
Esas No: 2018/312
Karar No: 2021/512
Karar Tarihi: 27.10.2021
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/312 Esas 2021/512 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 590-668
Sanıklar ... ve ..."un 5015 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan beraatlerine, nakil aracının iadesine ve dava konusu eşyanın iadesine ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.12.2013 tarihli ve 590-668 sayılı hükmün, katılan ... vekili ve Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.02.2018 tarih ve 12943-1049 sayı ile;
"I- Hazine vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Suçtan doğrudan zarar görmeyen Maliye Hazinesinin kamu davasına katılmasına karar verilmesi de hükmü temyize yetki vermeyeceğinden, Hazine vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca oybirliğiyle reddine,
II- Katılan EPDK vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede ise;
Zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların savunmasının alındığı 24.12.2009 ve 28.12.2009 tarihlerinden sonra zamanaşımını kesen başkaca bir işlem yapılmadığından temyiz inceleme gününde 5237 sayılı ...nun 66/1-e maddesinde öngörülen asli zamanaşımı süresi tamamlanmış olmakla hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, suça konu teknik düzenlemelere aykırı olduğu TÜBİTAK MAM raporlarıyla sabit olan akaryakıtın 5015 sayılı Yasa"nın ek 5/1-son ve TCK"nın 54/4. maddesi gereğince müsaderesine, suçta kullanılan aracın üzerindeki tedbirin kaldırılmasına ve sahibine iadesine," karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 10.04.2018 tarih ve 205571 sayı ile;
"Suça konu ürüne ilişkin 29/05/2009 tarih ve 127055 sayılı faturada suça konu ürünün "oksidasyon önleyici müstahzar" olduğunun belirtildiği, dosya içerisindeki 28/03/2011 tarih ve 5309 nolu TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya Enstitüsü"nun analiz raporunda da numunenin mineral yağ esaslı olduğu, tespit edilen yağın literatürde oksidasyon önletici müstahzar olarak kullanılan ticari ürünlerin kimyasal formülasyonunda kullanıldığının belirlendiği, ayrıca mineral yağın standart dışı yakıt formülasyonlarında da varlığı tespit edildiği belirtilmiştir. Bu durumda suça konu ürünün madeni yağ olduğu hususunda her hangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Madeni yağların ticareti ve nakli kanunlarda suç olarak düzenlenmemiştir. Madeni yağın doğrudan veya katkı maddesi karışımıyla akaryakıt olarak kullanılması, bu amaçla alınıp satılması, bulundurulması ve nakli suç tarihi itibariyle 5015 sayılı yasanın Ek 5/1 maddesi kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamından sanıkların savunmalarının aksine suça konu madeni yağın akaryakıt olarak kullanılmak üzere satın alınıp nakledildiğine ilişkin somut her hangi bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda delil durumu itibariyle suça konu madeni yağın akaryakıt olarak kullanılmak amacıyla satın alınıp nakledildiği sabit değildir. Aksinin kabulü üretimi ve ticareti yasak olmayan madeni yağların (somut olayda oksidasyon önleyici müstahzar) naklini suçun oluşumu için yeterli hale getirecektir. Suça konu mineral yağın akaryakıt olarak kabulü ile bu yönden TÜBİTAK MAM"dan rapor istenilmesi neticesinde bu ürünün akaryakıt olarak teknik düzenlemelere aykırı ve dolaysıyla marker seviyesinin geçersiz çıkması doğaldır.
Sonuç itibariyle alınıp satılması, bulundurulması ve nakli suç olmayan, akaryakıt olarak kullanılmak amacıyla satın alınıp nakledildiği delil durumu itibariyle sabit olmayan suça konu mineral yağın sahibine iadesi yerine, dosya içeriği ile uyumlu, yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle suça konu mineralyağın teknik düzenlemelere aykırı akaryakıt olarak kabulü ile müsaderesine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308/3. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 23.05.2018 tarih ve 4689-5808 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece sanıkların atılı suçtan beraatlerine, nakil aracının ve dava konusu emtianın (madeni yağ/mineral yağ) iadesine ilişkin verilen hükümlerin katılan vekilince temyizi üzerine Özel Dairece yapılan inceleme sonucunda, “Kaçak petrolü ticari amaçla nakletme’’ suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme, nakil aracının iadesine, emtianın ise kaçak akaryakıt olduğunun kabulü ile müsaderesine karar verildiği anlaşılan dosyada; dava konusu emtianın müsaderesi gereken kaçak eşya niteliğinde olup olmadığının, bu bağlamda Yerel Mahkemece verilen iade kararına ilişkin olarak eksik araştırmayla karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
29.05.2009 tarihli ihbar tutanağına göre; aynı gün saat 17.10 sıralarında Jandarma Karakol Komutanlığını arayan kimliği tespit edilemeyen bir şahıs tarafından ... plaka sayılı araçta kaçak mazot taşındığına ve aracın ...’dan ... istikametine ilerlediğine dair ihbarda bulunulması üzerine, sanık ...’un kullandığı, ihbarda plakası belirtilen araçta 24.620 kg kimyevi maddenin ele geçirildiği, sanık ...’un ele geçirilen eşyayı sanık ...’un yetkilisi olduğu ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına taşıdığını ve araçta taşıdığı maddeyi oksidasyon önleyici müstahzar olarak bildiğini belirterek ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından ...Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi Midyat/... adresine teslim edilmek üzere 29.07.2009 düzenlenme tarihli ve 277662 sıra numaralı sevk irsaliyesini ibraz ettiği ve kolluk görevlilerince dava konusu yakıta el konulup, gerekli numunelerin alınarak İl Özel İdaresine teslim edildiği,
29.05.2009 tarihli ve MRX138 cihaz seri numaralı seyyar ulusal marker kontrol cihazına göre; dava konusu madeni yağ marker seviyesinin “Geçersiz” çıktığı,
TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsünün 13.07.2009 tarihli analiz raporunda; ele geçen kırsal motorin numunesinin marker seviyesinin geçersiz olduğunun, oksidasyon kararlılığı analizinin TS EN ISO 12205 metodunda verilen kriterleri sağlamadığından yapılamadığının, numunenin yetersiz bulunduğunun, ele geçen kırsal motorin numunesinin teknik düzenlemede yer alan özelliklere de aykırı olduğunun belirtildiği,
Yerel Mahkemenin "Dava konusu eşyanın kaçak yakıt olup olmadığı ve piyasada serbest satılan oksidasyon önleyici müstahzar olup olmadığına" dair görüş istemesi üzerine TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsünden gelen 03.02.2010 tarihli cevabi yazıda; söz konusu numunenin yoğunluk, viskozite, damıtma ve kükürt parametreleri TS 3082 EN 590 (otomotiv yakıtları dizel özellikleri) sınır değerlerine uygun olmadığı, ulusal marker ölçümünde marker seviyesinin geçersiz bulunduğu, 13.02.2007 tarih ve 26433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5576 Petrol Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesinde ve 05.05.2007 tarih ve 265413 sayılı Resmî Gazate’de yayımlanan Petrol Piyasasında Ulusal Marker Uygulamasına İlişkin Yönetmelik’in 3-c maddesinde yeterli seviyede marker içermeyen yani marker seviyesi geçersiz olan ürünün kaçak petrol olarak tanımlandığı, analiz raporuna ait standarta aykırı numunenin oksidasyon önleyici ürün olup olmadığının laboratuvarlarının çalışma alanının dışında kaldığı hususlarına yer verildiği,
TÜBİTAK MAM Kimya Enstitüsünün 28.03.2011 tarihli analiz raporunda; numunenin mineral yağ esaslı olduğu, SN-140’a benzediği, %1’in altında "Toluen" içerdiği, motorin içermediği, konuyla ilgili yapılan litaratür çalışmalarında numune içeriğinde tespit edilen mineral yağın oksidasyon önleyici müstahzar olarak kullanılan ticari ürünlerin kimyasal fomülasyonunda kullanıldığının belirlendiği, ancak mineral yağın standart dışı yakıt formülasyonlarında da varlığının tespit edildiğinin açıklandığı,
TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsünün 29.11.2012 tarihli yazısında; “... Dava konusu eşyadan alınan numunenin kimyasal kompozisyanunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 2. maddesinin 21/c numaralı bendinde verilen Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent, nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıtı ya da akaryakıta dönüştürmek amacıyla kullanılan veya bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent ,madeni ve baz yağ, asfalt, solvent, nafta ve benzeri petrol ürünleri kapsamında kaldığı ve teknik düzenlemelere uygun akaryakıt olmadığı" tespitlerine yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanık ...; ...Petrol Sanayi Ticaret ve Limited Şirketinin yetkilisi olduğunu, adı geçen sanıkları tanımadığını, sevk irsaliyesinde adı geçen müstehzarı "..." adlı şirketten satın aldığını, ancak malzemenin yolda yakalandığını, eşya teslim edilmediğinden bir ödeme de yapmadıklarını ve yine aynı sebeple fatura da düzenlemediklerini beyan etmiştir.
Sanık ... aşamalarda; ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinin yetkili müdürü olduğunu, dava konusu ... plaka sayılı tankerde ele geçen oksidasyon önleyici müstehzarın şirketlerine ait olduğunu, bu yağı "... Boya" adlı firmadan satın aldıklarını ve "..." adlı firmaya gönderdiklerini, ele geçen eşyanın motorin ya da türevi bir madde olmadığını,
Sanık ... aşamalarda, "Yurtiçi kargo" firmasında şoför olarak çalıştığını, arkadaşı ...’un hastalanması üzerine ricaen onun kullandığı tankeri ...’e götürmek üzere teslim aldığını, araçta yakalanan yükü ...’nın Kazan ilçesinde bulunan bir şirketten teslim aldığını ve teslimat adresinin ... ili Midyat ilçesinde mukim bir firmaya ait olduğunu, taşıdığı yükü yağ olarak bildiğini,
Savunmuşlardır.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun Ek 5/1. maddesinde yer alan;
"Kaçak petrolü satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kaçak petrolün ve kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin müsaderesine de hükmolunur." şeklindeki düzenleme 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun’un 47. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ancak maddede tanımlanan fiil suç olmaktan çıkarılmayarak aynı Kanun"un 54. maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinin; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre ... tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki on birinci ve "Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üreten veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." biçimindeki on ikinci fıkralarına aktarılmıştır.
Anılan maddenin on dördüncü fıkrasında ise “Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı olarak sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipman bulunduranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü düzenlenmiş, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesiyle de on birinci fıkra;
“Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;
a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz eden veya satan,
c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.” biçiminde değiştirilmiştir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması bakımından akaryakıt olmadığı hâlde akaryakıt yerine kullanılan maddelere ilişkin 5015 ve 5607 sayılı Kanun’lardaki düzenlemelere ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
6455 sayılı Kanun’la 5015 sayılı Kanun’da yer alan kaçakçılık fiilleri 5607 sayılı Kanun’a aktarıldığından, 5015 sayılı Kanun’un 2/21. maddesinde yer alan;
"a) Kurumca belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen akaryakıtı,
b) Yasal yollarla Türkiye"de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan petrolü ve petrol ürünlerini,
c) Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıtı ya da akaryakıta dönüştürmek maksadıyla kullanılan veya bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerini,
d) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre kaçak olan petrolü ve petrol ürünlerini,
e) Sıvı veya gaz halindeki hidrokarbonlarla, hidrokarbon türevi olan yakıtları nakleden boru hatlarından (her türlü üretim, iletim ve dağıtım hatları dahil) veya bunların depolarından veya kuyulardan yasalara aykırı şekilde alınan petrolü ve petrol ürünlerini,
...
İfade eder.” şeklindeki “kaçak petrol” tanımına, 6455 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle, “Kaçak akaryakıt: 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri uyarınca kaçak olarak kabul edilen akaryakıtı ... ifade eder.” şeklinde yeniden yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanun’un 2/21-c hükmünü yürürlükten kaldıran 6455 sayılı Kanun’un 54. maddesiyle düzenlenen 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 12. fıkrasında sayılan solvent, madeni yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretmek veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek kullanmak, satışa arz etmek, satmak, bulundurmak, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın almak, taşıma veya saklamak hareketleri bu suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Maddi unsurun gerçekleşmesi için söz konusu hareketlerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan izin alınmadan yapılması gerekmektedir.
Fıkrada tanımlanan suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler üç grupta değerlendirilebilir:
- Birinci grup hareket, akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretmek,
- İkinci grup hareket, akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden birini doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek kullanmak veya akaryakıt yerine kullanmak amacıyla satışa arz etmek, satmak veya bulundurmak,
- Üçüncü grup hareket ise fıkrada sözü edilen ürünleri akaryakıt olarak kullanmak için ticari amaçla satın almak, taşımak veya saklamak hareketleridir (Seyfettin Çilesiz, 6455 ve 6545 sayılı Kanunlarla Değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Açıklaması, Adalet Yayınevi, ..., 2016, s. 384-387).
Öte yandan açık kaynaklardan ulaşılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin "GRUP:3543" adı altında yayınladığı madeni yağ imalat kriterlerinde; madeni yağların motor ve otomotiv dişli yağları, endüstriyel yağlar, gresler ve yağlama müstehzarları olarak sınıflandırıldığı, hammadde tablosu altında madeni yağ katkı maddesi olarak white sprit, bitkisel ve hayvansal yağlar ile toluen maddesinin madeni yağ katkı maddesi olmadığı, mamullerin formülasyonunda atık madeni yağlar, atık bitkisel ve hayvansal yağlar ile solventlerin hammadde olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.
Gelinen aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından 5607 sayılı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenen “Müsadere” kurumuna da kısaca değinmekte fayda bulunmaktadır.
5607 sayılı Kanun’un 13. maddesinde ise müsadere konusu şu şekilde düzenlenmiştir:
"(1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:
a) Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması.
b) Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması
c) Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye"ye girmesi veya Türkiye"den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.
(2) Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez."
Bu hükmün yollamasıyla bu Kanun kapsamındaki kaçakçılık suçlarının konusu olan kaçak eşya ve kaçak eşyanın naklinde kullanılan araçların müsaderesi kararı TCK’nın 54. ve 55. maddelerine göre verilecektir.
Maddenin 2. fıkrasında ise etkin pişmanlıktan yararlandığı için veya herhangi bir nedenle davanın düşmesine karar verildiği için sanığa ceza verilmemesi hâlinde sadece suç konusu kaçak eşyanın müsaderesine karar verilebilecek, bulunması hâlinde suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine ise karar verilemeyecektir.
Diğer taraftan ceza muhakemesinin amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda, somut gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak ortaya çıkarılmasıdır. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edilebilecek var olan tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Olay tarihinde yapılan ihbar üzerine sanık ...’un kullandığı ... plaka sayılı araçta 24.620 kilogram kimyevi madde ele geçirildiği, sanık ...’ın ele geçirilen eşyayı sanık ...’un yetkilisi olduğu ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına taşıdığını savunarak eşyayı temsilen ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından ...Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi Midyat/... adresine teslim edilmek üzere düzenlenen 29.07.2009 tarihli ve 277662 sıra numaralı sevk irsaliyesini ibraz ettiği, anılan belgede eşyanın adının "oksidasyon önleyici müstahzar" olarak belirtildiği, el konulup gerekli numuneler alındıktan sonra inceleme konusu maddenin İl Özel İdaresine teslim edildiği hususunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmayan olayda;
İnceleme konusu emtia üzerinde seyyar cihaz ile yakalama anında yapılan ölçümde marker seviyesinin "geçersiz" çıktığının belirtilmesi nedeniyle Yerel Mahkemece görüşüne başvurulan, TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsünün 13.07.2009 tarihli analiz raporunda, "Ele geçen kırsal motorin numunesinin marker seviyesinin geçersiz olduğu, oksidasyon kararlılığı analizinin TS EN ISO 12205 metodunda verilen kriterleri sağlamadığından yapılamadığı, numunenin yetersiz kaldığı, ele geçen kırsal motorin numunesinin teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırılık teşkil ettiği" şeklinde rapor düzenlendiği, bunun üzerine Yerel Mahkemenin TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsünden "Dava konusu eşyanın kaçak yakıt olup olmadığı ve piyasada serbest satılan oksidasyon önleyici müstahzar olup olmadığı" na dair görüş istediği, 03.02.2010 tarihli cevabi yazıda, “Söz konusu numunenin yoğunluk, viskozite, damıtma ve kükürt parametreleri TS 3082 EN 590 (otomotiv yakıtları dizel özellikleri) sınır değerlerine uygun olmadığı, ulusal marker ölçümünde marker seviyesinin geçersiz bulunduğu, 13.02.2007 tarih ve 26433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5576 Petrol Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesinde ve 05.05.2007 tarih ve 265413 sayılı Resmî Gazate’de yayımlanan Petrol Piyasasında Ulusal Marker Uygulamasına ilişkin Yönetmelik’in 3-c maddesinde yeterli seviyede marker içermeyen yani marker seviyesi geçersiz olan ürünün kaçak petrol olarak tanımlandığı, analiz raporuna ait standarta aykırı numunenin oksidasyon önleyici ürün olup olmadığının laboratuvarlarının çalışma alanlarının dışında kaldığı" hususlarına yer verildiği, bu defa Mahkemenin aynı Kurumun Kimya Enstitüsünden ele geçen eşyaya ait numuneler üzerinde kimyasal içerik analizinin yapılması talebinde bulunduğu, bu talebe ilişkin tanzim edilen 28.03.2011 tarihli analiz raporunda, "Numunenin mineral yağ esaslı olduğu, SN-140’a benzer olduğu, %1’in altında Toluen içerdiği, motorin içermediği, konuyla ilgili yapılan litaratür çalışmalarında numune içeriğinde tespit edilen mineral yağın oksidasyon önleyici müstahzar olarak kullanılan ticari ürünlerin kimyasal fomülasyonunda kullanıldığının belirlendiği ancak mineral yağın standart dışı yakıt formülasyonlarında da varlığının tespit edildiği" belirtilince Yerel Mahkemece son olarak TÜBİTAK MAM’a "oksidasyon önleyici müstahzarın ne için üretildiği, nerede kullanıldığı ve bu tür bir maddenin akaryakıt üretiminde ya da akaryakıta dönüştürülmek üzere kullanılıp kullanılamayacağı" hususlarının sorulduğu, anılan Kurumdan gelen 29.11.2012 tarihli cevabi yazıda; dava konusu eşyadan alınan numunenin kimyasal kompozisyonunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanun’un 2. maddesinin 21/c numaralı bendinde yer verilen akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent, nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıtı ya da akaryakıta dönüştürmek amacıyla kullanılan veya bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent, nafta ve benzeri petrol ürünleri kapsamında kaldığının ve teknik düzenlemelere uygun akaryakıt olmadığının bildirildiği,
Anlaşılmıştır.
Emtianın sahibi sanık ...’un ele geçen yakıtın madeni yağın bir alt türü olan oksidasyon önleyici müstahzar olduğunu belirtmesi, gönderici firmanın dava konusu eşyayı satın aldığı ... Boya Kimya Madeni Yağ Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin EPDK tarafından verilen 08.09.2005 tarihli madeni yağ lisans belgesine sahip olması, 28.03.2011 tarihli TÜBİTAK MAM raporunda; ele geçen maddeden alınan numune içeriğinde tespit edilen mineral yağın oksidasyon önleyici müstahzar olarak kullanılan ticari ürünlerin kimyasal fomülasyonunda kullanıldığı belirlenmekle birlikte ancak mineral yağın standart dışı yakıt formülasyonlarında da varlığının tespit edildiği şeklinde net bir görüş bildirilmemesi ve eşyanın ele geçiriliş şekli itibarıyla akaryakıt olarak kullanılmak üzere satılıp nakledildiğine ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmaması, buna karşın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin "Grup 3543" adı altında madeni yağ imalatına ilişkin yayınladığı kriterlere dair madeni yağ hammadde listesinde white sprit, bitkisel ve hayvansal yağlar ile toluenin madeni yağ katkı maddesi olmadığının ileri sürülmesi karşısında, ele geçen maddenin kullanım alanının ve oksidasyon önleyici müstahzar niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından konusunda uzman üç kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılıp gerekirse ODTÜ Petrol Araştırma Merkezinden de görüş sorulduktan sonra ele geçen eşyanın iadesi ya da müsaderesi şartlarının tartışılması gerekirken Mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,
2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 07.02.2018 tarihli ve 12943-1049 sayılı dava konusu eşyanın müsaderesine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
3- ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2013 tarihli ve 590-668 sayılı hükmünün, sanıklardan ele geçen eşyanın kaçak akaryakıta dönüştürülüp dönüştürülmediği, eşyanın kimyasal içeriğinin tespiti ve kullanım alanının açıkça tespit edilmesinden sonra sahibine iadesine karar verilebileceği hususu gözetilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 27.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.