8. Hukuk Dairesi 2018/3609 E. , 2019/5055 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davalının, dava dışı üçüncü kişiden harici satın alma iddiasına dayanarak müvekkiline ait bağımsız bölümü işgal ettiğini belirterek toplam 37.884,65 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazı zorunlu giderler yaparak kullanabilir hale getirdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafça yapılan masraflar olmadan taşınmazın daire olarak kullanılamayacağı, gelir getirmeyeceği, ecrimisil talebine konu olamayacağı ve ecrimisil talep koşullarının oluşmadığının, ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay onamasından geçip kesinleşen 2009/268 Esas ve 2010/257 Karar sayılı dosyasından anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda, eldeki davada; davalı yargılama sırasındaki yazılı ve sözlü beyanlarında harici satış sözleşmesi nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuş, Türk Medeni Kanunu"nun 994/1. maddesine dayanarak savunma (defi) yoluyla harici satış bedeli üzerinden alıkoyma (hapis) hakkı tanınarak elatmanın önlenmesine karar verilmesi konusunda açık bir talepte de bulunmamıştır.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK"nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Öte yandan; ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.
Öte yandan; TMK’nin 995/2. maddesi; “iyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir. TMK"nin 993. ve 994. madde hükümleri ise geri vermekle yükümlü iyiniyetli zilyedin hak ve borçlarını düzenlemiştir. Geçersiz sözleşme nedeniyle taşınmazı geri vermekle yükümlü olan iyiniyetli zilyedin, taşınmazı geri vermekten kaçınma ya da alıkoyma hakkı TMK"nin 994/1 maddesi ile tanınmış bir haktır. İyiniyetli zilyet, elatmanın önlenmesi (geri verme) davası sırasında def’i (savunma) yoluyla zorunlu ve yararlı giderler ile harici satış bedelinin ödenmesini isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 13 numaralı bağımsız bölümün 17/09/1999 tarihinden itibaren kayden davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, dava konusu taşınmazı 06/11/2001 tarihli adi yazılı “Özel Satış Mukavelesi ” başlıklı belgeye dayanarak dava dışı şirketten satın aldığını , taşınmazı kendi imkanları ile oturulur hale getirdiğini savunmuş, mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Malik tarafından 06/04/2005 tarihinde açılan ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/268 Esas, 2010/257 Karar sayılı dosyasında davalının elatmasının önlenmesine, dava konusu taşınmaza yapılan zorunlu imalatlar olmadan taşınmazın daire olarak kullanılamayacağı gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş, karar 11/02/2011 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Davalının mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı ve yukarıda numarası belirtilen elatmanın önlenmesi talepli dava tarihi itibariyle kötüniyetli olduğu duraksamadan uzaktır. Mülkiyetten kaynaklanan bir hakka dayanmayan zilyedin taşınmaza yaptığı imalatlar nedeni ile sürekli kullanım hakkının bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; cevap dilekçesinde alıkoyma hakkını def’i olarak ileri sürmeyen davalının, zorunlu giderler nedeniyle alıkoyma hakkının bulunduğu savunması da dinlenemez.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.