Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/503
Karar No: 2021/141

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/503 Esas 2021/141 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/503 E.  ,  2021/141 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
    Mahkemesi :Ceza Dairesi

    Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ... hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.05.2019 tarih ve 66 - 71 sayı ile; sanığın TCK"nın 314/2, 3713 sayılı Kanun"un 5/1, TCK"nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
    Hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "onama" istemli 01.10.2019 tarihli ve 94063 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:
    Ceza Genel Kurulunca yapılacak temyiz incelemesi; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelemeye geçmeden önce;
    Gerekçeli kararda "Sanığın örgütteki konumu, TCK’nın 61. maddesi uyarınca eylemleri, amaç ve saiki, suçun işleniş biçimi, örgüt hiyerarşisi içerisinde en alt konumda oluşu nazara alınarak temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmayı gerektirir bir nitelik görülmediğinden alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmiştir." şeklinde karar verildiğinin belirtilmesine karşın, kararın hüküm bölümünde “...failin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumu, örgütte kaldığı süre ve kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin uygun olacağı kanaatiyle takdiren ve teşdiden 6 (ALTI) YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” hükmedilmesi suretiyle kararın hüküm bölümü ile gerekçe bölümü arasında çelişki meydana getirilip getirilmediği hususu öncelikle değerlendirilecektir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılamanın yürütüldüğü Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.05.2019 tarihli kararın gerekçe bölümünde;
    "...Sanığın örgütteki konumu, TCK’nın 61. maddesi uyarınca eylemleri, amaç ve saiki, suçun işleniş biçimi, örgüt hiyerarşisi içerisinde en alt konumda oluşu nazara alınarak temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmayı gerektirir bir nitelik görülmediğinden alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmiştir. Sanık savunmasında, örgüt hakkında herhangi bir bilgi vermemiş ve pişmanlık göstermemiş olduğundan hakkında TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır. Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sırasındaki davranışları nazara alınarak takdiren TCK"nın 62. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir. Sanık hakkında belirlenen hapis cezasının miktarı itibariyle yasal koşulları oluşmadığından TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme, 50. maddesinde düzenlenen seçenek yaptırıma çevirme ve CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümler uygulanmamıştır. Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının yasal sonucu olarak TCK’nın 53/1. maddesinde yazılı güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ve TCK’nın 58/9. maddesi gereğince mükerrerlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki açıklamalardan sonra kararın hüküm fıkrasında;
    "1- Sanık ..."ın üzerine atılı ve sübut bulan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK"nın 314/2 maddesi gereğince failin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumu, örgütte kaldığı süre ve kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin uygun olacağı kanaatiyle takdiren ve teşdiden 6 (ALTI) YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,"
    şeklinde hüküm kurulduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Kararların gerekçeli olması" başlığını taşıyan 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dâhil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir,",
    "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde;
    "1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
    a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
    b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
    c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
    d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
    2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçesinde gösterilir.",
    "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise;
    "1) Hükmün başına "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
    2) Hükmün başında;
    a) Hükmü veren mahkemenin adı,
    b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
    c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
    Yazılır.
    3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.
    4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
    5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
    6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
    7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir"
    Hükümlerine yer verilmiştir.
    Görüldüğü gibi, Anayasa’nın 141 ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dâhil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşmalıdır. Başlık bölümünde; hükmü veren mahkemenin, mahkeme başkanı ve üyelerin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekillerinin ve yasal temsilcilerinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği ile varsa müdafisinin adı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında ya da tutuklu kaldığı tarih ve süre ile hâlen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüş ve düşünceler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilerek sonuç kısmında açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç" ya da "hüküm" bölümünde ise, CMK"nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun’un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK"nın 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun’un 53 ve devamı maddelerine göre mahkûmiyet yerine veya müeyyidenin yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yollarına müracaat mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
    Söz konusu hükümlere göre, hüküm fıkrasının mutlaka yargılama sonunda duruşma tutanağına geçirilmesi ve okunması zorunludur. Uygulamada tefhim edilen bu hüküm fıkrasına "kısa karar" adı verilmektedir. Hükmün gerekçesi bütünüyle tutanağa geçirilmemiş ise hükmün tefhiminden itibaren on beş gün içerisinde gerekçesinin dava dosyasına konulması gerekmektedir. Gerekçeli kararda, kısa hükmün aynen bulunması ancak bu kararın gerekçesinin gösterilmesi icap etmektedir. Gerekçeli karar ile kısa kararın değiştirilmesi mümkün olmayıp, gerkçeli kararın kısa karar ile uyumlu olması lazımdır. Başka bir ifadeyle duruşmada tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmamalı, gerekçe ile sonuç ve hüküm kısmı infazda karışıklığa neden olabilecek nitelikte olmamalıdır.
    Bu açıklamalar ışığında gerekçeye ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Gerekçeli kararda "...temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmayı gerektirir bir nitelik görülmediğinden alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmiştir.” şeklinde karar verildiğinin belirtilmesine karşın kararın hüküm bölümünde “...failin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumu, örgütte kaldığı süre ve kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin uygun olacağı kanaatiyle takdiren ve teşdiden 6 (altı) yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" hükmedilmek suretiyle, kararın gerekçe bölümünde cezanın alt sınırdan tayin edildiğinin belirtilmesine rağmen hüküm bölümünde sanık hakkında cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden 6 yıl olarak belirlendiğinin belirtilmesi karşısında, kararın hüküm bölümü ile gerekçe bölümü arasında çelişki meydana getirildiğinin ve hükmün bu nedenle diğer yönleri incelenmeksizin bozulması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu itibarla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince verilen 06.05.2019 tarihli ve 66 - 71 sayılı kararın, gerekçe bölümü ile hüküm bölümü arasında çelişkiye neden olunması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    Açıklanan nedenlerle;
    1) Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 66 - 71 sayılı; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, hüküm bölümü ile gerekçe bölümü arasında çelişkiye neden olunması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2) Dosyanın, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.03.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    .



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi