
Esas No: 2013/8364
Karar No: 2013/8364
Karar Tarihi: 24/2/2016
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MURAT KARAYEL BAŞVURUSU (4) |
(Başvuru Numarası: 2013/8364) |
|
Karar Tarihi: 24/2/2016 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT |
|
|
Recep KÖMÜRCÜ |
|
|
Muammer TOPAL |
|
|
M. Emin KUZ |
Raportör Yrd. |
: |
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR |
Başvurucu |
: |
Murat KARAYEL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda darbedilme,
darp olayı hakkındaki şikâyet dilekçesinin işleme konulmaması ve etkili
soruşturma yapılmaması nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı, etkili
başvuru hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 28/10/2013 tarihinde Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi
vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir
eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,
başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar
verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,
başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar
verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun
kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar
verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 25/6/2015 tarihinde Anayasa
Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş
7/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın
görüşüne karşı beyanlarını 13/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, 22/9/2012 tarihinde nakil yoluyla Kırıkkale F Tipi
Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
10. Başvurucu ve diğer iki hükümlü hakkında 24/9/2012 tarihinde
arama sırasında slogan attıkları gerekçesiyle Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu
Başkanlığı tarafından 5/10/2012 tarihli disiplin işlemi uygulanmıştır.
11. Başvurucu ve diğer hükümlüler, anılan disiplin işlemine
karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuşlardır.
12. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği tarafından 7/1/2013 tarihinde
alınan sözlü ifadelerinde başvurucu ve diğer iki hükümlü tarafından, disiplin
soruşturmasına konu olan olayda (Ceza İnfaz Kurumundaki arama işlemleri
sırasında slogan atılması) infaz koruma memurlarının kendilerine saldırarak
kötü muamelede bulundukları ve bu eyleme ilişkin şikâyetleri nedeniyle anılan
disiplin soruşturmasının yürütüldüğü beyan edilmiştir.
13. 27/3/2013 tarihli tutanaktan, Kırıkkale İnfaz Hâkimliği
tarafından Ceza İnfaz Kurumundan kamera görüntülerinin ve doktor raporlarının
istendiği, elde edilen kamera görüntülerinde kötü muameleye ilişkin bir
bulgunun tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Başvurucu, kötü muamele yapılan
yerde kamera olmadığını beyan etmektedir.
14. 27/3/2013 tarihinde alınan sözlü ifadelerinde başvurucu ve
diğer iki hükümlünün, olay tarihinde saldırıya uğrayarak yaralandıklarını ve bu
nedenle slogan attıklarını iddia ettikleri anlaşılmaktadır. 24/4/2013 tarihinde
ise başvurucu dışındaki iki diğer hükümlü, kendilerinin saldırıya
uğramadıklarını beyan etmiştir.
15. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği, anılan kötü muamele iddialarına
ilişkin bir soruşturma yürütülüp yürütülmediği konusunda Cumhuriyet
Başsavcılığından bilgi istemiş; anılan olaya ilişkin bir soruşturmanın ve
şikâyetin söz konusu olmadığının bildirilmesi üzerine Kırıkkale İnfaz Hâkimliği
tarafından 22/5/2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda
bulunulmuştur.
16. Anılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma kapsamında
Ceza İnfaz Kurumundan, başvurucunun da içinde bulunduğu müştekiler hakkında
düzenlenen sağlık raporları ve kötü muameleye maruz kaldıklarına ilişkin
herhangi bir şikâyet dilekçelerinin bulunup bulunmadığı sorulmuş; Kurum
tarafından, başvurucu ve diğer iki hükümlüye ait 2/10/2012 tarihli sağlık
raporları gönderilmiş, söz konusu olaya ilişkin herhangi bir şikâyet
dilekçesine rastlanmadığı belirtilmiştir.
17. Cezaevine kabul-giriş işlemlerine yönelik olarak 2/10/2012
tarihinde, Kurum Tabipliği tarafından düzenlendiği anlaşılan raporlarda
başvurucu dışındaki iki müştekide herhangi bir bulguya rastlanmadığı,
başvurucunun sırt bölgesinde 4 cm çizik tespit edildiği belirtilmektedir.
18. Başvurucunun anılan muayenesini yapan Doktor G.D. soruşturma
aşamasında tanık sıfatıyla dinlenmiş ve beyanında özetle, başvurucunun anılan
tarihte cezaevine kabul-giriş muayenesi için getirildiğini, sırt bölgesinde 4
cm uzunluğunda çizik bulunduğunu, bu bulgunun darp ya da kötü muameleyi
düşündürecek bir bulgu olmadığını, günlük hayatta herhangi bir şekilde
oluşabilecek şekilde basit bir çizik olduğunu, başvurucuda başka bir bulguya
rastlamadığı gibi başvurucunun da darp ya da kötü muamele gördüğüne dair
herhangi bir beyanda bulunmadığını belirtmiştir.
19. Başvurucu, soruşturma aşamasında Kırıkkale Adli Tıp Şube
Müdürlüğüne sevk edilmiş; 19/6/2013 tarihinde yapılan muayenesinde herhangi bir
bulgu tespit edilmemiştir.
20. Başvurucu, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
19/6/2013 tarihinde müşteki sıfatıyla alınan beyanında özetle Kırıkkale F Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmelerinden iki gün sonra 24/9/2012
tarihinde üç kişi kaldıkları odadan infaz koruma memurlarının kendilerini,
eşyalarını almaya gideceklerini söyleyerek çıkardıklarını ve kamera kaydı
alınmayan acil müdahale odasına götürdüklerini, yürürlerken bir gardiyanın
kendisine "Elini cebinden çıkar, düzgün
yürü"dediğini,
kendisinin de bunun üzerine yürüyüşünde bir tuhaflık olmadığını ve elini cebine
koymasında da bir sakınca görmediğini söylediğini, bunun üzerine kendisini acil
müdahale odasına soktuklarını ve elini cebinden çıkarması konusunda ısrarcı
olduklarını, elini cebinden çıkarmayı reddetmesi nedeniyle bir infaz koruma
memurunun boğazından, diğerinin ise kolundan tutarak elini arkaya doğru
büktüklerini ve cebinden çıkardıklarını, sağlık muayenesini daha önce talep
etmelerine karşın 2/10/2012 tarihinde revire götürülerek muayene edildiğini,
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben şikâyetlerini belirtir dilekçe
yazdıklarını, dilekçelerinin işleme konulmadığını ancak söz konusu süreç
neticesinde anladıklarını, arbede sırasında kolunda morluklar ve sırtında
çizikler oluştuğunu ifade etmiştir.
21. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kırıkkale F
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan, acil müdahale odasını gösteren kamera
kayıtları bulunup bulunmadığı sorulmuş, varsa kamera kayıtlarının gönderilmesi
istenmiş ve başvurucunun anılan iddialarına ilişkin olarak Kurumca bir işlem
yürütülüp yürütülmediği sorulmuş; Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen cevap
yazısında, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünün 18/6/2003 tarihli ve 30014 sayılı yazıları gereğince kamera
kayıt sisteminin altı aydan (183 gün) eski olan kayıtları otomatik olarak
sildiği ve bu nedenle kayıtlara ulaşmanın mümkün olmadığı, anılan iddiayla
ilgili olarak Kurum tarafından yürütülen bir işlem olmadığı bildirilmiştir.
22. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/7/2013 tarihli ve S.
No: 2013/4516, K.2013/3623 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.
Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... 02.10.2012 tarihinde
kurum doktoru tarafından yapılan fiziki muayenelerinde ... Murat Karayel"in ...
yalnızca sırt bölgesinde 4 cm uzunluğunda çizik olduğunun belirtildiği,
müştekilerin Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu"nun
16.06.2013 tarih ve 2013/6977 sayılı yazısında da belirtildiği üzere
kendilerinin saldırıya uğradıklarına ilişkin Ceza İnfaz Kurumu aracılığı ile
herhangi bir müracaatlarının bulunmadığı, Kırıkkale İnfaz Hakimliği"nde beyanda
bulundukları görülmekle,
Müştekilerin alınan doktor raporları Kırıkkale
İnfaz Hakimliği"ndeki beyan tarihleri, kurum yazısı ve ekindeki belgeler ile
dinlenen tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde müştekilerin darp
edildiklerine ve dilekçelerinin gönderilmediğine dair soyut iddiadan başka
yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla..."
23. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz ise Ankara
5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/8/2013 tarihli ve 2013/640 Değişik İş sayılı
kararıyla reddedilmiştir.
24. Anılan karar 27/9/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,
başvurucu 28/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri
Kanunu"nun 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir
suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu
davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini
araştırmaya başlar."
26. 5271 sayılı Kanun"un 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı,
soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe
oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması
hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."
27. 5271 sayılı Kanun"un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer
olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının
yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza
mahkemesi başkanına itiraz edebilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 24/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda görevli memurlar tarafından darbedildiğini, Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben dilekçe
verdiğini ve doktor muayenesi talep ettiğini ancak doktor muayenesinin geç
yaptırıldığını ve ihbar dilekçesinin de işleme konulmadığını, İnfaz Hâkimliği
önünde sözlü olarak şikâyetini yinelemesi sonucu soruşturma başlatıldığını,
ancak eksik araştırma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini
belirterek etkili başvuru hakkı, adil yargılanma hakkı ile işkence ve kötü
muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde
bulunmuştur.
B. Değerlendirme
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkı ile adil
yargılanma hakkının ihlali iddialarının da işkence ve kötü muamele yasağı
kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
31. Anayasa"nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları
şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi
ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse
insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."
32. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci
fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye
“işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”
ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,
17/7/2014, § 80).
33. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve
geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu
hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen
şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını
gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme
yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi
Demir ve diğerleri, § 81).
34. Anayasa’nın 17. maddesi, devlete ayrıca kişilerin işkence ve
eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz
bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Anılan
yükümlülük, devletin kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal
mevzuat aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır.
35. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı
kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün bir de usul boyutu bulunmaktadır.
Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve
ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa
cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek
durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları
önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu
görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları
altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).
36. Başvurucu; infaz koruma memurları tarafından darp
edildiğini, şikâyet dilekçesinin işleme konulmadığını, sağlık raporunun geç
aldırıldığını ve eksik soruşturma yapıldığını ileri sürmektedir.
37. Başvurucunun iddialarına karşı Bakanlık görüşünde AİHM
içtihatlarına yer verilerek kötü muamele iddialarının Kırıkkale İnfaz Hâkimliği
önünde dile getirilmesi neticesinde soruşturma başlatıldığı, doktor raporları
ve kamera kayıtlarının araştırılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği
ifade edilmiştir.
38. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu; şikâyet
dilekçesinin işleme konulmayacağı ihtimalini düşünmesi nedeniyle Ceza İnfaz
Kurumunda bulunan diğer bazı hükümlülere uğradığı saldırıya ve şikayet
dilekçesine dair bilgiler verdiğini, bu kişilerin tanık olarak
dinlenilebileceğini, İnfaz Hâkimliği önünde şikâyetini beyan ettiği tarihte
kamera kayıtlarının henüz ulaşılabilir olduğunu, nitekim birtakım görüntülerin
İnfaz Hâkimliği dosyasına girdiğinin duruşma tutanaklarından anlaşıldığını,
kötü muameleye maruz kaldığı odada kamera bulunmamakla birlikte odaya giriş ve
çıkışların tespit edilebileceğini, Kuruma kabul işlemleri sırasında arama
işleminden hemen sonra sağlık muayenesi yapılması gerekirken on gün sonra
muayene edildiğini beyan etmiştir.
39. Somut olayda başvurucunun İnfaz Hâkimliği önündeki 7/1/2013
tarihli sözlü beyanı üzerine suç duyurusunda bulunulduğu ve Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır. Soruşturma
aşamasında doktor raporları (bkz. §§ 17-19), başvurucunun beyanı (bkz. § 20) ve
diğer deliller değerlendirilerek başvurucunun darbedildiğine
ilişkin soyut iddia dışında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya
yer olmadığı kararı verilmiştir.
40. Başvurucunun, bireysel başvuru dilekçesinde olayın somut
tasvirini içeren bir anlatıma yer vermediği anlaşılmakla birlikte soruşturma
dosyası kapsamında başvurucunun; infaz koruma memurları tarafından eşyalarını
almaya gidecekleri söylenerek kaldıkları odadan çıkarıldıklarını, elini
cebinden çıkarmasının söylenmesi üzerine infaz koruma memurlarıyla aralarında
tartışma yaşandığını ve bir görevlinin kendisini boğazından tuttuğunu diğerinin
ise kolundan tutup elini cebinden çıkardığını, bu eylem nedeniyle kolunda
morarmalar ve sırtında çizikler oluştuğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.
41. 2/10/2012 tarihli sağlık raporunda (§17) başvurucunun
sırtında 4 cm çizik bulunduğu tespit edilmiş olmakla birlikte, başvurucunun
boğazdan ve koldan tutma ile sınırlı olay anlatımında anılan çiziklerin
oluşması için nedensellik bağı kurulabilecek bir açıklaması (duvara çarpma,
düşme gibi) bulunmadığı anlaşılmaktadır.
42. Başvurucunun kolunda morarmalar meydana geldiği iddiasının,
kolundan tutularak elinin cebinden çıkarıldığı iddiasıyla uyumlu olduğu
anlaşılmakla birlikte, sağlık raporunda anılan morarmaya ilişkin bir tespit yer
almadığı anlaşılmaktadır.
43. Bir kimsenin -özellikle içinde bulunduğu hassas durum da
dikkate alındığında- ceza infaz kurumunda şiddete maruz kaldığını kanıtlayacak
doktor raporu elde etmesinin zor olabileceği, başvurucunun da sağlık raporunun
olay tarihinden sekiz gün sonra alınması nedeniyle ileri sürülen, kolda morarma
bulgusunun kaybolmasının mümkün olabileceğinin dikkate alınması gerekmekle
birlikte gerek sağlık raporundan gerek tanık sıfatıyla dinlenilen doktor
beyanından başvurucunun muayene sırasında anılan yaralanmaya ilişkin bir
beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun, doktor muayenesi sırasında, darbedildiğine ilişkin beyanda bulunduğu ancak dikkate
alınmadığı yönünde bir açıklaması bulunmadığı gibi korktuğu ya da tehdit
edildiği için anılan beyanda bulunamadığı yönündebir
iddiasının da mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
44. Başvurucu ayrıca kötü muamele iddialarına ilişkin olarak
Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben dilekçe verdiğini ancak anılan dilekçenin
Savcılığa iletilmediğini ileri sürmektedir. Soruşturma aşamasında yapılan
incelemede Ceza İnfaz Kurumu kayıtlarında anılan dilekçeye rastlanmamıştır.
Başvurucunun soyut iddia dışında, anılan dilekçeyi ne zaman ve kime teslim
ettiği, dilekçesinin kayda alınıp alınmadığı gibi bir bilgiyi de Anayasa
Mahkemesine sunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı
sunduğu beyanında, anılan saldırıdan ve verdiği şikayet
dilekçesinden Ceza İnfaz Kurumundaki bir kısım hükümlüleri haberdar ettiğini,
bu kişilerin tanık olarak dinlenilebileceğini belirtmişse de soruşturma
aşamasında bu yönde bir beyanda bulunmadığı tespit edilmiştir.
45. Bu açıklamalar ışığında gerek bireysel başvuru dosyasında
gerek soruşturma dosyasında, başvurucunun kötü muamele iddiasını destekleyecek
nitelikte bir bulguya rastlanmadığı, başvurucunun Anayasa"nın 17. maddesinin
üçüncü fıkrası kapsamındaki iddialarının kanıtlanmamış şikâyetlerden oluştuğu
anlaşıldığından, başvurunun açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar
verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi
mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten
TAMAMEN MUAF TUTULMASINA
24/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.