Abaküs Yazılım
17. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/2026
Karar No: 2020/4442
Karar Tarihi: 07.07.2020

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2026 Esas 2020/4442 Karar Sayılı İlamı

17. Hukuk Dairesi         2019/2026 E.  ,  2020/4442 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun esastan kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    -K A R A R-

    Davacı vekili; müvekkili şirket nezdinde trafik sigortası bulunan davalının maliki oladuğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün vefatı nedeniyle mirasçılarına 218.787,77 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, müteveffanın 1,15 promil alkollü ve %100 kusuru ile kazanın gerçekleştiğini belirterek davalı hakkında başlatılan Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2015/3057 sayılı dosyasında icra takibine süresinde yaptığı itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
    Davalı vekili, süresinde cevap dilekçesi vermemiş, aracın kaza tarihinden önce dava dışı ..."a satıldığını, ancak aracın rehinli olması nedeniyle geçerli devir işleminin yapılmadığını, ... tarafından da müteveffa ..."e satıldığını, bu nedenle müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, sigorta ettirenin de müvekkili olmadığını, sigortacının rücu hakkını sigorta ettirene karşı kullanabileceğini, kaza sırasında sürücü
    alkollü olsa dahi kazanın alkolün etkisi ile meydana gelmediğini, yol kusuru nedeniyle kazanın gerçekleştiğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddi ile icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
    Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleştiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile Mersin 1. Tüketici Mahkemesinin 12/04/2017 tarih 2016/469 Esas 2017/622 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2015/3057 sayılı dosyasındaki takipte asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanması suretiyle icra takip giderleri, vekalet ücreti ve tüm ferileriyle birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, davacının icra inkar tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dava trafik kazasından kaynaklanan 3. kişiye ödenen destekten yoksun kalma tazminatının itirazın iptali yoluyla sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara
    uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
    Yine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
    Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
    Ayrıca 2918 sayılı KTK"nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
    Karayolları Trafik Yönetmeliği"nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
    Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
    O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK"nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
    Yargıtay"ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
    Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan 15.02.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda davaya konu gerçekleşen kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği tespit edilmiş, mahkemece bilirkişi heyet raporu doğrultusunda rücu şartları oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf talebi doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, kazada vefat eden sürücünün yanındaki yolcunun soruşturma dosyasındaki ifadelerini dikkate alarak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış hükme esas alınan 29.06.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan rapor ile oluşan çelişki nedeniyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, ek raporda heyet görüş değiştirmemiştir.
    Somut olayda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan rapor ile Bölge Adliye Mahkemesince alınan rapor arasında çelişki bulunmakla, oluşan çelişkinin ek rapor ile giderilmesi doğru değildir.
    Bu durumda mahkemece, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ve hukuki olgulara göre oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından Adli Tıp Kurumundan (nöroloji uzmanı ve makine mühendisinin de aralarında bulunduğu) kazadaki kusur oranlarının, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti ile ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 15.02.2016 tarihli rapor ile Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan 29.06.2018 tarihli raporlar da irdelenmek suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
    2-Kabule göre; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23/2. maddesi gereğince, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaf olduğu gibi bu mahkemelerde tüketici aleyhine açılan davalar, tüketici aleyhine sonuçlandığında, tüketiciden harç alınmaz. Bu yasal düzenlemeye rağmen kararda davacının harçlardan sorumlu tutulmuş olması, kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan kabulüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 6502 Sayılı Tüketici"nin Korunması Hakkında Kanun"un 73/2. maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına 07/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi