13. Hukuk Dairesi 2013/5049 E. , 2013/9015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili olarak 13.6.2008 tarihli vekaletname ile Kartal 3. İcra Müdürlüğünün 2008/3094 esas sayılı icra dosyasını ve ... 8. Asliye Ticaret mahkemesinin 2008/370 esas sayılı itirazın iptali davasını takip ettiğini, ancak davalı tarafından haklı bir neden olmadan azledildiğini, vekalet ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 7.000,00 TL ücret alacağının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı avukata toplam 71.000,00 TL masraf avansı verildiği halde, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/370 esas sayılı dosyasında verilen süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığını, öte yandan verilen avansın 27.800 TL’lik kısmını harcadığını beyan edip, 2008 yılı içinde gider kalemlerini gösterir liste ile resmi belgelerini gönderdiğini, hesap istenildiği halde kalan 43.200 TL’nin ne şekilde harcandığı konusunda bilgi vermediğini, 2008 yılına ait gider kalemlerine ilişkin bilgi ve belgeleri ancak 13.4.2009 tarihinde şirketin mali müşavirine teslim ettiğini, 3.600,00 TL’lik miktara ilişkin belge sunmadığı gibi, 2008 yılına ait giderler, ait olduğu yılda bildirilmediğinden, şirketin fazla miktarda vergi ödemesine neden olduğunu, tüm bu nedenlerle azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde davacının, 2008 yılına ait gider belgelerinin, 2008 yılında muhasebeleştirilmesini sağlayamadığı, böylelikle davalı şirketin azilde haklı olup, şirketin bundan dolayı vergi ziyaının 19.846,66 TL olduğu, azil haklı olduğundan normal avukatlık ücretine hak kazanılamayacağı, bu nedenle hesaplanan toplam 63.791,98 TL vekalet ücretinden, vergi kaybı miktarının mahsubundan sonra geriye kalan miktarın yarısına hükmedilmesi gerektiği” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 21.972,66 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.
“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.
Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin, 5.5.2009 tarihli azille sona erdiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, aldığı avanslarla ilgili zamanında bilgi ve hesap vermeyen, bu nedenle müvekkili davalıyı vergi ziyaından dolayı zarara uğratan davacının haklı olarak azledildiğinin kabulü gerekir. Az yukarda da belirtildiği üzere, haklı azil halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmadığından, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : 1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 9.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.