
Esas No: 2019/7
Karar No: 2021/197
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/7 Esas 2021/197 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 125-438
Şikâyetçi : ...
Sanık ..."ın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis; hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ... (Kapatılan) Anadolu 19. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.03.2013 tarihli ve 561-147 sayılı hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 26.01.2017 tarih ve 42600-2990 sayı ile;
"...01/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK"nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle uzlaşma önerisinin yapıldığı sırada 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Bozma kararı üzerine dosyanın devredildiği ... (Anadolu) 59. Asliye Ceza Mahkemesince 06.10.2017 tarih ve 125-438 sayı ile; sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis; hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin verilen hükümlerin Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 13.09.2018 tarih ve 2412-14391 sayı ile;
"...CMK"nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasında, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunacağı, uzlaştırmacının, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceği düzenlenmiş, şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılacağı belirtilmiştir. Eğer uzlaştırmacı taraflara ulaşamamış ise ancak açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabilecektir. Uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Uzlaştırmanın yargı işlemi niteliğinde olduğu nazara alındığında anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligat, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligattır ve normal posta yoluyla bu işlem gerçekleştirilemeyecektir. Açıklamalı tebligat ya da istinabe işlemi ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebilecektir.
Bu açıklamalar karşısında, uzlaşma teklif formlarının müşteki ..."a iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderildiği anlaşıldığından, uzlaşma tekliflerinin taraflara yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine hükmolunması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.10.2018 tarih ve 14954 sayı ile;
"...Uzlaşma teklif formlarının müşteki ..."a iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderildiği anlaşıldığından, uzlaşma tekliflerinin taraflara yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine hükmolunması, usul ve yasaya aykırı görüldüğünden hükmün bozulmasına karar verildiği,
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.09.2018 gün ve 2018/2412 Esas, 2018/14391 Karar sayılı bozma kararının hukuka aykırı nitelikte olduğu,
Müşteki ..."a yönelik Uzlaştırmacı Selma Altun tarafından gönderilen uzlaşma çağrı tutanağı, taahhütlü posta ile gönderildiği ve 07.07.2017 tarihinde gönderilen çağrı tutanağı ve uzlaşma teklif formu 08.07.2017 tarihinde müşteki ..."e teslim edildiği ve sonrasında haber alma kartı 11.07.2017 tarihinde Uzlaştırmacı Selma Altun tarafından teslim alındığı ve tebligatı alan müşteki Hamdi Turan"ın kendisine yapılan uzlaştırma teklifinden haberdar olduğu,
Müştekiye yapılan tebligat sonrasında, 5 Ağustos 2017 günlü ve 30145 sayılı Resmî Gazete yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin ortak hükümler başlıklı beşinci bölümün 29/3 maddesinde, Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir. şeklinde hüküm bulunduğu,
Bunun dışında tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerince yapılabileceğine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı,
Uzlaştırmacı Selma Altun"un müşteki Hamdi Turan"a gönderdiği uzlaşma çağrı tutanağında, kendisinin uzlaştırmacı olarak görevlendirildiğini çağrı kağıdının, 3 gün geçtikten sonra uzlaştırma teklifinin reddedilmiş sayılacağı bildirilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 32 maddesine göre, "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır." şeklinde hüküm içermektedir. Müştekinin kendisine yapılan tebligattan haberdar olduğu posta alındı makbuzundan anlaşılmaktadır.
Bu itibarla müşteki C.M.K"nın 253/4 maddesi kapsamında 3 günlük yasal süre içinde uzlaşma teklifine yönelik bir açıklamada bulunmadığı uzlaşma teklifini reddettiği anlaşılmakla, Yüksek Dairenin, uzlaşma tekliflerinin taraflara 7201 sayılı Yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı şeklindeki bozma kararının hukuka aykırı nitelikte olduğu,
Bu durumda Yüksek Dairece, müştekiye yönelik tebligatın 7201 sayılı yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapılmaması müştekinin tebligattan haberdar olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır. şeklinde ilamda eleştirinin yer alması,
Bunun dışında, sanık hakkında hakaret suçundan TCK 125/1, 43/1, 62 md hüküm kurulduğu ve sonuç cezanın neticeten 3 Ay 3 Gün olarak hükmedilmesi gerekirken 2 Ay 28 Gün olarak eksik tayin edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ise de, bu durumun 1412 sayılı C.Y.Yasasının 326/son maddesince ilk hüküm sanık tarafından temyiz edildiği ve eksik hapis cezası tayin edilmesinin kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek Yüksek mahkemece verilen ilamda bu husus eleştiri yapılarak kararda yer olması ve sanık hakkında verilen hükmün onanması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesince 20.12.2018 tarih ve 7060-22311 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; uzlaşma teklifinin şikâyetçiye usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2010 tarihli ve 9902-2668-1646 sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında şikâyetçi ...’e yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı,
... Anadolu 19. Sulh Ceza Mahkemesince 28.03.2013 tarih ve 561-147 sayı ile; sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis; hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği,
Bu hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.01.2017 tarihli ve 42600-2990 sayılı kararı ile; Yerel Mahkeme hükümlerinin, CMK"nın 253. maddesinin, 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile değiştirilmesi sonucu sanığa isnat edilen TCK"nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca uzlaştırma hükümleri uygulanamayan hakaret suçunun esasen uzlaştırmaya tabi olması nedeniyle uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu,
Bozmaya uyan ... Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesince dosyanın 08.03.2017 tarihinde ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna gönderildiği, anılan Büro tarafından 07.06.2017 tarihinde ...’un uzlaştırmacı olarak görevlendirildiği, uzlaştırmacı tarafından 04.07.2017 tarihli uzlaşma teklif formu ile aynı tarihli uzlaşma çağrı tutanağının iadeli taahhütlü mektupla şikâyetçiye gönderildiği, dosya içerisinde bulunan PTT gönderi takibi çıktısına göre söz konusu gönderinin 08.07.2017 tarihinde “H… T…” tarafından teslim alındığı, şikâyetçinin yasal süre içersinde uzlaştırma teklif formunu imzalamaması ve uzlaştırmacıya herhangi bir beyanda bulunmaması nedeniyle evrakın uzlaştırma görüşmelerine geçilemediğinden bahisle 14.07.2017 tarihinde Uzlaştırma Bürosuna iade edildiği,
... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun 27.07.2017 tarihli ve 9629 sayılı yazısı ile evrakın gönderildiği ... Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesince 06.10.2017 tarih ve 125-438 sayı ile; uzlaşma teklifinde bulunulan şikâyetçinin üç günlük yasal süre içerisinde uzlaştırmacıya kararını bildirmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilerek sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis; hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği,
Cumhuriyet savcısı ile sanık tarafından temyiz edilen bu hükümlerin de Yargıtay 4. Ceza Dairesince 13.09.2008 tarihli ve 2412-14391 sayı ile; CMK"nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasında sözü edilen açıklamalı tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekirken uzlaşma teklif formlarının şikâyetçiye iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderildiği, bu nedenle uzlaşma tekliflerinin taraflara kanuna uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir." hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK"nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un ikinci maddesiyle, 5237 sayılı TCK"nın 73. maddesinin başlığında yer alan "Uzlaşma" ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile CMK"nın 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. Yapılan bu düzenlemeye göre uzlaştırmanın bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de birey ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.
5271 sayılı CMK"nın 5560 sayılı Kanun"un 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinde uzlaşmanın kapsamı;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." şeklinde belirlenmiş iken 09.07.2009 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun’un sekizinci maddesiyle CMK"nun 253. maddesinin üçüncü fıkrasına "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." cümlesi eklenmiş,
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. Hırsızlık (madde 141),
6. Dolandırıcılık (madde 157),
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz..." şeklinde maddenin kapsamı genişletilmiştir.
Görüldüğü gibi, 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, TCK"nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanun"un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir.
Diğer taraftan düzenlemenin dördüncü fıkrası;
"Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır." şeklinde iken 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle bu fıkrada yer alan "hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi" ibaresi "ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı" şeklinde ve "Cumhuriyet savcısı" ibaresi "Uzlaştırmacı," şeklinde değiştirilmiştir.
Düzenlemenin beşinci fıkrası ise; "Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır." hükmünü içermektedir.
Öte yandan 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK’nın "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesi;
"(1) Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tâbi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen usule göre, mahkeme tarafından da yapılır.
(2) Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde davanın düşmesine karar verilir." şeklinde iken,
19.12.2006 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 25. maddesi ile;
"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapılır.
(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." biçiminde yeniden düzenlenmiş,
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile CMK"nın 254. maddesinin birinci fıkrası;
"Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Bu düzenlemeler göz önüne alındığında, gerek 5560 sayılı Kanun"la yapılan değişiklikten önce, gerekse 5560 ve 6763 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonrası uzlaştırma asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem ise de her ne suretle olursa olsun uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde kovuşturma aşamasında da mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.
Şikâyetçiye uzlaşma teklifinde bulunulmasına ilişkin evrakın iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesinin ardından 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin “Uzlaşma teklifi” başlıklı 29. maddesinin üçüncü fıkrasında da; “(3) Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulması bakımından “Tebligat Kanunu uyarınca tebligatın yapılması” ve “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” konularına ilişkin yasal düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebligatın yapılması” başlığını taşıyan 1. maddesi;
"(Değişik: 11/1/2011-6099/1 md.) Kazaî merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.",
"Tebligatın memur vasıtasiyle yapılması" başlıklı 2. maddesi;
"(Değişik birinci fıkra: 6/6/1985-3220/2 md.) Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan 1 inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligat, kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılır.
Zor kullanılmasını gerektiren veya hazırlık tahkikatına taallük eden vazifelerini zabıta tarafından yapılacağına dair olan hükümlerle bu kanunun ikinci babında yazılı hususi hükümler mahfuzdur.",
"Usulüne aykırı tebliğin hükmü" başlığını taşıyan 32. maddesi ise;
"Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.",
Şeklinde düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2010 tarihli ve 9902-2668-1646 sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında şikâyetçi ...’e yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, ... (Kapatılan) Anadolu 19. Sulh Ceza Mahkemesince 28.03.2013 tarih ve 561-147 sayı ile; sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis, hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, bu hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.01.2017 tarihli ve 42600-2990 sayılı kararı ile; Yerel Mahkeme hükümlerinin, CMK"nın 253. maddesinin, 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile değiştirilmesi sonucu sanığa isnat edilen TCK"nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca uzlaştırma hükümleri uygulanamayan hakaret suçunun da esasen uzlaştırmaya tabi olması nedeniyle uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozmaya uyan ... Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesince dosyanın 08.03.2017 tarihinde ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna gönderildiği, anılan Büro tarafından 07.06.2017 tarihinde ...’un uzlaştırmacı olarak görevlendirildiği, uzlaştırmacı tarafından 04.07.2017 tarihli uzlaşma teklif formu ile aynı tarihli uzlaşma çağrı tutanağının iadeli taahhütlü mektupla şikâyetçiye gönderildiği, dosya içerisinde bulunan PTT gönderi takibi çıktısına göre söz konusu gönderinin 08.07.2017 tarihinde "H… T…" tarafından teslim alındığı, şikâyetçinin yasal süre içersinde uzlaştırma teklif formunu imzalamaması ve uzlaştırmacıya herhangi bir beyanda bulunmaması nedeniyle evrakın uzlaştırma görüşmelerine geçilemediğinden bahisle 14.07.2017 tarihinde Uzlaştırma Bürosuna iade edildiği, ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunun 27.07.2017 tarihli ve 9629 sayılı yazısı ile evrakın gönderildiği ... Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesince 06.10.2017 tarih ve 125-438 sayı ile; uzlaşma teklifinde bulunulan şikâyetçinin üç günlük yasal süre içerisinde uzlaştırmacıya kararını bildirmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilerek sanığın tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis, hakaret suçundan ise aynı Kanun’un 125/1, 43, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 ay 28 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği ve Cumhuriyet savcısı ile sanık tarafından temyiz edilen bu hükümlerin Yargıtay 4. Ceza Dairesince 13.09.2008 tarihli ve 2412-14391 sayı ile; CMK"nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasında sözü edilen açıklamalı tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekirken uzlaşma teklif formlarının şikâyetçiye iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderildiği, bu nedenle uzlaşma tekliflerinin taraflara kanuna uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Gerek CMK’nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasında gerekse şikâyetçiye uzlaşma teklifinde bulunulmasına ilişkin evrakın iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesinin ardından 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 29. maddesinin üçüncü fıkrasında uzlaşma teklifinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte Tebligat Kanunu"nun 1. maddesinde, yargılama yapan kurumları ifade eden kazaî mercilere yapılacak tebligatın anılan Kanun hükümlerine göre yapılacağının açıkça belirtilmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında değinilen usulüne aykırı yapılmış olsa dahi şikâyetçinin içeriğini öğrendiği tebligatın geçerli sayılması gerektiğine dair düşüncenin ise Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin ancak anılan Kanun hükümlerine göre yapılacak tebligatlar bakımından uygulanabilir olması nedeniyle usul ve kanuna aykırılık teşkil etmesi karşısında; şikâyetçiye iadeli taahhütlü mektupla yapılan uzlaşma teklifinin geçerli olmadığı ve Yerel Mahkemece şikâyetçinin üç günlük yasal süre içerisinde uzlaştırmacıya kararını bildirmemesi ve uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.05.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.