3. Hukuk Dairesi 2016/344 E. , 2016/2526 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili idarenin alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların fiili kullanıcı olduklarını bu sebeple borçtan sorumlu olduklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların %40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; borcun zamanaşımına uğradığını, ... İlçesi ... Mah. 532 pafta 3230 ada 16 parselde bulunan 3 nolu dükkanın tamamı 17/06/1997 tarihinde ... tarafından müvekkiline satıldığı; ..."ın söz konusu gayrimenkulu her ne kadar 17/06/1997 tarihinde devir almış görünüyorsa da 1999 yılı Aralık ayına kadar dava dışı ..."ın gayrimenkulde faaliyet gösterdiği; davacı tarafından 01/11/1999 tarihli sözleşmenin kör tıpayla 18/10/1999 tarihinde kapatıldığı ancak söz konusu tutanakta sayacın tek taraflı olarak 21/10/1999 tarihinde söküldüğünden söz konusu yerde tabldot yemek yapıldığından bahsedildiği; davalı idare tarafından tutulan tutanaklarda çelişki bulunduğu; davacı tarafından bağlanan sayacın dava dışı 3.kişi ... adına kayıtlı olduğu ve 1999 yılına kadar da söz konusu borçtan sorumlu olduğu; ve davacı tarafından sunulan gecikme cezaları incelendiğinde 1996 ile 1999 arasında olduğu ve 17/06/1997 tarihinde müvekkilinin taşınmazı dava dışı ..."dan devraldığı ve böyelikle borcun tamamının müvekkiline ait olmadığı belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava dışı ..."ın 06/09/1991 tarihinde davacı idarenin su abonesi olduğu; ve sözleşmenin borç nedeniyle iptal edildiği dava konusu dükkanın 17/06/1997 tarihinde davalı ..."a sattığı ve davalı ..."ın ise; 01/01/1996 tarihinden itibaren tabldot yemek hizmeti işi nedeniyle vergi mükellefi olup 09/10/1997 tarihinde işyerini terkettiği; böylelikle davalı ..."ın fiili su kullanıcısı olduğu; icra takip tarihi itibarıyla davalı ... "ın 8.053 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, davalı ..."ın ise; fiili kullanıcı olmadığı gibi su aboneliğinin de bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2011/1044 Esas sayılı dosya ile davalı ... tarafından yapılan 8.053 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili ve davacı ... idareci vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK"nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Takibe konu alacak 10.10.1996-19.11.1999 tarihleri arasındaki su kullanım bedeline ilişkindir. Davalı ..."ın bu tarihler itibariyle adına sözleşme olmaksızın su kullandığı, fiili kullanıcı olduğu iddia edilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanmış ve davalı ..."ın tabldot yemek işi nedeniyle 01.01.1996 tarihinden itibaren fiili olarak su kullandığı, suyu fiilen kullanmaya başladığı tarihten sayacın son kaydettiği 1162 m3 işaretine kadar su bedeli ve gecikme cezasından sorumlu olduğu miktarın 8.052,52 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalı ... vekili tarafından, davalının vergi kayıtlarından da işyerini 09.10.1997 tarihinde terk ettiğinin anlaşıldığını, bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun olmadığı gerekçesiyle rapora itiraz edilmiş ise de, mahkemece bu itiraz itibar görmemiştir.
İlgili Vergi Dairesi kayıtlarına göre söz konusu yerde davalı ... 01.01.1996 tarihinde işe başlamış, 09.10.1997 tarihi itibariyle de söz konusu işi terk etmiştir. Bilirkişi raporunda davalının işi terk ettiği hususu tartışılmamış, borcun tamamından davalı ... sorumlu tutulmuştur.
Mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden, konusunda uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanan raporu doğrultusunda hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı tarafın gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde belirttiği itirazları da göz önünde bulundurularak, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınması, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Bozma sebebine göre davacı ... idareci vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.