8. Hukuk Dairesi 2012/1581 E. , 2012/9982 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... mirasçıları; ... ve müşterekleri ile Hazine ve Hacıyusuf Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 15.11.2011 gün ve 33/450 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, mevki ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmazı Mustafa Yalçın ile eşi Hüriye Yalçın"dan 27.04.1967 tarihli senetle satın aldıklarını, 1967 yılından beri ekip biçtiklerini, kadastro çalışmaları sırasında senedi ilgili memurlara vermedikleri için 138 ada 13 parsel numarası ile Hazine adına tespit edildiğini açıklayarak taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile eşit hisseli olarak adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, yargılama oturumunda davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... tüzel kişiliği temsilcisi, davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 138 ada 13 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ...ve ... tarafından düzenlenen 05.07.2011 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 423,26 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile 2/4 hissesinin davacı... adına, ¼ hissesinin ... mirasçıları adına, ¼ hissesinin ise ... mirasçıları adına tapuya tesciline, krokide B harfi ile gösterilen 33.338,11 m2’lik taşınmaz ile C harfi ile gösterilen 7675,68 m2’lik taşınmazın, 138 ada 13 nolu parselden ifraz edilerek, 2/4 hissesinin davacı...adına, ¼ hissesinin ... mirasçıları adına, ¼ hissesinin ... mirasçıları adına, miras hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince açılan tescil, tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davacılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi taleple bağlılık ilkesi üzerinde de durulmamıştır. Uyuşmazlık konusu 138 ada 13 parsel sayılı taşınmaz 14.01.2003 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, tutanağın itirazsız kesinleşmesi üzerine Hazine adına tapu kaydı oluşmuştur. Fen bilirkişileri Adem Kilit ve... tarafından düzenlenen 05.07.2011 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisine göre taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen 423,26 m2’lik kısmın davaya konu 138 ada 13 parsel sayılı taşınmaz içinde kalmakta olup B harfi ile gösterilen 33.338,11 m2’lik kısmı ile C harfi ile gösterilen 7675,68 m2’lik kısmı tapulama harici bırakılan alanda kalmaktadır. C harfi ile gösterilen kısım davacı tarafça dava konusu da edilmemiştir. Fen bilirkişisi Adem Kilit tarafından düzenlenen 15.11.2011 tarihli ek rapora göre ise krokide B ve C harfi ile gösterilen kısımların kadastro çalışmaları sırasında sehven kadastroları yapılmamıştır. Bilirkişilerin bu belirlemesine rağmen mahkemece, dava konusu taşınmazın krokide B harfi ile gösterilen kısmının kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılma nedeni, tarihi ve niteliği sorulmadığı gibi çifte tapunun önlenmesi açısından tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığı da sorulmamıştır. Davaya konu taşınmazın miktarının fazla oluşu ile bilirkişi tarafından sehven kadastro tespitinin yapılmadığının açıklanması gözönünde tutulduğunda taşınmazın niteliği konusunda güçlü bir duraksama söz konusu olduğu halde hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş çifte tapunun önlenmesi açısından hükme esas alınan teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenerek dava konusu yapılan yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, aynı şekilde dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılma nedeni ve kadastro tespitinin yapıldığı tarih ile taşınmazın niteliğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulması gereklidir. Dairenin bugüne kadar ki uygulaması göz önünde tutularak, davanın açıldığı 26.03.2007 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1977-1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının bulunduğu yerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258, 259 (HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2) maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle adı geçenlerin keşif yerinde dinlenilmeleri, getirilecek hava fotoğraflarının daha önce götürülmeyen kadastro fen elamanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının stereoskopik aletle üç boyutlu olarak uzman bilirkişilerce incelemeye tabi tutulması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda gerekçeli denetime açık rapor alınması, dava konusu yerin her iki hava fotoğrafı üzerindeki yerlerinin işaretlenmesi, davacıların hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladığı, imar-ihyanın ne şekilde sürdüğü, emek ve para sarfını ne biçimde yaptığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, HUMK.nun 366 (HMK. 290/2) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek mahkeme hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, fotoğraflar üzerinde teknik bilirkişice yerin işaretlenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucunda hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Öte yandan, fen bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen 7675,68 m2"lik taşınmaz kısma davacı tarafça dava konusu edilmediği halde, HUMK.nun 74 (HMK. m. 26) maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Anılan yasa maddesine göre “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucuna daha azına karar verebilir.” Mahkemece, bu ilke göz ardı edilerek krokide C harfi ile gösterilen kısmın da davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bundan ayrı, taşınmazın fen bilirkişilerince düzenlenen rapor ve krokide B harfi ile gösterilen kısmı tapulama harici alanda kalmaktadır. İlke olarak kadastro tespitiyle kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğrar ve kadastrodan sonra başlayacak zilyetlik süresine eklenmez. Dava konusu krokide B harfi ile gösterilen taşınmaz kısmı komşu parsel tutanaklarına göre 14.01.2003 tarihinde tespit harici bırakılmıştır. Bu tarihten eldeki davanın dava tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlik süresinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin de mahkemece gözönünde bulundurulması gerekir.
Bu nedenle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.