20. Hukuk Dairesi 2012/13526 E. , 2013/2664 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve müdahil davacılar ile davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ..... Köyü Tapur Mevkiinde bulunan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. ... ve arkadaşları davanın devamı sırasında, davacılar çekişmeli taşınmazın bir kısım payını devir aldıkları iddiasıyla davaya katılmışlardır. Mahkemece, fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 520 m2, (E) ile gösterilen 18.500 m2, (F) ile gösterilen 10.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı müdahiller adlarına tapuya tesciline fen bilirkişi krokisinde (B, C ve D) ile gösterilen taşınmazlara yönelik davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Dairenin 14/03/2005 gün ve 2004/13074 - 2705 sayılı ilâmıyla “Yörede orman kadastrosu yapılmamıştır. Yerel bilirkişi beyanına göre, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellere uygulanan kayıtların çekişmeli taşınmaz yönünü kah, tepe çalılık ve fundalık okuduğu gibi, 1955 yılında yapılan kadastro paftasında, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer taşlık, çalılık ve fundalık olarak gösterilmiştir. Bu gibi yerler orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarihe kadar 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğundan, ancak; orman kadastrosu yapılarak kesinleştiği tarihten sonra zilyetliğe konu olabilir (HGK."nun 12.05.2004 gün ve 2004/8 - 242, 292 sayılı kararı). Yörede orman kadastrosu yapılmadığına göre davacı gerçek kişinin zilyetliğine değer verilemez.” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 09/07/2008 gün ve 2008/20 - 487, 488 sayılı ilâmıyla “Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Hukuk Genel Kurulu"nun 23.01.2008 gün, 2007/20 - 967 Esas, 2008/20 Karar sayılı; 26.06.2008 gün 2008/20 - 393, 394 ve 395 Esas ve 2008/403, 404 ve 405 Karar sayılı ilâmlarında da aynı ilkenin kabul edilmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmuş mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve müdahil davacılar ile davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 09.04.1954 tarihinde yapılmış ve sonuçları 06.07.1954 - 04.08.1954 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davalı Hazine 05/11/2009 tarihli dilekçe ile Medenî Kanun 713/6. maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescilini istemiş olup, Hazinenin bu talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
Ayrıca, kabule göre de davanın ret sebebi aynı olmasına rağmen, davalı Hazine ve Orman Yönetimi lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve müdahil davacıların davasının reddine (işin esasına) yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Hazine ve Orman Yönetiminin esasa, davacı ve müdahil davacıların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.