
Esas No: 2019/1296
Karar No: 2021/234
Karar Tarihi: 10.02.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2019/1296 Esas 2021/234 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/1296
Karar No : 2021/234
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
2- … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 10/12/2018 tarih ve E:2014/5825, K:2018/7985 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi … Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, asistan eğitim programının reddine ilişkin Tıp Fakültesi Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 10. maddesi ile Geçici 1. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 10/12/2018 tarih ve E:2014/5825, K:2018/7985 sayılı kararıyla;
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 9. maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 1. maddesi ve mülga Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 3. maddesi hükümlerine yer verilerek;
Dava konusu Yönetmelik maddeleri incelendiğinde;
Tüzüğe göre, uzmanlık eğitiminden, tıp veya diş hekimliği fakültelerinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine göre profesör ve doçent olanlar ile en az 3 yıllık uzman olan yardımcı doçentlerin sorumlu olduğunun düzenlendiği, ancak anılan Tüzük'te yer alan düzenlemeden sonra, 3359 sayılı Kanun'a 2003 yılında eklenen ve 2011 yılında değişen Ek 1. madde uyarınca, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin, ilgili dalda tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör, doçent, yardımcı doçent, eğitim görevlisi ve başasistanlar tarafından verileceğinin belirtildiği;
18/07/2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nde ve dava konusu Yönetmelik'te de, uzmanlık eğitiminin, ilgili dalda uzman olup profesör, doçent, yardımcı doçent unvanına sahip olanlar ile eğitim görevlisi veya başasistanlar tarafından verileceğinin düzenlendiği;
Bu itibarla, 3359 sayılı Kanun'da yer alan, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin, ancak ilgili dalda tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör, doçent, yardımcı doçent, eğitim görevlisi ve başasistanlar tarafından verilebileceği hükmü karşısında, ilgili dalda tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olmayanların uzmanlık eğitimi vermesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinde üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği;
Bununla birlikte, 3359 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca kazanılan eğitici yetkisinin korunmasının, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu gibi, kazanılmış hakların korunmasına ilişkin sürenin belirlenmesinde, 3359 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin olarak yapılan ilk düzenleme olan ve 18/07/2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin yayım tarihinin esas alınmasında hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı;
Bu durumda, 3359 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca kazanılan eğitici yetkisinin korunması amacıyla yürürlüğe konulan dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde de hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı;
Tıp Fakültesi Yönetim Kurulunun 21/05/2014 tarih ve 2014/19-06 sayılı işlemine gelindiğinde;
Dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen Yönetmelik maddelerinin, yukarıda aktarılan gerekçeler ile hukuka uygun bulunduğu dikkate alındığında, anılan maddeler uyarınca tesis edilen ve 20/05/2013 tarihinde doçent unvanı alan davacının, kazanılmış hakkının bulunmaması nedeniyle asistan eğitim programının reddine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, doktora eğitimini tamamlamış bir öğretim üyesinin kariyer kökeni esas alınarak eğitim vermesinin engellenemeyeceği, uzman olan öğretim üyeleri ile aynı akademik unvanlarının bulunduğu ve aynı hak ve yetkilere sahip oldukları, dava konusu düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayırca Yönetmeliğin 10. maddesinde Adli Tıp Kurumu hariç tutularak belli bir zümreye ayrıcalık tanındığı, bu durumun kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu, dava konusu geçici maddede 18/07/2009 tarihinden önce yardımcı doçent olanların haklarının korunmamasının da eksiklik olduğu, ayrıca söz konusu tarihin bir kısım öğretim üyesinin mağduriyetine yol açtığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye …'nun "dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan 'uzman' ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olduğu, bu ibarenin iptali amacıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği" yönündeki oyuna karşılık, Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Her ne kadar davacı tarafından, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin dava konusu 10. maddesinde; Adli Tıp Kurumunda görev yapan kişiler açısından ayrıksı bir durum yaratıldığı, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de;
Adli Tıp Kurumunun, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak, adlî tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı programları ile görev alanına giren konularda diğer adlî bilimler alanlarında sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek ve bunlara ilişkin eğitim programları uygulamak üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ile kurulduğu ve anılan Kanun'un, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; adlî tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı eğitimini tıpta uzmanlık mevzuatına uygun olarak vermenin, Kurumun görevleri arasında sayıldığı dikkate alındığında, Kurumun uzmanlık eğitimi açısından kendi mevzuatında özel olarak düzenleme yapıldığı bu nedenle dava konusu düzenlemede bu Kurumda görev yapacaklar açısından farklı kural getirilmesinde hukuka ve eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu durumda, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 10/12/2018 tarih ve E:2014/5825, K:2018/7985 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/02/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Davacının, yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine göre, tıp fakültesi mezunu olarak 24/07/2002 tarihinde …Ana Bilim dalında bilim doktoru unvanını aldığı, 18/07/2009 tarihinden önce yardımcı doçent olduğu ve 20/05/2013 tarihinde doçent unvanıyla atandığı, tıpta uzmanlık eğitimi verme isteminin reddi üzerine anılan ret işlemiyle dayanağı 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin anılan maddelerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
18/07/2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 13. maddesinde, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin ilgili alanda uzmanlığı olan eğitim sorumluları tarafından verileceği hükmüne yer verilerek, ilgili alanda uzmanlığı olmayanların uzmanlık eğitimi veremeyecekleri düzenlenmiş ve ilgililerin bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata göre kazandığı eğitim verme yetkisi, aynı Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi ile korunmuştur.
2011 yılında ise 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yürürlüğe girmiş ve ilgili dalda uzman olma koşulu burada da yer almıştır. Ancak KHK'de geçiş düzenlemesine yer verilmemiş ise de; idare, eğitici yetkisini önceki mevzuata göre kazananların haklarını, 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nde 2009 Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihi esas alarak korumaya devam etmiştir.
Uyuşmazlık, davacının eğitici yetkisinin, 2014 Yönetmeliği ile elinden alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasından kaynaklanmaktadır.
663 sayılı KHK'de her ne kadar önceki mevzuata göre eğitici yetkisini kazananlar yönünden koruyucu bir kural yer almasa da; idare, bu KHK'den önce yürürlüğe giren 2009 Yönetmeliğinde "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata göre kazanılmış bulunan uzmanlık ve eğitim yetkisi ile ilgili haklar saklıdır." kuralına yer vermek suretiyle kazanılmış hakları kendiliğinden korumuş, 2014 Yönetmeliğinde de; "İlgili dalda uzman olmadığı halde 18/7/2009 tarihinden önce 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre profesör ve doçent unvanını almış olup ilgili dalda eğitim vermeye başlamış olanların eğitici hakları saklıdır." kuralına yer vererek, KHK hükmünü, kazanılmış hakları korumak suretiyle uygulama yoluna gitmiştir. İdarenin bu şekilde bir uygulama yapmasında kazanılmış hakların korunması ve haklı beklenti ilkeleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak; 2014 Yönetmeliği, 2009 Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği tarihi esas alarak kazanılmış hakları korumaya devam etmiş olmakla birlikte, yardımcı doçentler yönünden ise korumayı devam ettirmemiş, kural olarak ilgili dalda uzman olup profesör, doçent, yardımcı doçent unvanına sahip olanların uzmanlık eğitimi verebileceğini düzenlemiş olmasına rağmen, istisna maddesi olan dava konusu Geçici 1. maddede ise sadece "...profesör ve doçent unvanını almış olup ilgili dalda eğitim vermeye başlamış olanların eğitici hakları saklıdır." kuralına yer verilmiş ve yardımcı doçentler yönünden, koruyucu bir hüküm öngörülmemiştir. 2009 Yönetmeliğinde ilgili dalda uzman olmayan yardımcı doçentlerin de kazanılmış hakları korunurken 2014 Yönetmeliğinde idare yardımcı doçentler yönünden korumadan neden vazgeçtiğinin hukuki gerekçelerini ortaya koyamamıştır.
Anayasa'daki eşitlik ilkesi uyarınca hukuki nitelikleri ve durumları benzer olanlar arasında değişik uygulamalar yapılamaz ve aynı durumda bulunanlar için farklı düzenlemelere gidilmesi bu ilkeye aykırılık oluşturur.
26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin "Kazanılmış eğitici yetkisi" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise; ilgili dalda uzman olmadığı halde 18/07/2009 tarihinden önce 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na göre profesör ve doçent unvanını almış olup ilgili dalda eğitim vermeye başlamış olanların eğitici haklarının saklı olduğu belirtilmiştir.
Ancak, 3359 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinde 02/11/2011 tarihinde yapılan değişiklik ile, tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin, ilgili dalda tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör, doçent, yardımcı doçent, eğitim görevlisi ve başasistanlar tarafından verileceği hususu düzenlenmiş olup, ortada yasal bir düzenleme olmaksızın yönetmelik hükmü uyarınca kazanılmış hakkın aranmasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu nedenle, kazanılmış hakkın yasal düzenleme tarihi itibarıyla aranması gerekmektedir. Tıpta uzmanlık mevzuatı uyarınca uzman unvanı bulunmasa da, ilgili alanda, bu tarihten önce doktora eğitimi gören ve bilim doktoru unvanı alan tabipler ile uzman unvanı olan tabiplerin, eğitime başladıklarında aynı hak ve yetkilere sahip olduklarını hesaba katarak eğitime başlayarak tamamladıkları eğitimlerinin tıp bilimi açısından aynı yetkinlik düzeyinde oldukları görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili alanda uzman unvanı taşımasalar dahi, tıp fakültesi mezunu olarak alanlarında yeterli bulunarak bilim doktoru unvanını alan ve uzmanlık eğitimi vermeye başlayanların haklı beklentilerinin ve kazanılmış haklarının korunması gerektiğinden, dava konusu Yönetmelik maddelerinde ve buna dayalı bireysel işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.