Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/5361
Karar No: 2018/1317
Karar Tarihi: 15.02.2018

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/5361 Esas 2018/1317 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2017/5361 E.  ,  2018/1317 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

    K A R A R

    Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
    A)Davacı İstemi :
    Davacı vekili müvekkilinin emekli sandığı emeklisi eşinden ve Bağ-Kur sigortalısı babasından ölüm ve yetim aylığı almakta iken Bağ-Kur aylığının 2013/26 sayılı genelge gerekçe gösterilerek kesildiğini ve yersiz ödeme adı altında iadesinin istendiğini, kurum işleminin hukuka uygun olmadığını, yetim aylığının kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini, davacının 10.12.1993 tarihinden itibaren ölen eşinden dolayı ölüm aylığı almakta olduğunu, 18.03.1985 tarihinde babasının vefat ettiğini, 2000 yılında yetim aylığı almaya başladığını, müvekkilinin kesilen aylığının yeniden kaldığı yerden ödenmeye devam edilmesini gerektiğini beyanla kurum işleminin iptali ile davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.
    B)Davalı Cevabı :
    6552 sayılı yasa uyarınca kuruma dava açmadan önce müracaat etme şartı yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması, ayrıca 4/c"ye tabi eşinden 4/b tabii babasından ölüm aylığı bağlanması gereken kız çocukların 1479 sayılı kanunun 4956 sayılı kanunla değişik 46. Maddesine göre değerlendirilmesine kanunen imkan bulunmadığını, müvekkili kurumun işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
    C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve kararı :
    Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, dava konusu olay nedeniyle bilirkişiden rapor alınmıştır. Buna göre, davacıya 18/03/1985 tarihinde vefat eden Bağkur sigortalısı babası ..."dan dolayı 01/04/2004 tarihi itibari ile ölüm aylığı bağlandığı, emekli sandığı sigortalısı eşi..."in 10/12/1993 tarihinde vefatı üzerine eşinden de dul aylığı aldığı, eşinden almakta olduğu aylığı halen ödenmeye devam edildiği, davacının 17/03/2004 tarihli tahsis talebine istinaden 01/04/2004 tarihi itibariyle 1479 sayılı yasanın 45.maddesine istinaden babasından ölüm aylığı bağlandığı, aylığın 21/07/2014 tarihine kadar ödendiği, 21/07/2014 tarihi itibariyle babasından aldığı ölüm aylığının kesildiği ve davacıya 27.357,30 TL borç çıkartıldığı, davacının yapılan işleme itiraz ettiği, talebin zımnen reddi üzerine eldeki davanın açıldığı tespit edilmiştir. Baba... ile eş ..."in ölüm tarihlerinde yürürlükte olan 1479 sayılı yasanın 45/c madde, fıkra ve bendinde ...malul durumda bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak kaydıyla yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarından her birine %25 aylık verilir. Şeklindeki kanun hükmü 04/10/2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile "bu kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmamak, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamak" olarak değiştirilmiş, ayrıca 1479 sayılı kanunun 46/2 madde ve fıkrası ile "ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına aylıklardan fazla olanı ödenir" cümlesi eklenmiştir. 619 sayılı KHK nın anayasa mahkemesinin 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmesinden sonra 4956 sayılı yasanın 23.maddesi ile 1479 sayılı yasanın 45/c maddesi yeniden değiştirilmiş, " ...çalışamayacak durumda malul olan çocuklarda yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu yasa ile diğer ... yasaları kapsamında çalışmayan , bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25 i aylık verilir" düzenlemesi getirilmiş ve 46.maddesinin 2.fıkrasına "ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir" cümlesi yeniden eklenmiştir. Bu suretle sigortalının evli olmayan , boşanan , dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartı bu kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almama olarak değiştirilmiştir. Davacının ölüm aylığı tahsis talebinin 17/03/2004 olduğu da dikkate alındığında davacının eşinden aldığı aylığın cari asgari ücretin üzerinde olduğu ve aylığın ilk tahsisinden itibaren geçimini sağlayacak geliri olduğu, emekli sandığı kanununa göre bağlanan aylığın Bağ-Kur"dan bağlanan aylığa göre yüksek olduğu, buna göre babasından ölüm aylığına hak kazanamadığı ancak Yargıtay 21.H.D.nin içtihatlarına göre sonradan yapılan sigortalı lehine olan yasa değişikliklerinin uygulanması gerektiği, 1479 sayılı yasanın 45.maddesinin 4956 sayılı yasa ile eklenen c fıkrasına göre yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu yasa ile diğer ... yasaları kapsamında çalışmayan,bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25 i aylık verilir hükmünün davacı lehine uygulanması gerektiği, bu suretle davacının babasından da ölüm aylığına hak kazandığı, kurum işleminin iptalinin gerektiği, davacının iptal edilen yetim aylığı sebebiyle kuruma borçlu olmadığının kabulü gerekmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
    H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
    Davacının davasının KABULÜ ile,
    Davalı kurum işleminin iptaline, davacının babasından bağlanan aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, yapılan kesintilerin davacıya iadesinin gerektiği ve davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine,
    Davalı kurum harçtan muaf olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan peşin harcın talep halinde iadesine,
    1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
    56 TL tebligat gideri, 11,80 TL müzekkere gideri ve 297,20 TL bilirkişi masrafı olmak üzere 365 TL Yargılama giderlerinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
    D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi :
    02.09.1971 gün ve 1479 sayılı Kanun"un eş ve çocuklar ile ana ve babaya tahsis yapılmasına dair 45/2 maddesinin (c) bendinde yer alan "18 yaşını (veya orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış yahut yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak kaydı ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarının her birine % 25 i," oranında ölüm aylığı bağlanması yönündeki düzenleme, 04.10.2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 24.8.2000 gün ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayarak (c) bendinde yer alan “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu “bu Kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş ve 1479 sayılı Kanun"un “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46"ıncı maddesinin 2"nci fıkrasına “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiştir.
    Anayasa Mahkemesinin 08.11.2000 gün ve 24224 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, yayımı tarihinden 9 ay sonra 08.08.2001 günü yürürlüğe giren 26.10.2000 gün ve 2000/61 - 2000/34 sayılı kararı ile 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname tümden iptal edilmiştir.
    Kanun koyucu, iptal kararı sonrasında 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun"un ölüm aylığına ilişkin hükümlerinde 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile benzer düzenlemeye gitmiştir. 4956 sayılı Kanun"un 23"üncü maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanun"un 45/2 maddesinin (c) bendine göre "Onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer ... kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından  dolayı  gelir  veya aylık  almayan  kız  çocuklarının  her  birine % 25"i," oranında ölüm aylığı bağlanır.
    02.08.2003 tarihi öncesindeki dönemde kız çocuklarının ölüm aylığına hak kazanması için aranan "geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu", 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında "çalışmama ve çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama" olarak değiştirilmiş ve 1479 sayılı Kanunun 46"ncı maddesinin 2"nci fıkrasına eklenen cümle ile "evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına" bu aylıklardan fazla olanının ödeneceği açıklanmıştır.
    01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun"un 54"üncü maddesinin 1/a-5 numaralı bendinde ise "Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı," ödenir düzenlemesi yer almaktadır.
    Yukarıda yer alan hukuki açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; davacının eşi..."in 10.12.1993 tarihinde vefat etmesi üzerine davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında ölüm (dul) aylığı bağlandığı, davacının babasının 18.03.1985 tarihinde vefat etmesi üzerine 17.03.2004 tarihli talebine istinaden 01.04.2004 tarihinden itibaren davacıya 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, Kurumun 2013/26 sayılı genelge uyarınca inceleme başlattığı, davacının 2009/5 aydan itibaren eşinden aldığı aylıkların 16 yaşından büyükler için brüt asgari ücreti geçtiği tespit edilerek, 26.08.2014 gün ve 1.880.303/779 sayılı yazısı ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylıkları kesilerek, 2014 /7. adan itibaren geriye doğru 5 yıllık süre için 27.357,30 TL 28.647,42 TL borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
    Somut olayda, davacının hak sahibi olduğu 10.12.1993 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanun"un 45/2-(c) bendine göre yapılan değerlendirmeye göre "davacının eşinden almakta olduğu 5434 sayılı Kanun kapsamındaki dul aylığının geçimini sağlamaya yetecek miktarda olduğu" ve bu nedenle ölüm aylığına hak kazanamayacağı gözetilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca mahkemenin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
    HÜKÜM :
    1-Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca KABULÜ"NE,
    2-... 3. İş Mahkemesi"nin 06.04.2017 tarih ve 2014/504 esas ve 2017/165 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine
    3-Davanın REDDİNE,
    4-Davalı Kurum harç giderinden muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
    5-Alınması gereken 31,40 TL harçtan peşin yatırılan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
    6-Davalı Kurum kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği hesaplanan 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine,
    7-Davacı tarafça ilk derece yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
    8-Davalı Kurumca ilk derece yargılaması sırasında 33,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
    E)Temyiz :
    ... 3. İş Mahkemesinde görülen davada Mahkemenin vermiş olduğu karar usul ve yasaya uygun olmasına rağmen, İstinaf Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir.
    Yerel Mahkemenin vermiş olduğu karar usul ve yasaya ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin içtihatlarına uygun olduğu için temyiz yoluna başvurma zarureti hasıl olmuştur. Yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2014/504 Esas ve 2017/165 Karar sayılı kararına karşı itirazlarımızın kabulüyle, kanuna açıkça aykırı İstinaf Mahkemesi kararının bozularak; yukarıda açıklanan ve temyiz incelemesinde ortaya çıkacak nedenlerle; temyiz talebimizin kabulü ile ... 3. İş Mahkemesi’nin 2017/5 Esas – 2017/57 Karar sayılı hukuka uygun kararının onanmasına, 6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince müvekkili lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
    Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacıya 5510 sayılı kanun 4-C Emekli Sandığı kapsamında sigortalı olan ve 10/12/1993 tarihinde ölen eşinden dolayı kendisine 15/12/1993 tarihinde dul aylığı bağlandığı, 18/03/1985 tarihinde vefat eden 1479 sayılı Kanun kapsamında 4-B Bağ-Kur sigortalısı babasından dolayı kendisine 01/04/2006 tarihi itibariyle yetim aylığı bağlandığı, Kurumun 21.07.2014 tarihinde babasından aldığı aylığın iptaline karar verdiği, 27.357,30-TL fazla ve yersiz ödeme nedeniyle borç çıkarıldığı anlaşılmıştır
    Uyuşmazlık, davacının eşinin ölümü nedeniyle 5510 sayılı Yasa 4-C emekli sandığı uyarınca aldığı ölüm -dul- aylığı yanında, 1479 sayılı Yasaya tabi olan anne veya babasının ölümü nedeniyle ayrıca ölüm -yetim- aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan yasal mevzuata gelince;
    4956 sayılı Yasa, 08.08.2001 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş ve bu kez 1479 sayılı Yasanın 45/c maddesi "yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Yasa ile diğer ... Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25"i," oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.
    Aynı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 46/2 maddesine, "Ancak, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olan ödenir." hükmü getirilmiştir.
    4956 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Ek madde 3"e göre 2926 sayılı Yasa kapsamında olanlar bakımından 1479 sayılı Yasa hükümleri uygulanacaktır.
    Kurumun bu yasal değişiklikler sırasında kız çocukları bakımından uygulamasına gelince; davalı Kurum, 4956 sayılı Yasa ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan " bu Yasa ile diğer ... Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine " aylık bağlanır" hükmünü dikkate alarak, 08.08. 2003 tarihinden sonra hak sahipleri yararına getirilen yasal düzenleme uyarınca bu tarihten önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağlamıştır. Kurum, farklı sigortalılık kanunlarına göre bağlanan aylıklar söz konusu olduğundan 1479 sayılı Yasanın 46/2 maddesini hiçbir zaman uygulamamıştır. Zira, 1479 Yasanın 46/2. maddesi aynı yasa kapsamında hem ana veya baba ile kocadan hak edilen aylıklardan fazla olanın bağlanacağını ifade etmektedir.
    ... Kurumu 2011/58 sayılı genelgesinin 90. sayfasında yer alan örnek:3 te, "5434 sayılı Yasaya göre eşten ve 1479 sayılı Yasaya göre babadan 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesinden aynı anda ölüm aylığı alınabileceğini, Aynı genelgenin 99. sayfasında, "eşten 506, anneden 5434, ve babadan 1479 sayılı yasalar kapsamında her üç aylığın tam olarak bağlanabileceğini örnek göstermiştir.
    Davalı Kurum, yeni bir yasal düzenleme olmadığı halde 2013/ 26 sayılı Genelgesiyle farklı uygulamaya başlamış, 1479 sayılı Yasa ile ilgili olarak, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 dönemleri içerisinde ölen sigortalılar yönünden, sigortalının geçimini sağlayacak bir geliri bulunmama koşulu varsa aylık bağlanacağını kabul etmiştir. Genelge, 04.10.2000-07.08.2001 ve 08.08.2003-01.10.2008 döneminde ölen sigortalılar bakımından da, "1479 sayılı Kanun ve diğer ... kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan" kız çocuklarına aylık bağlanacağını düzenlemiştir.
    Davalı Kurum, 04.10.2000-01.08.2001 ve 07.08.2003-01.10.2008 döneminde ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına aylık bağlamış ve daha önce bağlanan aylıklara, ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Yasalardan bağlanan ölüm aylığının engel olmadığını kabul etmiştir. Kız çocuklarına dönemlerde ölen ana veya babalarından dolayı 1479 sayılı Yasa kapsımında bağlanan aylıklar için iptal işlemi yapılmamıştır.
    Davalı Kurum, diğer aylıklara dokunmazken, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 döneminde ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına sonraki lehe olan yasal düzenlemeler gereğince bağladığı ölüm aylıklarını, diğer ... kanunlarına göre eşlerinden bağlanan ölüm aylıklarını gelir testine tabi tutmuştur. Kurum, geçimini sağlayacak gelirleri bulunduğu gerekçesiyle bağlanan aylıkları iptal etmiş ve ödenen aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirmiştir.
    Son olarak, ... Emeklilik İşlemleri Genel Müdürlüğü 02.09.2017 gün ve 333-03003-E-5040387 tarihle "Genel Yazı" ile, 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001- 01.08.2003 dönemlerinde ölenlerin kız çocuklarına gelir testi yapılmadan, kendi sigortalılıkları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle bağlanan gelir ve aylık almamaları halinde ölüm aylıklarının bağlanmasına Yönetim Kurulunca karar verildiğini bildirmiştir.
    Gerçekten, davalı Kurum bu son işlemi ile kız çocuklarına bağladığı aylıkları, 1479 sayılı Yasaya aykırı olarak kestiğini veya bağlamadığını kabul etmiştir. Ancak ... kestiği aylıkları yönetim Kurulu Kararı uyarınca 2016 Ekim ayından itibaren yeniden bağlamasına karşın, daha önce ödediği aylıkları borç kaydetmiş ve tahsil ettiği aylıkları da iade etmemiştir.
    Davanın reddine karar veren mahkemeler, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararlarına dayalı olarak 1479 sayılı Yasanın 4956 sayılı Yasa ile değişik 46/2 maddesine göre hem kocadan hem ana veya babadan aylığı hak kazanılması durumunda fazla ödeneceği gerekçesine dayanmaktadır. Bu değerlendirme, ... hukukunun genel yapısının gözden kaçırmaktadır. 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan Kurumlardır. Her bir Yasa kendi sigortalıları açısından hüküm ifade eder. Açıkça atıf yapılmadıkça diğer yasa hükümleri dikkate alınamaz. Zira 45/3. maddedeki "1479 sayılı Kanun ve diğer ... kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan" kız çocuklarına aylık bağlanacağı ifadesi bu niteliktedir. Bu ifade dahi kız çocuklarının, diğer ... kurumlarından kendi çalışmaları dışında (kocalarından- çocuklarından) aylık almalarını 1479 sayılı Yasaya tabi ana veya babadan ölüm aylığı bağlanmasına engel olarak kabul etmemektir. Özetle, 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesi hükmü sadece 1479 sayılı Yasaya göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde uygulanabilir. Öteyandan, 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında vs..yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Yasa hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı Yasanın 54. maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri yoktur.
    Sigortalılık hakkı veya sigortalılıktan kaynaklanan yaşlılık aylığı hakkı veya ölüm aylığı hakkı, asla tamamen hakdüşürücü süreye tabi olmadığı gibi zamanaşımına da uğramaz. 1479 sayılı Yasanın 43. maddesine göre ölüm aylıklarının beş yıl geçtikten sonra talep edilmesi halinde talep tarihinden itibaren ölüm aylığının bağlanması gerekmektedir. T.C. Anayasasının 10. maddesine göre "Herkes ...kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar" 1479 sayılı Yasanın 4956 sayılı Yasa ile değişik 45/c maddesinde yer alan, " yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Yasa ile diğer ... Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25"i," oranında aylık bağlanır" hükmü yasanın yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların kız çocukları için de uygulanmalıdır. Çeşitli yasal değişiklikler nedeniyle hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre dört ayrı dönemin ikisi yönünden aylık bağlanması diğer iki dönem yönünden aylık bağlanmaması gerektiği yönündeki yorum açıkça T.C. Anayasasında yer alan eşitlik kuralına aykırı olduğu gibi genel hukuk ilkelerine de aykırıdır.
    Kurumun, yukarıda sözü edilen genel yazı ile hak sahiplerine sonraki bir tarihte aylık bağlaması uyuşmazlığı sona erdirmemektedir.
    Öte yandan, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin 2. bendine göre, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
    O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASI gerekmiştir.
    H)SONUÇ :
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.02.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi