Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2020/144
Karar No: 2021/537

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/144 Esas 2021/537 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2020/144 E.  ,  2021/537 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    Sayısı : 107-157
    Katılma talebi reddedilen : ...
    Temyiz Edenler : Sanık ve müdafisi, Yargıtay Cumhuriyet savcısı

    Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.11.2019 tarih ve 107-157 sayı ile; sanığın TCK"nın 314/2, 3713 sayılı Kanun"un 5/1, TCK"nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
    Hükmün sanık ve müdafisi ile Yargıtay Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "onama" istemli 10.03.2020 tarihli ve 32095 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:
    Sanık ve müdafisinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılan yargılama esnasında silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkân sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde herhangi bir sınırlamaya tabi olmayacak şekilde yazılı savunma imkânının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun"un 94. maddesi ile değişik CMK"nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine oy birliğiyle karar verilmiştir.
    Ceza Genel Kurulunca, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sonunda, bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki yönüne ilişkin ise de;
    İncelemeye geçmeden önce; Özel Dairece yapılan yargılama sırasında hâkimin reddi taleplerinin usulüne uygun olarak değerlendirilmesi suretiyle karar verilip verilmediği hususu öncelikle değerlendirilecektir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın 21.05.2019 tarihli itiraz dilekçesi ile; "....Ayrıca 15.05.2019 tarihli duruşmada savunma yapmam malesef engellenmiştir. Önceki celselerde dinlenen tanık beyanlarına karşı savunma yapacağım ifade edilmiş ve hazırlamış olduğum yazılı savunmanın okunacağı, tanıkların beyanlarındaki çelişkilerin dile getirileceği ifade edilmiş, hatırlayabildiğim kadarıyla heyet üyelerinden ... "lanet olsun oku oku" şeklinde şahsıma ifadelerde bulunmuş, yine bazı üyeler savunmamı kısa kesmem yönünde beyanlarda bulunmuş, yine hatırlayabildiğim kadarıyla bir üyemiz sadece tanık beyanını kabul edip etmediğini söyle vs şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır. Duruşmada hakimin bağımsız ve tarafsız yargılama yapma görevi ile bağdaşmayacak şahsıma karşı önyargılı tutum ve davranışlar sergilenmiş ve şahsıma hakaret olarak nitelenebilecek ifadeler kullanılmıştır. Bu ifadeleri kullanan ve savunma hakkımı engelleyen ve şahsıma karşı önyargılı davranan ve hakaret teşkil edebilecek ifadeleri kullanan öncelikle heyet üyesi ... ve diğer üyeleri reddediyorum. Bu olaylara duruşmada hazır bulunan avukatım da şahit olmuştur. Olayın şoku nedeniyle hatırlayabildiklerim bunlardır. Segbis çözüm tutanağı geldikten sonra ayrıntılı ret dilekçemi sunacağım. Şahsıma karşı yapılanlar, takınılan tutum ve söylenen sözler hakimi ret nedenidir." şeklindeki gerekçelerle hâkimin reddi talebinde bulunduktan sonra 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile de; "...15.5.2019 tarihli tutma devam kararına itiraz mahiyetindeki 21.05.2019 tarihli dilekçemde 15.5.2019 tarihli duruşmadaki bazı üye hakimlerin tarafsızlıklarına gölge düşerebilecek nitelikte tutumları nedeniyle "Ayrıca 15.05.2019 tarihli duruşmada savunma yapmam maalesef engellenmiştir. Önceki celselerde dinlenen tanık beyanlarına karşı savunma yapacağım ifade edilmiş ve hazırlamış olduğum yazılı savunmanın okunacağı, tanıkların beyanlarındaki çelişkilerin dile getirileceği ifade edilmiş, hatırlayabildiğim kadarıyla heyet üyelerinden ... "lanet olsun oku oku" şeklinde şahsıma ifadelerde bulunmuş, yine bazı üyeler savunmamı kısa kesmem yönünde beyanlarda bulunmuş, yine hatırlayabildiğim kadarıyla bir üyemiz sadece tanık beyanını kabul edip etmediğini söyle vs şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır. duruşmada hakimin bağımsız ve tarafsız yargılama yapma görevi ile bağdaşmayacak şahsıma karşı önyargılı tutum ve davranışlar sergilenmiş ve şahsıma hakaret olarak nitelenilebilecek ifadeler kullanılmıştır.Bu ifadeleri kullanan ve savunma hakkımı engelleyen ve şahsıma karşı önyargılı davranan ve hakaret teşkil edebilecek ifadeleri kullanan öncelikle heyet üyesi ... ve diğer üyeleri reddediyorum.Bu olaylara duruşmada hazır bulunan avukatımda şahit olmuştur. Olayın şoku nedeniyle hatırlayabildiklerim bunlardır. Segbis çözüm tutanağı geldikten sonra ayrıntılı hakimi ret dilekçemi sunacağım. Şahsıma karşı yapılanlar,takınılan tutum ve söylenen sözler Hakimi ret nedenidir." denilerek ret talebinde bulunmuş ve Segbis Çözüm tutanağı geldikten sonra ayrıntılı ret gerekçelerimi sunacağımı belirtmiştim. Şimdi 15.5.2019 tarihli duruşmanın Segbis Çözüm Tutanağından aynen aktarıyorum. O celse ve daha önceki celselerde beyanları alınan tanık beyanlarına karşı hazırladığım yazılı savunmamı okumaya başlamışken, savunmama müdahale edilmiştir. Sayın Başkan ve üyelerden ... ile ..."in sözleri üzerine, "Başkanım ben okumayın derseniz ben ne diyeyim şimdi ... benim hakkımda ifade verdi" sayın üye ... "Sabır taşı haline getirmeyin," demiş ben "Ben ... hakkında ifadesine karşı bir şey söylemedim. Bunu nasıl söyleyebilirim başkanım, o zaman savunma yapmayayım mı yani bilmiyorum ne yapayım" dedim. Sayın Üye ... segbis Çözüm tutanağında görüleceği üzere; "özetle o zaman deminden beri kafamızı ütüleyip duruyorsun ya, böyle duruşma yaptın mı sen hayatında; yarısı fasa fiso, yarısı bilmem ne ya yeter ya" demiş bunun üzerine bu cümleler karşısında dinlenen tanık beyanlarına karşı yazılı olarak hazırladığım ve mahkeme heyetine okumaya başladığım ancak müdahaleler üzerine devam edemediğim savunmaya devam edip edemeyeceğim konusunda; "yani okumayın derseniz ben ne diyeyim başkanım" dedim. Bu kez aynı üyemiz "Lanet olsun oku ya" demiştir. Bu durma sayın Başkan müdahale etmiş, "okumayın demiyoruz. özetleyerek gidiniz, sürede koyuyoruz" demiş, ben "Başkanım ben yani size karşı bir şey yapmıyorum. Ne diyeyim sayın üyem size karşı ne diyebilirim ki" demem üzerine aynı üyemiz bu kez "Ya arkadaş aynı şeyleri lütfen tekrarlama ya oku lanet olsun ya dinleyelim ya ceza kanununu oku" demiştir. 44. — Bilindiği gibi duruşmanın idaresi heyet başkanına aittir. (CMK madde 203) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır.(Madde 206)Bu kapsamda muhtelif duruşmalarda tanıkların beyanları alınmıştır. Maalesef kolluk tarafından, Mahkemece dinlenmesine karar verilen tanıklar duruşmada hazır edilemediğinden, duruşmalar ertelenmiş bu tanıklar hazır edilebildikleri duruşmalarda dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanlarına karşı ve celse arasında gerek Yargıtay savcılığınca dosyaya gönderilen gerekse mahkemece toplanan delillere karşı itirazlarımı ve diyeceklerimi ileri sürmem benim en doğal hakkımdır. Bu hak kısıtlanamaz. Duruşmaların uzamasının nedeni tanıkların hazır edilememesi veya bazı tanıkların ifadesinin alınması için yazılan talimat cevaplarının gelmemesidir. Ben de önceki duruşmalarda değişik tarihlerde dinlenen tanık beyanlarına karşı diyeceklerimi not halinde yazılı olarak hazırladım, ancak Segbis çözüm tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere hazırlamış olduğum savunmamı okuyamadım. bazı heyet üyeleri tarafından sanki kaç celsedir savunma yapıyorsun gibi sözlerle savunma yapmam engellenmiş, savunmam sık sık kesilmiştir. Söylenen sözler ve takınılan tutum karşısında psikolojik olarak kendimi baskı altında hissederek bazı bölümlerini özetlemeye çalıştım. Savunma hakkım kısıtlanmıştır. Yargılama heyeti içinde yer alan bir kimsenin savunma hakkında "yarısı fasa fiso yarısı bilmem ne ya yeter ya" diye nitelendirmede bulunması onun tarafsızlığına gölge düşürür. Hazırlamış olduğum yazılı savunmayı okuyup okuyamayacağımın tarafımca sorulması bu minvalde konuşulması üzerine; Özetle o zaman deminden beri kafamızı ütüleyip duruyorsun ya; yine lanet olsun oku ya ve ya arkadaş aynı şeyleri tekrarlama lütfen ya oku lanet olsun oku ya dinleyelim ya" şeklinde sözler söylemesi savunmaya fasa fiso demesi tarafsızlığa ait sorunlu bir sözdür. O ana kadar yaptığım savunmanın üye tarafından ciddiye alınmadığı savunma sayılmadığı hukukiliğinin olmadığı bu haliyle de bu üyenin bana karşı bir fikri olduğunu yargılama sonucunda verilecek kararında ne olacağına yönelik ciddi endişeler taşıyan bir sözdür yargılamayla ilgili bir kanaattir. Hakim yargılama boyunca tarafsızlığını ihlal edici beyan ve sözlerde bulunmaması gerekir. Savunmanın fasa,fiso kafa ütüleme olarak nitelendirilmesi,algılanması bu yönde sözler söylenmesi, bende hakime karşı tarafsız yargılama yapacağına dair güvenceyi zedelemiştir bundan sonraki yapacağım savunmayı sanık olarak oynayacağım rolü de değersizleştirmiş anlamsızlaştırmıştır adeta yargılama sonunda verilecek kararla ilgili güçlü bir karine ortaya konmuştur. Açıklanan nedenlerle bu sözleri söyleyen sayın üye ..."in çekilmesini davet ediyorum aksi takdirde ise reddediyorum. Buna ilişkin usuli işlemlerin yapılmasını talep ediyorum.45- Kararı veren üyeler daha önce birçok kez reddedilmekle hala redde dair karar ve kesin karar verilmemekle, (ret talebimin reddine dair kararlara süresi içinde itiraz edildiği halde, itiraz mercii olan Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından itirazla ilgili karar verilmemiştir.) bu üyelerle aramda çekişme olduğu için ve CMK 29/2. Maddesince de bu üyeler benim hakkımda bu kararı veremezler. Karar hukuken geçersiz, yok hükmündedir." gerekçeleriyle heyet üyesi ... hakkında hâkimin reddi talebinde bulunduğu,
    Bu talepler üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.06.2019 tarihli oturumda, hakkında ret isteminde bulunulan Üye ..."in de bulunduğu heyet tarafından;
    "Sanık tarafından Mahkeme Üyeleri hakkında CMK 24/1-2 maddesi uyarınca ileri sürdüğü hakimin reddi sebepleri 5271 sayılı CMK"nın 31/1-c maddesi kapsamında yeterli delil olmadan ve duruşmaları uzatma amacına yönelik olduğu kanaatine varılmakla anılan yasanın 31/2 maddesi uyarınca geri çevrilmesine,
    Bu karara karşı aynı yasanın 31/3 maddesi uyarınca Yargıtay 10. Ceza Dairesi nezdinde 7 gün içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ya da zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile itiraz edilebileceğinin hatırlatılmasına (hatırlatıldı),... oy birliği ile karar verildi, açıklandı, açık yargılamaya devam olundu." şeklindeki ara kararla hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu,
    Sanık tarafından 18.07.2019 tarihli dilekçe ile; "8. Ret talebimle ilgili her iki dilekçe incelendiğinde benim ret talebimin sadece sayın üye ..."e yönelik olduğu halde, tüm heyet üyelerinin reddedildiği kabulüyle karar verilmesi de hukuka aykırıdır. Asıl dilekçe mahiyetindeki 24.06.2019 tarihli dilekçede sadece bir üyenin reddedildiği açıkça belirtilmiştir. 9. Mahkemenin red kararı da gerekçesiz, somut hakimi ret nedenlerini incelemekten uzak, gerekçesiz bir karardır. Daha önceki birçok hakimi ret talebimle ilgili kararlar kesinleşmeden, CMK 29. maddesince, "..ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hakim tarafından veya onun katılımıyla sonraki oturum başlanamaz" düzenlemesine aykırı olarak mahkeme oturuma devam etmiştir, duruşmaya son vermemiştir. Mahkeme yasaya aykırı uygulama yapmış ve karar vermiştir. 10.5271 sayılı CMK"un 27. Maddesinin birinci fıkrasında "hakimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak reddi istenen hakim müzakereye katılamaz" denilmektedir. Mahkemece yasanın açık hükmüne rağmen bu usul kuralını aşabilmek amacıyla, sadece benim dosyamda değil Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı eski yüksek yargı üyelerinin yargılandığı tüm dosyalarda her nasılsa tüm ret talepleri CMK"nun 31/2. maddesi uyarınca geri çevrilmektedir. Ayrıca anılan madde uyarınca verilen geri çevirme kararının verilmesi sırasında ret edilen hakimde karara katılabilmektedir. Tüm sanıkların ret talepleri hakkında geri çevrilmesine karar verilmesi tesadüfi olmasa gerektir. Dairenizce Yargıtay 9. Ceza Dairesinden sorulduğunda eski yüksek yargı üyelerinin yargılandığı tüm dosyalardaki tüm ret talepleri hakkında geri çevirme kararı verildiği anlaşılabilecektir.Bu bile itiraz edilen kararın hukuka aykırı olduğunun açık kanıtıdır. 11.Mahkeme talebimi reddeder iken, Soyut ta olsa "yeterli delil olmadan" ve "duruşmanın uzatılmasını" gerekçe göstermeye çalışmıştır. Yeterli delil olmaması ve duruşmanın uzatılmasına yönelik hiçbir somut olgu ve gerekçeye yer verilmemiştir. Sadece yasa maddesi okunarak kes kopyala yapıştır karar verilmiştir. Mahkeme Ret isteminin geri çevrilmesinde, CMK"nın 31. Maddesinin (2.) fıkrasında yer alan, "delilin gösterilmemesi" ve (3.) fıkrasında yer alan, "duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa" nedenine dayanmıştır. Hakimin reddi talebimde, duruşmanın nasıl Uzatılmak istendiği ve bunun Nasıl açıkça anlaşıldığı da karara yansıtılmamış, gerekçe yazılmamıştır. Kaldı ki ben ret talebimi sayın üyenin duruşmada şahsıma yönelik söylediği sözler nedeniyle yaptım. Delil gösterilmemesi gerekçesi açıkça hukuka aykırıdır. demek ki Mahkeme ret sebebini kabul etmekte ancak buna ilişkin delil göstermediğimi söylemektedir. Halbuki 15.5.2019 tarihli duruşmanın mahkemece tarafıma gönderilen segbis çözüm tutanağı incelendiğinde sayın üyenin duruşma sırasında savunmamı yaparken şahsıma "Sabır taşı haline getirmeyin"; "özetle o zaman deminden beri kafamızı ütüleyip duruyorsun ya, böyle duruşma yaptın mı sen hayatında; yarısı fasa fiso, yarısı bilmem ne ya yeter ya"; "Lanet olsun oku ya", "Ya arkadaş aynı şeyleri lütfen tekrarlama ya oku lanet olsun ya dinleyelim ya ceza kanununu oku" şeklinde sözler söylediği açıkça görülmektedir...." şeklindeki gerekçelerle hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararına itiraz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24.07.2019 tarihli ek kararı ile "Sanık tarafından Mahkeme heyetine yönelik ileri sürülen hakimin reddi isteminin 5271 sayılı yasanın CMK 31/2 maddesi gereğince geri çevrilmesine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olup gerekçelerinin karar yerinde açıklanmış olmasına göre sanık ..."un 25.06.2019 tarihli karara itirazı yerinde görülmediğinden CMK"nın 268/2. maddesi uyarınca kararda DÜZELTME YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, CMK"nın 31/3 ve 268 maddeleri uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan Yargıtay 10. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE," oy birliğiyle karar verilerek, dosyanın itiraz mercisi olan Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderildiği,
    Yargıtay 10. Ceza Dairesince 29.07.2019 tarih ve 2019/320 değişik iş sayı ile; "Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.06.2019 tarihli 2017/107 esas sayılı hakimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin kararında herhangi bir isabetsizlik, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen itirazlarının reddine," oy birliğiyle kesin olarak karar verildiği,
    Daha sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesince yargılamaya devam olunarak 19.11.2019 tarihinde hüküm kurulduğu,
    Sanığın 27.01.2020 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde özetle; hâkimin reddi talepleri hakkında verilen kararların hukuka aykırı olduğunu ve bu kararları da temyiz ettiğini belirterek temyiz talebinde bulunduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Ön sorunun sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması için bu konudaki yasal düzenlemelere değinilip Yargıtay Ceza Dairelerinin "İlk derece mahkemesi" sıfatı ile baktıkları davalarda hâkimin reddi taleplerine ilişkin başvurularda izlenecek olan usulün belirlenmesinde fayda bulunmaktadır.
    2797 sayılı Yargıtay Kanunu"nun "Genel esaslar" başlıklı 39. maddesi;
    "Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır.
    Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.
    Dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyeleri reddolunabilirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez." şeklinde düzenlenmiştir.
    Maddenin birinci fıkrasında daireler ve kurulların oylamaya katılacak olanlarının tamamının hazır olması veya kanunda belirlenen sayıya ulaşılması hâlinde toplanabileceği belirtilmiş, ikinci fıkrasında özel hükümler ayrıksı olmak üzere görüşmelerin gizli olacağı ve kararların çoğunlukla verilebileceği düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında ise dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyelerinin reddedilebilecekleri ve reddedilmeleri durumunda reddedilen başkan veya üye katılmaksızın anılan daire veya kurul tarafından ret isteminin kesin bir şekilde karara bağlanacağı ile heyetin tümünün toplanmasını engelleyen ret istemlerinin dinlenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun "Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler" başlıklı 24. maddesi;
    "(1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
    (3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin isimleri kendisine bildirilir.",
    "Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi" başlıklı 25. maddesi;
    "(1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
    (2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.",
    "Ret isteminin usulü" başlıklı 26. maddesi;
    "(1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
    (2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
    (3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.",
    "Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme" başlıklı 27. maddesi;
    "(1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar verilmesi;
    a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
    b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
    Aittir.
    (2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
    (3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
    (4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.",
    "Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları" başlıklı 28. maddesi;
    "(1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte incelenir.",
    "Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler" başlıklı 29. maddesi;
    "(1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
    (2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
    (3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.",
    "Ret isteminin geri çevrilmesi" başlıklı 31. maddesi ise;
    "(1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
    a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
    b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
    c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
    (2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
    (3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir." şeklinde düzenlemeler içermektedir.
    Anılan Kanun"un 27. maddesine ilişkin Hükûmet Tasarısı Gerekçesinde;
    "Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında hâkimin reddi istemini inceleyip karara bağlayacak mahkemeler, uygulamada tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkla belirtilmiştir. 1412 sayılı Kanunun 26"ıncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "ret olunan hâkim, ret talebinin haklı olduğunu kabul ederse ret talebi hakkında bir karar verilmez." hükmüne yer verilmemiş, böylece, her halde merciin karar vermesi zorunluluğu kabul edilmiştir.
    Maddenin üçüncü fıkrasında ise bölge adliye mahkemesi ceza dairesi başkan ve üyelerinin reddi isteminin, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanacağı ve dairelerin toplantılarını engelleyen toplu ret istemelerinin dinlenmeyeceği hükme bağlanmıştır.
    Hâkimin reddi hususunda ileri sürüklen nedenlerin geçersiz olmasından dolayı istemin kabul edilmemesi hâlinde beşyüzmilyon liraya kadar hafif para cezasına hükmedilebilmesine olanak sağlanmıştır.
    Geçerli nedenlerle hâkimi reddetmek yetkisi yasal bir haktır. Ancak, taraflar için güvence sağlayan bu hakkın kötüye kullanılması ve bu yolla hâkimin kişilik haklarına saldırıda bulunulması veya kendisine karşı suç işlenmesi hâllerinde, hâkimin de herkes gibi dava ve şikâyette bulunma hakkı olduğundan 1412 sayılı Kanunun 26"ıncı maddesi son fıkrası gibi bir hükme maddede ayrıca yer verilmemiştir."
    Komisyon Gerekçesinde ise;
    "Tasarının 28"inci maddesinin birinci fıkrası, içeriği değiştirilmeksizin, daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla bentlere bölünmüştür.
    İkinci fıkrada "mensup olduğu" ifadesi yerine "yargı çevresi içinde bulunduğu" ifadesi tercih edilmiştir. Çünkü bir ceza hâkimi veya mahkemesi ile başka bir ceza mahkemesi arasında herhangi bir mensubiyet ilişkisi söz konusu olamaz.
    Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısında, ceza hukuku anlamında herhangi bir suç ve cezaya yer verilmesi uygun bulunmadığından, para cezası öngören dördüncü fıkra tasarıdan çıkarılmıştır.
    Ancak metinden çıkarılan dördüncü fıkranın yerine başka bir fıkra öngörülmüştür. Böylece hâkimin çekinmesi hükmünde yer alan bir düzenlemenin benzeri buraya da alınmak suretiyle iki hüküm arasında paralellik sağlanmış ve 27"nci madde olarak kabul edilmiştir.",
    Anılan Kanun"un 31. maddesine ilişkin Hükûmet Tasarısı Gerekçesinde;
    "Madde, uygulamada gerçekleşmesini sağladığı olumlu sonuçlar gözetilerek, 1412 sayılı Kanun"dan kelime değişiklikleri ile aynen alınmış ve kovuşturma evresine ulaşmış davaların, tarafların iyi niyete dayanmayan ret istemleriyle sürüncemede kalmasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu maksatla ret isteminin mutlaka geri çevrileceği hâller: Kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi isteminin süresinde yapılmaması, ret nedeni veya inandırıcı delilin gösterilmemesi, duruşmayı uzatmak için ileri sürüldüğünün açıkça anlaşılmasıdır. Bu hâllerde istem reddedilen hâkim tarafından doğrudan doğruya veya onun katılımıyla mahkemece geri çevrilir.
    "Geri çevirme" Kararına karşı hükümle birlikte, ilk derece mahkemesince verilmişse istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesince verilmişse temyiz yoluna başvurulabilir.",
    Komisyon Gerekçesinde ise;
    "Tasarının 32. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ‘inandırıcı" ibaresi metinden çıkarılmıştır. Çünkü ya bir delil vardır ve inandırıcıdır ya da ortada delil yoktur. İnandırıcılık delilin özünde olan bir husustur. Delilin inandırıcı olup olmadığını takdir yetkisi ise, delili değerlendirme mevkiinde olan makam veya mercie aittir.
    Son fıkradaki kanun yolu değiştirilmiş ve istinaf veya temyiz yerine itiraz kanun yolu tercih edilmiştir. Böylece hâkimin tarafsız olup olmadığı sorunu bir an önce çözümlenerek esasa ilişkin yargılamaya devam edilecek ve yargılama bittikten sonra dahi tarafsızlık sorunu gündeme getirilir olmaktan çıkarılacaktır. Bu gerekçelerle değiştirilen madde yeniden düzenlenmiş ve 31"nci madde olarak kabul edilmiştir." açıklamalarına yer verilmiştir.
    Hâkimin reddi kurumunun kötüye kullanılması nedeniyle Almanya Usul Yasası"ndaki hükümler Türk Ceza Hukuku sistemince de benimsenmiş, düzenlemeyle yersiz, zamansız ve duruşmayı uzatmak maksadıyla, kötü niyete dayalı olarak yapılan hâkimin reddi taleplerinin geri çevrilmesi suretiyle bu tür taleplerin sonuçsuz bırakılması amaçlanmıştır.
    Hâkimin görev yasağı bulunan davaya bakamayacağı ve yargılamaya katılamayacağı hâllerde ret istemi herhangi bir süreye bağlanmamış, yargılama bitene kadar ret talebinde bulunmak mümkün kılınmış ise de; tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddinin, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusunun başlanmasına, duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilecektir. Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması 5271 sayılı Kanun"un 25. maddesinde şart koşulmuştur. Kanun"daki düzenleme ile bu sürelere uyulmadığının belirlenmesi hâlinde ret isteminin geri çevrileceği hüküm altına alınmıştır.
    Kanun"da sayılan düzenlemelerle ret talebinde, ret sebebinin ve delillerinin gösterilmesi şart koşulmuş, böylece soyut, gerekçesiz olan ret isteklerinin önüne geçilmek amaçlanmıştır. Hâkimin gösterilen delilleri inandırıcı bulmaması hâlinde de ret isteğini geri çevirebilmesi imkânı tanınmış, ret talebinde bulunanın, ret nedenlerini somut olarak ortaya koyması zorunlu tutulmuştur.
    Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığının anlaşılması hâlinde de ret isteği geri çevrilecektir. Fakat burada ret isteyenin amacı açıkça anlaşılmalıdır, açıkça anlaşılamıyor ya da bu konuda kuşku varsa, ret isteği bu nedenle geri çevrilmemelidir. Ancak ret talebinde bulunan, ret nedenlerinin tümünü bir defada açıklamak yerine, azar azar açıklamakta ise, duruşmayı uzatmak istediği söylenebilir.
    Ret isteği süresinde yapılmışsa, ret nedenine ilişkin inandırıcı kanıtlar gösterilmişse ve yargılamayı uzatmak amacı yoksa 5271 sayılı Kanun"un 27. maddesinde belirtilen usul izlenerek reddi istenen hâkimin katılımı olmaksızın bu konuda bir karar verilmelidir.
    5271 sayılı Kanun"un 28. maddesine göre ret isteminin kabulüne dair verilen kararlar kesindir. Ret isteminin kabulüne dair karar verilmesi üzerine davaya bakmakla başka bir hâkim veya mahkeme görevlendirilecektir. Ret isteminin kabul edilmemesine dair kararlara karşı ise itiraz yoluna gidilebilecektir. İtiraz mercisince verilen ret kararları ancak hükümle birlikte incelenebilecektir.
    5271 sayılı Kanun"un 29. maddesinde reddi istenilen hâkimin ret isteği karara bağlanıncaya kadar yapabileceği ve yapamayacağı işlemler ile yapabileceği işlemlerin geçerli olup olmadığı hususları düzenlenmiştir.
    Söz konusu maddeye göre, reddi istenilen hâkimin ret hakkında bir karar verilinceye kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapıp diğer işlemleri yapmaması gerekir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâl, derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun delillerinin ortadan kaybolması olasılığının ortaya çıkması durumudur. Gecikmesi sakıncalı durumların varlığı hâlinde bir işlem o anda yapılmadığında bir daha yapılması mümkün olmayabilir ya da yapılsa da ondan umulan faydaya ulaşamamak söz konusu olabilir. Bu nedenleri düşünen kanun koyucu tarafsızlığından şüphe edilen bir hâkim olsa dahi bir işlemin gecikmesi sakıncalı olması durumunda o hâkim tarafından yapılmasını, hiç yapılmamasına üstün tutmuş ve hâkime bu alanda yetki vermiştir. Hâkim reddedildikten sonra henüz bu konuda bir karar verilmeden gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle bir yargılama işlemi yapılmış ise tutanağa bu işlemin gecikmesinde sakınca olduğu kanaatine varılarak yapıldığı açıkça belirtilmelidir. 5271 sayılı Kanun"un 22. maddesinde öngörülen hâkimin yasaklılığı durumunda ise gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde dahi hiçbir yargılama işlemi yapamaz. Fakat maddeye eklenen ikinci fıkraya göre ret isteği oturum sırasında yapılmış ise; ret konusunda karar verilmesi için oturuma ara verilmesi gerekse bile, hâkim o oturumdaki duruşmayı sürdürmek durumundadır. Ancak bu durumda da; 5271 sayılı Kanun"un 216. maddesi uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenmesine geçilemez ve ret konusunda karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından yeni oturum başlatılamaz. Kanun bunu yasaklamıştır. 5271 sayılı Kanun"un 216. maddesindeki "söz" ile delillerin ortaya konulması ve tartışması bittikten sonra yargılama sonuçlandırılırken taraflara verilmesi gereken söz kastedilmektedir. Oturumda yargılama bu noktaya geldiğinde reddi istenen hâkimin duruşmaya ara vermesi zorunludur. Ret istemi konusunda verilen ret ya da kabul kararına göre eski ya da yeni hâkimle duruşmanın sürdürülmesi gerekir.
    Ret isteği kovuşturma evresinde ileri sürülmüşse, hâkim reddi hakkında bir karar verilinceye kadar yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapması gerekir. Oturum sırasında hâkimin reddi durumunda ise oturumu sürdürüp gecikmesinde sakınca olsun veya olmasın tüm yargısal işlemleri yerine getirecektir. Ancak katılanın son iddiası, Cumhuriyet savcısının esas hakkında görüşü ve sanık ya da müdafisinin esas hakkındaki savunmasını soramayacaktır (Osman Yaşar, Ceza Muhakemesi Kanunu, Yeni İçtihatlarla Uygulamalı ve Yorumlu, ..., 2011, 5. Baskı, 1. Cilt, s. 473 vd).
    5271 sayılı Kanun"un 31. maddesinde ise ret isteminin süresinde yapılmaması, ret nedenlerinin açıklanmaması, ret delilinin belirtilmemesi veya ret isteminin duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması durumunda ret isteminin geri çevrileceği, anılan geri çevirme kararına toplu mahkemelerde reddi istenen hâkimin de katılacağı, tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin bizzat kendisi tarafından geri çevrileceği düzenlenmiş ve bu geri çevirme kararlarına karşı itiraz yoluna müracaat edilebileceği belirtilmiştir.
    Görüldüğü üzere hâkimin reddi talebi üzerine; "Hâkimin reddi isteminin geri çevrilmesine", "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmesine" veya "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmemesine-reddine-" karar verilebilecektir. "Hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine" toplu mahkemelerde reddilen hâkimin de müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkim tarafından karar verilebilecek iken "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmesine" veya "Hâkimin reddi isteminin kabul edilmemesine-reddine-" ilişkin kararlarda reddedilen hâkim müzakereye katılmadan 5271 sayılı Kanun"un 27. maddesinde öngörülen usul izlenerek karar verilebilecektir.
    Öte yandan 5271 sayılı Kanun"un hem 27. maddesine göre verilen ret isteminin kabul edilmemesine hem de 31. maddesine göre verilen ret isteminin geri çevrilmesine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
    Yargıtay Kanunu"nun 39. maddesinde dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyelerinin reddolunabilecekleri düzenlenmiş ise de anılan madde içerisinde daire ve kurullarda temyiz incelemesi sırasındaki müzakerelerin gizli yapılacağının belirtilmesi, dairelerin ilk derece mahkemesi olarak bakmakta oldukları davalarda duruşma esnasında hâkimin reddedilmesi hâlinde izlenecek usule dair bir ibarenin bulunmaması nedenleriyle anılan düzenlemenin, Yargıtayın temyiz mercisi olarak baktığı davalar için geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Keza 5271 sayılı Kanun"un 268. maddesinin üçüncü fıkrasının "e" bendinde Yargıtay Ceza Dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazların incelenme mercisinin de belirlenmesi karşısında, Yargıtay Ceza Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatı ile baktıkları davalarda vuku bulan hâkimin reddi taleplerine ilişkin olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 24 ve devamında yer alan düzenlemelere göre hareket edilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu bilgiler ışığında ön sorun konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yapılan yargılamanın 15.05.2019 tarihli duruşmasında yargılamayı yapan heyette bulunan üye hâkim tarafından gerçekleştirildiği belirtilen savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikteki müdahaleler gerekçe gösterilerek Özel Daire Üyesi ... hakkında sanık tarafından sunulan 21.05.2019 ve 24.06.2019 tarihli dilekçeler ile hâkimin reddi talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.06.2019 tarihli duruşmada 5271 sayılı Kanun"un 31. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine karar verildiği, sanık tarafından 18.07.2019 tarihli dilekçe ile anılan karara itiraz edildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.07.2019 tarihli ek karar ile söz konusu itiraza ilişkin olarak itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden "kararda düzeltilme yapılmasına yer olmadığına" karar verilerek 5271 sayılı Kanun"un 31/3 ve 268. maddeleri gereğince dosyanın itiraz mercisi olan Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderildiği, Yargıtay 10. Ceza Dairesince hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin kararda herhangi bir isabetsizlik ile usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle sanığın yerinde görülmeyen itirazının reddine ve dosyanın Dairesine iadesine karar verildiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesince yargılamaya devam olunarak 19.11.2019 tarihinde nihai hükmün kurulduğu ve sanığın gerekçeli temyiz istemlerinde hakimin reddi talepleri hakkında verilen kararların hukuka aykırı olduğunu ve bu kararları da temyiz ettiğini belirttiği olayda;
    Sanığın 15.05.2019 tarihli oturumda gerçekleşen savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğunu beyan ettiği hususları anlattığı süresi içerisinde sunduğu dilekçelerinde ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve olguları ile birlikte ortaya koymak suretiyle usulüne uygun olarak hâkimin reddi talebinde bulunması üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 27. maddesi uyarınca yargılamayı yapan 9. Ceza Dairesince reddi istenen hâkimin katılmadığı müzakere sonucu ret isteminin kabulüne ya da reddine karar verilmesinin sağlanması yerine anılan Kanun"un 31. maddesi gereğince reddi istenen hâkimin de bulunduğu heyet tarafından ret talebinin geri çevrilmesine karar verilmesi suretiyle reddi istenen hâkimin, vaki ret talebi hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapabileceğine ilişkin 5271 sayılı Kanun"un 29. maddesinin birinci fıkrasının açık hükmüne aykırı olarak yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay 9. Ceza Dairesi hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; dosyanın onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 107-157 sayılı; sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, hâkimin reddi talepleri hakkında usulüne uygun olarak karar verilmesi sağlanmadan hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, oy çokluğuyla
    2- Sanığın tutuklukta geçirdiği süre göz önüne alınarak salıverilme isteklerinin REDDİNE, oy birliğiyle
    3- Dosyanın, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı gereğince Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.11.2021 tarihinde yapılan müzakerede karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi