Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/615
Karar No: 2021/334

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/615 Esas 2021/334 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/615 E.  ,  2021/334 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza

    Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ..."in TCK’nın 204/1-3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Arapgir Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.11.2013 tarihli ve 2-58 sayılı hükümlerin, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 10.01.2017 tarih ve 8073-113 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.03.2017 tarih ve 12709 sayı ile;
    ".... ve Abdulbaki Öktem vekili sıfatıyla katılan ..."in, sanık ..."e, Büyükçekmece 5. Noterliğince düzenlenen 19.12.2005 tarihli 57125 yevmiye ve 57126 yevmiye numaralı vekaletnameler verdiğinin, vekaletnameler üzerinde "İşbu vekaletname 10.01.2006 günü mesai bitimine kadar geçerlidir" ibaresinin yer aldığının, sanığın vekaletnamelerin süre kısmını "İşbu vekaletname 10.01.2007 günü mesai bitimine kadar geçerlidir" şeklinde ibare eklemek suretiyle sahte olarak düzenleyip 57125 yevmiye numaralı vekaletnameyi 13.12.2006 tarihinde Malatya 1. Noterliği"ne ibraz ederek, 57126 yevmiye numaralı vekaletnameyi ise 15.11.2006 tarihinde Sarıyer 2. Noterliği"ne ibraz ederek suret tasdiki yaptırdığının, bu iki adet sahte vekaletnameyi 18.12.2006 tarihinde Arapgir Tapu Müdürlüğü"ne ibraz ederek kullandığının ve taşınmaz devri yaptığının anlaşıldığı olayda;
    Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK"nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan "resmi belgede sahtecilik" suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olması, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı da dikkate alındığında, sanığın suça konu vekaletnameleri sahte olarak düzenleyip değişik tarihlerde noterlerde suret tasdiki yaptırarak 18.12.2006 tarihinde tapuda kullanıp taşınmaz devri yaptırması eyleminde, sanığın sahtecilik eylemlerini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirdiği, bu nedenle sanığın eylemlerinin teselsül ettiği dikkate alınarak, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan tek ceza verilerek, cezanın teselsül ettirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkında iki kez resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünü onayan daire kararına karşı itiraz yoluna gidilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 11.04.2017 tarih ve 2549-2742 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; resmî belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı iki kez mahkûmiyet hükmü kurulan sanık hakkında anılan mahkûmiyet hükümlerine konu eylemleri yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Şikâyetçi ... vekilinin, miras paylaşımı ile ilgili olarak müvekkili tarafından sanık ...’e verilen süreli vekâletnamenin, bilgileri dışında süresi uzatılarak kullanıldığı iddiasıyla verdiği 10.06.2009 havale tarihli şikâyet dilekçesi üzerine sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı,
    Soruşturma kapsamında, şikâyetçi ve şikâyetçinin oğlu olan katılan ...’in iddiasına konu Malatya ili, Arapgir ilçesi, Yenimahalle Mahallesi, Hocaali Mevkisi pafta No:3, ada No:442, parsel No:27 sayılı adreste kayıtlı taşınmaza ilişkin tapu kayıtları incelendiğinde; söz konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 14.02.1975 tarihinde 1/2’şer hisse olarak Seyfettin Genç ve eşi Nevber Genç adına tapuya kaydedildiği, Nevber Genç"in 1/2’lik hissesinin oğlu Ahmet Nizamettin Genç tarafından 07.07.1989 tarihinde satın alındığı, Seyfettin Genç üzerine kayıtlı 1/2 hissenin ise Seyfettin Genç"in 1981 yılında ölümü ile mirasçıları olan eşi Nevber Genç ve müşterek çocukları Ahmet Nizamettin Genç, ... ile Ayşe Öktem"e kaldığı, mirasçılardan Ayşe Öktem"in 1995, Nevber Genç"in de 1996 tarihinde ölümü ile vefat edenlerin aynı taşınmazdaki hisselerinin ... ve ... ile ... oğulları, ... ve ..."e kaldığı, sanık ..."in, ...ten aldığı Sarıyer 2. Noterliğince tanzim edilmiş 22.05.2006 tarihli ve 03730 yevmiye numaralı vekâletname uyarınca ....in annesi ..."ten 1989 yılında satın aldığı 1/2’lik hissesini 13.12.2006 tarihinde ... (Ahmet Nizamettin kızı) ve eşi ..."e (Ahmet Nizamettin kızı) devrettiği, yine sanık ..."in, ..., ... ve..."in hisseleri yönünden yetkili vekilleri sıfatıyla bilvekale ve kendi hissesi yönünden bizzat hareket ederek 18.12.2006 tarihinde belirtilen adreste yer alan mezkur kargir ev niteliğindeki taşınmazın geri kalan hisselerini... (Ahmet Nizamettin kızı) ve eşi ..."e (Ahmet Nizamettin kızı) intikal ettirdiği,
    Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığının, Arapgir Tapu Müdürlüğüne hitaben yazdığı ve 18.12.2006 tarihinde gerçekleştirilen taşınmaz devrinde kullanılan vekâletname örneklerinin istendiği 13.01.2010 tarihli yazıya cevaben gönderilen Arapgir Tapu Sicil Müdürlüğünün 18.01.2010 tarihli ve 44 sayılı yazısı ve eklerine göre;
    1- Karşıyaka 2. Noterliğince tanzim edilmiş 16.05.2005 tarihli, 19897 yevmiye numaralı ve içerisinde tevkil yetkisini haiz ..."in, katılan ..."i kendisine süresiz olarak yetkili vekil olarak atadığı düzenleme şeklindeki vekâletnameye istinaden tanzim edildiği görünen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki “İŞBU VEKALETNAME 10.01.2007 (İKİBİNYEDİ YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibareli, ..., ... ve sanık ...’e vekil sıfatıyla Malatya ili Arapgir İlçesi, köyleri ve mülhakat hudutları dahilinde bulunan gayrimenkuller üzerindeki hak ve hisselerin tamamını veya bir kısmını dilediği kimselere arzu ettiği bedel ve şartlarla hisseli veya hissesiz olarak satma yetkisini de veren ve Sarıyer 2. Noterliğince 15.11.2006 tarih ve 8743 sayı ile onaylı vekâletnamenin,
    2- Beşiktaş 6. Noterliğince tanzim edilmiş 12.06.1996 tarih, 34696 yevmiye numaralı ve içerisinde tevkil yetkisini haiz müşteki ..."in, katılan ..."i kendisine süresiz olarak yetkili vekil olarak atadığı düzenleme şeklindeki vekâletnameye istinaden tanzim edildiği görünen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki “İŞBU VEKALETNAME 10.01.2007 (İKİBİNYEDİ YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibareli, Hacı Oruç, Rukiye Semra Öktem ve sanık ...’e vekil sıfatıyla Malatya ili Arapgir İlçesi, köyleri ve mülhakat hudutları dahilinde bulunan gayrimenkuller üzerindeki hak ve hisselerin tamamını veya bir kısmını dilediği kimselere arzu ettiği bedel ve şartlarla hisseli veya hissesiz olarak satma yetkisini de veren ve Malatya 1. Noterliğince 13.12.2006 tarih ve 25966 yevmiye numarası ile onaylı vekâletnamenin,
    Sanık tarafından Arapgir Tapu Müdürlüğünde 18.12.2006 tarihinde yapılan devir işlemi sırasında ibraz edildiği ve Arapgir Tapu Müdürlüğünde düzenlenen 18.12.2006 tarihli ve 619 yevmiye numaralı resmî senet ile Malatya ili, Arapgir ilçesi, Yenimahalle Mahallesi, Hocaali Mevkisi, pafta No:3, ada No:442, parsel No:27 sayılı adreste kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan Abdulbaki Öktem ve şikâyetçi ...’e ait hisselerin sanığın eşi Rukiye Semra Öktem ile Azime Belma Mutlu adına intikalinin sağlandığı,
    Malatya 1. Noterliğinin 09.03.2010 tarihli ve 172 sayılı yazısında; Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı vekâletname aslının sanık ... tarafından Noterliklerine getirildiği, fotokopisi çekilerek örnek tasdiki yapıldığı ve Noterliklerinde kalan nüshanın birinci sayfasının sol kenarına sanığın kendi el yazısı ile “İbraz ettiğim aslına uygundur.” şerhi ve imzasının bulunduğu bilgilerinin yer aldığı,
    Sarıyer 2. Noterliğinin 11.03.2010 tarihli ve 111 sayılı yazısında; Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı vekâletname aslının sanık ... tarafından Noterliklerine getirildiği, sanığın birkaç kez Noterliklerinde işlem yaptırmış olması ve suça konu değişiklikler yapıldıktan sonra asıl belge şeklinde getirilen vekâletnamede tahrifattan şüphelenilmemesi nedeniyle belgenin örnek tasdiki yapılarak işlem gördüğü bilgilerine yer verildiği,
    Sanık tarafından Arapgir Tapu Müdürlüğünde 18.12.2006 tarihinde yapılan devir işlemi sırasında kullanılan Sarıyer 2. Noterliğince 15.11.2006 tarih ve 8743 yevmiye numarası ile onaylı Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamesi ile Malatya 1. Noterliğince 13.12.2006 tarih ve 25966 yevmiye numarası ile onaylı Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamesi ve Büyükçekmece 5. Noterliğince aslı gibidir şeklinde onaylanıp gönderilen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı ile aynı tarihli ve 57126 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnameleri üzerinde inceleme yapan Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının 15.06.2010 tarihli ekspertiz raporunda özetle;
    -Büyükçekmece 5. Noterliğince "Aslı gibidir" şeklinde onaylanıp gönderilen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekâletnamesinin, Arapgir Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen Malatya 1. Noterliğince 13.12.2006 tarih ve 25966 yevmiye numarası ile onaylı Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamesiyle; Büyükçekmece 5. Noterliğince aslı gibidir şeklinde onaylanıp gönderilen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekâletnamesinin de, Arapgir Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen Sarıyer 2. Noterliğince 15.11.2006 tarih ve 8743 yevmiye numarası ile onaylı Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamesiyle içerik yönünden uyum sağladıkları,
    - Abdulbaki Öktem vekili sıfatıyla katılan ..."in, Hacı Oruç, Rukiye Semra Öktem ve sanık ..."i kendisine vekil tayin etmesine ilişkin Büyükçekmece 5. Noterliği tarafından 19.12.2005 tarih ve 57126 yevmiye numarası ile tanzim edilen düzenleme şeklindeki asıl vekâletnamenin baş kısmında "".. İŞBU VEKALETNAME 10/01/2006 ( İKİBİNALTI YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibaresi mevcut olmasına rağmen, aynı vekâletnamenin Sarıyer 2. Noterliğince 15.11.2006 tarih ve 8743 yevmiye numarası ile onaylı örneğinin aynı bölümünde ""..İŞ BU VEKALETNAME 10/01/2007 (İKİBİNYEDİ YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibaresinin bulunduğu,
    - Şikâyetçi ... vekili sıfatıyla katılan ..."in, Hacı Oruç, Rukiye Semra Öktem ve ..."i kendisine vekil tayin etmesine ilişkin Büyükçekmece 5. Noterliği tarafından 19.12.2005 tarih ve 57125 yevmiye numarası ile tanzim edilen düzenleme şeklindeki asıl vekâletnamenin baş kısmında ""...İŞBU VEKALETNAME 10/01/2006 (İKİBİNALTI YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibaresi mevcut olmasına rağmen, aynı vekâletnamenin Malatya 1. Noterliğince 13.12.2006 tarih ve 25966 yevmiye numarası ile onaylı örneğinin aynı bölümünde ""..İŞBU VEKALETNAME 10/01/2007 ( İKİBİNYEDİ YILI OCAK AYININ ON"UNCU) GÜNÜ MESAİ SAATİ BİTİMİNE KADAR GEÇERLİDİR."" ibaresinin bulunduğu,
    - Arapgir Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen Sarıyer 2. Noterliğince ve Malatya 1. Noterliğince onaylı vekâletnamelerin, Büyükçekmece 5. Noterliğince tanzim edilmiş vekâletnamelerin aslı veya suretinden faydalanılarak fotokopi, montaj ve kopya vb. yöntemler kullanmak suretiyle oluşturuldukları, Arapgir Tapu Müdürlüğüne ibraz edilen Sarıyer 2. Noterliğince ve Malatya 1. Noterliğince onaylı vekaletnamelerin muteber birer belge olarak kabul edileceklerinden iğfal kabiliyetini haiz oldukları,
    Tespit ve kanaatlerine yer verildiği,
    Sanığın dilekçeleri ekinde dosyaya ibraz ettiği ve sanık ..., katılan ... ile sanığın eşi Semra Öktem tarafından imzalanmış “Protokol” başlıklı belgeye göre; Seyfettin Genç ve Nevber Genç varislerinin ellerindeki vekâletnameler ve aldıkları yetkilerle 30 Kasım tarihinde toplanıp serbest iradelerine dayanarak verasetin paylaşımı konusunda, Malatya ili Arapgir ilçesindeki gayrimenkullerin Nizamettin Genç’e, İstanbul’daki gayrimenkullerin Rufaattin Genç’e bırakılmasına, Elazığ’daki gayrimenkullerin satılarak elde edilecek bedelin, vekâlet sahibi ... ve Semra Öktem’e toplam %50 ve Ruhet Genç’e %50 olmak üzere bölüşülmesine, bu işlemlerin tercihen 2005 yılı içinde eldeki evrakların varsa noksanlıklarının tamamlanarak orijinal belgelerin elde edilmesini müteakip yapılmasına şeklinde karar aldıkları,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan aşamalarda; sanığın halasının oğlu olduğunu, ...’in de babası olduğunu, babasının Almanya’da ikamet ettiğini, burada bulunan mallarının yönetimi için kendisine bir vekâletname verdiğini, kendisinin de bu vekâlete dayanarak sanığa vekâletname verdiğini, ancak bu vekâletnamenin süreli olduğunu, sanığın vekâletnamedeki süreyi uzatarak yetkisi olmadığı hâlde bazı taşınmazların satış işlemini gerçekleştirdiğini tesadüfen öğrendiklerini, bunun üzerine babası ...’in şikâyette bulunduğunu, sanığın işlem yaptığı vekâletin sahte olduğunun tespit edildiğini, gayrimenkullerin satışı nedeniyle yaklaşık 200.000 TL zararları olduğunu ve bu zararlarının karşılanmadığını, tapu iptali için avukatının dava açtığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.
    Sanık Kollukta; şikâyetçi ...’in dayısı olduğunu ve Almanya’da ikamet ettiğini, müştekinin anne ve babasından kalan malların idaresi için oğlu olan katılan ...’e vekâletname verdiğini, doğrudan kendisine bir vekâletname vermediğini, katılanın babasından aldığı vekâlete istinaden kendisine bir vekâletname verdiğini, ancak aldığı bu vekâletname ile yasal olmayan bir satış gerçekleştirmediği gibi bu vekâletname üzerinde herhangi bir tahrifat da yapmadığını, tahrifat yapılmış ise de bunu katılanın yapmış olabileceğini, kendisine vekâletin 2005 yılında verildiğini, böyle bir sorun var ise 2009 yılına kadar neden beklediklerini, art niyetli olduklarını düşündüğünü, aralarında yaptıkları miras anlaşmasını katılanın kabullenmeyip kendisine düşen hissenin az olduğu iddiasıyla 52.000 TL istediğini, vermeyince de vekâletnamede suistimal yapıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduklarını,
    Mahkemede ve dosyaya ibraz ettiği savunma dilekçelerinde özetle; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılanın işleri nedeniyle kendisine “Çok işim var. Vekâletname gönderemiyorum. Süreyi değiştir. Şikâyet mi edeceğiz?” dediğini, bunun üzerine vekâletnamelerin üzerinde bulunan süreyi uzattığını, resmî bir belgeyi sahte olarak düzenlemediğini, bu nedenle atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, bunu da katılanın rızasına dayalı olarak kendisine verdiği talimatla yaptığını, daha sonra aralarında mirasın paylaşımı nedeniyle anlaşmazlık çıktığını, bu nedenle de kendisine tehdit ve şantajlarda bulunduklarını, bunlara boyun eğmemesi üzerine de şikâyetçi olduklarını, dosyaya sunduğu protokol başlıklı belgenin gerçek durumu ortaya koyduğunu, şikâyetçi ve katılanın herhangi bir maddi veya manevi zararlarının olmadığını, beraatine karar verilmesini talep ettiğini,
    Savunmuştur.
    Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü"nde, "Haksızlığa uğramış kişi" olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. TCK"nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır.
    Mağdurun belirlenmesi, suçun unsurlarının veya nitelikli hâllerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile özellikle TCK yönüyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının çözümü konusu başta olmak üzere birçok ceza hukuku hükmünün doğru ve isabetli uygulanabilmesi açısından önemli olmasına rağmen, TCK"da ve diğer kanunlarımızda mağdurun bir tanımı yapılmamıştır. Öğretide de kabul olunduğu üzere kanun koyucunun bu tercihi öncelikle kapsayıcı bir tanım yapmanın zorluğundan kaynaklanmakta, diğer taraftan kavramın bazen dar bazen de geniş yorumlanmasına duyulan ihtiyaç bu yönde bir tercihi zorunlu kılmaktadır.
    Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "Suçtan zarar görme" kavramı ise gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "Suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, Ceza Genel Kurulunun 08.11.2016 tarihli ve 830-412, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 22.10.2002 tarihli ve 234–366 ile 11.04.2000 tarihli ve 65–69 sayılı kararlarında; "Dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez." şeklinde açıkça belirtilmiştir.
    Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s.289; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s. 214-217; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s.106 - 107).
    Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.
    TCK"nın belgede sahtecilik suçlarının düzenlendiği madde metinlerinde suçun mağdurunun kim olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamunun güveni olması ve bu suçların kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğunun, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü hâlinde, birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan sahtecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, TCK"nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir." şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacaktır.
    Öğretide, belgede sahtecilik fiilinin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde ilgili kişinin de mağdur sayılacağı yönünde bir kısım görüşler (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Özel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara 2007, s.205-206) olmakla birlikte, çoğunluk itibarıyla, bu suçların mağdurunun kamu olduğuna ilişkin bir kabul vardır (Veli Özer Özbek, Mehmet Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, 2012, s. 759).
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
    TCK"ya hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır." şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır. Bu kuralın istisnalarına ise TCK’nın "Suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
    TCK"nın 43. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” biçiminde zincirleme suç, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima düzenlemesine yer verilmiş, üçüncü fıkrasında da zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanmayacağı suçlar belirtilmiştir.
    TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
    a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
    b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
    c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
    TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, "değişik zamanlarda" ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınabilecektir.
    TCK"nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında öğretide de zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
    Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir.
    Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır.
    Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
    TCK"nın 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda artırılmaktadır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Müşteki ... ve Abdulbaki Öktem tarafından katılan ...’e verilen vekâletnamelere istinaden tanzim edilen Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli, 57125 yevmiye numaralı ve 19.12.2005 tarihli, 57126 yevmiye numaralı vekâletnameleriyle süreli olarak vekil tayin edilen sanık ...’in, vekâletnamelerde belirtilen süre geçmesine rağmen vekâletnamelerin süre bölümünü fotokopi, montaj, kopya vb. yöntemler kullanmak suretiyle değiştirerek Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı vekâletnamesini Sarıyer 2. Noterliğinde 15.11.2006 tarih ve 8743 yevmiye numarası ile, Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı vekâletnamesini ise Malatya 1. Noterliğinde 13.12.2006 tarih ve 25966 yevmiye numarası ile onaylatıp, sahte düzenlenmiş bu vekâletnameleri kullanmak suretiyle Arapgir Tapu Müdürlüğünde tanzim ettirdiği 18.12.2006 tarihli ve 619 sayılı resmî senet ile Malatya ili, Arapgir ilçesi, Yenimahalle Mahallesi, Hocaali Mevkisi, pafta No:3, ada No:442, parsel No:27 sayılı adreste kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan Abdulbaki Öktem ve şikâyetçi ...’e ait hisselerin sanığın eşi Rukiye Semra Öktem ile Azime Belma Mutlu adına intikalini sağladığı olayda;
    Hukuki konusu kamu güveni olan ve kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenen belgede sahtecilik suçlarının mağdurunun, toplumu oluşturan bireylerin tamamı, yani diğer bir ifadeyle kamu olduğu dikkate alındığında, sanığın, süre bölümünü fotokopi, montaj, kopya vb. yöntemler kullanmak suretiyle değiştirdiği Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57126 yevmiye numaralı vekâletnamesini 15.11.2006 tarihinde Sarıyer 2. Noterliğinde, Büyükçekmece 5. Noterliğinin 19.12.2005 tarihli ve 57125 yevmiye numaralı vekâletnamesini ise 13.12.2006 tarihinde Malatya 1. Noterliğinde tasdik ettirip 18.12.2006 tarihinde Arapgir Tapu Müdürlüğünde bu vekâletnameleri kullanarak tanzim ettirdiği resmî senet ile Malatya ili, Arapgir ilçesi, Yenimahalle Mahallesi, Hocaali Mevkisi, pafta No:3, ada No:442, parsel No:27 sayılı adreste kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan Abdulbaki Öktem ve şikâyetçi ...’e ait hisselerin eşi Rukiye Semra Öktem ile Azime Belma Mutlu adına intikalini sağlamak şeklindeki en başından itibaren belirtilen taşınmazı adı geçenlere devrettirme amacını taşıyan aynı suçu işleme kararıyla gerçekleştirdiği eylemlerinin, bir bütün hâlinde zincirleme biçimde işlenmiş resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10.01.2017 tarihli ve 8073-113 sayılı sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
    3- Arapgir Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2013 tarihli ve 2-58 sayılı sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın eylemlerinin, bir bütün hâlinde zincirleme biçimde işlenmiş resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.07.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi