
Esas No: 2013/7860
Karar No: 2013/7860
Karar Tarihi: 3/3/2016
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
GENEL KURUL |
|
KARAR |
|
SELÇUK TAŞDEMİR BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2013/7860) |
|
Karar Tarihi: 3/3/2016 |
R.G. Tarih ve Sayı: 20/5/2016-29722 |
|
GENEL KURUL |
|
KARAR |
Başkan |
: |
Zühtü ARSLAN |
Başkanvekili |
: |
Burhan ÜSTÜN |
Başkanvekili |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Serdar ÖZGÜLDÜR |
|
|
Serruh
KALELİ |
|
|
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
|
|
Recep KÖMÜRCÜ |
|
|
Alparslan ALTAN |
|
|
Nuri NECİPOĞLU |
|
|
Hicabi
DURSUN |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Erdal TERCAN |
|
|
Muammer TOPAL |
|
|
M. Emin KUZ |
|
|
Hasan Tahsin GÖKCAN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
Raportör |
: |
Hüseyin TURAN |
Başvurucu |
: |
Selçuk TAŞDEMİR |
Vekili |
: |
Av. Ramazan DEMİR |
I. BAŞVURUNUN
KONUSU
1. Başvuru, yükseköğretim kurumundan
çıkarma disiplin cezasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın
reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle
eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 21/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine
İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve
eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona
sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/11/2013 tarihinde,
başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar
verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 24/1/2014 tarihinde, başvurunun
kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru
belgelerinin bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine
karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 24/1/2014 tarihinde
Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 25/3/2014
tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş
26/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın
görüşüne karşı beyanlarını 15/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
7. Birinci Bölüm tarafından 20/1/2015 tarihinde yapılan
toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara
bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü"nün
28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula
sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
i. Disiplin
Soruşturması Süreci
9. Başvurucu, olay tarihinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler
Bölümünde 4. sınıfta öğrenim görmektedir.
10. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun
öğrenim gördüğü Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) 24/4/2006
tarihli ve 480 sayılı bir yazı gönderilmiştir. Söz konusu yazıda 19/3/2006
tarihinde Sivas ilinde tertiplenen nevruz gösterilerinde başvurucunun da içinde
bulunduğu Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrencinin
PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması
olan Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi (YÖGEH) içinde faaliyet gösterdiğinin
tespit edildiği ve bu kişilerin tutuklandıkları bildirilmiştir.
11. Bu bildirim üzerine Rektörlüğün 15/5/2006 tarihli ve 641
sayılı onayı ile Üniversite yönetimince isimleri bildirilen öğrenciler hakkında
disiplin soruşturması başlatılmıştır.
12. 25/9/2006 tarihli soruşturma raporunda, Sivas ilindeki
nevruz gösterilerinde çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinde başvurucunun
örgütün marşı olarak bilinen “Her Nepeş” adlı marşı söylediğinin tespit edilmesi
nedeniyle yasa dışı örgüte üye olma ve örgüt adına faaliyette bulunma fiilinin
sübuta erdiğinden bahisle hakkında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin
Yönetmeliği’nin 10. maddesinin (e) bendinde “kanun
dışı kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak”
şeklindeki eylemin gerçekleşmiş olması ve daha önce benzer eylemden dolayı
almış olduğu üç disiplin cezası da gözönünde
bulundurularak “yükseköğretim kurumundan
çıkarma” cezası ile tecziyesi yönünde teklif getirilmiştir.
13. Bu teklif doğrultusunda Üniversite Disiplin Kurulunca
1/11/2006 tarihli ve 2006/1–1 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumundan
çıkarma cezası uygun bulunmuştur.
14. Başvurucu 17/11/2006 tarihinde disiplin kurulu kararının
iptali ve tazminat talebi ile Sivas İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme,
yargılama sürecinde görülmekte olan davanın sonucunun başvurucu hakkında
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen E.2005/129 sayılı dosyanın sonucuna
bağlı bulunduğu gerekçesiyle 26/3/2008 tarihinde, bu dava sonuçlanıncaya kadar
önündeki davanın bekletilmesine karar vermiştir.
15. Başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde
görülen davada 4/3/2009 tarihinde karar verilmesi üzerine Sivas İdare Mahkemesi
26/5/2009 tarihli ve E.2007/93, K.2009/517 sayılı kararı ile başvurucunun iptal
ve tazminat taleplerini reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“…Dava dosyasının ve
Mahkememizin E:2007/118 esas sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden;
Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü"ne
yazılan 24.04.2006 tarihli ve 480 sayılı yazıda 19.03.2006 tarihinde Sivas
İlinde tertiplenen nevruz gösterisinde aralarında davacı öğrencinin de
bulunduğu, Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrenciden,
PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH içerisinde
faaliyet gösteren öğrencilerin ortaya çıkartılması amacıyla yapılan operasyon
sonucunda tutuklandıklarının bildirilmesi üzerine, Üniversite Yönetimince bahsi
geçen öğrenciler hakkında soruşturma başlatıldığı, 25.09.2006 günlü soruşturma
raporunda davacı ile ilgili olarak, yasa dışı örgüte üye olmak, örgüt adına
faaliyette bulunmak fiilinin sübuta erdiğinden bahisle ve daha önce almış
olduğu disiplin cezaları da göz önünde bulundurulmak suretiyle Disiplin
Yönetmeliği"nin 10/e maddesi kapsamında yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası
ile tecziyesi yönünde teklif getirildiği, teklif doğrultusunda Üniversite
Diplin Kurulu"nun 01.11.2006 tarih ve 2006/1-1 sayılı kararı ile davacı
öğrencinin "Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezası" ile
cezalandırılmasına karar verildiği, bu işleme karşı yapılan itirazın reddine
üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacı hakkında yükseköğretim
kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dayanak fiilleri ile ilgili
olarak terör örgütünün yöneticisi olmak suçlarından dolayı Erzurum 2. Ağır Ceza
Mahkemesi"nin, PKK (KONGRA-GEL) terör örgütünün Sivas İlinde faaliyet gösteren
gençlik yapılanması içerisinde hareket eden diğer sanıklar ile birlikte
E:2005/129 esas sayılı dosyada yargılandığı, bu yargılama sonucunda Erzurum 2.
Ağır Ceza Mahkemesi"nin 24.03.2009 tarih ve Dosya No:2005/129, Karar
No:2009/113 sayılı kararı ile davacının 5237 sayılı Yasanın 314/2. maddesi ile
aynı Kanunun 215. maddesinde sayılan suçları işlediğinden mahkumiyetine karar
verildiği, 5237 sayılı Yasanın 215. maddesi uyarınca verilen cezalar hakkında
hükmün açıklanmasının ertelendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesinde yer verilen terör
örgütü üyesi olmak suçundan mahkum olduğu açık olduğundan, durumuna uygun
olarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği"nin, 10.
maddesinin, (e) bendi hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan
çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmamaktadır.”
16. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Sekizinci
Dairesinin 18/9/2012 tarihli ve E.2009/9643, K.2012/6344 kararı ile temyiz
isteminin reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi
de aynı Dairenin 14/6/2013 tarihli ve E.2013/478, K.2013/4926 sayılı kararı ile
reddedilerek başvurucu hakkındaki disiplin cezasına ilişkin işlem bu şekilde
kesinleşmiştir.
17. Karar, başvurucuya 20/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 21/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
ii. Cezai Yargılaması Süreci
19. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250 madde ile
görevli) 13/6/2006 tarihli ve E.2006/40 sayılı iddianamesiyle 26/9/2004 tarihli
ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında
düzenlenen “örgüte üye olma” ve
Kanun’un 215. maddesinde belirtilen “suç ve
suçluyu övme” suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucunun da
aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.
20. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2006/102 sırasına
kaydedilen dava, Mahkemenin 3/10/2006 tarihli ve E.2006/102, K.2006/132 sayılı
kararıyla aynı Mahkemenin E.2005/129 sayılı dava dosyasında birleştirilmiştir.
21. Mahkemenin E.2005/129 sayılı dava dosyasında
birleştirilen dosyalar nedeniyle birden çok iddianame bulunmaktadır. Başvurucu
hakkında disiplin cezasının uygulanmasına neden olan suçlamalar ise “3. İddianame” başlığı altında
anlatılmaktadır.
22. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:
“…
19/03/2006 Pazar günü Nevruz Bayramı
kutlamalarının Sivas’ta Alibaba Mahallesi Çayboyu Caddesi Kızılırmak Siteleri arka kısmında bulunan
boş arazide yapıldığı, kutlamalara Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören ve
yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH
(Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi) içerisinde faaliyet gösteren öğrenciler, ESP
(Ezilenlerin Sosyalist Platformu) içerisinde faaliyet gösteren öğrenciler ve
Tokat ilinden gelen Tokat İli Gaziosmanpaşa Üniversitesi öğrencileri oldukları
belirlenen ve Tokat YÖGEH içerisinde faaliyet gösteren öğrencilerin katıldığı,
Nevruz Bayramı Kutlaması 19/03/2006 günü saat:11.00 sırasında lastikler
yakılarak başlamış, topluluk tarafından yakılan lastiklerin etrafında zılgıtlar
ve şarkılar eşliğinde halaylar çekilmiş, kutlamalara katılan topluluk
tarafından ellerinde yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde bayrağını
temsil eden sarı, kırmızı ve yeşil renkteki bez parçası gezdirilmiş, topluluk
tarafından;
“BİJİ NEVROZ, DİSA DİSA
SERHİLDAN SEROKEME ÖCALAN, BİJİ AŞİTİ, BİJİ AZADİ, BİJİ SEROK APO, YAŞASIN
HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, NEVROZ İSYANDIR GÜNEŞE
SELAMDIR, TECRİTE SON VER BARIŞA YOL VER” ibareli sloganlar atılmış, yine aynı
topluluk tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün EY DIJMIN ve HERNEPEŞ isimli
sözde marşlarını okumuş, kutlama saat:14.00 sıralarında sona ermiş, Tokat
İlinden gelen öğrenciler aynı gün Sivas"tan ayrılmışlar ve yapılan etkinlik
baştan sona kadar emniyet görevlileri tarafından teknik cihazlar ile kayıt
edilmiştir. Nevruz kutlamaları sırasında atılan tüm yasadışı sloganların diğer
illerde yapılan Nevruz eylemlerinde de kullanıldığı illerden gelen resmi
yazılardan anlaşılmıştır.
Nevruz Bayramı kutlamalarına Sivas ve Tokat
illerinde yükseköğrenim gören kişilerin yoğun olarak katılmaları nedeniyle
Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören ve yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör
örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH (Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi)
içerisinde faaliyet gösteren öğrencilerin eylemleri ile terör örgütünün
içerisindeki faaliyetlerinin açığa çıkartılması, şüphelilerin yakalanması ve
suç delillerinin elde edilmesi amacıyla 15/04/2006 günü Sivas 2. Sulh Ceza
Mahkemesinin 14/04/2006 tarih ve 2006/358 Değ. İş sayılarına kayden alınan arama izni kararı ile şüphelilerin
ikametgahlarında ve … adresinde faaliyet gösteren KIZILIRMAK DERGİ
TEMSİLCİLİĞİ’NDE arama yapılmış, Tokat İlinden gelerek Sivas"ta yapılan Nevruz
kutlamalarına katılan gurup içerisinde aktif rol alarak grubu yönlendirdikleri
tespit edilen şahısların eylem ve örgüt içerisindeki faaliyetlerinin tespiti
amacıyla Tokat Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2006 tarihli ve D. İş. No:2006/345
sayılı arama izni kararı ile aşağıda ayrıntıları yazılı arama işlemleri
yapılmıştır.
…
Nevruz Bayramı ile ilgili olarak 19/03/2006
günü Sivas ili Alibaba Mahallesi Çayboyu
Caddesi Kızılırmak Siteleri arka kısmında bulunan boş alanda yapılan Nevruz
kutlamasında görevliler tarafından çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinin
yapılan CD çözümünde;
1. No"lu CD"de
bulunan görüntünün 01.05 saniyesinde üzerinde mavi kot pantolon ve lacivert
mont olan başında kahverengi şapka bulunan ve elinde sarı kırmızı yeşil renkte
sözde PKK bayrağını temsil eden bez parçası ile halay başı çeken şüpheli Ş. B.,
Görüntünün 01.09 saniyesinde üzerinde
kahverengi mont ve pantolon olan ve alkış eşliğinde "NEVRUZ İSYANDIR GÜNEŞE
SELAMDIR" şeklinde slogan atan ve attıran şüpheli İ. S.,
Görüntünün 01.39 saniyesinde şüpheli İ.İ.
tarafından grubun toplandığı, grup içerisinde şüpheli Selçuk TAŞDEMİR’in de yer aldığı;
Görüntünün 01.53 saniyesinde İ. İ. tarafından
"ARKADAŞLAR DEVRİM VE DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ ANISINA BİR DAKİKALIK SAYGI DURUŞU"
diyerek sol elini zafer işareti yaparak havaya kaldırdığı,
Görüntünün 02.19 saniyesinde grubu yönlendiren
şüpheli İ. İ. ve grup tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde marşı
olarak bilinen "EY REQÎB, HER MAWE QEWMÎ KURDZİMAN, NAYSİKÊNÊ DANAYÎ TOPÎ
ZEMAN KES NELÊ KURD MİRDUWE" (DİNLE DÜŞMAN, KÜRT HALKI HALA YAŞIYOR. TOP
ATEŞİNDEN VE FELAKETLERDEN HİÇ YILMAYACAK. KÜRT GENÇLİĞİ ASLAN GİBİ
ŞAHLANIYOR,) ile başlayan "LAWÎ KURD HELSAYE SER PÊ WEK DİLÊR, TA BE XWÊN
NEQSÎ EKA TACÎ JÎYAN" ( KÜRT GENÇLİĞİ DAİMA
KURBAN VERMEĞE HAZIR, ÖLÜME HAZIR, ÖLÜME HAZIR, ÖLÜME HAZIR.) ibareleri son
bulan sözde marşı söyledikleri sözde marştan sonra hep birlikte alkışlar
eşliğinde "BİJİ NEVRUZ, BİJİ NEVRUZ" şeklinde slogan atmışlardır.
Görüntünün 03.28 saniyesinde yukarıda açık
kimliği yazılı İ. İ. tarafından "TECRİTE SON VER BARIŞA YOL VER" şeklinde gruba
slogan attığı ve attırdığı,
Görüntünün 03.58 saniyesinde yukarıda açık
kimliği yazılı İ. İ. tarafından ve yine yukarıda açık kimlikleri yazılı grupta
bulunan şahıslarla birlikte "BİJİ NEVRUZ, BİJİ NEVRUZ" şeklinde slogan
attıkları,
Görüntünün 04.06 saniyesinde grubu yönlendiren
ve yukarıda açık kimliği yazılı İ. İ., tarafından şüpheliler Selçuk TAŞDEMİR,
F. B. ile birlikte "NEVRUZ İSYANDIR, GÜNEŞ"E SELAMDIR" şeklinde slogan
atıkları,
Görüntünün 04.35 saniyesinde Tokat ilinden
gelen grupla birlikte grubu yönlendiren, üzerinde mavi kot pantolon siyah
renkli deri mont bulunan içerisinde gri kazak olan şüpheli E. E.ile birlikte "DİSA DİSA SERHİLDAN
SEROKAME ÖCALAN" şeklinde slogan atarak Nevruz alanına gelmiştir. Nevruz
alanında bulunan yukarıda açık kimliği yazılı şahıslar gelen gruba hitaben
"BİJİ NEVRUZ BİJİ NEVRUZ" şeklinde karşılık verdikleri,
Görüntünün 05.04 saniyesinde gelen Tokat grubu
ile birlikte şüpheliler … ve Selçuk TAŞDEMİR, tarafından PKK/KONGRA-GEL terör
örgütünün sözde marşı olarak bilinen "BIRAYÊN DELAL HUN WERİN KURDINO
BIHIŞTA WELAT EM HERIN MERDINO" (GÜZEL KÜRT KARDEŞLERİM GELİN ÜLKEMİZİN
ARDINA GİDELİM) ibaresi ile başlayan, "DILÊ MEJPOLA GURÇIK BÛNE HESIN BO
ALA RENGÎN HUN WERIN EM BESIN" (YÜREKLERİMİZ ÇELİKLEŞTİ ARTIK HAYDİ KIZIL
BAYRAK İÇİN HEP BERABER GİDELİM.) ibaresi ile son bulan HER NEPEŞ (İLERİ) isimli
sözde marşın söylendiği,
Görüntünün 12.31 saniyesinde yukarıda açık
kimliği yazılı E. E. ve Selçuk TAŞDEMİR tarafından " BİJİ NEVRUZ " şeklinde
slogan atıldığı,
Görüntünün 12.51 saniyesinde yukarıda açık
kimliği yazılı E. E. başını çektiği halayda "KİNEM APOCİNEM" şeklinde slogan
attırdığı,
Görüntünün 13.59 saniyesinde grubu yönlendiren
yukarıda açık kimliği yazılı İ. İ. tarafından alkışlar eşliğinde "BİJİ NEVRUZ
BİJİ NEVRUZ" şeklinde slogan attırarak son bulduğu tespit edilmiş ve çözüm
Tutanağı dosyaya eklenmiştir.
…”
23. İddianamede başvurucunun 19/3/2006 tarihli nevruz
gösterisine katılmasından ayrı olarak başka olaylardan da bahsedilmektedir. Bu
olaylardan bazıları şunlardır:
“…
Sivas’da YÖGEH"in yaptığı bütün etkinliklere
katıldığı, nevruz kutlamalarında etkin rol oynadığı, 2005 yılı nevruzunu örgüt elebaşısının direktifleri doğrultusunda DEMOKRATİK KONFEDERALİZ"mi ilan etmek amacıyla Diyarbakır"a gittiği ve
burada görüntülerinin BAGEH operasyonunda ele geçirildiği, Abdullah ÖCALAN
posterleriyle poz verdiği, örgüt üyesi olduğu, yakalanan şüphelilerin alınan
ifadesinde yapılanma içerisinde görev aldığı, halen Kızılırmak dergisinin
imtiyaz sahipliğini yaptığı tespit edildiği, 2006 Nevruz kutlamalarda her türlü
illegal slogan attığı, örgütün marşlarını söylediği,
…
Şüpheliler … ve Selçuk Taşdemir’in 19.03.2005
tarihinde Sivas ilinde ki Nevruz kutlamalarında yine şüpheliler … ve Selçuk
Taşdemir’in 01.5.2005 tarihinde Sivas ili Mevlana
caddesinde yine şüpheliler … ve Selçuk Taşdemir’in, 21.03.2005 tarihinde Diyarbakır
ilinde yapılan Nevruz kutlamalarına katıldıkları, terör örgütünün propagandası
niteliğinde slogan attıkları şüphelilerin eylemlerinin suç tarihi itibariyle
suç ve suçluyu övme niteliğinde bulunduğu,
…
Şüphelilerin Sivas’ta yaptıkları eylemlerin
terör örgütünün yönlendirmesiyle ülke genelinde yapılan eylemlerle eş zamanlı
ve aynı olduğu, yakalanan şüphelilerin yapılan ev aramalarında elde edilen bazı
CD"lerin aynı içerikli ve birden fazla olduğu, üzerlerinde bulunan yazıların
benzerlik taşıdığı, bahse konu CD"lerin Sivas ve Tokat İlleri YÖGEH (Yurtsever
Özgür Gençlik Hareketi) İl sorumluları olmaları terör örgütü ile
bağlantılarının bulunduğunu göstermektedir.
Yukarıda anlatılan nedenler ve tüm dosya
kapsamına göre şüphelilerin yasa dışı PKK/ KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik
yapılanması olan YÖGEH ( Yurtsever Özgürlük Gençlik Hareketi) adına faaliyette
bulundukları, Şüpheliler E. E., İ. E., K. D. ve K. D. ‘nin
örgüt yöneticisi konumunda oldukları, diğer şüphelilerden Selçuk Taşdemir ve
diğerlerinin ise örgüt üyesi oldukları arama ve el koyma kararları, cd, disket,
kamera, cep telefonu,sim kart, fotoğraf çözüm
tutanakları, inceleme tutanakları, bilgisayar internet site çıktıları, yakalama
tutanakları, telefon dinleme kayıtları, el yazıları, CMK 250 Md ile görevli C.Başsavcılığımız adli emanetinin 2006/39-37 sayılı emanet
makbuzu, şüphelilerin beyanları, nüfus ve sabıka kayıtları, sorgu tutanakları ve
tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,”
24. 13/6/2006 tarihli ve E.2006/40 ve 2006/29 No.lu 3.
iddianame ile örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmaları istenilen şüpheliler
hakkında “İ. İ., E. E., K. D. , K. D. ve
Selçuk Taşdemir’in Sivas ilinde terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde
yer aldıkları, terör örgütü adına faaliyet göstererek bu amaçla Nevruz ve
benzeri gösterilerde örgüt adına yönlendirmelerde bulundukları, evlerinde çok sayıda
yasak yayın ve Öcalan posterleri bulundurdukları, söz konusu gençlik
yapılanması içerisinde organize bir şekilde hareket ettikleri tüm dosya
kapsamından anlaşılmakla başvurucunun da 19.3.2006 tarihinde Sivas ilinde
yapılan Nevruz kutlamalarına katılarak “Nevruz İsyandır, Güneşe selamdır, Disa Disa Serhildan
Serok Öcalan” ve benzeri terör örgütünün propagandası
içerikli sloganlar attıkları, suç tarihi itibariyle şüphelilerin eylemlerinin
5237 Sayılı Kanun’un 215. maddesi kapsamında suç ve suçluyu övme niteliğinde
bulunduğu anlaşıldığından, bu suçtan ayrı ayrı cezalandırılmaları”
da talep edilmiştir.
25. İddianamede YÖGEH’nin
PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Türkiye gençlik yapılanması olduğuna ilişkin şu
değerlendirmeler yapılmıştır:
“PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Türkiye
gençlik yapılanması olan BAGEH"in (Bağımsız Gençlik
Hareketi) yeniden yapılandırılması maksadıyla "BAGEH Türkiye
Konferansı" ismi altında İstanbul ilinde 10-13 ARALIK 2005 tarihinde
yapılan sözde konferans sonrası, gençliğin hareket alanını genişletecek, kendi
içinde demokratik sürece yanıt olabilecek bir yapılanma üzerinde karar
kılındığı ve tüm gençleri kendi bünyesinde örgütlemek amacıyla BAGEH"İN fesh edilerek yerine yurtsever özgür gençlik hareketi
(YÖGEH) kurulduğu ilan edilmiştir.
Terör örgütü, YÖGEH(Yurtsever
Özgür Gençlik Hareketi) nin;
- Temel hedeflerinin;
"Abdullah Öcalan"la İradeleşmek, Konfederalizmi Pratikleştirmek" olduğunu,
- Amaçlarının; Türkiye"de öğrenci gençliğinin
ve ihtiyaç olarak belirlenen işçi, işsiz ve köylü gençlik kesimlerinin biraraya getirilmesi ve cumhuriyetin demokratikleştirilmesi
olduğu, Konfederalizmin toplum nezdinde yaşama
geçirilmesi ihtiyaç olduğunu,
- Sözde oligarşik cumhuriyeti
demokratik cumhuriyete dönüştürmek için sözde Demokratik Konfederalizm
misyonunu önemli bulduklarını,
- Abdullah Öcalan"a yönelik sözde kapsamlı ve
sistemli bir saldırının olduğu, Abdullah Öcalan"ın sözde geliştirdiği
demokratik cumhuriyet ve üst kimlik gibi tartışmaların yürütüldüğü bir sırada
sözde tecritin uygulanmasını kabul etmediklerini,
- Sözde Kürt sorununun bir halk sorunu
olduğunu ve muhatabının Abdullah Öcalan"ın olacağı, Abdullah Öcalan"sız çözümün belirlemesinin çözümsüzlüğün formülü
olduğunu ve buna girecek/yanaşacak kesimlere karşı tavır alacaklarını,
- Gençliğin irade olarak pasifize
edildiğini, YÖGEH"in meşru, caydırıcı eylem tarzıyla
topluma ve değerlerine yapılan bütün saldırılara cevap vereceğini, işçi, işsiz,
köylü ve öğrenci gençlikten oluşacak YÖGEH yapısının, bundan sonra yapılacak
olan çalışmalarda sistemin yürüttüğü planlı çalışma tarzını boşa çıkarıcı bir
pratik içerisinde olacağını,
- Tüm gençlik kesimlerini YÖGEH"e
davet ettiklerini, Abdullah Öcalan"a yapılan sözde saldırıların gençliğin
sorununun öznesi olarak hareket etmeyi gerektirdiğini, bu sebeple gençleri YÖGEH"te örgütlenmeye çağırdıklarını, YÖGEH"in
gençliğin ve halkın sorunlarını kendi öz gücüyle çözeceği iddiasında olduğunu,
- YÖGEH tarafından yapılan eylemlerin YÖGEH
adıyla sahiplenmesi, DEM-GENÇ"in Türkiye Gençliğini
kapsadığı, her YÖGEH"linin DEM-GENÇ"li
olduğu, ancak her DEM-GENÇ"linin YÖGEH"li
olmadığı,
- Sol ve devrimci
gençlik örgütleriyle çeşitli ittifaklara gidilebileceği, bu konudaki temel
ilkenin terörist başı ve YÖGEH tarafından savunulan değerlere saygı olduğu,
Abdullah Öcalan"a yönelik hakaret ve karalamanın işbirliği
ve ittifakları engelleyeceğini bildirmiş, 15/04/2006 günü gözaltına alınan
şüphelilerin yapılan ev aramalarında elde edilen dokümanların incelemesinde YÖGEH"in varlığının kabul edildiği tespit edilmiştir.”
26. Başvurucu; soruşturma evresinde Emniyetteki ifadesinde
atılı suçlamaları kabul etmediğini, Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde 2006
yılındaki nevruz kutlamasına katıldığını ancak yasa dışı slogan atmadığını,
Mahkemedeki savunmasında ise Kızılırmak dergisinin imtiyaz sahibi olduğunu,
hiçbir örgüt ile ilgisinin olmadığını, nevruz kutlamalarına katıldığını, yasa
dışı slogan atmadığını ifade etmiştir.
27. Başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin
24/3/2009 tarihli ve E.2005/129, K.2009/113 sayılı kararı ile örgüt üyeliği
suçundan 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 6
yıl 3 ay hapis cezasıyla, suç ve suçluyu övme suçundan Sivas ve Diyarbakır
illerindeki nevruz kutlamalarındaki eylemleri ile Sivas ili Mevlana
Caddesi’ndeki eylemlerinden dolayı her bir eylem için aynı Kanun’un 215.
maddesi gereğince 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilmiştir.
28. Mahkeme, başvurucunun 3. iddianame çerçevesinde örgüt
üyeliği suçunu işlediğine gerekçe olarak; “Sanıklar
İ. İ., E. E., K. D. ve K. D.’nin örgüt
yöneticiliğinden cezalandırılması istenmiş ise de sanıkların örgüt yönetici
olduğuna dair yeterli ve inandırıcı delil elde edilememiştir. Fakat bu
sanıkların eylemleri değerlendirildiğinde örgüt üyesi oldukları kanaatine
varılmıştır. Bu sanıklarla beraber Selçuk TAŞDEMİR"in
eylemleri değerlendirildiğinde süreklilik, çeşitlilik zayıfta olsa aralarında
hiyerarşik bir bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu iddianame ile sanıkların bağlı
suçları hakkında dava açılmamıştır. İddianame anlatımından sanıkların suç
tarihi itibariyle suç ve suçluyu övme ile propaganda suçlarını işledikleri
anlaşılmaktadır. Sanıklara bağlı suçları iddianamede anlatıldığından ek savunma
hakkı tanınmıştır. Sanıkların
eylemlerini PKK terör örgütünün uzantısı konumundaki gençlik yapılanması YÖGEH
adına yürüttüğünün anlaşıldığı…” (bkz.
Karar, § 144) belirtmiştir.
29. Mahkeme 3. iddianamede anlatılan 19/3/2006 tarihindeki
aynı olay nedeniyle başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun’un 215. maddesinde
belirtilen suç ve suçluyu övme suçundan da mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
30. Başvurucunun temyizi üzerine Erzurum 2. Ağır Ceza
Mahkemesinin kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2/5/2011 tarihli ve
E.2010/14857, K.2011/2662 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
B. İlgili Hukuk
31. 5237 sayılı Kanun’un “Suç
işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1) ve (7) numaralı
fıkraları şöyledir:
“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt
kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç
ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan
altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için
üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
…
(Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte
bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt
üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine
kadar indirilebilir.”
32. 5237 sayılı Kanun’un “Silahlı
örgüt” kenar başlıklı 314.
maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları
işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan
on yıla kadar hapis cezası verilir.”
33. 5237 sayılı Kanun’un “Suçu
ve suçluyu övme” kenar başlıklı 215.
maddesi şöyledir:
“
İşlenmiş olan bir suçu veya
işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, (11/4/2013 tarihli
ve 6459 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişik, bu nedenle kamu düzeni
açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde) iki yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.”
34. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun
“Yükseköğretime giriş ve yerleştirme”
başlıklı 45. maddesi şöyledir:
Yükseköğretime giriş ve yerleştirme aşağıdaki
şekilde yapılır:
a. Yükseköğretim kurumlarına giriş ve
yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak
kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre
yapılır.
b. Yükseköğretim kurumlarına esasları
Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girilir.
Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları
dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü iki yüz elli, en
büyüğü beş yüz olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülür. Ortaöğretim
başarı puanının yüzde on ikisi yerleştirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan
alınan puana eklenir.
c. Ortaöğretim kurumlarını birincilik ile
bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra Yükseköğretim Kurulu
kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilir.
d. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından
mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı
niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans
yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilir. Bu öğrencilerin
yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim
Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak
yönetmelikle belirlenir.
e. Önlisans
mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde
onunu geçmeyecek şekilde Yükseköğretim Kurulu kararı ile her yıl dikey geçiş
kontenjanı ayrılabilir.
f. Yabancı uyruklu öğrenciler ile
ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim
kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.
Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki
yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu
öğrencilerin yerleştirme işlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır.
g. Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek usul
ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu
tespit edilen öğrenciler ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunca
tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler,
ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına
yerleştirilebilir. (Ek cümle: 16/2/2016-6676/4 md.)
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunca tespit edilen ve
Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen ulusal ve uluslararası düzeyde
düzenlenen bilimsel yarışmalarda ilk üçe giren öğrencilerin ilgili dallardaki
lisans programlarına yerleştirilmelerinde, merkezi sınavlardan almış oldukları
puanlara, bu maddenin (b) bendine göre hesaplanan ortaöğretim başarı puanı ve
bu puanın Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek katsayı ile çarpımı
sonucu bulunacak puan eklenir.
35. 2547 sayılı Kanun’un “Öğrencilerin
disiplin işlemleri” başlıklı 54. maddesi şöyledir:
“Soruşturma, yetkiler ve cezalar:
a.
Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına,
onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini,
doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan,
kurumların sükun, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme
gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim
mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı
dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu
olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile
ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl
için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları
verilir.
b. Bir
fakülte, enstitü veya yüksekokulun içinde veya dışında öğrencilerin işlemiş
oldukları disiplin suçlarından dolayı soruşturma yapmaya
ve doğrudan gerekli cezayı vermeye veya disiplin kuruluna sevk etmeye ilgili
fakülte dekanı, enstitü veya yüksekokul müdürü yetkilidir.
c.
Disiplin soruşturmasına, olay öğrenilince derhal başlanılır ve soruşturma en
geç on beş gün içinde sonuçlandırılır.
d.
Hakkında kovuşturma yapılan öğrenciye sözlü veya yazılı savunma hakkı verilir.
Tanınan süre içinde savunma yapmayan öğrenci bu hakkından vazgeçmiş sayılır.
e.
Disiplin cezaları, ilgili öğrenciye yazı ile bildirilir. Durum, öğrenciye burs
veya kredi veren kuruluşa ve Yükseköğretim
Kuruluna duyurulur. Yükseköğretim kurumundan çıkarma kararlarına karşı on beş
gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz edilebilir. Cezalar öğrencinin
dosyasına ve siciline işlenir.
f. Bu
maddeye göre yapılacak işlemler sırasında gerekirse öğrenciye, bağlı bulunduğu
öğretim kuruluşunda, ilan yoluyla tebligat yapılabilir.
g.
Yükseköğretim kurumundan çıkarma kararı bütün yükseköğretim kurumlarına, Yükseköğretim Kurulu, emniyet makamları ve ilgili askerlik şubelerine bildirilir.
(İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 28/4/2011 tarihli ve E.: 2009/59,
K.: 2011/69 sayılı Kararı ile.)”
36. Anayasa Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli ve E.2009/59,
K.2011/69 sayılı kararı ile 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin iptal edilen
(g) fıkrasının ikinci cümlesi şöyledir:
“Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası
verilen öğrenciler, bir daha herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna
alınamazlar.”
37. 2547 sayılı Kanunu’nun 65. maddesinin (a) fıkrasının
dokuzuncu bendi şöyledir:
“a. Aşağıdaki
hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle
düzenlenir:
…
(9) Öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile
öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin
kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar,”
38. Anayasa Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli ve E.2009/59,
K.2011/69 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Anayasa"nın 42. maddesi ile 13. maddesi birlikte
değerlendirildiğinde; eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı belirlenirken,
Anayasa"nın özüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin
gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yasayla bazı sınırlamalar
getirilebilirse de, bunlar eğitim ve öğretim hakkını
tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olamaz. Demokrasiler, temel hak ve
özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.
Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren
sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz.
Eğitim ve öğretim kurumlarınca öğrenciler için eğitim ve
öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin kuralları içerisinde ağır
disiplinsizlik eylemleri için eğitim veya öğretim kurumundan öğrencinin
çıkarılmasını öngören düzenlemeler getirebilirse de hakkın kullanımı tümüyle
engellenemez.
Bir yükseköğretim kurumundan disiplin cezası sonucu
çıkarılan öğrencilerin daha sonra başka bir yükseköğretim kurumunda
öğrenimlerine devamını engelleyen düzenleme, yükseköğrenim hakkından
yararlanmayı imkânsız hale getirerek hakkın özüne dokunmaktadır.”
39. 13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci
Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim
Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları” başlıklı
10. maddesinin (e ) bendi şöyledir:
“Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını
gerektiren fiil ve haller şunlardır:
2) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bu
kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak,”
40. 13/1/1985 tarihli Yönetmelik’in “Disiplin Cezaları” başlıklı 5. maddesinin
(e ) fıkrası şöyledir:
“Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma: Öğrenciye,
bir daha yükseköğretim kurumlarından herhangi birine alınmamak üzere
öğrencilikten çıkarıldığının yazı ile bildirilmesidir.”
41. 18/8/2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci
Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim
Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları” başlıklı 9.
maddesi ise şöyledir:
“(1) Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını
gerektiren eylemler şunlardır;
a) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak
kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu
amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette
bulunmak veya yardım etmek,
b) Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya
uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak,
c) 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve
bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan
diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak,
ç) Kişilerin vücudu üzerinde cinsel
davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmek.”
IV. İNCELEME VE
GEREKÇE
42. Mahkemenin 3/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun
İddiaları
43. Başvurucu, nevruz kutlamalarına katılması sebebiyle
açılan soruşturma neticesinde 2547 sayılı Kanun’da açıkça yer almamakla
birlikte Yönetmelik’le getirilen bir düzenlemeye istinaden yükseköğretim
kurumundan çıkarıldığını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılması
sonucunda eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini, eğitim hakkının
sınırlandırılabileceğini ancak bu sınırlamanın hakkın özüne dokunamayacağını ve
demokratik toplum düzenine aykırı olamayacağını, çıkarma cezasının verildiği
tarih itibarıyla hakkında sübuta ermiş bir ceza davasının bulunmadığını
belirterek Anayasanın 5., 13., 14. maddenin (2) ve 15. maddenin (1) numaralı
fıkraları ile 34., 38. ve 42. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;
tazminat ve adli yardım talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Adli Yardım Talebi Yönünden
44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,
17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde
güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan
başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne
karar verilmesi gerekir.
2. Kabul
Edilebilirlik Yönünden
45. Başvurucu, toplantı ve gösteri hakkı ile ifade
özgürlüğünü kullanmış olması nedeniyle hakkında verilen yükseköğrenimden
çıkarma disiplin cezasının eğitim ve öğrenim hakkını ihlal ettiğini ileri
sürmüştür.
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder. (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
47. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre insan
haklarının etkili bir şekilde korunması için Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin (Sözleşme) bir bütün hâlinde anlaşılması gerekir ve bu şekildeki
bir yaklaşım, Sözleşme’nin farklı hükümleri arasında bir insicam ve uyum
sağlar. Dolayısıyla eğitim hakkının yorumlanmasında ve uygulanmasında da bu
yaklaşımın gözönünde tutulması zorunludur (Kjeldsen, Busk Madsen
ve Pedersen/Danimarka,
B. No: 5095/71, 5920/72, 5926/72, 7/12/1976, § 52). Bu bakımdan başvurucunun
19/3/2006 tarihinde nevruz kutlamalarına katılmış olması nedeniyle hakkında
verilen “yükseköğretim kurumundan çıkarma”
disiplin cezasının eğitim ve öğrenim hakkının, disiplin cezasına konu
yaptırımın 2547 sayılı Kanun’da düzenlenmiş bir sınırlama olmaması nedeniyle
suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının bir bütün olarak
Anayasa’nın 42. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
48. Somut olay bakımından temel sorun, başvurucunun katıldığı
eylemde kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında yükseköğretimden çıkarma
disiplin cezasının uygulanması olduğundan başvurucunun şikâyetlerinin
Anayasa’nın 26. maddesi ışığında 42. madde kapsamında incelenmesi gerektiği
sonucuna varılmıştır.
49. Bakanlık görüş yazısında başvurucunun eğitim hakkının
ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin kabul edilebilirliği yönünden herhangi bir
görüş bildirilmemiştir. Bununla birlikte Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ün 2.
maddesinde hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağının
düzenlendiği, AİHM tarafından belli bir zamanda mevcut olan herhangi bir
yükseköğretim kurumuna erişimin 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin ilk
cümlesinde ortaya konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir.
50. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun
esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia
edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve
Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin de kapsamına girmesi gerekir. Bir
başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma
alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul
edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
51. Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinde
düzenlenmiş olan eğitim hakkı; kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi
eğitimin ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar. Zira maddede
yükseköğrenimi eğitimin diğer türlerinden ayıran herhangi bir sınırlama
bulunmamaktadır. Yükseköğrenim, bilginin ediniminde ve ilerlemesinde önde gelen
bir rol oynar ve birey için olduğu kadar toplum için de bulunmaz bir kültürel
ve bilimsel zenginlik teşkil eder (Leyla
Şahin/Türkiye, B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).
52. Anayasa Mahkemesi, eğitim hakkının yükseköğrenim
seviyesini de kapsadığını ve yükseköğrenimin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanına girdiğine karar vermiştir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, §§
28-29; İhsan
Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 36).
53. Bu belirlemeler karşısında Anayasa ve Sözleşme’nin ortak
koruma alanının, eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla
yükseköğrenim de dâhil eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi
bakımından Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı
konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
54. Başvurucunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul
edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan eğitim
ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun kabul edilebilir
olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas
Yönünden
55. Başvurucu; Anayasa’da ve 2547
sayılı Kanun’da açıkça yer almamakla birlikte Yönetmelik’le getirilen bir
düzenlemeye istinaden ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılması
kapsamındaki bir eylem nedeniyle yükseköğretim kurumundan çıkarıldığını, bu
nedenle eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Bakanlık görüş yazısında eğitim hakkının, kurum içi
kurallara uymayı sağlamak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya
çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediği
ancak bu tip bir müdahalenin hakkın özüne zarar vermemesi ve Sözleşme’de yer alan diğer haklarla ters düşmemesi
gerektiği hususlarına dikkat çekilmiştir.
57. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde
başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiştir.
58. Anayasa’nın “Temel hak
ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın
yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz.”
59. Anayasa’nın “Eğitim ve
öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve
düzenlenir.”
60. Sözleşme’ye Ek Türkiye’nin taraf olduğu 1
No.lu Ek Protokol’ün “Eğitim hakkı”
başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. ...”
61. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kenar
başlıklı 42. maddesinde kimsenin eğitim ve
öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı,; öğretim
hakkının kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala
bağlanmıştır.
62. Sözleşme’nin 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiç
kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, diğer bir ifadeyle herkesin
eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen
bu madde iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim hakkına
ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci
cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından
yoksun bırakılmama”yı
içerdiği kuşkusuzdur.
63. Anayasa’nın 13. maddesinde ise temel hak
ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların Anayasa’nın özüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamayacağı hükmüne yer verilmiştir
64. Eğitim, Anayasa ve Sözleşme uyarınca doğrudan güvence
altına alınmış bir haktır. Eğitim çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece
doğrudan faydaları olan bir hizmet değil, geniş sosyal fonksiyonları da olan
bir hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı
için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (Velyo Velev/Bulgaristan, B. No: 16032/07,
27/5/2014, § 33; Mehmet Reşit Arslan ve
diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 66).
65. Öte yandan eğitimin toplum için taşıdığı öneme karşın
eğitim hakkı, mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Eğitimin, niteliği gereği
devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara
tabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar,
toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere
göre zaman ve mekân içinde değişiklik gösterebilir (Velyo Velev/Bulgaristan, §§ 32-33). Bu nedenle devletler bu konuda
yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahiptir.
Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe artmakta; buna
karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı olarak
azalmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335/05, 21/6/2011, §
56). Nitekim Anayasa’nın 42. maddesi ilköğretimin zorunlu olmasını ve devlet
okullarında ücretsiz olarak verilmesini öngörürken öğrenim hakkının kapsamının
kanunla belirleneceğini kabul etmektedir (Yüksel
Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).
66. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim
hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe
negatif ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere
eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir (Yüksel Baran, § 36). Bununla birlikte kamu
otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin bir şekilde
katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim ve öğrenim
hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını
güvence altına almaktadır (Leyla
Şahin/Türkiye, § 152).
67. Anayasa’nın 42. maddesinde ve Sözleşme’ye
Ek 1 No.lu Protokol"ün 2. maddesinde eğitim hakkının sınırlandırılmasına
ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte Anayasa’nın 42.
maddesinde “Öğrenim hakkının kapsamı kanunla
tespit edilir ve düzenlenir.” ifadesi ile yasama organına bir takdir
alanı yaratılmıştır. Bu takdir alanı, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların
toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine özgü nitelikleri
açısından zaman ve mekâna göre değişebilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine de
takdir alanı içinde yapılacak düzenlemelerdeki kısıtlamaların kabul edilebilir
olup olmadığı değerlendirilirken kısıtlamaların kişiler açısından öngörülebilir
olup olmadığına, meşru amaç izlenip izlenmediğine ve başvurulan araç ile
ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunup
bulunmadığına bakılmalıdır (Leyla Şahin/Türkiye,
§ 154). Dolayısıyla eğitim hakkının özüne dokunan ve etkinliğini ortadan
kaldıran kısıtlamalardan korunmak için bu kısıtlamaların öngörülebilir olması
ve meşru amaç çerçevesinde ölçülü olarak yapılması gereklidir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 69).
68. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda eğitim
hakkının ihlal edilip edilmediğinin, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere
dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
a. Müdahalenin Varlığı
69. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde yükseköğrenim gören
başvurucu 19/3/2006 tarihinde Sivas’ta yapılan nevruz gösterisine katıldığı ve
PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması
olan YÖGEH içinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle tutuklandığının Üniversite
yönetimine bildirilmesi üzerine hakkında Üniversite yönetimince disiplin
soruşturması başlatılması sonucu “yasa dışı
örgüte üye olmak ve örgüt adına faaliyette bulunma” fiilinden dolayı
yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.
Dolayısıyla verilen disiplin cezasının, başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına
yönelik bir müdahale oluşturduğunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin İhlal
Oluşturup Oluşturmadığı
70. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 42. maddesine
dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine
getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu
nedenle sınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,
Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,
Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup
olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
71. Başvurucu, disiplin cezasına neden olan Yönetmelik’in 10.
maddesinin (e) bendinin 2547 sayılı Kanun’da
açıkça yer almadığını ileri sürmüştür.
72. Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hakların
sınırlandırılması için mutlaka kanuna ihtiyaç vardır (Tuğba Arslan, [GK], B. No: 2014/256,
25/6/2014, § 98). Bu kapsamda yükseköğrenime ilişkin disiplin suç ve cezaları,
2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede
yükseköğrenim kurumları içinde veya dışında “anarşik
veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden eylem
başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar
veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan
çıkarma cezalarının” verileceği hüküm altına alınmış; öğrencilerin
disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının
teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar ise aynı Kanun’un 65. maddesinin (a)
fıkrasının (9) numaralı bendinde açıklanmıştır. Bu şekilde Kanun’da disiplin
cezasını gerektiren eylemler topluca sayılmış ve bunlara verilebilecek cezalar
topluca ifade edilmiştir. Kanun, hangi eyleme hangi cezanın verileceğini ise
Yönetmelik’e bırakmıştır.
73. Bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının
amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun’un 54. ve 65.
maddeleri çerçevesinde hazırlanan Yönetmelik’te açıklığa kavuşturulmuştur.
13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren
Disiplin Suçları” başlıklı 10. maddesinin (e )
bendinde “Yükseköğretim kurumundan çıkarma
cezasını gerektiren fiil ve haller”den biri de “Kanun
dışı kuruluşlara üye olmak, bu kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda
bulunma” olarak ifade edilmiştir.
74. Dolayısıyla 2547 sayılı Kanun’a uygun olarak kabul edilen
mülga Yönetmelik’in ilgili hükmünün öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde “Kanun dışı kuruluşlara üye olma, bu kuruluşlar adına
faaliyet yapma veya yardımda bulunma” eylemine karşılık disiplin
yaptırımını kabul ettiğinden başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik
müdahalenin kanuni dayanağının olduğu açıktır.
ii. Meşru Amaç
75. Eğitim hakkının kısıtlanmasında Anayasa ve Sözleşme’de sınırlı sayıda belirtilmiş meşru amaçlar
listesi bulunmamaktadır. Bu nedenle yükseköğrenim görenler açısından eğitim
hakkında yapılacak düzenlemelerde Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen genel
ilkeler çerçevesinde meşru amaçların ne olabileceği hususunda devletin geniş
bir takdir alanı bulunmaktadır. Bu nedenle Üniversite yönetiminin kurum içi
düzenin sağlanması ve korunmasını sağlamak amacıyla bir disiplin yaptırımı
uygulamasının meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı kabul edilmelidir.
76. Üniversite yönetiminin yukarıda belirtilen Kanun ve
Yönetmelik çerçevesinde yükseköğrenimde eğitimin düzenini ve disiplini bozacak
şekilde davranışta bulunanlara yükseköğrenimden çıkarma da dâhil eylemin
niteliğine göre disiplin cezası verebileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla kanun
dışı kuruluşlara üye olan, bu kuruluşlar adına faaliyet yapan veya yardım
ettiği tespit edilen öğrencilere kurum içi disiplinin sağlanması bakımından
disiplin cezasının uygulanması kabul edilebilir bir durumdur.
77. Başvuru konusu olayda Üniversite Disiplin Kurulu, bir
grup üniversite öğrencisi ile birlikte başvurucunun PKK/Kongra-Gel
terör örgütünün gençlik yapılanması olduğu belirtilen YÖGEH içinde faaliyet
gösterdiğinin tespit edildiği ve tutuklandığının Emniyet birimlerince
bildirilmesi üzerine başvurucu hakkında yükseköğretim kurumundan çıkarma
disiplin cezasını uygulamıştır (bkz. § 11). Üniversitede disiplinin ve
güvenliğin sağlanması amacıyla uygulanan disiplin cezasının, idarenin takdir
alanı içinde olduğu ve meşru bir amaç çerçevesinde yapıldığı sonucuna
varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma
ve Ölçülülük
78. Başvurucu, nevruz kutlamasına katılmış olması nedeniyle
toplantı ve gösteri hakkı ile ifade özgürlüğünün kullanıldığı gerekçesiyle
açılan ceza davası sonucunda verilen karar dikkate alınarak yükseköğretim
kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, bu şekildeki yaptırımla
eğitim hakkının özüne dokunulmakla hakkın ortadan kaldırıldığını, yapılan bu
müdahalenin demokratik toplumun gereklerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
79. Bakanlık görüşünde eğitim hakkına yönelik müdahalelerin
incelenmesinde yukarıda belirtilen (bkz. § 56) Sözleşme hükümleri ve AHİM içtihatlarının
dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
80. Anayasa’nın 42. maddesi ile 13.
maddesinin birlikte değerlendirilmesinde eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı
belirlenirken Anayasa’nın özüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik
Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak kanunla bazı
sınırlamalar getirilebilirse de bunlar eğitim ve öğretim hakkını tamamen
ortadan kaldıracak nitelikte olamaz. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin
en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve
özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar,
demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz (AYM,
E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011).
81. Yükseköğrenim gören öğrencilerin eğitim kurumunda uyması
gereken kurallar ve bunlara uyulmaması hâlinde verilebilecek disiplin cezaları,
genel hüküm niteliğindeki 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenmiş olup
hangi hâllerde, hangi disiplin cezasının verileceği ise Yönetmelik’e bırakılmıştır.
Disiplin suç ve cezaları öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin
yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili hususlar ise
aynı Kanun’un 65. maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı bendinde
açıklanmıştır.
82. 2547 sayılı Kanun’da verilebilecek disiplin suçları ve
cezaları “yükseköğretim kurumları içinde
veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı
harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya
dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve
çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan,
bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine
veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik
veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden
öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir
haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma
veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları” şeklinde
belirtilmiştir.
83. Kanun çerçevesinde hazırlanan yönetmelik ile uygulanacak
disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma
koşulları açıklığa kavuşturulmuştur. Söz konusu disiplin cezasının uygulandığı
tarihte yürürlükte bulunan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin
Yönetmeliği’nin 10. maddesinin (e) bendinde “Yükseköğretim
kurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller”den birinin de “Kanun dışı kuruluşlara üye olma, bu kuruluşlar adına
faaliyet yapma veya yardımda bulunma”
olduğu ifade edilmiştir.
84. Kanun ve Yönetmelik kapsamında yalnızca bir disiplin suçu
ve buna karşılık bir disiplin cezası öngörülmemiş, disiplin suçunun niteliğine
göre kademeli olarak bir disiplin cezası sistemi de öngörülmüştür. Somut olayda
başvurucu 19/3/2006 tarihinde bir grup üniversite öğrencisi ile birlikte PKK/Kongra-Gel terör örgütünün gençlik yapılanması olan YÖGEH
içinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle ve daha önce almış olduğu disiplin
cezaları da gözönünde bulundurularak Üniversite
Disiplin Kurulu tarafından yükseköğrenim kurumundan çıkarma cezası ile
cezalandırılmıştır (bkz. § 11). Başvurucu, söz konusu Yönetmelik kapsamında bir
daha yükseköğretim kurumlarından herhangi birine alınmamak üzere disiplin
cezasının sonucu olarak öğrencilikten çıkarılmıştır.
85. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na göre eğitim hakkı,
ulusal hukuk kurallarına uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya
çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellememektedir
(Yanasık/Türkiye
(k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1995).
86. Ancak AİHM, eğitim hakkına getirilen sınırlamaların “hakkın özüne zarar verecek ve etkililiğini azaltacak”
genişlikte olmaması gerektiğini, bunun için de sınırlamaların, ilgilileri
yönünden “öngörülebilir”
olmasının ve “meşru bir amacı”
takip etmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır. Ancak Mahkemeye göre devlet,
Sözleşme’nin 8 ila 11. maddelerinde olduğunun aksine ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamında bir meşru amaçlar
listesi ile bağlı değildir (Catan ve diğerleri/Moldova ve Rusya [BD], B.
No: 43370/04, 8252/05, 18454/06, 19/10/2012, §140). Belirtilen koşullara ek
olarak bir sınırlama, ancak kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında
makul bir “orantılılık” ilişkisi
varsa Protokol ile uyumlu olabilir (Leyla
Şahin, § 154).
87. Diğer taraftan eğitim hakkına getirilen sınırlamalar, Sözleşme ve ek
protokollerde yer alan haklarla da çatışmamalıdır. Bunun için Sözleşme ve ek
protokol hükümlerinin bir bütün hâlinde dikkate alınması ve ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin özellikle Sözleşme’nin 8., 9. ve 10. maddeleri ışığında
yorumlanması gerekir (Leyla Şahin, § 155). Belirtilen çerçevede
kalmak kaydıyla taraf devletler sınırlama konusunda belli bir “takdir aralığı”na sahiptir ve bu takdir
aralığı genellikle toplum ve ilgili kişiler için önemine ters orantılı şekilde
eğitimin seviyesine bağlı olarak artmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335,/05,
21/6/2011, § 56).
88. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada
devrede olan güvencelerden biri de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve
özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate
alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum
düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş
olmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve
özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni için
gerekli nitelikte, başka bir ifadeyle güdülen kamu yararı amacını
gerçekleştirmekle birlikte temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü
bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4,
K.2007/81, 18/10/2007).
89. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel
hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.
Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak
için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında
getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin
elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,
4/6/2015, § 71). Bu ilke, şüphesiz diğer temel hak ve özgürlüklere yapılacak
müdahaleler bakımından da geçerlidir.
90. Başvuru konusu olayda başvurucunun, üniversite yerleşkesi
dışında nevruz kutlaması dolayısıyla 19/3/2006 Pazar günü Alibaba
Mahallesi Kızılırmak Sitesi’nin arkasındaki boş arazide yapılan gösterilere
PKK/Kongra-Gel terör örgütünün Sivas ilinde faaliyet
gösteren gençlik yapılanması içinde hareket edenlerle birlikte katıldığı ve
çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinden örgütün marşı olarak bilindiği iddia
edilen “Her Nepeş”
adlı marşı söylediği ve yasa dışı slogan attığının tespit edilmesi nedeniyle
yasa dışı örgüte üye olma ve örgüt adına faaliyette bulunma fiilinin sübuta
erdiğinden bahisle hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (e) bendinde
belirtilen “kanun dışı kuruluşlar adına
faaliyet yapma veya yardımda bulunma” eyleminin gerçekleşmiş olması
ve daha önce benzer eylemden dolayı almış olduğu üç kez disiplin cezası da gözönünde bulundurularak “yükseköğretim
kurumundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
91. Başvurucu, aynı süreçte disiplin cezasına dayanak
fiilinin de içinde bulunduğu olaylarla ilgili olarak (bkz. § 11) Erzurum 2.
Ağır Ceza Mahkemesinde PKK/Kongra-Gel terör örgütünün
Sivas ilinde faaliyet gösteren gençlik yapılanması içinde hareket ettiği ifade
edilen diğer sanıklarla birlikte yargılanmıştır. Mahkeme, yükseköğretim
kurumundan çıkarma disiplin cezasının gerekçesi olarak gösterilen olayda “Kürdistan Derim Marşı” olarak bilinen “İleri” ve “Ey düşman” adlı marşların söylendiğini, terör örgütü lideri
Abdullah Öcalan’ı övücü ve şiddeti teşvik eden ve şiddete çağıran sloganlar
atıldığını tespit ederek iddianamede açıklanan eylemlerle birlikte bu
eylemlerin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu sonucuna varmış; başvurucunun
mahkûmiyetine karar vermiştir (gerekçeli
karar bkz. s.142-145). İdare Mahkemesi de Ağır Ceza Mahkemesinin bu
kararı üzerine başvurucuya verilen disiplin cezasını “davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesinde yer
verilen terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkum olduğu açık olduğundan,
durumuna uygun olarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği"nin,
10. maddesinin, (e) bendi hükmü uyarınca davacının yükseköğretim kurumundan
çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçeyle hukuka uygun bularak
disiplin cezasına ilişkin açılan iptal davasını reddetmiştir (bkz. § 13).
92. AİHM, eğitim hakkının devletin düzenleme yapmasını
gerektirdiğini, ancak bu düzenlemenin hakkın özünü zedelememesi gerektirdiğini
(Campbell ve Cosans/Birleşik Krallık,
B. No: 7511/76; 7743/76, 25/2/1982, § 41) ve bu hakkın bütün disiplin cezalarını
dışlamadığını değerlendirmektedir. Öğrencilerin eğitimlerine devam etmek için
başka müesseselere kaydolmaları -ulusal mevzuatlar engel teşkil etmediği sürece
öğrencilerin geçici uzaklaştırılmaları veya okuldan atılmaları- 1 No.lu
Protokol’ün 2. maddesine aykırılık teşkil etmemektedir (Yanasık/Türkiye, § 3).
93. Eğitim ve öğretim kurumlarınca
öğrenciler için eğitim ve öğretim faaliyetleri süresince uygulanacak disiplin
kuralları içinde ağır disiplinsizlik eylemleri için eğitim veya öğretim
kurumundan öğrencinin çıkarılmasını öngören düzenlemeler getirebilirse de
hakkın kullanımı tümüyle engellenemez. Bu çerçevede bir yükseköğretim
kurumundan disiplin cezası sonucu çıkarılan öğrencilerin daha sonra başka bir
yükseköğretim kurumunda öğrenimlerine devamını engelleyen 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (g) fıkrasındaki “Yükseköğretim
kurumundan çıkarma cezası verilen öğrenciler, bir daha herhangi başka bir
yükseköğretim kurumuna alınamazlar.” şeklindeki düzenleme,
yükseköğrenim hakkından yararlanmayı imkânsız hâle getirerek hakkın özüne
dokunduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (AYM, E.2009/59, K.2011/69,
28/4/2011).
94. Eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve sınırlama
arasındaki dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu dengeyi
sağlarken meşru amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile hakkın
sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılık
değerlendirilmelidir. Anılan orantılılık incelemesinde dikkat edilmesi gereken
bir husus da meşru amaç çerçevesindeki beklentilerin makul ve kabul edilebilir
olup olmadığıdır. (Mehmet Reşit Arslan ve
diğerleri, § 81).
95. Yükseköğrenimde disiplinin ve güvenliğin sağlanması için
disiplin tedbirlerinin uygulanması idarenin takdir alanı içinde olup bu, makul
ve kabul edilebilir bir tedbirdir. Bu çerçevede kanun dışı kuruluşlar adına
faaliyette veya yardımda bulunma eylemini işlemiş olması nedeniyle başvurucunun
yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması, kurum içi
disiplinin korunması ve yükseköğrenimde öğrenim gören kişilerin güvenliği
açısından kabul edilebilir bir tedbirdir. Bununla birlikte disiplin yaptırımı
nedeniyle yükseköğretimden çıkarılan öğrencilerin başka eğitim kurumlarına
başvurma imkânlarının bulunması da müdahalenin orantılılığı bakımından büyük
önem taşımaktadır.
96. Başvurucuya disiplin cezasının verildiği 2006 tarihinde
yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun’un 54.
maddesinin (g) fıkrası gereğince
disiplin cezasının niteliği gereği bir daha herhangi
başka bir yükseköğretim kurumuna başvuru imkânını ortadan kaldıran hüküm
Anayasa Mahkemesince 2011 yılında iptal
edilmiştir. Dolayısıyla disiplin işleminin uygulandığı tarihten bu tarihe kadar
başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna başvurma imkânının bulunmadığı
doğrudur. Ancak bu tarihten sonra yükseköğrenimden disiplin nedeniyle
uzaklaştırılan öğrencilerin aynı Kanun’un 45. maddesinde belirtilen şartlar
çerçevesinde yeniden yükseköğrenim sınavlarına katılma hakkı devam etmektedir.
Bu kapsamda başvurucunun 2011 yılından sonra başvurması hâlinde yükseköğrenim
sınavlarına katılmasını engelleyen hukuki bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki
başvurucunun bu tarihten sonra yükseköğrenime başvuramadığına ya da başvurduğu
hâlde kabul edilmediğine dair bir şikâyeti de yoktur.
97. Bu belirlemelere göre kanun dışı kabul edilen PKK terör
örgütüne üye olma eylemini gerçekleştirdiği tespit edilen başvurucu, bu eyleme
karşılık gelen yükseköğretimden çıkarma disiplin cezasıyla cezalandırılması
sonucu 2006 ile 2011 tarihleri arasında eğitim hakkından mahrum bırakılmış ise
de bu sürenin başvuru konusu olayda makul olduğu ve müdahalenin bu nedenle
orantılı olduğu değerlendirilmelidir.
98. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 42. maddesinde güvence
altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi
gerekir.
Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL bu görüşe
katılmamışlarıdır.
V. HÜKÜM
Açıklanan
gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin
KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,
B. Eğitim ve öğrenim hakkının
ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa’nın 42. maddesinde
güvence altına eğitim ve öğrenim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Zühtü ARSLAN,
Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası
uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama
giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA
3/3/2016
tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1. Başvurucu, nevruz kutlamalarına katılması sebebiyle
açılan soruşturma neticesinde yükseköğretim kurumundan çıkarıldığını, ifade ve
örgütlenme özgürlüğünün kullanılması sonucunda eğitim ve öğrenim hakkının ihlal
edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Olay tarihinde Cumhuriyet Üniversitesi"nde öğrenci olan
başvurucu, bir terör örgütünün gençlik yapılanması içinde faaliyet gösterdiği
gerekçesiyle tutuklanmış ve bu durumun üniversite rektörlüğüne bildirilmesi
üzerine hakkında ilgili rektörlük tarafından disiplin soruşturması açılmıştır.
Soruşturma sonucunda, Sivas ilindeki nevruz gösterilerinde çekilen kamera ve
fotoğraf görüntülerinde örgütün marşını söylediğinin tespit edilmesi nedeniyle
başvurucunun Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 10.
maddesinin (e) bendinde yer alan “Kanun dışı
kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak” şeklindeki
eylemi gerçekleştirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Başvurucu, daha önceden benzer
eylemlerden dolayı üç kez disiplin cezası almıştır. Bu durum da göz önünde
bulundurularak başvurucunun “Yükseköğretim
Kurumundan Çıkarma” cezası ile tecziyesi yönünde teklif getirilmiş
ve Üniversite Disiplin Kurulu’nun 1/11/2006 tarihli ve 2006/1–1 sayılı kararı
ile yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası uygun bulunmuştur.
3. Başvurucu, disiplin kurulu kararının iptali ve tazminat
talebi ile Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır. Mahkeme, görmekte olduğu
davanın sonucunun, başvurucu hakkında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde terör
örgütü kapsamında görülen davanın sonucuna bağlı bulunduğu gerekçesiyle davanın
bekletilmesine karar vermiştir. Anılan davanın karara bağlanması üzerine de
Sivas İdare Mahkemesi, 26/5/2009 tarihli ve E.2007/93, K.2009/517 sayılı
kararıyla başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Başvurucunun temyiz talebi
Danıştay Sekizinci Dairesinin 18/9/2012 tarihli ve E.2009/9643, K.2012/6344
kararı ile, bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin
14/6/2013 tarihli ve E.2013/478, K.2013/4926 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
4. Anayasa’nın 42. maddesinde “Kimse,
eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” hükmüne yer
verilmektedir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak
koruma alanına giren eğitim hakkı, yükseköğretim seviyesindeki eğitim ve
öğrenimi de kapsamaktadır (bkz. Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28).
5. Sözleşme’ye ek 1 Nolu Protokolün 2. maddesinde, hiç kimsenin eğitim
hakkından yoksun bırakılamayacağı düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi (AİHM) de herhangi bir
yükseköğretim kurumuna erişimin, 1 Nolu Protokolün 2. maddesinin ilk cümlesinde ortaya
konan hakkın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtmiştir (bkz. İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, B.No: 36458/02, 3/3/2009, § 39).
6. Eğitim ve öğrenim hakkının, birey ve
toplum hayatında çok önemli rolü olduğu bilinmektedir. Bu hak, özellikle
bireyin kişiliğinin ve kimliğinin oluşumunda belirleyici bir yere sahiptir. Bu
nedenle, devletin bir yandan bu hakkın kullanılmasını engellememe diğer yandan
da engelleri kaldırma yükümlülüğü vardır. Anayasa’nın 5. maddesinde “kişinin
temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmak”, devletin temel amaç ve görevleri arasında
zikredilmiştir. İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereken
şartlardan biri de hiç kuşkusuz eğitim ve öğrenim hakkının herkese sağlanması
ve bu hakkın kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasıdır.
7. Bununla birlikte, eğitim ve öğrenim hakkı sınırsız
değildir. Anayasa’nın 42. maddesinde öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit
edileceği ve düzenleneceği belirtilmektedir. Ancak bu sınırlamaların
Anayasa’nın 13. maddesi gereğince hakkın özüne dokunmaması, demokratik toplum
düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekmektedir.
8. AİHM de bu hakkın ilkesel olarak eğitim kurumundan
çıkarma dâhil disiplin tedbirlerini dışlamadığını, ancak bu düzenlemelerin
eğitim hakkının özüne zarar vermemesi ve hakkı etkisiz hale getirmeyecek
şekilde ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM, ölçülülüğü “öngörülen
amaçla bu amacı gerçekleştirmek için başvurulan araç arasında makul bir
dengenin kurulması” olarak ifade etmiştir (bkz. İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, §§ 41, 42, 45). Bu
kapsamda bir öğrencinin başka bir eğitim kurumunda eğitimini devam ettirmesini
engelleyecek şekilde eğitim kurumundan çıkarılması, eğitim ve öğrenim hakkının
ihlaline neden olabilecektir (bkz. AİHK, Yanaşık/Türkiye,
(k.k.), B.No:
14524/89, 6/1/1993, § 3).
9. Başvurucuya verilen yükseköğretim kurumundan çıkarma
disiplin cezasının başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik bir müdahale
olduğu yönünde kuşku bulunmamaktadır. Kanuni dayanağa sahip olan müdahalenin kurum
içi düzenin sağlanması ve korunması meşru amacına yönelik olduğu da açıktır.
Ancak, eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve sınırlama arasındaki
dengenin sağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu dengeyi sağlarken meşru
amaç çerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile hakkın
sınırlandırılmasında kullanılan araçlar arasındaki orantılılık
değerlendirilmelidir.
10. Esasen başvurucunun eğitim ve öğrenim hakkına yönelik
müdahale, yükseköğretim kurumundan uzaklaştırılmasından ibaret değildir.
Disiplin cezası sonucunda başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna
başvurmasının engellenmesi müdahalenin bir parçası ve onu ağırlaştıran bir
unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
11. Başvurucunun başka bir yükseköğretim kurumuna başvuru
yapmasını engelleyen kural 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesinin
(g) fıkrasındaki‘Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası verilen öğrenciler, bir
daha herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna alınamazlar.’
şeklindeki düzenlemedir. Bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından “yüksek öğrenim hakkından yararlanmayı imkânsız hale
getirerek hakkın özüne dokunmakta” olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın
13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir (AYM, E.2009/59,
K.2011/69, 28/4/2011).
12. Anayasa Mahkemesinin anılan kararında da belirtildiği
üzere, ağır disiplinsizlik eylemleri nedeniyle yükseköğretim kurumlarından
öğrencilerin çıkarılmasını öngören düzenlemeler ve bu çerçevede uygulamalar
kabul edilebilir. Ancak bu uygulamaların Anayasanın 13. maddesinde belirtilen
kriterlere uygun olması gerekir.
13. Somut olayda Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından
Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü’ne hitaben yazılan başvurucu hakkındaki
müzekkere içeriğindeki suçlamanın 19/3/2016 tarihindeki nevruz kutlamalarına
katılma eylemine ilişkin olduğu, yasadışı terör örgütünün marşını söyleme
dışında başvurucuya herhangi bir eylem izafe edilmeden örgüte üye olma ve örgüt
adına faaliyette bulunma şeklindeki atılı eylemlerin sübuta erdiği kabul
edilerek disiplin cezasının uygulandığı anlaşılmaktadır. Ancak Erzurum 2. Ağır
Ceza Mahkemesi, bu eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 215. maddesinde
düzenlenen “suç ve suçluyu övme” suçunu oluşturduğunu belirterek mahkûmiyet
hükmü kurmuş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
Dolayısıyla başvurucunun disiplin işlemine konu eyleminin tek başına
değerlendirildiğinde Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararında da belirtildiği
üzere suç ve suçluyu övme suçunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.
14. Üniversite son sınıf öğrencisi olan başvurucunun bu
eyleminden dolayı yükseköğretim kurumundan çıkarılması ve disiplin cezasının
verildiği 2006 yılından Anayasa Mahkemesi’nin sözkonusu
iptal kararının yürürlüğe girdiği 2011 yılına kadar yaklaşık beş yıl boyunca
herhangi başka bir yükseköğretim kurumuna başvuramaması, eğitim ve öğrenim
hakkına yönelik çok ağır bir müdahaledir. Ayrıca başvurucu cezanın konu
edildiği yargılama sürecinin sonuçlandığı 2013 yılına kadar fiilen eğitim
hakkından mahrum kalmıştır. Bu kadar uzun süre başvurucunun eğitim ve öğrenim
hakkından mahrum bırakılması demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olarak kabul
edilemez.
15. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 42.
maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine
karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkan Zühtü ARSLAN |
Başkanvekili Engin YILDIRIM |
Üye Muammer TOPAL |
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.