8. Hukuk Dairesi 2011/3825 E. , 2011/4399 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Tazminat
... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi ve tazminat davasının kısmen karar verilmesine yer olmadığına ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 25.02.2010 gün ve 1015/261 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edenine ait dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı taşınmazın üzerinde bulunan merdivenli beton yola davalı tarafından el atılarak yıkıldığını açıklayarak elatmasının önlenilmesine ve verilen zararın tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını, kamuya ait yerlerden olup dava açma hakkının da olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenilmesine ilişkin talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, zarar tazmini bakımından ise davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz hakkında, davanın açıldığı 21.11.2008 tarihinden sonra ve karar verilmeden önce 23.11.2009 tarihinde kadastro tutanakları düzenlenerek; 890 ada 1 parsel ve 883 ada 35 parsel numaralarını almış ve tutanaklar 25.6.2010 tarihinde kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesine göre, “Kadastro müdürü, çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemelerinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davalarla, hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanı ile ilgili tüm tapu, vergi, harita ve diğer belge örnekleri ile birlikte kadastro teknisyenliğine verir.” Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkında Yönetmeliğin 7/e-2 fıkrasında da benzer hüküm yer almaktadır. Buna göre; “Kadastro öncesi davalı olduğu halde, dava listesine dahil edilmemesi veya davalı olduğu mahkemelerce bildirildiği halde bu husus gözönünde bulundurulmayarak tespitleri kesinleştirilen taşınmaz mallar bulunduğu takdirde, devredilmişse Tapu Sicil Müdürlüğünce, devredilmemişse Kadastro Müdürlüğünce ilgili parsel ya da parsellerin tapu kütüğü sayfasının beyanlar hanesine, tespitin davalı olması nedeniyle kesinleşmediği yazılarak bu Yönetmeliğin 5 ve 6. maddeleri uyarınca işlem yapılır” denilmiştir.
Kadastro tespitlerinden önce genel mahkemelerde açılan davaların kadastro tespitine itiraz niteliğinde olduğunun, parsellere ait kadastro tutanaklarının zuhulen kesinleştirildiklerinin kabulü gerekir. Dava hala derdest bulunmaktadır. Nitekim, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27/1. maddesi hükmüne göre, “mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mallara ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesine re’sen devrolunur” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 26/son maddesi hükmüne göre de, “Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar.” Mahkemece açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri uyarınca; mülkiyet uyuşmazlığı hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Zonguldak Kadastro Mahkemesine gönderilmesine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesinin görev alanı dışında kalan tazminat isteği bakımından HUMK.nun 46. maddesi gereğince ayırma (tefrik) kararı verilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmek suretiyle bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözetilir. Tutanakların malik hanesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi uyarınca ancak Kadastro Mahkemelerince doldurulur.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 19.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.