3. Hukuk Dairesi 2016/947 E. , 2016/2957 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı kurum tarafından, 11446 nolu aboneliğine ilişkin olarak eylül 2012 ile ocak 2013 tarihlerini kapsayacak şekilde 17.500 TL tutarında fatura tanzim edildiğini ancak kendisinin davalı kuruma böyle bir borcu bulunmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davalı kuruma 1.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili yargılama sırasındaki beyanında dava konusu talebini ıslah ettiğini belirterek, bu talebini 4.494,30 TL üzerinden harçlandırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev ve zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, esasa ilişkin olarak ise davalı hakkında EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği gereği kaçak tahakkuku yapıldığını ve bu işlemin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yalnızca bilirkişi raporu içeriği karar gerekçesine yazılmak sureti ile davanın kabulüne ve davacının davalıya davalı tarafından düzenlenen .... tahakkuk numaralı faturanın 4.494,30 TL"lik kısmı kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava elektrik faturası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, yine 13. madde b bendinde; Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması, kaçak elektrik tüketimi olarak açıkça belirtilmiş; 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından uygulanacak “Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar” hakkında 622 sayılı karar alınmıştır.
Somut olaya gelince; davacının davalı şirketin 11446 nolu tarımsal sulama abonesi olduğu, davacıya ait sayacın hatalı okuma nedeni ile 14.11.2012 tarihinde değiştirildiği ve sayacın kontrol için gönderildiği, Şanlıurfa Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğü"nün 08.01.2013 tarihli raporunda, sayacın mühürlerinin sağlam olduğu, iç mekanizma incelemesinde gözle görülür bir müdahale izi olmadığı sayacın sağlam olduğu ancak optik portla yapılan okuma 2012 yılında çeşitli tarihlerde çok uzun süreli endeks kaydı olmadığını gösteren kayıtların bulunduğunun belirtildiği, buna dayalı olarak davalı şirket tarafından davalı hakkında Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği 13/a-b kapsamında kaçak tahakkuku yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece bilgisine başvurulan ve hükme esas alınan 24.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davacı aboneye ait sayacın 2012 yılı sulama sezonunda 100 gün elektrik kesintisi yaşandığı ve böylece davacının sayaç uç çıkarma şeklinde kaçak kullanım yaptığı, ancak davalı kurum tarafından abone hakkında kaçak tutanağı tutulmadığı belirtildikten sonra, önce bu belirlemelere dayanarak davacı abone hakkında kaçak tutanağı tutulmaması nedeniyle geriye dönük tahhakkuk yapılması gerektiğinin belirtildiği hemen arkasından ise kaçak tahakkuku yapıldığına dair açıklamalara yer verildiği, böylece bilirkişi raporunun 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararında belirtilen süre, tüketim miktarı hesaplama, ortalama aylık çalışma süreleri, tahakkuka ilişkin düzenlemelerdeki hususlar dikkate alınmadan ve denetime elverişli olmayacak şekilde tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Nitekim raporda kurulu güç, süre, kaçak ceza katsayısı vb. hususlarda hiçbir açıklama ve değerlendirme yapılmaksızın, içeriği anlaşılamaz bir biçimde birtakım hesaplamalara yer verildiği ve davacının davalı kuruma 12.591,70 TL borçlu olduğu tespit edildiği belirtilmiştir.
Davacı abone tarafından 2012 yılı sulama sezonu içerisinde sayacın tüketim kaydetmeksizin (sayaç uç çıkarma şeklinde) elektrik enerjisi kullanmış olmasının Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13./a maddesi hükmüne göre, kaçak elektrik tüketimi olduğu ve buna göre kaçak elektrik tüketimi hesaplaması yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ise, yukarıda ifade edilen yasal düzenlemelere uygun nitelikte ve yeterlilikte olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; tahakkuk tarihinde yürürlükte olan 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararlarının kaçak tahakkuk hesabına ilişkin hükümleri somut olaya uygulanmak suretiyle, alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.