8. Hukuk Dairesi 2010/6261 E. , 2011/3708 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ortaklığın Giderilmesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki ortaklığın giderilmesi davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 03.06.2008 gün ve 86/158 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, tarafların ortak miras bırakan Hüseyin Bakır’ın mirasçıları olduğunu, dava konusu 819, 935, 982 ve 1298 parsel sayılı taşınmazların miras bırakandan kaldığını, aralarında 20.12.1982 gün 9762 yevmiyeli noter sözleşmesiyle taksim yaptıklarını ileri sürerek taksime uygun olarak tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taksim sözleşmesine göre bir kısım taşınmaz bölümlerinin 20.000 m2 den küçük olduğu, 5578 sayılı Kanun ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 1643 nolu 2007/5 sayılı genelgesi uyarınca mutlak tarım arazilerinin belirlenenden daha küçük olamayacağı, bu şekliyle taksim sözleşmesinin ifrazının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak tapulu taşınmazların mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler TMK’nun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddesi hükümleri uyarınca resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Mirasçılar arasındaki taksimi düzenleyen TMK’nun 676.maddesi bu kuralın istisnalarından birisi olup, geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Dava konusu taşınmazlar 17.1.1978 tarihinde tarafların ortak miras bırakanları Hüseyin Bakır adına tescil edilmiş, miras bırakanın 1.3.1982 tarihinde ölümünden sonra mirasçıları arasında taksim sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibarıyla taşınmazlar tapuludur.
Üzerinde durulması gereken husus, 20.12.1982 tarihinde yapılan miras taksim sözleşmesinin hüküm ve sonuç meydana getirip getirmeyeceğidir. Gerçekten, 19.07.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8.maddesinde bölünemez büyüklük kavramına yer verilmemiş, bu kavram daha sonra anılan yasanın değişiklik yapan 09.02.2007 tarihli 5578 sayılı Yasanın 2.maddesiyle getirilmiştir. 09.03.1988 tarihli ve 1987/2-860 Esas, 1988/232 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere, aksine bir hüküm ya da kamu düzeniyle ilgili bir durum söz konusu olmadığı takdirde ve kural olarak herhangi bir kanun veya düzenleyici hüküm o kanunun yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getirir. Değişik bir anlatımla yürürlüğe giren kanun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanmaz. Somut olayda, ortak miras bırakan adına kadastro yoluyla oluşan tapular, murisin ölümünden sonra tüm mirasçılarının katılımıyla noterde düzenlenen 20.12.1982 tarihli sözleşmeyle taksime konu olduğuna göre ve karar yerinde değinilen 5403 sayılı Yasada değişiklik yapan 5578 sayılı Yasanın yürürlük tarihi itibariyle aleyhe böyle bir emredici kural olmadığından, yerel mahkemenin verdiği karar doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; 20.12.1982 tarihli taksim sözleşmesinde, mirasçıların pay üzerinden taksim istediklerine ilişkin açıklama bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre ifrazının mümkün olup olmadığı araştırıldıktan sonra uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. Bu husus üzerinde durulmadan, sonradan yürürlüğe giren 5578 sayılı Kanuna göre ifrazının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda değinilen ilke ve gerekçeler nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.