Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/61
Karar No: 2021/292

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/61 Esas 2021/292 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/61 E.  ,  2021/292 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 19. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 1-17

    Sanık ... hakkında ormandan ağaç kesme ve kaçak orman emvali bulundurma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kaçak orman emvali bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 6831 sayılı Kanun’un 108/1, 108/3, 108/4, TCK"nın 62/1, 52/2, 51/1-3 ve 54. maddeleri uyarınca 8 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetime tabi tutulmasına, suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına ilişkin ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16.12.2013 tarihli ve 64-72 sayılı hükmün suçtan zarar gören Orman İdaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesince 08.12.2016 tarih ve 4414-23287 sayı ile;
    "02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 12. maddesi ile TCK"nın 75. maddesinde yapılan değişiklik ve ekleme sonucu 6831 sayılı Kanun"un 108/1. maddesinde öngörülen suçun ön ödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, TCK’nın 54/1-3. maddeleri uyarınca suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.05.2017 tarihli ve 9-30 sayılı hükmün, suçtan zarar gören Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesince 29.11.2017 tarih ve 4323-10270 sayı ile;
    "Sanığın üzerine atılı 6831 sayılı Kanun"un 108/1. maddesinde yazılı suçun 6763 sayılı Kanun"un 12. maddesi ile TCK"nın 75. maddesinde yapılan değişikle ön ödemelik suçlar kapsamına alındığı gerekçesiyle, önceki hükmün Dairemizce bozulduğu ve bozmaya da uyulduğu hâlde, kendisine teklif edilen ön ödeme uyarısına uymayan sanığın 6831 sayılı Kanun"un 108/1. maddesinden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece müsadere hakkında karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    ... Asliye Ceza Mahkemesi ise 14.02.2018 tarih ve 1-17 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına karar vermiştir.
    Bu hükmün de suçtan zarar gören Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2018 tarihli ve 28191 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanun"un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK"nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 19. Ceza Dairesince 17.01.2019 tarih ve 3776-350 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında müsadere ve iade kararı ile birlikte kaçak orman emvali bulundurma suçundan da hüküm kurulması gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilmesine rağmen, katılma talebinde bulunmayan ve CMK"nın 237. maddesine uygun biçimde katılan sıfatını almayan suçtan zarar gören Orman İdaresi"nin temyiz hakkı bulunup bulunmadığının, bu bağlamda Yerel Mahkemenin 16.12.2013 tarihli kararından sonra verilen Özel Dairenin 08.12.2016 ve 29.11.2017 tarihli kararları ile Yerel Mahkemenin 31.05.2017 ve 14.02.2018 tarihli kararlarının hukuki değerden yoksun olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    ... Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2010 tarihli ve 47-15 sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında ormandan ağaç kesme ve kaçak orman emvali bulundurmak suçlarını işlediğinden bahisle 6831 sayılı Kanun"un 91/1, 91/4, 108/1, 108/son, TCK"nın 53 ve 6831 sayılı Kanun"un 108/son delaletiyle TCK"nın 54. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı,
    Yerel Mahkemece yapılan yargılama sırasında 18. celsede suçtan zarar görme ihtimaline binaen açılan kamu davasından ... Orman İşletme Şefliğinin haberdar edilmesine, bu hususta iddianame ekli davetiye tebliğine karar verilmesi üzerine suçtan zarar gören Orman İdaresine 16.01.2013 tarihinde iddianame ve duruşma gününün usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği,
    Suçtan zarar gören Orman İdaresinin temsilcisi ya da vekilinin duruşmalara gelmediği gibi katılma talebini içerir dilekçe de göndermediği, 23.09.2013 tarihinde yapılan keşfe ise tutanaklarda imzası bulunan orman muhafaza memurunun katılarak “Yapılan keşfe bir diyeceğim yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğu,
    ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 16.12.2013 tarih ve 64-72 sayı ile; sanığın eyleminin kaçak orman emvali bulundurmak suçunu oluşturduğu kabul edilerek 6831 sayılı Kanun’un 108/1, 108/3, 108/4, TCK"nın 62/1, 52/2, 51/1-3 ve 54. maddeleri uyarınca 8 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetime tabi tutulmasına, suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına karar verildiği,
    Sanık ve Orman İdaresinin yokluğunda verilen kararın sanığa 20.01.2014 tarihinde, suçtan zarar gören Orman İdaresine ise 14.01.2014 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın hükmü temyiz etmediği, suçtan zarar gören Orman İdaresinin ise temsilcisi aracılığıyla 17.01.2014 tarihinde hükmü temyiz ettiği,
    Yargıtay 19. Ceza Dairesince 08.12.2016 tarih ve 4414-23287 sayı ile hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra yapılan yargılama sonucunda, suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.05.2017 tarihli ve 9-30 sayılı hükmün suçtan zarar gören Orman İdaresi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesince 29.11.2017 tarih ve 4323-10270 sayı ile bozulmasına, Yerel Mahkemece ise 14.02.2018 tarih ve 1-17 sayı ile bozma kararına direnilerek önceki hükümdeki gibi suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın müsaderesine yer olmadığına karar verildiği, direnme kararına konu hükmün de suçtan zarar gören Orman İdaresi vekilince temyiz edildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Ön sorunun isabetli bir şekilde hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için konuya ilişkin kanuni düzenlemelerin ve kavramların incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
    CMK’nın "Kamu davasına katılma" başlıklı 237. maddesi;
    "1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
    2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.",
    "Katılma usulü" başlıklı 238. maddesi ise;
    "1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
    2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
    3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir.
    CMK"nın 237. maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmış, ancak kanun yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, istisnai olarak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi hâlinde inceleme mercisince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir.
    CMK"nın "Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması" başlıklı 233. maddesinin 1. fıkrası; "Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir." şeklinde düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca mağdur ve şikâyetçinin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerekmektedir. Katılma hakkı olan gerçek veya tüzel kişinin şikâyet hakkının da olduğu, diğer bir deyişle katılma hakkının şikâyet hakkını da içerdiği hususunda hiçbir kuşku yoktur.
    CMK"nın mağdur ve şikâyetçinin haklarını düzenleyen "Mağdur ile şikâyetçinin hakları" başlıklı 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;
    "Kovuşturma evresinde;
    1. Duruşmadan haberdar edilme,
    2. Kamu davasına katılma,
    3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,
    4. Tanıkların davetini isteme,
    5. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
    6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma..." şeklinde olup buna göre mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde; duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili bulunmaması hâlinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ve davaya katılmış olmak şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
    Anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, duruşmadan haberdar edilme kanun koyucu tarafından, mağdur ve şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mağdur ve şikâyetçiye veya vekillerine usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan "Duruşmadan haberdar edilme" hakkının kullandırıldığından bahsetmek mümkün değildir. CMK"nın 234. maddesi uyarınca bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırılık oluşturacaktır.
    CMK"nın kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen 260. maddesinin birinci fıkrası ise;
    "(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklinde olup buna göre; duruşmadan haberdar olmayan mağdura, şikâyetçiye veya suçtan zarar görene gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden sonra, hükmün temyiz edilmesi durumunda CMK"nın 260. maddesi uyarınca "Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören" sıfatı ile temyizi incelenecek, ancak katılma hakkının kanundan doğmuş olması hâlinde CMK"nın 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilemeyebilecektir.
    1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken "Temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi" başlıklı 315. maddesinde; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.
    Temyiz eden taraf red kararının kendisine tebliğinden itibaren bir hafta Temyiz Mahkemesinden bu hususta bir karar verilmesini taleb edebilir. Bu takdirde dosya Temyiz Mahkemesine gönderilir. Şu kadar ki, bu sebepten dolayı hükmün infazı tehir olunmaz”,
    "Yargıtayca temyiz isteğinin reddi" başlıklı 317. maddesinde de; "Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapıldığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar." düzenlemelerine yer verilmiştir.
    1412 sayılı CMUK’nın 315. maddesinde, temyiz talebinin kabule değer olup olmadığı ön incelemesinin ilk derece mahkemesince yapılması öngörüldüğü hâlde, 317. madde ile aynı incelemenin Yargıtayca da yapılması hüküm altına alınmıştır.
    Buna göre temyiz başvurusunda bulunulması hâlinde hükmü veren mahkemece, öncelikle temyiz başvurusunun kabul edilebilir olup olmadığı araştırılacak, bu bağlamda da temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı ve başvuruda bulunanın hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenecektir.
    Mahkemece temyiz isteğinin kabul edilebilir bulunması hâlinde, herhangi bir karar verilmeden aynı Kanun"un 316. maddesi uyarınca tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra dosya temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir. Buna karşılık, temyiz başvurusu kanuni süre geçtikten sonra yapılmışsa ya da karar temyiz edilebilir nitelikte değilse veya başvuruda bulunanın temyiz etme hakkı bulunmuyor ise temyiz talebi ilk derece mahkemesince CMUK"nın 315. maddesi uyarınca reddedilecektir. Başvuru sahibi de ret kararına karşı tebliğden itibaren bir hafta içinde temyiz kanun yolu başvurusunda bulunabilecek ve bu durumda da dosya Yargıtaya gönderilecektir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesiyle daireye gönderilen dosyanın esasına girilmeden önce, Yargıtay ilgili Dairesince öncelikle temyiz başvurusunun kabul edilebilir olup olmadığı araştırılacak, bu bağlamda da temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı, başvuruda bulunanın hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenecektir. Temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapılması ya da kararın temyiz edilebilir nitelikte bulunmaması veya başvuruda bulunanın temyiz etme hak ve yetkisinin olmaması hâlinde ise ilgili Dairece temyiz talebi 1412 sayılı CMUK"nın 317. maddesi uyarınca reddedilecek, temyiz talebinin reddi nedenlerinin bulunmaması durumunda da esas yönünden temyiz incelemesi yapılacaktır.
    Dosyanın, hükmü temyiz olunan mahkemece verilen temyiz isteminin reddi kararına karşı yapılan başvuru üzerine yollanması hâlinde de Yargıtay tarafından; ret kararı usul ve kanuna uygun bulunursa temyizin reddi kararının onanmasına karar verilip dosya mahkemesine geri gönderilecek, ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğu tespit edilirse, bu karar kaldırılıp hüküm esastan incelenecektir. Diğer bir anlatımla, temyiz başvurusunun kabul edilebilirliği belirlendikten sonra Yargıtayca yapılacak inceleme ilk derece mahkemesince verilen hükmün esasına yönelik olacaktır.
    Bu bilgiler ışığında ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ... hakkında ormandan ağaç kesme ve kaçak orman emvali bulundurmak suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sırasında suçtan zarar görme ihtimaline binaen açılan kamu davasından Orman İdaresinin haberdar edilmesine, bu hususta iddianame ekli davetiye tebliğine karar verilmesi üzerine suçtan zarar gören Orman İdaresine 16.01.2013 tarihinde iddianame ve duruşma gününün usulüne uygun şekilde tebliği sağlanarak suçtan zarar görenin duruşmadan haberdar edildiği, suçtan zarar gören Orman İdaresinin temsilcisi ya da vekilinin duruşmalara gelmediği gibi sanıktan şikâyetçi olduklarını veya katılma talebini içerir dilekçe de göndermediği, yapılan keşfe ise Orman İdaresi temsilcisi veya vekilinin katılmayıp tutanaklarda imzası bulunan orman muhafaza memurunun katılarak “Yapılan keşfe bir diyeceğim yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğu, Yerel Mahkemece 16.12.2013 tarih ve 64-72 sayı ile sanığın kaçak orman emvali bulundurmak suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanık ve Orman İdaresinin yokluğunda verilen kararın sadece suçtan zarar gören Orman İdaresi temsilcisi tarafından temyiz edildiği, Özel Dairece 08.12.2016 tarih ve 4414-23287 sayı ile hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra yapılan yargılama sonucunda, suça konu orman emvalinin müsaderesine ve suçta kullanıldığı iddia edilen aracın ise müsaderesine yer olmadığına ilişkin Yerel Mahkemece verilen 31.05.2017 tarihli ve 9-30 sayılı hükmün suçtan zarar gören Orman İdaresi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece 29.11.2017 tarih ve 4323-10270 sayı ile bozulmasına karar verildiği, Yerel Mahkemece 14.02.2018 tarih ve 1-17 sayı ile bozma kararına direnildiği ve direnme kararına konu hükmün de suçtan zarar gören Orman İdaresi vekilince temyiz edildiği anlaşılmıştır.
    Davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilmesine rağmen, duruşmalara katılmayan, katılma talebinde bulunmayan ve CMK"nın 237. maddesine uygun biçimde katılan sıfatını almayan suçtan zarar gören Orman İdaresinin temyiz hakkı bulunmadığı, bu bağlamda suçtan zarar gören Orman İdaresi temsilcisinin ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 64-72 sayılı hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken temyiz başvurusunun esas yönünden inceleyen Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 08.12.2016 tarihli ve 4414-23287 sayılı kararının, bu bozma kararından sonra verilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli ve 9-30, 14.02.2018 tarihli ve 1-17 sayılı kararları ile Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 4323-10270 sayılı kararlarının hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, hukuki değerden yoksun bulunan Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 08.12.2016 tarihli ve 4414-23287 sayılı kararının, bu bozma kararından sonra verilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli ve 9-30, 14.02.2018 tarihli ve 1-17 sayılı kararları ile Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 4323-10270 sayılı kararının kaldırılmasına, ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 64-72 sayılı hükmüne yönelik temyiz hakkı bulunmayan suçtan zarar gören Orman İdaresinin vaki temyiz talebinin, 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 317. maddesi gereğince reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 08.12.2016 tarihli ve 4414-23287, 29.11.2017 tarihli ve 4323-10270 sayılı kararları ile ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli ve 9-30, 14.02.2018 tarihli ve 1-17 sayılı kararlarının hukuki değerden yoksun olmaları nedeniyle KALDIRILMALARINA,
    2- ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 64-72 sayılı hükmüne yönelik temyiz hakkı bulunmayan suçtan zarar gören Orman İdaresinin vaki temyiz talebinin, 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 317. maddesi gereğince REDDİNE,
    3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.06.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi