3. Hukuk Dairesi 2016/2863 E. , 2016/3390 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti- alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların, muris ..."un ortak mirasçıları olduğunu,...un iki evlilik yaptığını, bir kısım davalıların..."un ilk eşinden olan çocukları, davacının ise ...eşi olan...dan olma çocuğu olduğunu, davaya konu İzmir İli... parsel sayılı bahçeli ev vasfında taşınmazın müvekkilinin babası (murisi) ... adına kayıtlı iken, babasının ölümünden sonra bu taşınmazı tarafların ortak murisi (anneleri..."un kullandığını, onun ölümünden sonra ise evin uzun süre kullanılmadığını ve metruk hale geldiğini, doğrudan kendi babasından miras olarak kalan dava konusu taşınmazın kendisine ait olacağı düşüncesi ile müvekkilinin evi tamamen tadil edip tüm masrafları karşıladığını, buna karşın davalı ..."in ...Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2010140 Esas- 2010/337 Karar sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını ve bu dava ile anılan garyimenkuldeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğini, ...Memurluğu"nun 2012/4 sayılı dosyası ile taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere (harca esas değer 60.000 TL) davacının yapmış olduğu masrafların öncelikle taşınmazın satış bedelinden tahsili ile davacıya ödenmesine, bu talebin uygun görülmemesi halinde davacının yaptığı harcamaların davalıların her birinden paylarına düşen miktarda tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın, davacının murisi olan babası ...an intikalen kalan ev olup, babasının ölümünden sonra bu evin ortak muris Asiye İltuş tarafından ölünceye kadar kullanıldığını ve onun vefatından itibaren de halen davacının kullanımında olduğunu, davacı tarafın kendi kullanım süresi boyunca bu taşınmazın bakımını yaptığını karşılığında da evi kullandığını, bunun karşılığında taşınmazda hisse sahibi olan müvekkillerine hiçbir ödeme yapmadığını, davacının aynı konuda daha önce açtığı davanın reddine karar verilerek kesinleştiğini ve bu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile,
-39.000,00 TL"nin davalılar ..., "den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
-Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, ..., ..."e yönelik davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, karar verilmiş, hüküm davacı ve bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, ortak taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların BK"nun 61.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebine ilişkindir
Paydaşlığın giderilmesine konu olan taşınmaza, paydaşlar tarafından faydalı ve zaruri masraf yapılmış ise; bu masraf, diğer paydaşlardan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme borçlusunun bu muhdesatın yapıldığı anda ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği ileri sürülemez. Zira, vücuda getiren paydaş tarafından kullanılan muhdesatın, diğer paydaşlara herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Ekonomik yönden zenginleşme ve fakirleşmenin, satış suretiyle taşınmazdaki ortaklığın giderildiği anda gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Daha açık deyişle, sebepsiz zenginleşme; satışın yapılıp bedelinin ödendiği tarihte gerçekleşir. İyileştirmeden doğan sebepsiz zenginleşme nedeniyle hükmedilecek miktar, iyileştirmenin satış tarihinde taşınmazın değerinde meydana getirdiği artış oranında olmalıdır.
Buna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sağlıklı olarak çözümü için izlenecek yol şöyledir: dava konusu taşınmazın ihale yolu ile satışına ilişkin olarak...k Mahkemesi"nin 2012/4 Esas sayılı satış dosyası ile yine...esi"nin 2012/105 Esas- 2012/386 Karar sayılı kıymet takdirine itiraz dosyası ayrıntılı incelenmek sureti ile, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla davacı tarafından yapılan faydalı giderlerin yapılmış ve yapılmamış olması halleri için ayrı ayrı olmak üzere taşınmazın ihale ile yapılan (satış) gününde ve aynı koşullarla satılmasından elde edilecek gerçek sürüm
değeri belirlenmeli, bu şekilde elde edilecek değerler arasında bir fark meydana geldiğinde bunlar birbirine oranlanmalı, bu oran ihale ile yapılan satış bedeline uygulanarak, davacının yaptığı giderlerin ihale bedeline yansıma miktarı belirlenmeli, bulunacak bu miktardan, davacının dava konusu taşınmazda hissedar olduğu da gözetilerek, davalıların payına isabet eden miktara hükmedilmelidir. Yok, eğer giderlerin yapılmış olması haliyle yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark olmadığının anlaşılması durumunda, giderlerin satış bedeline etkisinin olmadığı, dolayısıyla davalının bu giderlerin yapılması nedeniyle bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmelidir.
Mahkemece; açıklanan yöntem izlenmeksizin, sadece, yapılmış masrafları dava tarihi itibariyle hesaplayan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olması ve yine davacının talebinin, yapmış olduğu masrafların, öncelikle taşınmazın satış bedelinden tahsili, bunun mümkün olmaması halinde ise davalıların her birinden paylarına düşen miktarda tahsili olmasına karşın, bu durum göz önüne alınmaksızın davacının talebini aşar şekilde tüm miktarın davalılardan müştereken müteselsilen tahsili yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bunun yanında, davalı ... hakkında hüküm kurulmamış olması ve yine kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan davalı ... hakkındaki davanın, diğer davalılardan ayrı bir hukuki nedene (husumet) dayalı olarak reddine karar verilmiş olmasına karşın bu davalı lehine, diğer davalılardan ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.