Ceza Genel Kurulu 2018/524 E. , 2021/283 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 712-150
Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ..."nun ... beraatine ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.03.2015 tarihli ve 712-150 sayılı hükmün, şikâyetçi banka vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.01.2018 tarih ve 20793-144 sayı ile;
"Resmî belgede sahtecilik suçundan zarar görmeyen şikâyetçi Akbank"ın davaya katılma hakkı bulunmadığı ve mahkeme tarafından da katılma kararı verilmiş olmasının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği cihetle; şikâyetçi banka vekilinin temyiz isteğinin CMUK"nın 317. maddesi gereğince reddine," karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 21.02.2018 tarih ve 362159 sayı ile;
"Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanlığının 10.01.2018 gün ve 2017/20793 esas, 2018/144 karar sayılı ilamının, sanığın resmî belgede sahtecilik suçundan beraatine ilişkin hüküm yönünden, şikâyetçi banka vekilinin temyiz isteğinin CMUK"nın 317. maddesi gereğince reddine ilişkin bölümün kaldırılarak,
...
Yapılan yargılamaya, elde edilen delillerin mahkûmiyete yeterli olmamasına, mahkemenin soruşturma sonunda oluşan inanç ve takdirine, hükmün gerekçesine göre,
Katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2015 tarih ve 2012/712 esas, 2015/150 karar sayılı ilamı ile, sanık ... hakkında katılan ..."a ibraz edilen mağdur ..."ın sahte nüfus cüzdanını düzenlemek ve kullanmak suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararının onanmasına karar verilmesi" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 03.10.2018 tarih ve 8392-10283 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece temyiz isteminin reddine karar verilmesi suretiyle; resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ise temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; şikâyetçi Akbank TAŞ’nin, sanık ... (...) hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
... Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.04.2013 tarih ve 931-360 sayı ile sanık ..."nun (...), ... isimli şahsın sürücü belgesi üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak 12.07.2007 tarihinde ... Akbank Şubesine başvurup kredi kartı talebinde bulunduğu, bu doğrultuda bankacılık hizmetleri sözleşmesini imzalayarak sahte bilgilerle oluşturmuş olduğu kredi kartını aldığı, bu kartla çok sayıda harcama yaptığı iddiası ile resmî belgede sahtecilik ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı,
03.04.2014 tarihli oturumda Av. ..."ın Akbank TAŞ adına davaya katılma talebinde bulunması üzerine aynı oturumda bu talebin kabulüne karar verildiği,
Yapılan yargılama sonucunda ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 10.03.2015 tarih ve 712-150 sayı ile resmî belgede sahtecilik suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığından bahisle CMK"nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği,
Şikâyetçi Banka vekilinin 10.03.2015 tarihinde yüzüne karşı resmî belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararını 12.03.2015 tarihinde temyiz ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, "haksızlığa uğramış kişi" olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. TCK"nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır.
Mağdurun belirlenmesi, suçun unsurlarının veya nitelikli hâllerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile özellikle TCK yönüyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının çözümü konusu başta olmak üzere birçok ceza hukuku hükmünün doğru ve isabetli uygulanabilmesi açısından önemli olmasına rağmen, TCK"da ve diğer kanunlarımızda mağdurun bir tanımı yapılmamıştır. Öğretide de kabul olunduğu üzere kanun koyucunun bu tercihi öncelikle kapsayıcı bir tanım yapmanın zorluğundan kaynaklanmakta, diğer taraftan kavramın bazen dar bazen de geniş yorumlanmasına duyulan ihtiyaç bu yönde bir tercihi zorunlu kılmaktadır.
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramı ise gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, Ceza Genel Kurulunun 08.11.2016 tarihli ve 830-412, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 22.10.2002 tarihli ve 234–366 ile 11.04.2000 tarihli ve 65–69 sayılı kararlarında; "dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez" şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, ..., 2015, s.289; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, ..., 2015, s. 214-217; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, ..., 2015, s.106 - 107.).
Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.
5237 sayılı TCK"nın belgede sahtecilik suçlarının düzenlendiği madde metinlerinde suçun mağdurunun kim olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamunun güveni olması ve bu suçların kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğunun, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü hâlinde, birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan sahtecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK"nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir." şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacaktır.
Öğretide, belgede sahtecilik fiilinin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde ilgili kişinin de mağdur sayılacağı yönünde bir kısım görüşler (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Özel Kısım, Savaş Yayınevi, ... 2007, s. 205-206.) olmakla birlikte, çoğunluk itibarıyla, bu suçların mağdurunun kamu olduğuna ilişkin bir kabul vardır (Veli Özer Özbek, Mehmet Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, 2012, s. 759.).
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 397-202 sayılı kararında da; belgede sahtecilik suçlarının mağdurunun kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil suçtan zarar gören konumunda bulunduğu belirtilmiştir.
Bu bağlamda sahtecilik suçunun konusu olan belgelerin kullanıldığı/ibraz edildiği kişi veya kurumların da suçun maddi unsurunun doğrudan hedefi olması, sahte belgeyle muhatap olarak bu belgeler doğrultusunda bir takım işlemler yapması veya yapabilecek konumda bulunması nedeniyle suça konu belgelerin kullanıldığı/ibraz edildiği kişi veya kurumların gerçekleştirilen eylem ve sonuçlarından doğrudan doğruya zarar gördüğü kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2020 tarihli ve 355-109 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Özel Dairelerin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ..."nun (...) mağdur ..."ın sürücü belgesi üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak 12.07.2007 tarihinde ... Akbank Şubesine başvurup kredi kartı talebinde bulunduğu, bu doğrultuda bankacılık hizmetleri sözleşmesini mağdur adına imzalayarak sahte bilgilerle oluşturulmuş kredi kartını aldığı, bu kartla çok sayıda harcama yaptığı iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın sahte olduğu iddia edilen sürücü belgesini şikâyetçi Akbank TAŞ"ye ibraz etmesi nedeniyle anılan tüzel kişinin, suçun maddi unsurunun doğrudan hedefi olması ve sahte belgeler ile muhatap olup bu belgelere göre bir takım işlemler yapması veya yapabilecek konumda bulunması nedeniyle katılan sıfatını alabilecek şekilde resmî belgede sahtecilik suçundan doğrudan doğruya zarar gördüğü ve bu bağlamda bahse konu suçtan açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanan itirazının kabulüne, Özel Dairenin ret kararının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.01.2018 tarihli ve 20793-144 sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.06.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.