
Esas No: 2019/164
Karar No: 2021/383
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/164 Esas 2021/383 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 3. (Kapatılan) Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 35-212
Katılan mağdur : ...
Kasten yaralama suçundan sanık ..."nın beraatine ilişkin Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2015 tarihli ve 642-95 sayılı hükmün katılan mağdur vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. (Kapatılan) Ceza Dairesince 20.01.2016 tarih ve 21882-1203 sayı ile;
“...1) Mağdur vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdur ve velisinin duruşmalara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmadıkları, yaş küçüklüğü sebebiyle zorunlu tayin edilen mağdur vekilinin de davaya katılma veya sanığın cezalandırılması talebinde bulunmadığından mağdur vekilinin temyiz itirazlarının 1412 sayılı CMK"nın 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak reddine,
2) Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tanık ..."un beyanında adı geçen ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan ..., ..., ... isimli kişiler ile mağdur ve müşteki ..."ye ile soruşturma aşamasındaki tanık ..."in beyanları da alınarak varsa çelişkiler giderilerek doktor raporu da gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesi 17.11.2016 tarih ve 130-664 sayı ile kasten yaralama suçundan sanığın beraatine karar verdiği, bu hükmün de katılan mağdur vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. (Kapatılan) Ceza Dairesince 07.12.2017 tarih ve 3106-16170 sayı ile;
"...Katılan çocuk ..."ın tüm aşamalarda değişiklik göstermeyen iddiası, doktor raporu içeriği, tanık anlatımlarının sanığın savunmasını ispatlar şekilde olmaması hususları nazara alındığında sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesince 05.03.2018 tarih ve 35-212 sayı ile;
"... Yargıtay bozma ilamında belirtilen ve önceki yargılamada dinlenmemiş tanıkların dinlenmesi ile hüküm kurulması ve doktor raporu da gözetilerek deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması sebebiyle bozma kararı üzerine yapılan bozma öncesinde kovuşturma ile dinlenen tanıklar beyanının genel itibarı ile mağdur ile sanığın birlikte sınıftan dışarıya çıktığı, dışarıda bekledikleri, sonrasında sınıfa geri döndükleri, o zaman itibarı ile mağdurda herhangi bir kızarıklık veya bir yaralama izini görmediklerini ifade ettikleri anlaşılmıştır. Ayrıca mağdur ile sınıf arkadaşı ... arasında var olan anlaşmazlığın sözlü husumet aşamasında kaldığı birbirlerinin fiziksel müdahale ile hareket etmediklerine ilişkin bozma öncesi tanık beyanları görülmüştür. Ayrıca mağdur beyanında beni kollarımdan tutup duvara çarptı, yere fırlatıp boğazımı tuttu, ondan sonra da içeriye gönderdi şeklindeki ifadesi değerlendirilerek doktor raporu ile kıyas yapıldığında, doktor raporunda mağdurun sırt kısmında herhangi bir ekimoz belirtisinin belirtilmediği, mağdurun anlatımı şeklinde hayat olayının gerçekleşmesi hâlinde mağdurun sırt kısmında da yara tespitinin yapılmasının gerektiği ve fakat buna ilişkin olay sonrasındaki tespitte buna dair bir tespite yer verilmediği, doktor raporuna göre sağ yüzde, sağ çene altında ve sol kulak altında küçük kızarıkların tespitinin mevcut olduğu, mağdur beyanı ile doktor raporunun da birebir örtüşmemesi ile yaşı küçük mağdurun hayat olay kurgusunun da olabileceği değerlendirilerek, sanığın da aşamalardan beri gelen suçu işlemediğine ilişkin ifadesinin değerlendirilerek isnat edilen eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda mahkemede net bir vicdani karar oluşmamış olup, bu itibarla oluşan şüpheli durum üzerine sanığın aşağıda gösterildiği şekli ile tekrardan beraatine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle bozma kararına direnerek, önceki hükümdeki gibi sanığın beraatine karar verilmiştir.
Direnmeye konu bu hükmün de katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2018 tarih ve 74507 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 3. (Kapatılan) Ceza Dairesince 11.02.2019 tarih ve 6370-2580 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan mağdur ... hakkında Özel ... Tıp Merkezince düzenlenen 20.01.2014 tarihli genel adli muayene raporunda; katılan mağdurun aynı tarihte saat 13.00 sıralarında okulda gürültü yaptığı için öğretmeni tarafından darbedildiğini beyan ettiği, sağ yüzde, sağ çene altında ve sol kulak altında küçük kızarıklıkların tespit edildiği, katılan mağdurun yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği,
24.02.2014 tarihli tutanakta; 20.01.2014 tarihinde Altınoluk Mahallesi"nde bulunan ... İlköğretim Okulunda ... isimli öğretmenin öğrencisi olan ... isimli şahsı darp ve tehdit ettiği iddiası ile ilgili olarak; okulda bulunan kameralarda yapılan incelemede, olayı gösteren kamera kaydının bulunmadığının belirtildiği,
Sanık hakkında Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2014 tarih ve 1764 soruşturma numarası ile tehdit suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan mağdur ... yaşı sebebiyle tayin olunan vekili ve CMK"nın 236/3. maddesi gereğince hazır bulunan bilirkişi huzurunda Kollukta; ... İlköğretim Okulu 6/A sınıfında öğrenci olduğunu, 20.01.2014 tarihinde saat 13.00 sıralarında son derslerinin Türkçe olduğunu, Türkçe dersine öğretmen sanığın girdiğini, sanığın ders anlattığı sırada arkadaşı tanık ... ile konuştuğunu, sanığın bu durumdan rahatsız olunca sınıfta yerini değiştirdiğini, bir sonraki derste de sanığa birkaç alakasız soru sorduğunu, sanığın bu duruma sinirlendiğini, kendisini alarak okulda yardım odası olarak kullanılan yere götürdüğünü, burada sırtından tutarak yere fırlattığını, kaldırıp rafa fırlattığını, boğazını sıkarak "Seni öldürürüm." dediğini, korkudan altını ıslattığını, kendisini tekrar sınıfa gönderdiğini, ders biter bitmez eve gittiğini, sanığın kendisini döverken yardım odasında kimsenin olmadığını,
Bozmadan sonra Mahkemede; olay günü sanık olan öğretmenin sınıfta gürültü yaptığı için kendisini sınıftan çıkarttığını, depo gibi bir odaya götürdüğünü, burada kollarından tutup duvara çarptığını, yere fırlatıp boğazından tuttuğunu, ondan sonra içeriye gönderdiğini, o gün arkadaşlarıyla hiç kavga etmediğini, ailesinden korktuğu için bu şekilde beyanda bulunmadığını, tarafına okunan kolluk ifadesinin de doğru olduğunu, arkadaşı tanık ... ile bu olaydan bir gün önce kavga ettiğini, fakat sadece sözlü bir kavgalarının olduğunu, arkadaşı tanık..."e "Sanığın beni uyardığını, fakat bir iki küçük darp eylemi olduğunu," söylediğini,
Katılan ... Kollukta; oğlu katılan mağdurun ... İlköğretim Okuluna gittiğini, kendisinin de hemen okulun yanında bulunan çay ocağını işlettiğini, katılan mağdurun okul çıkışı çay ocağına geldiğini, yüzünün kızarık olduğunu, kendisine hitaben "Ne oldu? Kavga mı ettiniz?" dediğini, ancak katılan mağdurun "Üzerimi değişeceğim." deyip bir şey demeden gittiğini, 10-15 dakika sonra tekrar geldiğini, durumu öğrenmek için katılan mağduru sıkıştırdığını, boynunda çizikler olduğunu, tekrar katılan mağdura "Doğru söyle, ne oldu? kavga mı ettin?" diye sorduğunu, bunun üzerine katılan mağdurun okuldaki öğretmenlerinden dersine giren Türkçe öğretmeni ..."nın kendisini boş bir odaya götürerek dövdüğünü anlattığını, bunun üzerine okula gittiğini, okul müdürünün ilgilenmediğini, karakola gittiğini, karakoldan kendisini ... Tıp Merkezine yönlendirdiklerini,
Bozmadan sonra Mahkemede; katılan mağdurun oğlu olduğunu, katılan mağdurun okuldan eve geldiğinde kendisini her şeyi anlattığını, öğretmeni olan sanığın kendisini depo gibi bir yere kapatıp dövdüğünü, katılan mağdurun altını ıslattığını, sanığın öğrencilerine "Artık dövme yöntemi buldum." dediğini anlattığını,
Tanık ... Kollukta; 20.01.2014 tarihinde öğretmeni sanığın katılan mağdur yaramazlık yaptığı için dışarıya çıkarttığını, dışarı çıkarttıktan sonra yaklaşık 3-5 dakika sonra sanık ve katılan mağdurun birlikte tekrar sınıfa döndüklerini, katılan mağdurun yüzünde kızarıklık falan görmediğini, sanığın kendisini dövdüğünü sınıfa söylemediğini, sınıfa girdiğinde ağlamadığını, yüzünde dayak yemiş bir öğrenci ifadesinin olmadığını, katılan mağdurun sınıfın huzurunu sürekli bozup dersleri kaynattığını, kendisinin ve sınıfın ders dinlemesini sürekli engellediğini,
Mahkemede; katılan mağdurun sınıf arkadaşı olduğunu, sınıfta yaramazlık yapınca sanığın katılan mağduru sınıftan çıkarttığını, sınıfa geri geldiğinde katılan mağdurun yüzünde dövüldüğüne dair hiçbir iz olmadığını, bu olaydan iki hafta sonra katılan mağdurun kendilerine "Ben aileme yalan söyledim. o gün yüzümde kızarıklık yoktu. Öğretmenim beni sadece uyardı, dövmedi." dediğini, katılan mağdurun bunu söylediğinde yanında ..., ... ve şuan daha da ismini sayabileceği sınıf arkadaşlarının da olduğunu, ayrıca o gün katılan mağdurun ... isimli arkadaşı ile aralarında bir itişme yaşandığını da duyduğunu,
Bozmadan sonra Mahkemede; katılan mağdurun sınıf arkadaşı olduğunu, sınıfta sürekli yaramazlık yapan biri olduğunu, o gün de sınıfta yemek yediğini, öğretmeni sanığın katılan mağduru birkaç defa uyardığını, katılan mağdur hareketlerine devam edince sanığın onu sınıfın dışına çıkarttığını, katılan mağdurun sınıfa tekrar geldiğinde yüzünde kızarıklık veya herhangi bir darp izinin olmadığını, bu olaydan iki hafta sonra katılan mağdurun kendisi, sınıf arkadaşları ..., ... ve şuan ismini sayamayacağı kişilerin yanında iken kendilerine "O gün yüzünde kızarıklık olmadığını, sanığın sadece kendisini uyardığını." söylediğini,
Tanık ... Kollukta; olay günü katılan mağdurun derste yaramazlık yaptığını, öğretmen sanığın katılan mağduru birkaç kez uyardığını, fakat yaramazlığa devam ettiğini, ardından sanığın katılan mağduru sınıftan çıkarttığını, 3-5 dakika sonra birlikte tekrar sınıfa geldiklerini, fakat katılan mağdurun yüzünde kızarıklık veya vurma belirtisinin olmadığını,
Bozmadan sonra Mahkemede; olayın üzerinden uzunca bir zamanın geçtiğini, hatırladığı kadarıyla katılan mağdurun sınıfta yaramazlık yaptığını, öğretmenleri sanığın katılan mağduru sınıfın dışına çıkarttığını, 3-5 dakika sonra birlikte sınıfa geri geldiklerini, fakat katılan mağdurun yüzünde bir yaralanmanın olmadığını,
Tanık ... bozmadan sonra Mahkemede; olay günü öğretmenleri sanık ile Türkçe dersini işlediklerini, katılan mağdurun her zamanki gibi sınıfın huzurunu bozacak şeyler yaptığını, sanığın katılan mağduru uyardığını, katılan mağdurun yemek yemeye başladığını, sanığın tekrar uyardığını, daha sonra sanığın katılan mağdurun kolundan tutarak sınıfın dışına çıkarttığını, dışarıda ne yaşandığını görmediğini, katılan mağdurun yanına gelerek sanığın kendisini yaraladığını söylediğini, ancak inanmadığını, katılan mağdur bizzat kendisinin yanına gelerek "Sanığın kendisini dövmediğini, ailesine yalan söylediğini" söylemediğini, bunu arkadaşı tanık..."den duyduğunu, ayrıca katılan mağdurun olay günü arkadaşı tanık ... ile kavga etmesi olayını bilmediğini,
Tanık ... bozmadan sonra Mahkemede; olay günü ders işlediklerini, katılan mağdur sınıfta yemek yemeye başlayınca öğretmen sanığın onu uyardığını, yemek yemeye devam edince sanığın katılan mağduru sınıfın dışına çıkarttığını, sınıfın dışında ne yaşandığını görmediğini, katılan mağdur tekrar sınıfa geldiğinde yüzünde ve kulağında bir kızarıklık olmadığını, olay günü katılan mağdurla aralarında kavga olmadığını, daha öncesinden küçük bir husumet olduğunu,
Tanık ... bozmadan sonra Mahkemede; katılan mağduru sınıf arkadaşı olduğu için tanıdığını, olay olduğu gün katılan mağdurun sınıfta dersi dinlemediğini ve yemek yemeye başladığını, sanığın katılan mağduru yemek yememesi konusunda birkaç kez uyardığını, katılan mağdur dinlemeyince sanığın onu sınıfın dışına çıkarttığını, dışarıdan herhangi bir bağırma sesi duymadığını, katılan mağdurun sınıfın dışına çıkması ile geri dönmesi arasında 10 dakikalık bir zaman dilimi olduğunu, katılan mağdurun içeriye girdiğinde yüzünün asık olduğunu, ancak yüzünde herhangi bir kızarıklık ya da vurma izi görmediğini, katılan mağdurla çok samimi olmadığı için olaydan sonra olayı kendisiyle olayı konuşmadığını, yani kendisi olayı farklı anlatmış gibi bir konuşma gerçekleşmediğini, tanık ... ile aralarında anlaşmazlık olduğunu, birbirlerini pek sevmediklerini, ancak birbirlerine vurduklarını hiç duymadığını, münakaşaları olduğunu, olayın olduğu gün tanık... ve ..."nın sınıfta olduğunu hatırladığını, diğerlerinin olup olmadığını hatırlamadığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... müdafisi olmaksızın Kollukta; Altınoluk Mahallesi"nde bulunan ... İlköğretim Okulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yaptığını, katılan mağdurun öğrencisi olduğunu, olay günü olan 20.01.2014 tarihinde 6/A sınıfında derste olduğunu, katılan mağdurun sınıfta simit yediğini, yememesi için 3-4 kez uyardığını, uyarılarını dikkate almadığı için öğrenciler arasında rencide etmemek için koridora çağırdığını ve nasihat amacıyla yakasından tutarak kendisine, "Sınıfta niye bu şekilde davranıyorsun, seni arkadaşlarının içinde rencide etmek istemiyorum." dediğini, katılan mağdurun da "Hocam sizden özür dilerim, bir daha bu şekilde davranmayacağım." dediğini, biraz daha konuştuktan sonra tekrar birlikte sınıfa girdiklerini, katılan mağdura kesinlikle vurmadığını ve tehdit etmediğini, eğer öğrencisine vurmuş olsaydı yüzünde, başka bir yerinde izi veya kızarıklığı olacağını, olayla ilgili olarak aynı sınıfta okuyan ... ve ..."in tanık olarak ifadelerinin alınmasını istediğini,
Mahkemede; konuyla ilgili daha önce verdiği beyanını aynen tekrar ettiğini, olay günü öğrencisi olan katılan mağduru sınıfta yemek yemesi üzerine uyardığını, uyarmasına rağmen kendisini dinlemeyince katılan mağduru dışarıya çıkarttığını, nasihat vermek amacıyla yakasından tutarak kendisini uyardığını, darbetmediğini, daha sonra öğrencilerinden öğrendiği kadarıyla katılan mağdurun öğle arası arkadaşları ile kavga ettiğini, ailesinden korktuğu için bu olayı öğretmenim beni darbetti şeklinde anlattığını,
İlk bozmadan sonra Mahkemede; Yargıtay ilamının lehine olan hususların hakkında uygulanmasını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, aynı duruşmada katılan mağdurun dinlenmesinden sonra, katılan mağdurun o gün sınıfta gürültü yapmadığını, yemek yediğini, uyarmak için sınıftan çıkardığının doğru olduğunu, fakat depo gibi bir yere götürmediğini, sınıfın önünde uyarmak için yakasından tuttuğunun doğru olduğunu, katılan mağduru hiçbir şekilde darbetmediğini, yere fırlatmadığını,
İkinci bozmadan sonra Mahkemede; alınan doktor raporunun olaydan çok sonra alındığını, katılan mağdurun hareketli bir kişiliğe sahip olmakla nasıl olduğunu bilmediği şekilde rapor aldığını, bu rapora ilişkin hiçbir müdahalede bulunmadığını, katılan mağduru asla yaralamadığını,
Savunmuştur
Suç ve karar tarihindeki hâliyle kasten yaralama suçu TCK’nın 86. maddesinde;
“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silâhla,
İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında kasten yaralama suçunun tanımı yapılarak, kasten yaralamanın temel şekli düzenlenmiş, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her davranış, yaralama olarak kabul edilmiş, madde gerekçesinde bu husus açıkça vurgulanmıştır. Kasten yaralama fiilinin, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olması hâli ise ikinci fıkrada düzenlenmiş olup bu durumda birinci fıkradaki hapis cezasından daha az süreli bir hapis cezası ya da seçimlik olarak adli para cezası suçun yaptırımı olarak öngörülmüştür.
Kasten yaralama suçunda korunan hukuki yarar, kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Suçun konusu, mağdurun acı verilen veya bozulan bedeni veya ruhsal varlığıdır. Failin yaptığı hareket sonucu, maddede belirtilen sonuçlardan biri meydana gelirse, kasten yaralama suçunun oluşacağında tereddüt bulunmayıp, bu sonucu doğurmaya elverişli olan tüm hareketlerle, kasten yaralama suçunun işlenmesi mümkündür.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ..."nın Edremit ilçesi, Altınoluk Mahallesi"nde bulunan ... İlköğretim Okulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yaptığı, katılan mağdur ..."ın 11 yaş içerisinde olup, aynı okulda 6/A sınıfı öğrencisi olduğu, 20.01.2014 tarihinde sınıfta gürültü yapması sebebiyle öğretmeni sanık tarafından sınıftan dışarıya çıkarıldığı ve darbedildiği iddiasıyla annesi katılan ... ile birlikte kolluğa müracaat ederek şikâyetçi oldukları, katılan mağdur hakkında 20.01.2014 tarihinde Edremit ... Tıp Merkezi tarafından düzenlenen rapora göre sağ yüzde, sağ çene altında ve sol kulak altında küçük kızarıklıkların tespit edildiği, katılan mağdurun yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralandığı belirtilen olayda; katılan mağdurun aşamalarda istikrar gösteren beyanları, bu beyanları ile uyumlu adli rapor içeriği ile sanığın aşamalarda katılan mağdurun ensesinden nasihat etmek amacıyla tuttuğu şeklindeki savunması, ayrıca kovuşturma aşamasında katılan mağdurun doktor raporunu öğrenmesinden sonraki savunmasında, katılan mağdurun öğle arası başka bir sınıf arkadaşıyla kavga ettiği ve yaralanmasının bu şekilde oluştuğu şeklindeki savunmasının da tanıkların anlatımları ile doğrulanmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine kasten yaralama suçunun sabit olduğu, Yerel Mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde isabet bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın kasten yaralama suçunun sabit olduğu gözetilmeden beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığın kasten yaralama eyleminin sabit olmadığı görüşü ile, karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Edremit 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarih ve 35-212 sayılı direnme kararına konu beraat hükmünün, sanığın kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.07.2021 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 09.09.2021 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.