(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2020/600 E. , 2020/3967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının maden işçisi olarak davalılardan TTK Genel Müdürlüğünün asıl işveren, diğer davalının alt işveren olarak faaliyette bulunduğu işyerinde 15.01.2008"den itibaren çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından 26.02.2013 tarihinde haksız ve önelsiz feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:
Davalı TTK Genel Müdürlüğü cevabında, diğer davalı ile 27.01.2004 günlü rödovans sözleşmesi yapıldığından sorumluluğun sahayı fiilen işleten şirkette olduğunu, kurumun sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket cevabında, dava konusu alacakların miktarının belirlenebilir olmasından dolayı kısmi dava açılamayacağını, davacının kendilerinden herhangi bir alacağı bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın TTK Genel Müdürlüğü yönünden husumet nedeniyle reddine; diğer davalı yönünden davanın kabulüne dair verilen 11.04.2014 tarihli ilk karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 7.Hukuk Dairesi’nin 06.11.2014 tarihli ilamı ile özetle, “Mahkemece davacının Maden Kanunundaki değişiklik sonrası olan 10.06.2010-04.03.2013 tarihleri arasındaki işçilik alacakları yönünden TTK Genel Müdürlüğünün sorumlu olmadığının ve husumetin bu dönem için anılan davalıya düşmediğinin kabulü doğru ise de Maden Kanunundaki değişiklik öncesi çalışma dönemindeki işçilik alacakları yönünden davanın davalı TTK Genel Müdürlüğü yönünden reddi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek devam edilen yargılama sonunda davanın kabulü ile, kıdem tazminatı, yıllık izin ücret ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen 12.11.2015 tarihli karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 7.Hukuk Dairesi’nin 09.06.2016 tarihli ilamı ile özetle, “Yıllık izin ücret alacağının için ise, fesih tarihinde yasa değişikliği nedeni ile davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün sorumluluğu bulunmadığından davalı TTK Genel Müdürlüğü yönünden bu alacağın reddi gerekmektedir. Mahkemece davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün sorumlu olduğu alacak miktarı belirlenmeksizin talep dikkate alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş,yargılama sonunda davanın TTK Genel Müdürlüğü yönünden husumet nedeniyle reddine; diğer davalı yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında mahkemece bozma ilamına uygun karar tesis edilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, davanın TTK Genel Müdürlüğü yönünden husumet nedeniyle reddine; diğer davalı yönünden davanın kabulüne dair verilen 11.04.2014 tarihli ilk karar , davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 7.Hukuk Dairesi’nin 06.11.2014 tarihli ilamı ile özetle, “ Dosya kapsamına göre davacı 15.01.2008-04.03.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmıştır. Davalılar arasından yapılan rödovans sözleşmesinin "Kontrol ve Denetleme" başlıklı 20.maddesinde "TTK veya yetkili kılınacak müessese müdürlüğü işletmecinin sahadaki çalışmalarını işletme porjesine uygun yapıp yapmadığını kontrol etmeye yetkilidir" şeklindeki düzenleme mevcuttur.
Her ne kadar 3213 sayılı Maden Kanunu"na 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanunun 17.maddesi ile eklenen Ek 7. maddesinde "maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz" hükmünü öngörmüş ise de davacının çalışma süresi gözetildiğinde 15.01.2008 tarihinde Maden Kanunundaki değişiklik tarihi olan 10.06.2010 tarihine kadar olan işçilik alacaklarından davalı TTK Genel Müdürlüğünün rödovans sözleşmesindeki hükümler gereği kontrol yetkisi olduğundan asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece davacının Maden Kanunundaki değişiklik sonrası olan 10.06.2010-04.03.2013 tarihleri arasındaki işçilik alacakları yönünden TTK Genel Müdürlüğünün sorumlu olmadığının ve husumetin bu dönem için anılan davalıya düşmediğinin kabulü doğru ise de Maden Kanunundaki değişiklik öncesi çalışma dönemindeki işçilik alacakları yönünden davanın davalı TTK Genel Müdürlüğü yönünden reddi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.”gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek devam edilen yargılama sonunda davanın kabulü ile, kıdem tazminatı, yıllık izin ücret ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen 12.11.2015 tarihli karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 7.Hukuk Dairesi’nin 09.06.2016 tarihli ilamı ile özetle, “ Davalı TTK Genel Müdürlüğü, 3213 sayılı Maden Kanunun"daki değişiklik nedeni ile 17.01.2008-24.06.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının 24.06.2010 tarihindeki ücreti üzerinden kıdem tazminat alacağı ile 17.01.2008-24.06.2010 tarihleri arasında tahakkuk eden ulusal bayram genel tatil ücret alacağından bu tarihlerdeki dönemsel ücrete göre sorumludur. Fesih tarihinde yasa değişikliği nedeni ile sorumluluğu bulunmadığından yıllık izin ücret alacağından sorumlu tutulması ise mümkün değildir. Her alacak davası içinde bir tesbit hükmünü taşıdığından, yapılacak iş, dosyanın bilirkişiye verilerek davacının 17.01.2008-24.06.2010 tarihleri arasındaki kıdem tazminat alacağını 24.06.2010 tarihindeki ücretine göre hesaplattırılarak davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün kıdem tazminat alacağından sorumluluğunu belirlemektir. Yine davacının 17.01.2008-24.06.2010 tarihleri arasındaki ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının hesaplattırılıp davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün sorumlu olduğu miktar tesbit edildikten sonra talep dikkate alınarak bu alacak hakkında da karar vermektir.Yıllık izin ücret alacağının için ise, fesih tarihinde yasa değişikliği nedeni ile davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün sorumluluğu bulunmadığından davalı TTK Genel Müdürlüğü yönünden bu alacağın reddi gerekmektedir. Mahkemece davalı TTK Genel Müdürlüğü"nün sorumlu olduğu alacak miktarı belirlenmeksizin talep dikkate alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak Mahkemece bozma gereği yerine getirilmemiştir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Zira bozma kararına uyularak, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. (09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Somut olayda yerel mahkeme tarafından bozmaya uyulmuş, bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkemece bozma gereği yerine getirilmemiş olması hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken, Yargıtay (kapatılan) 7.Hukuk Dairesi’nin 09.06.2016 tarihli ilamında belirtildiği gibi davacının 17.01.2008-24.06.2010 tarihleri arasındaki çalışması yönünden davalı TTK’nın sorumluluğunun bozma ilamında belirtilen hususlar esas alınarak belirlenmesi ve bozma gereklerinin yerine getirilmesidir.
Açıklanan nedenlerle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.