Abaküs Yazılım
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2019/639
Karar No: 2021/196
Karar Tarihi: 04.02.2021

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2019/639 Esas 2021/196 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/639
Karar No : 2021/196


KARAR DÜZELTME
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının onanması yolundaki 10/10/2018 tarih ve E:2016/5180, K:2018/4037 sayılı karara karşı, davalı idare karar düzeltme isteminde bulunmaktadır.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği"nin 6. maddesinde yer alan Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı kısımlarında "T.C." ve "Atatürk kabartması" ibarelerine yer verilmeksizin eksik düzenleme yapıldığından bahisle, 05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1. ve 3. maddelerinin iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararıyla;
Devlet madalya ve nişanlarının çeşidini, verilecek kişileri, verilme, tescil, taşıma ve geri alınma usullerini, mirasçılara intikal şeklini, zayi halinde yapılacak işlemleri, bunların giderleri ile cezai müeyyidelere ilişkin esasları düzenleyen 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun nişan çeşitlerinin gösterildiği "Nişanlar" başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde, Devlet Nişanının Bakanlar Kurulu kararı, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin devlet başkanlarına verileceği; (b) bendinde, Cumhuriyet Nişanının Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ve Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini, milletlerin birbirine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin başbakanlarına, bakanlarına ve dış temsilcilik mensuplarına verilececeği; (c) bendinde, Liyakat Nişanının, Dışişleri Bakanlığı ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulunun görüşleri alınarak ilgili bakanın teklifi, Başbakanın onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile ilim ve sanatta Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanıtılması ve yüceltilmesini sağlayan yabancı kişilere verileceği düzenlemelerinin hükme bağlandığı,
Aynı Kanunun 13. maddesinde ise, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti, kimlere ve nasıl verileceği, bunların muhafaza ve taşınmasına ilişkin şekil ve esasların Devletçe veya başka devletlerce verilen madalya ve nişanların takılması ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususların, Kanunun yayımlanmasından itibaren bir yıl içinde Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği kuralına yer verildiği,
"Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği"nin, Devlet madalya ve nişanlarının çeşidine, ebat, biçim ve özelliklerinin tesbitine, kimlere ve nasıl verileceğine, bunların tescil, muhafaza, takılma ve intikaline, bu nedenlerle yapılacak giderlerin karşılanma şekline, geri alınmasına, zayiinde yapılacak işlemlere ve ilgili diğer hususlarla başka devletlerce verilen madalya ve nişanların tescil ve takılmasına ait hükümleri kapsayacak şekilde ve yukarıda anılan Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlandığı; 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği,
Yönetmeliğin 6. maddesi ile eklerinde; nişanların şekil ve kompozisyonlarına yer verildiği, kompozisyon yüzlerinin kabartmalı olduğu, kompozisyonda ayyıldız motifi ve T.C. harflerine, Devlet Nişanının ön yüzünde Atatürk silüeti, Cumhuriyet Nişanında Türk Bayrağı, Liyakat Nişanında ise, bir tüy kalem ile bir kılıç motifine yer verildiği; dava konusu Yönetmelik ile, nişanların şekli ve nişanlarda kullanılan simgelerin değiştirildiği; nişanlarda Türk Bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaz renkler ile ay ve yıldız motifi ve Cumhurbaşkanlığı Armasında bulunan on altı kollu güneş motiflerinin tercih edildiğinin görüldüğü,
Davacı tarafından, Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik ile Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı kısımlarında T.C. ibaresi ve Atatürk kabartmasına yer verilmemesinin eksik düzenleme niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü belirtilerek,
Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, "Devlet Nişanı"nda Atatürk kabartmasına yer verilmemesine ilişkin kısmı yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ''Başlangıç'' kısmında, Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda, Türk Milleti tarafından demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunacağı; 2. maddesinde ise, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu hususlarının belirtildiği,
Davalı idarenin savunmasında; nişanların diğer ülkelerdeki tasarımların incelenerek tasarlandığı, genel olarak devletlerin uygulamalarında nişanlarda milli ve kültürel simgeler üzerinden uluslararası düzeyde temsiliyetin ifade edilmeye çalışıldığı, bu temsilin "hilal, haç" gibi dini semboller ile "bayrak, defne ve zeytin dalı" gibi milli ve kültürel semboller kullanılarak ifade edildiği, bu anlamda yeni tasarımlarda kullanılan Türk Bayrağının ve Cumhurbaşkanlığı Armasının milli, tarihi ve kültürel değerlerimizi yansıttığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ettiğinin ileri sürüldüğü,
Anayasaların dayandığı temel felsefenin, temel görüş ve ilkelerin yer aldığı, geçmişin gururunun, geleceğin umudunun, milli birlik ve beraberliğin vurgulandığı, devletin kurucusunun ve kurucu değerlerin yer aldığı kısımın Anayasaların başlangıç kısımları olduğu,
Uluslararası dostluğun gelişmesinin sağlanması amacıyla ülkelerin devlet başkanlarına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına verilen Devlet Nişanlarında, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, milli birlik ve beraberliğimizin simgesi olan Ulu Önder Atatürk’ün kabartmasının kaldırılması yönünde yapılan yönetmelik değişikliğinin, haklı makul, somut ve kabul edilebilir bir nedene dayandırılamadığı,
Bu durumda, Devlet Nişanında yer alan "Atatürk kabartması"nın kaldırılması anlamını taşıyan düzenlemenin yukarıda belirtilen Anayasal hükümler karşısında eksik düzenleme niteliğinde olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı,
Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin diğer kısımları yönünden;
Dava konusu Yönetmelik eklerinde yer verilen nişanlarda, davacı iddiasının aksine Türkiye Cumhuriyeti ifadesine açıkça yer verildiğinin görüldüğü,
Bu bakımdan, Cumhuriyet Nişanı ve Liyakat Nişanı ile ilgili yapılan değişiklikler bakımından yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespitine ilişkin davalı idareye verilen yetki uyarınca yapılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,
"Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1 ve 3. maddelerinin, "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği"nin 6. maddesinde yer alan Devlet Nişanına ilişkin kısmında "Atatürk kabartması"na yer verilmeksizin eksik düzenleme yapan kısmının iptaline, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/10/2018 tarih ve E:2016/5180, K:2018/4037 sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının dava konusu işlemin iptalini istemekte bir menfaatinin bulunmadığı; 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun 13. maddesinde, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespitinin Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği hususunun hükme bağlandığı; bu hüküm uyarınca yürürlüğe giren Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği'nde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kurulunun uhdesinde bulunduğu; ülkelerin kültürel birikimlerini ve itibarlarını yansıtan nişanların temel fonksiyonlarından birisinin coğrafi, kültürel ve dil farklılıklarını aşabilecek güçte, uluslararası düzeyde temsil kabiliyetini sağlamak olduğu; nişanlarda ülkelerin inançlarını yansıtan "hilal, haç" gibi dini semboller ile "bayrak, defne ve zeytin dalı" gibi milli ve kültürel sembollerin kullanıldığı; ülkemizde de yeni nişanların tasarımı gündeme geldiğinde, bu alanda yetkin sanatçı ve tasarımcılardan alınan örnek uygulamalar gözetilerek dava konusu edilen nişanların kabul edildiği; bu çerçevede kabul edilen yeni nişanlarda bayrağımızın rengi olan kırmızı ve beyaz renkler ile on altı büyük Türk Devletini temsil eden Cumhurbaşkanlığı Forsundan faydalanıldığı; temyize konu Daire kararında, "...yapılan yönetmelik değişikliğinin haklı, makul, somut ve kabul edilebilir bir nedene dayandırılmadığı..." yönünde değerlendirmede bulunulmak suretiyle önceki Yönetmelik hükümlerinin ölçü norm olarak kabul edildiği, oysa hukuki denetim yapılırken söz konusu hükümlerin Anayasa ve ilgili Kanun olan 2933 sayılı Kanun'a uygun olup olmadığının dikkate alınması gerektiği; bu haliyle Daire kararında yerindelik denetimi yapıldığı belirtilerek, kararın düzeltilmesi isteminin kabul edilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davalı idarenin karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 10/10/2018 tarih ve E:2016/5180, K:2018/4037 sayılı onama kararı kaldırılarak, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararının iptale ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin temyiz istemi yeniden incelenerek gereği görüşüldü:
Üyeler ..., ... ve ...'nin dava tarihi itibarıyla iptali talep edilen düzenlemenin davacının hukuki durumunu doğrudan etkilememesi, bakılan davada meşru, güncel ve kişisel bir menfaatinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yolundaki oylarına karşılık; nişanlarının biçim, ebat ve özelliklerine yönelik düzenleme ihtiva eden dava konusu Yönetmelik'e karşı açılan davada davacının ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilip, temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın “Başlangıç” kısmında; "Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün inkılap ve ilkeleri doğrultusunda... Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." belirlemelerine yer verilmiş; 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." düzenlemesi hükme bağlanmış; 3. maddesinin 2. fıkrasında da, "Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır." hükmü öngörülmüştür. Yine Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmü kabul edilmiştir.
2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihteki halinde "Nişanlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Devlet Nişanının, Bakanlar Kurulu kararı, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin devlet başkanlarına verileceği; (b) bendinde, Cumhuriyet Nişanının, Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ve Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini, milletlerin birbirine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin başbakanlarına, bakanlarına ve dış temsilcilik mensuplarına verilececeği; (c) bendinde, Liyakat Nişanının, Dışişleri Bakanlığı ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulunun görüşleri alınarak ilgili bakanın teklifi, Başbakanın onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile ilim ve sanatta Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanıtılması ve yüceltilmesini sağlayan yabancı kişilere verileceği, düzenlemeleri hükme bağlanmış; aynı Kanunun 13. maddesinde ise, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti, kimlere ve nasıl verileceği, bunların muhafaza ve taşınmasına ilişkin şekil ve esasların, Devletçe veya başka devletlerce verilen madalya ve nişanların takılması ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususların Kanunun yayımlanmasından itibaren bir yıl içinde Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği kuralı öngörülmüştür.
2933 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği'nin 6. maddesi ile eklerinin ilk halinde, Devlet Nişanının ön yüzünde Atatürk siluetinin bulunacağı öngörülmüş iken; anılan madde ve eklerinin 05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik ile değişik mevcut halinde, Devlet Nişanının ön yüzünde Türk Bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaz renkler eşliğinde ay ve yıldız motiflerinin bulunacağı kabul edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 2933 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş ve bu düzenleme yapma yetkisinin içeriği yönünden anılan Kanun'da herhangi bir sınır getirilmemiştir.
Takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Bu çerçevede, 2933 sayılı Kanun uyarınca, somut uyuşmazlık yönünden idareye geniş bir takdir yetkisi tanınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı)
Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Danıştay içtihatlarında da belirtildiği üzere, idarenin kamu yararını gerçekleştirmek için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bununla birlikte, idarelerin birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumlarda, idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve 2577 sayılı Kanun'un yukarıda temas edilen hükümleriyle ve idare hukuku ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
Bu belirlemeler ışığında somut uyuşmazlıkta, devlet nişanlarının biçimini düzenleyici işlemle belirleme konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin üst normların çizdiği sınırlar içerisinde kullanıp kullanmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Diğer ülke uygulamalarına da bakıldığında, Devlet Nişanlarının milli, tarihi ve kültürel semboller üzerinden uluslararası düzeyde temsiliyetin sağlanarak tasarlandığı ve ekseriyetle bu temsiliyetin "hilal, haç" gibi dini semboller ile "bayrak, defne ve zeytin dalı" gibi milli ve kültürel semboller kullanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, nişanların biçimini belirleme konusunda idareye tanınan geniş takdir yetkisinin Devletimizin ve Milletimizin milli, tarihi ve kültürel sembollerinden biri veya birkaçının birlikte tercih edilerek kullanılabileceği sunucuna ulaşılmıştır.
Temel felsefesi ile devletin kurucu değerlerinin belirlendiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Başlangıç" kısmında, Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılapları doğrultusunda Türk Milleti tarafından Türk evlatlarının emanetine tevdi edildiği kabul edilmiş; 2. maddesinde de, Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dayanak ve niteliklerinden olduğu, bu haliyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Devlet ve Milletimizin kültürel ve milli değerlerinin arasında yer aldığı hususu açıktır. Bununla birlikte, Devlet Nişanlarının biçiminin belirlenmesi konusunda milli, tarihi ve kültürel değerleri temsil eden farklı sembollerden hangisi ya da hangilerinin tercih edileceği konusu idarenin takdir yetkisi kapsamında olup, yukarıda temas edildiği üzere idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri hukuken olanaklı değildir. Başka bir ifadeyle, nişanlarda kullanılan milli, tarihi ve kültürel sembollerden Atatürk silueti, Türk Bayrağı veya on altı büyük Türk Devletini temsil eden motiflerin birlikte veya tek başına kullanılmasının tercih edilmesi, dava konusu Yönetmelik hükümlerini hukuken sakatlayacak nitelikte bulunmamaktadır. Aynı şekilde, nişanların "ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti" konusunda Bakanlar Kuruluna tanınan ve ilk olarak 1988 yılında kullanılan yetkinin, değişiklik yapma konusundaki yetkiden daha fazla olduğunu söylemek de hukuken kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Nitekim, Devlet Nişanlarının ilk halinde olduğu gibi, dava konusu Yönetmelik ile Devlet Nişanlarında milli, tarihi ve kültürel sembollerden bir başka motifin tercih edilmesi de dayanak Kanun'un tanıdığı yetkinin kullanılması anlamını taşımaktadır. Bu bağlamda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde Devlet Nişanlarına yönelik tercih edilen motiflerin milli, kültürel ve tarihi nitelikte bulunduğu gözetildiğinde, bu hususta idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, temyize konu Daire kararında, dava konusu Yönetmelik ile Devlet Nişanının şeklinin yeniden belirlenmesinde "haklı, makul, somut ve kabul edilebilir bir nedene dayanılmadığı" ifade edilmekte ise de, Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirine yakınlaşmalarını sağlayan devlet başkanlarına verilen Devlet Nişanlarının yeni halinde, diğer ülke uygulamalarında olduğu gibi dayanak Kanun'un tanıdığı takdir yetkisi kapsamında milli ve kültürel sembollerimiz arasında yer alan Türk Bayrağı motifinin tercih edildiği gözetildiğinde, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin haklı, makul, somut ve kabul edilebilir bir neden bulunmadan değiştirildiği gerekçesine dayanmak ve bu çerçevede dava konusu Yönetmelik hükümlerini hukuken sakatlayıcı nitelikte bir eksiklik bulunduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu itibarla, 2933 sayılı Kanun'un verdiği takdir yetkisine istinaden yürürlüğe konulan dava konusu Yönetmelik hükümlerinde eksiklik ve hukuka aykırılık, temyizen incelenen Daire kararının iptale ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine,
4. 04/02/2021 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.





KARŞI OY

X- Dava; 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği"nin "Devlet Nişanı" kısmında "Atatürk Kabartması"na yer verilmeyerek eksik düzenlenen 05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle açılmıştır.
Devlet madalya ve nişanlarının çeşidini, verilecek kişileri, verilme, tescil, taşıma ve geri alınma usullerini, mirasçılara intikal şeklini, zayi halinde yapılacak işlemleri, bunların giderleri ile cezai müeyyidelere ilişkin esasları düzenlemek amacıyla kabul edilip yürürlüğe konulan 24/10/1983 tarih ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun nişan çeşitlerinin gösterildiği "Nişanlar" başlıklı 3. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (a) bendinde; Devlet Nişanının; Bakanlar Kurulu kararı, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin devlet başkanlarına verileceği düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun 13. maddesinde ise; madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti, kimlere ve nasıl verileceği, bunların muhafaza ve taşınmasına ilişkin şekil ve esasların; Devletçe veya başka devletlerce verilen madalya ve nişanların takılması ile bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin diğer hususların, Kanunun yayımlanmasından itibaren bir yıl içinde Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği, kuralına yer verilmiştir.
"Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği", Devlet madalya ve nişanlarının çeşidine, ebat, biçim ve özelliklerinin tesbitine, kimlere ve nasıl verileceğine, bunların tescil, muhafaza, takılma ve intikaline, bu nedenlerle yapılacak giderlerin karşılanma şekline, geri alınmasına, zayiinde yapılacak işlemlere ve ilgili diğer hususlarla başka devletlerce verilen madalya ve nişanların tescil ve takılmasına ait hükümleri kapsayacak şekilde ve yukarıda anılan Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanmış ve 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin 6. maddesi ile eklerinde; nişanların şekil ve kompozisyonlarına yer verilmiş olup, Devlet Nişanının ön yüzünde Atatürk silüeti yer almakta iken, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile; nişanların şekli ve nişanlarda kullanılan simgeler değiştirilmiş, nişanlarda Türk Bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaz renkler ile ay ve yıldız motifi ve Cumhurbaşkanlığı Armasında bulunan on altı kollu güneş motiflerinin tercih edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından; Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile devlet nişanında Atatürk kabartmasına yer verilmemesinin eksik düzenleme niteliğinde olduğu ileri sürülerek yapılan değişikliğin iptali istenilmiştir.
İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri almak, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapmak hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara uyum sağlamak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapmak hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunmaktadır.
Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Zira, takdir yetkisi ile idareye; ancak, hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine ve hukuk devleti ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Bu arada belirtmek gerekir ki; idarenin yerindelik alanı, idare hukukunun ve idari yargının en tartışmalı konularından biri olup, bilimsel ve yargısal içtihatlarda tam bir tanımı yapılmamış, içeriği ve sınırları açık bir şekilde belirlenememiştir. Ancak, idarenin hukuk kuralları ile sınırlandırılmadığı ve özgürce karar alabildiği bir alanı ifade ettiği söylenebilir. İdari yargı ilkesel olarak bu alan üzerinde yargısal denetim yapmaktan kaçınmakla birlikte, bu mutlak değildir.
Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda "iptal davaları"; "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalar olarak tanımlanmıştır. Bu tanım bir yönüyle idari işlemlerde bulunan öğeleri ortaya koymakta ve idari işlemler arasında ayrım yapmaksızın idari yargının denetim alanını çizmektedir.
Yine aynı Kanun'un 2. ve Anayasa'nın 125. maddeleri, yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu, idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacaklarını kurala bağlamaktadır. Bu düzenlemeler arasında bir çelişki bulunmamakta olup, bir iptal davası açıldığında, mahkeme dava konusu olan idari işlemi tüm öğeleri ile inceleyerek, davaya konu olan idari işlem yerindelik alanı içinde kalıyor ve işlemde açık hata yok ise, idare ölçülülük ilkesine uygun davranmış olacağından yerindelik alanına girmeyecek ve denetim yapmayacaktır. Ancak bu işlemde değinilen öğelerden herhangi birinde hukuka aykırılık saptanırsa, diğer bir ifadeyle "açık takdir hatası" ile "ölçülülük ilkesine aykırılık" hallerinde yargısal denetimi sürdürecektir. Bu durum ise ancak işlemin öğeleri üzerinde yapılacak incelemelerle ortaya çıkarılabilir.
Bu bağlamda, dava konusu işlemde; yetki, şekil ve konu ögeleri yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, sebep ve amaç ögeleri yönünden ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Davalı idare savunmasında; nişanların diğer ülkelerdeki tasarımların incelenerek tasarlandığı, genel olarak devletlerin uygulamalarında nişanlarda, milli ve kültürel simgeler üzerinden uluslararası düzeyde temsiliyetin ifade edilmeye çalışıldığı, bu temsilin "hilal, haç" gibi dini semboller ile "bayrak, defne ve zeytin dalı" gibi milli ve kültürel semboller kullanılarak ifade edildiği, bu anlamda yeni tasarımlarda kullanılan Türk Bayrağının ve Cumhurbaşkanlığı Armasının milli, tarihi ve kültürel değerlerimizi yansıttığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ettiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi, davalı idarenin değişiklik yapmasının nedeninin; Türk Bayrağı ile Cumhurbaşkanlığı Armasının milli, kültürel ve tarihi değerimizi daha iyi yansıttığı gerekçesine dayanmaktadır.
Her ne kadar, "Türk Bayrağı" ile "Cumhurbaşkanlığı Arması"nın milli, tarihi ve kültürel değerlerimizi yansıttığında kuşku bulunmamakta ise de, dava, yukarıda da ifade edildiği gibi, "Türk Bayrağı" ile "Cumhurbaşkanlığı Arması"nın Devlet Nişanına eklenmesi nedeniyle değil, "Atatürk Silüeti"nin Devlet Nişanından çıkarılması nedeniyle açılmıştır. Dolayısıyla, yargısal denetimin de bu kapsamda yapılması gerekmektedir.
Bilindiği gibi, Anayasaların dayandığı temel felsefenin, temel görüş ve ilkelerin yer aldığı; geçmişin gururunun, geleceğin umudunun, milli birlik ve beraberliğin vurgulandığı; devletin kurucusunun ve kurucu değerlerin yer aldığı kısım, Anayasaların başlangıç kısımlarıdır.
Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının ''Başlangıç'' kısmında; Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;...Türk Milleti tarafından demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunacağı; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.
Uluslararası dostluğun gelişmesinin sağlanması amacıyla ülkelerin devlet başkanlarına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına verilen Devlet Nişanlarında, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, milli birlik ve beraberliğimizin simgesi olan Ulu Önder Atatürk’ün kabartmasının kaldırılması yönünde yapılan yönetmelik değişikliğinin haklı, makul, somut ve hukuken kabul edilebilir bir nedene dayandırılamadığı görülmektedir.
Bu durumda, Devlet Nişanında yer alan "Atatürk kabartması"nın kaldırılmasında, yukarıda belirtilen Anayasal hükümler karşısında "idarenin açık takdir hatası"nın bulunması nedeniyle, dava konusu Yönetmeliğin sebep ve amaç ögeleri yönlerinden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, Danıştay Onuncu Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı iptal kararının onanmasına ilişkin 10/10/2018 tarih ve E:2016/5180, K:2018/4037 sayılı karara yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.




Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi