
Esas No: 2020/377
Karar No: 2020/2961
Karar Tarihi: 13.02.2020
Kasten yaralama - Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2020/377 Esas 2020/2961 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Dairemizin 27.11.2019 tarih, 2019/13501 Esas ve 2019/21804 sayılı kararı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...’ı olası kastla yaralamadan kurulan hükümler bakımından verilen onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 09.01.2020 tarih 1-2016/83839 sayılı itirazname ile;
“Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasındaki itiraza konu uyuşmazlık; kovuşturma konusu olayda sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin mağdur ..."ı olası kasıtla yaralama suçundan TCK"nin 37. maddesi uyarınca fail sıfatıyla mahkûmiyetlerine karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine yöneliktir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2018 tarihli, 2017/1-908 Esas, 2018/445 Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, olası kastı netice belirler. “Dolus indeterminatus determinatur ab eventu” kuralı gereğince, öğreti ve uygulamada da hâkim görüş; sanığın eylemi sonucu hangi netice gerçekleşmiş ise failin bundan sorumlu olacağı yönündedir. "Türk hukukunda bir görüş, olası (muhtemel, gayrimuayyen) kast netice ile belirlenir düşüncesinden hareketle, gerçekleşmesi muhtemel olan neticenin ancak gerçekleşmesi hâlinde failin bu neticeden dolayı sorumlu tutulabileceği fikrindedir.” (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2013, s. 443-444.), “Olası kast netice ile belirlenir kuralı gereğince, hangi netice gerçekleşmiş ise fail bunlardan sorumludur.” (Mahmut Koca- İlhan Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2015, s. 170-171.), "Olası kastla işlenen suçlarda netice kastı belirlemektedir, neticenin gerçekleştiği bir yerde, artık o suça teşebbüs yoktur; ortada tamamlanmış bir suç vardır" (......; Türk Ceza Hukuk Genel Hükümler, 9. Baskı, US-A Yayınları, Ankara 2016, s. 309-310.), “Olası kastta, failin öngördüğü kayıtsız kaldığı sonuçların gerçekleşmesi hâlinde sorumluluğuna gidilebilmektedir, diğer deyişle, olası kastta sonuç kastı belirler, "dolus indeterminatus determinatur ab eventu" kuralı uygulanır.” (Kayıhan İçel, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, s. 395.) Olası kasıtla yaralama eyleminde, oluşan neticeye göre karar verilmesi gerektiği, bu nevi suçlara yardım ve iştirakin yasal zeminde mümkün bulunmadığı, Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin içtihatlarında da birçok kez vurgulanmıştır (Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 02.07.2013 gün ve 2135-4740, 29.12.2014 gün ve 4898-6720, 21.01.2015 gün ve 4412-100, 24.02.2015 gün ve 4619-911, 20.05.2015 gün ve 1120-3225, 27.02.2019 gün ve 4113-1195, 20.03.2019 gün ve 5762-1750 sayılı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15.12.2016 gün ve 17072-20627 sayılı ilamları). Dosya içeriğine göre; olay tarihinde saat 14.00 sıralarında ... ve ... ile ... ve ..."ın alacak-verecek meselesi nedeniyle tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine ... ve ..."in yaralandıkları, yaralama olayını ... ve ..."in akrabaları olan sanıkların öğrendiği, akşam saat 20.00 sıralarında sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin ellerindeki av tüfekleri ile ..."ın evinin önüne giderek beklemeye başladıkları, kısa bir süre sonra olay yerine gelen ... ve komşusu olan mağdur ... ile karşılaştıkları, ..."ın evine gittiği, mağdur ..."ın ise konuşmak ve ortamı sakinleştirmek için sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin yanına yaklaştığı, mağdur ..."ın olayın büyütülmemesi yönündeki telkinlerinin etkili olmadığı, evine giden ..."ın ise oğlu ... ..."ın elindeki av tüfeğini aldığı, mağdur ..."ın sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin yanından uzaklaştığı sırada, bir tarafta ..., ..., ... ve ..., diğer tarafta ... ve kimliği tespit edilemeyen bir şüpheli olduğu halde karşılıklı olarak birbirlerine av tüfekleri ile ateş etmeye başladıkları, karşılıklı çatışmanın yaklaşık 8 dakika sürdüğü, iki ateş arasında kalan mağdur ..."ın av tüfeği saçma tanelerinin vücuduna isabet etmesi nedeniyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Yukarıda oluş şekli gösterilen olayda; mağdur ..."ın kimin kullandığı av tüfeğinden çıkan saçma tanesiyle yaralandığı belirlenememiştir. Olay, ..."ın evinin önünde cereyan etmiş, olay yerinde ele geçirilen boş kartuşların incelenmesinde olayda altı adet av tüfeğinin kullanıldığı anlaşılmıştır. ... ailesinden sanık olan ..."ın tüfek kullandığı kesin olarak tespit edilmiş ise de ..."in beyanlarında ısrarla söylediği Mustafa ile birlikte ateş ettiği iddia olunan diğer kişilerin kimlikleri belirlenememiştir. Sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin olay sırasında ellerindeki tüfekler ile ateş ettiği hususu da kesin olarak belirlenmiş, ancak mağdur ..."ın hangi sanık veya kimliği tespit edilemeyen şüpheli tarafından vurularak yaralandığı hususu tüm dosya kapsamı nazara alındığında kesin olarak anlaşılamamıştır. Bu nedenle sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin fail olarak TCK"nin 37. maddesi kapsamında mahkûmiyetlerine karar verilmesi kanaatimizce mümkün görülmemektedir. TCK"ye göre; suçun işlenişine yaptığı katkı tek başına yasal tanıma uygun bulunmayan suç ortakları şerik olarak kabul edilmektedir. Şeriklikte azmettirme ve yardım etme biçiminde iki farklı görünüş şekli vardır. Şeriklerin, gerçekleşen yasal tanıma uygun haksızlıktan ancak bağlılık kuralı vasıtasıyla sorumlu tutulmaları mümkündür. Olası kasıtla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğun belirlenmesi gerektiğinden sanıklar ..., ..., ... ve ..."nin şerik olarak TCK"nin 39. maddesi kapsamında sorumlu tutulmaları da mümkün değildir. Olası kasıtla işlenen suçlarda fiilen birlikte hareket etmeyen karşı gruplardaki sanıklar hakkında müşterek faillik hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, iki ayrı gruba ait sanıklar arasında birlikte suç işleme kararı ve iştirak iradesi bulunmaması gözönüne alınarak, oluşan şüphenin sanıklar lehine yorumlanması suretiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile mahkûmiyet hükmü kuran yerel mahkemenin kararının onanmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.“ şeklindeki gerekçe ile "Olası kasıtla işlenen suçlarda fiilen birlikte hareket etmeyen karşı gruplardaki sanıklar hakkında müşterek faillik hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, iki ayrı gruba ait sanıklar arasında birlikte suç işleme kararı ve iştirak iradesi bulunmaması gözönüne alınarak, oluşan şüphenin sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine yorumlanması suretiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile sanıklar hakkında anılan suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırı görüldüğü” belirtilmek suretiyle söz konusu dairemiz onama kararının kaldırılarak, sayılan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2. ve 3. bentler uyarınca itirazen incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Türk Ceza Kanun"u iştirak halinde işlenen suçlarda sorumluluk statülerini faillik ve şeriklik olmak üzere ikiye ayırmıştır. Faillik ve şeriklik ayrımında fiil hakimiyeti ölçütü esas alınmıştır. Bir başka deyişle, iştirak şekilleri, fiilin işlenişi üzerinde kurulan hakimiyet ölçü alınarak belirlenecektir. Neticenin gerçekleşmesi, iştirak statülerinin belirlenmesinde önemi haiz değildir.Faillik türleri fiil hakimiyeti ölçütüne göre müstakil faillik, dolaylı faillik ve müşterek faillik olmak üzere ayrılmaktadır. Fiil üzerinde fonksiyonel hakimiyet kuranlar müşterek fail olarak kabul edilmektedir. Müşterek faillik, suçun icra hareketlerinin birikte gerçekleştirilmesidir. Bu faillik şeklinde bütün suç ortakları müşterek suç işleme kararına istinaden suçun icra hareketlerini birlikte gerçekleştirmektedirler. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının farklılık göstermesi (doğrudan kast veya olası kast) müşterek fail olarak sorumlu tutulmalarına engel olmaz.
Mağdurun kimliğinden soyut olarak fiil üzerinde fonksiyonel hakimiyet kurulması halinde müşterek faillikten söz edilecektir. Müşterek faillerin birlikte suç işleme kararına dayalı olarak icra ettikleri fiilin sapma nedeniyle başka kişiler üzerinde netice meydana getirmesi, meydana gelen netice bakımından olası kastlarının varlığı halinde müşterek failliğin kabulüne engel değildir. Hatta müşterek faillerin kastından daha ağır veya başka bir neticenin meydana gelmesi halinde de, bu ağır neticenin meydana gelmesinde taksirlerinin bulunması halinde sorumlu tutulacakları kabul edilmektedir. Olası kast halinde müşterek faillerin sorumluluğu meydana gelen neticeye göre belirlenecektir.
Müşterek failler, suç teşkil eden haksızlığı kendi fiilleriyle gerçekleştiren kişilerdir. Bir başka ifadeyle haksızlıkla doğrudan muhatap olmaktadırlar. Bu kişilerin ceza sorumluluğu için başkalarının fiiline gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle “bağlılık kuralı” müşterek failler bakımından aranmayacaktır.
Bu bilgiler ışığında, doğrudan işlenen suçların, olası kastla işlenmesi durumunda da iştirakin mümkün olabileceği, ancak olası kastı netice belirleyeceğinden, olası kastla işlenen suçlarda teşebbüsün mümkün olamayacağı belirlenmektedir. ""olası kastla işlenen suçlarda netice kastı belirlemektedir, neticenin gerçekleştiği bir yerde, artık o suça teşebbüs yoktur""
Olası kastla işlenen suçlarda, netice öngörülmesine rağmen ""olursa olsun"" diyerek sanıklar tarafından birlikte ateş edilmesi durumunda, sanıkların bu neticeyi kabul ettikleri nedenle, olası kastla yaralamadan sorumlu olmaları gerekmektedir.
Olayımızda, sanıklar sabahki yaralama olayını bahane ederek, akşam tüfekleri ile olay yerine gitmişler ve ...’ı beklemeye başlamışlardır. Sanıklar iştirak halinde fikir ve eylem birliği içerisinde olay yerine gelmişlerdir. ...’ın komşusu ve akrabası mağdur ... ile olay yerine gelmesi üzerine ... evine girmiş, mağdur ... ise tarafları sakinleştirmeye çalışmıştır. Ancak bu konuda başarılı olamayınca ve ... da tüfekle evden çıkınca sanıklar iştirak halinde fikir ve irade işbirliği içinde arada kalan mağdur ...’ın da yaralanabileceğini öngörerek ..."a ateş etmişlerdir. Bu ateş sonucunda mağdur ... saçma taneleri ile alınan kati rapora göre hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştır.
Sanıkların iştirak halinde tüfekleri ile olay yerine gelmeleri, birlikte tüfekleri ile olayları yatıştırmaya çalışan mağdur ...’ın da yaralanabileceğini öngörerek tüfekle ...’a doğru ateş etmeleri sonucu, mağdur ...’ın saçma taneleri ile hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması olayında, sanıkların iştirak halinde olası kastla yaralama suçunu işledikleri belirlenerek yerel mahkemece sanıklar hakkında, TCK"nin 37/1. maddesi delaletiyle TCK"nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 21/2, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 er ay hapis cezası verilmiştir.
Olay yerinde tek sanık olması halinde bu kişinin tüfekle ateş etmesi, araya giren kişinin yaralanması durumunda, olası kastla yaralanmanın kabul edildiği, ancak aynı olayda birden fazla sanığın tüfekle ateş etmesi durumunda ‘’olası kasta iştirak olmaz’’ denilerek tüm sanıkların beraati yoluna gidilmesi usul, yasa, adalet ve hakkaniyete aykırı olacaktır, diğer taraftan aynı amaçla iştirak halinde fikir ve eylem birliği içinde olay yerine gelen birlikte tüfekle ateş eden, olası kastla yaralama suçunu işleyen sanıkların cezasız kalması durumu söz konusu olacaktır.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2020 tarih 1-2016/83839 sayılı itiraz istemi yerinde görülmediğinden itirazın REDDİNE,
2) 5271 sayılı CMK’nin 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 27.11.2019 tarih, 2019/13501 Esas ve 2019/21804 Karar sayılı onama kararına ilişkin itirazın incelemesi amacıyla dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Olay tarihinde sanıklar ...ve ... ile ..."nin daha önceden aralarında bulunan anlaşmazlık nedeniyle sanık ..."ın evinin yakınlarına geldikleri, sanık ..."nın da akrabası olan mağdur ... ile birlikte evine geldiği ve içeri girdiği, sanık ... ile diğer sanıklar arasında çıkan silahlı çatışmada olayla ilgisi olmayan arada kalan ..."ın hayatı tehlike geçirecek derecede yaralanması nedeniyle tüm sanıkların iştirak halinde TCK"nin 37/1, 86/1-3,e, 87/1-d-son, 21/2. maddeleri gereğince neticeden 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin verilen karar; Dairemizce oy çokluğu ile onanmış olmakla, Sayın Dairemiz çoğunluğu ile aramızda, karşılıklı iki tarafın silahla çatışması sırasında arada kalarak yaralanan mağdurun tüm sanıklarca iştirak halinde olası kastla yaralandığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 14.04.2015 tarihli 2014/1-256 Esas - 2015/100 Karar sayılı kararında; Olası kast netice ile belirli hale gelir ve fail ancak meydana gelen neticeden sorumlu tutulabilir. Yani olası kast halinde netice kastı belirler kuralı geçerlidir. Gerçekleşme ihtimali bulunan neticelere teşebbüs kabul edilemez. Olası kastla hareket edilmesi sonucunda yaralama gerçekleşmişse, yaralama ne kadar ağır olursa olsun fail olası kastla yaralamadan sorumlu olacak, olası kastla öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmeyecektir. Bu kabulün diğer bir yönü de olası kastla hareket eden birden fazla failin benzer eylemlerinde neticeden sorumlu tutulabilmeleri için neticenin hangisinin eylemi ile meydana geldiğinin mutlak suretle tesbit edilmesinin gerekeceği belirtilmiştir.
Olası kastı netice belirler kuralı gereğince öğreti ve uygulamada da hakim görüş; Sanığın eylemi sonucu hangi netice gerçekleşmiş ise failin ondan sorumlu olacağı yönündedir.
Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında da olası kast sorumluluğunun failin hareketine bağlı gerçekleşen netice ile doğduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle karmaşık olaylarda mağdurun yaralanmasına neden olan kurşunun kimin silahından çıktığının tesbit edilemediği durumlarda illiyet bağı da tam olarak tesbit edilememiş olduğundan birden fazla sanığa olası kast ile yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilemeyecektir.
Dosya içeriğine göre daha önceden aralarında anlaşmazlık bulunan sanıklar ...ve ... ile ..."nın diğer sanık ..."ın evinin önüne geldikleri burada aralarında çıkan silahlı çatışmada olayla ilgisi bulunmayan mağdur ..."ın hayati tehlike geçirecek derecede yaralandığı, olayda tüm sanıkların silah kullandıklarının kabul edildiği ve yaralamanın hangi sanığın silahından çıkan kurşunlarla meydana geldiğinin tesbit edilmediği anlaşılmıştır.
Muhalefet Şerhi ektedir.
Mahkemece tüm sanıklar TCK"nin 37. maddesi kapsamında fail olarak kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Ancak kanaatimizce 5237 sayılı Kanun"a göre suçun işlenişine yaptığı katkı tek başına yasal tanıma uygun bulunmayan diğer suç ortakları şerik olarak kabul edilmemektedir. Şeriklikte azmettirme ve yardım etme biçiminde iki farklı görünüş şekli vardır. Şeriklerin gerçekleşen yasal tanıma uygun haksızlıktan ancak bağlılık kuralı vasıtasıyla sorumlu tutulmaları mümkündür. Olası kastla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğinden, karşılıklı silahlı çatışmada birbirlerine ateş eden sanıkların iştirak iradelerinin oluşması mümkün olmadığından (C.G.K"nin 14.04.2015 gün ve 2014/1-256 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.) itirazın kabulü gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.02.2020
(Muhalif)
...
3. Ceza Dairesi Üyesi
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.