Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/299
Karar No: 2021/200

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/299 Esas 2021/200 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/299 E.  ,  2021/200 K.

    "İçtihat Metni"


    Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza

    Kasten yaralama suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ..."ın TCK"nın 86/1, 87/3 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanık ... bakımından TCK"nın 58/6. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.06.2011 tarihli ve 46-580 sayılı hükümlerin sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 03.07.2013 tarih ve 31475-27717 sayı ile;
    "Sanıklardan Safiye"nin 18 yaşından küçük olan yeğeni tanık... ile mağdurun, kafe-barda birlikte alkol aldıkları, Ece"nin eve dönmesinin geciktiği, sanık ..."nin cep telefonundan mağdura ulaştığı ve mağdurun Ece"yi hemen eve getireceğini söylediği hâlde gelmediği, yeniden yapılan cep telefonu görüşmesinde mağdurun sanık ..."ye durumu açıklar iken Ece"yi bir arkadaşının evine getirdiğinden bahsettiği, Ece"nin ailesinin ısrarına rağmen mağdurun onu erken saatlerde evine bırakmadığı, sanık ..."nin bu sırada iş arkadaşı olduklarını söylediği diğer sanıkları da yanına aldığı, sanıklar ile mağdurun, mağdurun yanında Ece de olduğu hâlde ticari taksi ile gece saat 03.00 sıralarında Ece"yi evine bırakmak üzere iken meydana gelen kavga sırasında mağdurun burnunda hayat fonksiyonlarını 2 (orta) derece etkileyecek kırık meydana gelecek şekilde yaralandığı anlaşılan olayda;
    1- Sanıklar hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulunmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
    2- Olayın oluş biçimi, mağdurdaki yara yerleri ve niteliklerine göre temel cezadaki teşdidin fazla uygulanarak somut olayda ceza adaletinden uzaklaşılmış olması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise 16.01.2014 tarih ve 504-15 sayı ile;
    "...Sanıklar lehine olacak şekilde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek hukuki bir durumun bulunmadığı zira;
    Sanık ..."nin yeğeni olan ve olayın meydana gelmesinin nedeni olan Ece isimli kişinin olay tarihi itibarı ile 17 yaşını bitirmiş bir insan olduğu, sanık ile müştekinin olay günü birlikte eğlendikleri, bu eğlencenin her iki insanın kendi istek ve arzuları ile gerçekleştiği, hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, sanık ile müştekinin eğlencenin dozunu biraz kaçırıp geç kalmalarını sorun eden ve bu duruma kendi kendine sinirlenen kişinin sanık ... olduğu ve bu durumun sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir nitelikte olmadığı,
    Ayrıca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin iki numaralı bozma kararının da olay içeriğine uygun olmadığının düşünüldüğü zira;
    Olayın saat 03.00 sularında müştekinin kız arkadaşını evine bıraktığı esnada gerçekleştiği, müştekinin oldukça alkollü ve sarhoş olduğu, sanıkların 4 kişi birlikte hareket ettikleri, sanıkların, tabiri caiz ise sarhoşluğundan dolayı üfleseler yere düşecek aciz durumdaki bir kişiye 4 kişi birlikte vurdukları, müştekinin doktor raporunda yüz ve kafa olmak üzere iki ayrı vücut bölgesinde darbe izleri olsa da müştekinin soruşturma beyanlarında kendisine el ve ayaklar ile vurulduğunu anlattığı ve bütün bu olaya ilişkin hukuki nedenler göz önüne alınarak sonuç ceza miktarının tayin edilmesine çalışıldığı,
    Bu nitelik ve özellikteki sanıkların eylemleri için 1 ila 3 yıl arasında bir ceza süresi öngören TCK"nın 86/1. maddesine göre belirlenen 2 yıllık hapis cezasının ve yarısı miktarına kadar arttırma öngören TCK"nın 87/3. maddesine göre belirlenen ¼ oranındaki artırımın fazla olmadığı, sanıklara verilen ceza miktarı belirlenir iken olayın saati ve meydana geliş şekli, yaralanmanın niteliği ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi, sanıkların sabıka kaydının, sanıkların dört kişi birlikte hareket etmelerinin göz önüne alındığı ve bu nedenler ile sanıkların eylemleri için uygulanan kanun maddelerinin öngördüğü asgari ceza süresinden daha fazla bir ceza süresinin belirlenmesi yoluna gidildiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2015 tarihli ve 95208 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 1083-2007 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 01.03.2017 tarih ve 511-2115 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    1- Sanıklar hakkında TCK"nın 86/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken temel hapis cezasının 2 yıl olarak tayin edilmesinin isabetli olup olmadığının,
    2- Sanıklar hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının,
    Belirlenmesine ilişkin olup, uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce Ceza Genel Kurulu Başkanınca 2. uyuşmazlık konusu, "Olayda haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi" şeklinde değiştirilmiş, haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğuna karar verilmesi hâlinde, haksız tahrik hükmünün tüm sanıklar hakkında mı yoksa sadece sanık ... hakkında mı uygulanması gerektiğinin belirlenmesine ilişkin 3. bir uyuşmazlık konusu yapılmıştır.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2011 tarihli ve 676-234 sayılı iddianamesi ile; sanıklar ..., ..., ... ve Memet Yıldırım hakkında mağdur ...’ı basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde ve hayat fonksiyonlarını (2) orta derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladıkları iddiasıyla kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı,
    Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesince düzenlenen 09.12.2010 tarihli genel adli muayene raporunda; mağdur ...’ın burnunda ödem, epistaksis nazal fraktürü olduğu, parietooksipital orta hatta, scalpte yaklaşık 1,5 cm’lik laserasyon bulunduğu, 0,69 promil alkollü olduğunun belirtildiği,
    Eskişehir Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23.12.2010 tarihli raporda; mağdurun yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olmadığı ifadelerine yer verildiği,
    Eskişehir Devlet Hastanesince düzenlenen 20.12.2010, 09.01.2011 ve 10.11.2011 tarihli raporlarda; sanıkların vücutlarında darp ve cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... Kollukta; olay tarihinde, arkadaşı olan tanık... ile saat 21.30 sıralarında Basın Şehitleri Caddesi üzerinde buluştuklarını, daha sonra Üniversite Caddesi üzerinde bulunan Leman Kültür isimli kafeye gittiklerini, ...’u arayan annesinin, ...’a eve gelmesini söylediğini, ...’un da annesine kendisini kastederek “Abdullah eve bırakacak” dediğini, daha sonra...’un, teyzesinin de kendisini aradığını söylediğini, teyzesine de aynı şekilde kendisiyle birlikte olduğunu ve kendisinin eve bırakacağını söylediğini, gece saat 02.30 sıralarında kafeden çıktıklarını, bir ticari taksiye binerek...’un yaşadığı evin bulunduğu sokağa geldiklerini, sokağa geldiklerinde...’un “Beni eve bırakma, geri dönelim. Eve gitmek istemiyorum” dediğini, henüz araçtan inmeden yanlarına gri renkli bir aracın geldiğini, araçtan güvenlikçi olarak görev yapan ve Ece’nin teyzesi olan sanık ... ile birlikte üç erkeğin indiklerini, ...’a “Ece senin teyzen geldi, araçtan in” dediğini, bu esnada eşkâlini verdiği şahıslardan birinin, yakasından tuttuğunu ve araç içerisindeyken yüzünün sağ tarafına doğru yumruk attığını, sonra şahısların aracın kapısını açarak kendisini dışarıya çektiklerini, erkek şahısların tekme, tokat ve yumrukla vurmaya başladıklarını, içlerinden birinin “Bana telefonunu ver” dediğini, telefonunu vermeyince kendisine vurmaya devam ettiklerini, tahminince bu kişinin...’a ait telefon numaralarını silmek amacıyla telefonunu istediğini, “Bir daha bu kızın yanına yaklaşmayacaksın, aramayacaksın yoksa senin belanı sinkaf ederiz” diyerek kendisini açık olan kapıdan arabalarına bindirmeye çalıştıklarını ancak ellerinden kurtularak kaçtığını, kendisini tekrar yakalayıp dövdüklerini, daha sonra olay yerinden uzaklaştıklarını, şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; olay anında alkollü olduğunu, tam olarak ne olduğunu hatırlamadığını, kendisini yaralayan kişilerin kim olduklarını bilmediğini, sanıklardan şikâyetçi olmadığını, maddi bir zararının bulunmadığını,
    Tanık ... Kollukta; olay tarihinde saat 20.00 sıralarında erkek arkadaşı mağdur ... ile birlikte Leman Kafe’de oturup alkol aldıklarını, daha sonra Abdullah’ın kendisini ticari bir taksi ile evinin önüne getirdiğini, bu sırada teyzesi olan sanık ... ile yanında bulunan 2-3 üç erkeğin yanlarına gelerek Abdullah ile tartışmaya başladıklarını, birbirlerine bağırdıklarını, sonrasında eve çıktığını, bir gün sonra Abdullah"ın, teyzesinin yanındaki erkekler tarafından darbedildiğini öğrendiğini ancak Abdullah"ı darbederlerken görmediğini,
    Mahkemede; mağdur ... ile evlerinin yakınlarına geldikleri sırada sayılarını hatırlamadığı ve daha önceden tanımadığı bir grup ile mağdur ... arasında tartışma çıktığını, taksiden indiği sırada kendisine laf atılması nedeniyle böyle bir tartışma yaşandığını, bu sırada teyzesi sanık ... ile yanındaki kişilerin olay yerine geldiklerini, akabinde neler olduğunu tam olarak hatırlamadığını, zira olay esnasında ciddi şekilde sarhoş olduğunu, soruşturma aşamasındaki beyanını kabul etmediğini, ifadesinin tutanağa polisler tarafından başka şekilde yazıldığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... Kollukta; 07.12.2010 tarihinde saat 01.45 sıralarında özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı ... Kahvesi’nde bulunduğu sırada yeğeni... ile erkek arkadaşı Abdullah’ı karşı tarafta bulunan Leman Kültür Kafe’den çıkarken gördüğünü, ..."u aradığında telefonu Abdullah’ın açtığını ve “..."u 20 dakika içerisinde eve bırakacağım” dediğini, aradan 1 saat geçtiği hâlde...’un eve gitmediğini öğrendiğini, bunun üzerine tekrar Abdullah"ı arayarak “... "u niye getirmedin?” diye sorduğunu, Abdullah’ın da “... alkollü, kendisini bir bayan arkadaşımın evine getirdim, kendisine geldikten sonra eve getireceğim” dediğini, bunun üzerine Abdullah’a “..."u bir an önce eve getir, yoksa seni şikâyet edeceğim” dediğini, sonra erkek arkadaşları olan Mehmet, Erhan ve Erhan"ın ismini bilmediği arkadaşı ile birlikte..."un oturduğu eve doğru giderken... ve Abdullah"ın ticari bir taksi ile geldiklerini, Abdullah’ın..."u bırakıp gitmek istediğini, taksiyi durdurup Abdullah"ı taksiden indirdiklerini, Abdullah"a “..."u niye getirmedin, nereye götürdün?” deyince aralarında tartışma çıktığını, bunun üzerine yanında bulunan Mehmet ve Erhan ile Erhan"ın arkadaşının, Abdullah"a tekme ve tokatla vurduklarını, arkadaşlarının Abdullah"a vurmasını engellediğini ve Abdullah’ın gittiğini, ... ve ablasıyla birlikte Çocuk Şube’ye şikâyetçi olmak için gittiklerini ancak herhangi bir yere şikâyette bulunmadıklarını, ...’la annesi tartışınca...’un sinir krizi geçirdiğini, kendisini hastaneye götürdüklerini,
    Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, mağdur ...’la tanık...’un yanlarına gittiklerinde Abdullah’ın yaralı hâlde tanımadığı bir grup ile tartışmakta olduğunu, sonra Abdullah’ın ayrılarak gittiğini, sanki Abdullah’ı kendileri yaralamış gibi olayın üzerlerinde kaldığını, bu olayların saat 02.00 sıralarında gerçekleştiğini, sanık ...’ın liseden arkadaşı, sanık ...’in de Erhan"ın arkadaşı olduğunu, sanık ...’le de aynı yerde çalıştıklarını,
    Sanık ... Kollukta; 09.12.2010 tarihinde, saat 02.00 sıralarında arkadaşı sanık ...’le birlikte İstasyon Köprüsü üzerinden çarşı istikametine yaya olarak giderken okul arkadaşı olan sanıklar ... ile ...’ın araçla gelip yanlarında durduklarını, Safiye"nin telaşlı olduğunu görünce kendisine “Hayırdır” dediğini, Safiye’nin “Yeğenim eve gelmedi” demesi üzerine “Bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?” diye sorduğunu, Safiye’nin de “Ablamı alıp Çocuk Şubeye gideceğiz, gelirseniz iyi olur” dediğini, bunun üzerinde Halis ile birlikte Mehmet"in kullanmış olduğu araca binip Kırmızı Toprak Mahallesi, Akıncı Sokak’a gittiklerini, bu sırada ismini sonradan öğrendiği ... ile Safiye"nin yeğeni olan...’un ticari bir taksiden sarmaş dolaş indiklerini, Safiye’nin, yeğeni tanık..."a bağırarak “Bu saate kadar neredesin” dediğini, mağdur ...’ın da Safiye"ye “Sana hesap mı vereceğiz?” demesi üzerine Safiye’nin, Abdullah"a tokat attığını, Abdullah"ın burnunun kanadığını, Abdullah’la aralarında tartışma ve arbede yaşandığını, olayın büyümemesi için araya girip kendilerini ayırdığını, Abdullah"a “Niye kızı bu saate kadar getirmedin?” diye sorduğunda “Kızı şimdi bulup getiriyorum” diye cevap verdiğini, Abdullah"ın burnundan kan gelince kendisini hastaneye götürmek istediğini ancak “Ben kendim giderim” diyerek olay yerinden ayrıldığını, Abdullah’ın olay esnasında alkollü olduğunu, Abdullah’a vurmadığını, aralarında çıkan arbede esnasında yaralanmış olabileceğini,
    Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, olayın diğer sanık ...’nin anlattığı şekilde geliştiğini, mağdur ...’ın kavga etmesini engellemeye çalıştıklarını, kendisine vurmadıklarını,
    Sanık ... Kollukta; olay tarihinde saat 02.00 sıralarında arkadaşı sanık ..."yla birlikte İstasyon Köprüsü’nün üzerinde yaya olarak giderken Erhan"ın okul arkadaşı olan sanık ...’nin ticari bir taksi ile gelip yanlarında durduğunu ve Erhan"a “Benim yeğenim eve gelmedi, gelin birlikte gidip ablamı alıp Çocuk Şube’ye götürelim” demesi üzerinde Safiye"nin bulunduğu araca binip birlikte Kırmızı Toprak Mahallesi’ne gittiklerini, araçtan hiç inmediğini, Safiye ile Erhan’ın araçtan çıktıklarını, bu sırada Safiye"nin yeğeni olan tanık... ile erkek arkadaşı mağdur ...’ın ticari bir taksiyle geldiklerini, Safiye ile Erhan’ın Abdullah"ın yanına gittiklerini, aralarında tartışma çıktığını, bu sırada tanımadığı iki erkeğin, başka bir ticari taksi ile yanlarına geldiklerini, tartışma bitince Erhan’ın tekrar araca döndüğünü ve birlikte eve gittiklerini, araçta kendisi, Erhan ve Safiye"den başka kimsenin olmadığını, olaya karışmadığını, kimseye vurmadığını, Erhan ve Safiye’nin de kavga ettiklerini görmediğini,
    Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, olayın diğer sanık ...’nin anlattığı şekilde geliştiğini, olay anında alkollü olduğunu, araçtan hiç inmediğini,
    Sanık ... Kollukta; olay tarihinde saat 02.00 sıralarında ... Kahvesi’nde bulunduğu sırada, burada güvenlik görevlisi olarak çalışan sanık ...’in, yanına gelerek “Abdullah benim yeğenim ile birlikte gitti. Hâlen yeğenimi getirmedi. Gidip yeğenimi alarak evine götürüp bırakalım” demesi üzerine arabayla Kırmızı Toprak Mahallesi"ne doğru gittiklerini, İstasyon Köprüsü’nün yanına geldikleri sırada Safiye"nin tanıdığı sanık ... ve Erhan"ın arkadaşıyla karşılaştıklarını, bu iki şahsı da araca alıp hep birlikte Kırmızı Toprak Mahallesi’ne gittiklerini, bu sırada kendisini tanıdığı mağdur ... ile Safiye"nin yeğeni olan tanık ...’ın ticari bir taksiyle geldiklerini, yanlarına gittiklerini, Safiye’nin Abdullah"a “Sen niye yeğenimi zamanında eve getirmiyorsun” diye sorması üzerine aralarında tartışma çıktığını, Abdullah ile Safiye, Erhan ve Erhan"ın arkadaşı arasında arbede yaşandığını, kendilerini ayırmaya çalışırken Abdullah"a vurduklarını ancak kimin vurduğunu görmediğini, Abdullah"ın burnundan kan geldiğini, Abdullah’a “Nerede oturuyorsan söyle seni evine götüreyim” dediğini, ancak Abdullah’ın “Ben kendim giderim” dediğini ve ayrıldığını, Abdullah"a vurmadığını,
    Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, olayın diğer sanık ...’nin anlattığı şekilde geliştiğini, mağdur ...’ın arkadaşı olduğunu, Abdullah’ın tanımadığı kişilerle kavga etmesini engellemek amacıyla hareket ettiklerini,
    Savunmuşlardır.
    Uyuşmazşlık konularının ayrı ayrı ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
    1- Sanıklar hakkında TCK"nun 86/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken temel hapis cezasının 2 yıl olarak tayin edilmesinin isabetli olup olmadığı;
    Sanıkların işlediği kabul edilen kasten yaralama suçu TCK’nın 86/1. maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmış, temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise aynı Kanun’un 61/1. maddesinde,
    “(1) Hâkim, somut olayda;
    a) Suçun işleniş biçimini,
    b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
    c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
    d) Suçun konusunun önem ve değerini,
    e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
    f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
    g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
    Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler” şeklinde düzenlenmiştir.
    TCK’nın “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
    Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nın 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    25 yaşında olan mağdur ... ile 17 yaşını tamamlamış olup 18 yaşından küçük olan kız arkadaşı tanık ...’ın, 08.12.2010 tarihinde akşam saatlerinde Leman Kültür Kafe’de oturdukları ve alkol aldıkları, gece ilerleyen saatlerde karşı tarafta bulunan bir kafede güvenlik görevlisi olarak çalışan teyzesi sanık ...’in, yeğeni olan...’u görmesi üzerine kendisini telefonla aradığı, telefonu mağdur ...’ın açtığı, sanık ...’nin mağdur ...’a, yeğeni...’u evine bırakmasını söylediği, mağdur ...’ın, sanık ...’ye...’u evine götüreceğini söylemesine rağmen götürmediği ve..."la birlikte bir süre daha vakit geçirdiği, gece saat 02.00 sıralarında yeğeni...’un eve gitmediğini öğrenen sanık ...’nin aynı kafede çalışan arkadaşı sanık ... ile birlikte...’un ikamet ettiği eve doğru gittikleri, yolda giderken arkadaşları sanıklar ... ve ... ile karşılaşan sanık ...’nin bu durumu onlara da söylemesi üzerine sanıklar Erhan ile Halis’in de araca bindikleri ve hep birlikte Kırmızı Toprak Mahallesi"ne gittikleri, sanıkların tanık...’un ikamet ettiği sokağa geldiklerinde, mağdur ... ile tanık...’un da ticari bir taksiyle geldikleri, burada sanık ... ile mağdur ... arasında...’u eve geç getirmesi nedeniyle tartışma yaşandığı, sanık ...’nin mağdur ...’a tokat attığı, diğer sanıkların da tartışmaya dâhil oldukları ve sanıkların hep birlikte tekme ve tokatlarla mağdur ...’ı darbettikleri, mağdur ...’ın burnunda hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı meydana geldiği, başında da 1,5 cm uzunluğunda laserasyon oluşan mağdurun yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı olayda; mağdurdaki yara yerlerine bağlı olarak meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların atılı suçu 4 kişi birlikte ve gece vakti işlemeleri göz önüne alındığında, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi doğru bir uygulama ise de, mağdurun vücudunda meydana gelen yara sayısı, darbenin şiddeti ve yaraların niteliği gözetildiğinde, meydana gelen zarar ve sanıkların kasıtlarına dayalı kusurlarının ağırlığına göre alt sınırdan bir miktar uzaklaşılması yerine adalet, hak ve nasafet kuralları ile orantılılık ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde temel cezanın alt sınırın çok üzerinde 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde isabet bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.
    2- Olayda haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı;
    İnsanın dış dünyaya yansıyan davranışlarını esas alan ceza hukuku, onun davranışlarında iç dünyasının, o anki ruh hâlinin ve genel psikolojik özelliklerinin önemi bulunduğunu kabul ederek bu psikolojik durumlara belli bir hukuki değer vermektedir. Bu itibarla modern ceza hukuku sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan nedenleri göz önünde bulundurarak cezalandırma yoluna gitmektedir (Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu"nda Haksız Tahrik, AÜHFD, 2004, C. 54, s.225.).
    Haksız hareketin kişi üzerinde ve onun psikolojik aleminde bir tepki doğuracağını kabul eden modern ceza hukuku, failin bu durumunu değerlendirmekte, cezai sorumluluğunu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Failin bu subjektif durumuna önem veren çeşitli ülkelerin ceza kanunlarında, failin cezasında belli oranlarda indirim yapılması esası kabul edilmiştir (M. Muhtar Çağlayan, Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Tahrik üzerine Bir İzah Denemesi, Adalet Dergisi, Ocak –Şubat, 1982, S.1, s.14.).
    Bu düşünceden hareketle 5237 sayılı TCK"nın 29. maddesinde de haksız tahrik;
    "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.
    Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nda, 765 sayılı Kanun"da yer alan "ağır – hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Birinci uyuşmazlık konusunda anlatıldığı şekilde gelişen olayda; tanık..."un suç tarihi itibarıyla 17 yaşında olduğu ve kendi rızasıyla gece geç saatlere kadar erkek arkadaşı mağdur ... ile birlikte vakit geçirip alkol aldığı anlaşılmış ise de, sanık ..."nin, tanık... ve annesiyle birlikte mağdur ..."ı şikâyet etmek için Çocuk Şube"ye gitmek üzere yola çıktıklarını ancak tanık..."un sinir krizi geçirmesi üzerine hastaneye gittiklerine ilişkin savunması da göz önüne alındığında, sanık ..."nin uyarılarına rağmen gece saat 02.30"a kadar 17 yaşındaki tanık... ile dışarıda vakit geçiren, 18 yaşından küçüklere alkol satışının yasak olmasına rağmen rızasıyla da olsa gece geç saatlere kadar tanık... ile alkol alan, sanık ..."ye yeğenini kısa bir süre içerisinde evine bırakacağını söylemesine rağmen 17 yaşındaki tanık..."u güvenli bir şekilde evine bırakmayan mağdur ..."ın bu davranışları, haksız bir fiil olarak değerlendirilmeli ve bu haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenen kasten yaralama olayında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu üyesi; olayda haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    3- Haksız tahrik hükmünün tüm sanıklar hakkında mı yoksa sadece sanık ... hakkında mı uygulanması gerektiği;
    TCK’nın 29. maddesinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için mağdurdan kaynaklanmış haksız bir davranış veya söz bulunması, sanığın da bu haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi gerekmektedir. Haksız tahrikin suça iştirak edenlerden her birine uygulanabilmesi için, tahrike ilişkin koşulların tüm şerikler hakkında geçerli olması zorunludur. Somut olayda ise, mağdur ..."la birlikte gece geç saatlere kadar vakit geçirip alkol alan ve uyarılara rağmen saat 02.30"a kadar evine bırakılmayan 17 yaşındaki tanık..., sanıklardan sadece ..."in yeğeni olup diğer sanıklarla herhangi bir akrabalığı bulunmamaktadır. Bu itibarla, mağdur ..."ın bu şekildeki eylemlerinin, tanığın teyzesi olan sanık ... dışındaki diğer sanıklar bakımından haksız bir fiil olarak değerlendirilemeyecektir. Bunun yanında, mağdurdan sanıklara yönelen başkaca herhangi bir söz veya davranışın da bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar ..., ... ve ... hakkında haksız tahrik hükmünü uygulamayan Yerel Mahkeme kararında isabet bulunmakla birlikte, sanık ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında isabet bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin sanık ... yönünden direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanık ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    I- Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ve 504-15 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin,
    1- Tüm sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken, alt ve üst sınırlar arasında alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak ceza tayini yerine adalet, hak ve nasafet kuralları ile orantılılık ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde temel cezaların alt sınırdan fazla miktarda uzaklaşılarak 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi,
    2- Sanık ... hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi,
    İsabetsizliklerinden BOZULMASINA,
    II- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.05.2021 tarihinde yapılan müzakerede birinci ve üçüncü uyuşmazlıklar yönünden oy birliğiyle, ikinci uyuşmalık bakımından oy çokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi