine ait binanın davalılara ait bulunan 26 ada 4 parsele taşan kısmı ve her iki binanın ortak merdivenleri için öncelikle irtifak hakkı tesisine, mümkün görülmediği takdirde ise taşan bölümün ve her iki binanın ortak merdivenlerinin davacı-karşı davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Yapılan yargılama sonucunda davalı-karşı davacının, iyiniyetli olduğu, tecavüzlü arsa bedelini depo ettiği gerekçesiyle ile karşı davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda değinilen ilkelere göre dava konusu bölümün, 4 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek 42 parsel sayılı taşınmazla tevhidinin mümkün olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece; hükme esas alınan ifraz ve tevhidi gösterir fen bilirkişi raporu eklenmek suretiyle belediye başkanlığına yazı yazılarak, ifraz ve tevhidin mümkün olup olmadığının sorulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı- davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 18/06/2014 günlü 2014/4151 Esas, 2014/8199 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (4) numaralı bent uyarınca davacı-davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan istek halinde yatıran taraflara iadesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.